21. bölüm · Gerçek Ailem mı?
Zehir
"Bu serumu kim değiştirdi?!"
Doktorun sesi koridoru yırttı.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra her şey aynı anda patladı.
Ahu çığlık atarak odaya koşmaya çalıştı.
"OĞLUM!"
Hemşireler önüne geçti.
"Lütfen içeri girmeyin!"
Azra ağlıyordu.
"Ne oldu?!"
"Abime ne oldu?!"
Kimse cevap vermiyordu.
Çünkü kimse bilmiyordu.
Doktorlar Aras'ın etrafında toplanmıştı.
Monitörlerden gelen sesler koridora kadar ulaşıyordu.
BİP!
BİP!
BİP!
Hızlı.
Düzensiz.
Tehlikeli.
Ada kapının önünde donmuştu.
Nefes alamıyordu.
Bir saat önce vurulmuştu.
Şimdi de bu.
Bu normal değildi.
Asla değildi.
Azat'ın gözleri odanın içindeydi.
Ama yüzü...
Taş gibiydi.
Tehlikeli derecede taş.
Aslan doktorlardan birini yakaladı.
"Ne oldu?!"
Doktor sertçe elini kurtardı.
"Şu an konuşamam!"
"Bana cevap ver!"
Poyraz araya girdi.
"ASLAN!"
Aslan döndü.
Poyraz'ın yüzü bembeyazdı.
Ve bu...
Herkesi daha çok korkuttu.
Çünkü Poyraz kolay korkmazdı.
"Ne var?" dedi Kerem.
Poyraz birkaç saniye sustu.
Sonra konuştu.
"Serumun içeriği değişmiş."
Sessizlik.
Tam bir sessizlik.
Aziz'in yüzü karardı.
"Ne demek değişmiş?"
Poyraz'ın çenesi kasıldı.
"Birisi seruma farklı bir madde eklemiş."
Ahu'nun dizleri çözüldü.
Salih yetişip tuttu.
Azra ağlamaya başladı.
Ozan duvara yaslandı.
Kerem yumruğunu duvara geçirdi.
"Kim yaptı bunu?!"
Kimsenin cevabı yoktu.
Ama herkes aynı şeyi düşünüyordu.
Bu kaza değildi.
Birileri Aras'a ulaşmıştı.
Ve bu...
Aras hedef olmadığı halde olmuştu.
Tam o sırada...
Ada'nın telefonu yeniden titredi.
Bu kez kimse nefes almadı.
Telefon yavaşça açıldı.
Yeni mesaj.
Tek cümle.
"Yanlış kişi."
Ada'nın elleri titremeye başladı.
Bora telefonu kaptı.
Mesajı okudu.
Sonra yüzü bembeyaz oldu.
Çağatay da okudu.
"Hayır..."
Batu dişlerini sıktı.
"Bu adam hasta."
Azat telefonu aldı.
Mesajı okudu.
Sonra...
Telefonu duvara fırlattı.
CRAAK!
Telefon paramparça oldu.
Koridordaki herkes irkildi.
Çünkü Azat bağıran biri değildi.
Ama şimdi...
Kontrolünü kaybediyordu.
"YETER!"
Sesi koridoru doldurdu.
"YETER!"
Kimse konuşmadı.
Azat derin nefes aldı.
Sonra adamlarına döndü.
"Kapıları kapatın."
"Asansörleri kapatın."
"Bu hastaneden kimse çıkmayacak."
Aslan anında harekete geçti.
Cihan telefonuna sarıldı.
Serkan koşarak uzaklaştı.
Birkaç dakika içinde hastane...
Bir kaleye dönüştü.
Ama Ada'nın içindeki korku büyüyordu.
Çünkü ilk kez anlamıştı.
Bu kişi onu korkutmaya çalışmıyordu.
Bu kişi gerçekten öldürmeye çalışıyordu.
Tam o sırada...
Aras'ın odasının kapısı açıldı.
Bir doktor çıktı.
Yüzünde yorgunluk vardı.
Ve korku.
Ahu koştu.
"Nasıl?!"
Doktor derin nefes aldı.
"Şimdilik stabil."
Koridordaki herkes rahatladı.
Ama sadece bir saniyeliğine.
Çünkü doktor devam etti.
"Fakat..."
İnsanların nefesi yine kesildi.
"Kanında bulunan maddeyi tespit ettik."
Azat öne çıktı.
"Neymiş?"
Doktor cevap verdi.
"Bu madde hastanenin eczanesinde bulunmuyor."
Sessizlik.
"Türkiye'de de yasal olarak satılmıyor."
Aslan'ın yüzü değişti.
Cihan'ın da.
Çünkü bu artık sıradan bir saldırı değildi.
Doktor son cümleyi söylediğinde ise herkes dondu.
"Bu maddeyi kullanabilmek için tıbbi bilgi gerekiyor."
Poyraz başını kaldırdı.
Doktor ona baktı.
Ve ekledi:
"Yani saldırgan ya sağlık çalışanı..."
Koridorda çıt çıkmıyordu.
"...ya da bir doktor."
Tam o anda...
Koridorun sonundaki güvenlik görevlisi koşarak geldi.
Nefes nefeseydi.
"Efendim!"
Azat döndü.
"Ne var?"
Görevli yutkundu.
Sonra söyledi:
"Güvenlik odasında yeni görüntü bulundu."
Herkes ona baktı.
Görevlinin sesi titriyordu.
"Şüphelinin yüzü hâlâ görünmüyor."
Durdu.
"Ama bir şey duyuluyor."
Azat'ın gözleri daraldı.
"Ne?"
Görevli korkuyla cevap verdi:
"Görüntüde biri ona ismiyle sesleniyor."
Koridor sessizleşti.
"Ve duyulan isim..."
Görevlinin sesi kısıldı.
"...Poyraz."
****************************************************************************************************
Selammmssss
Veee
Yinee
Bayyssss
Bu sıcakta bizim haller harbi yaaa
