8. bölüm · Gerçek Ailem mı?
Aynı Kan, Farklı Sessizlik
Şehir henüz tam uyanmamıştı ama hastanenin koridorları her zamanki gibi uyanıktı. Flu ışıklar, temizlenmiş ama hiç tamamen temiz hissedilmeyen zeminler, sürekli bir acele hâli.
Ada kapının önünde durdu.
Bu kez içeri girmek daha zordu.
Çünkü artık içeride ne olduğunu bilmiyordu.
Yanında Azra vardı.
Bu bile başlı başına garipti. Dün yabancı olan biri, bugün yanında yürüyordu. Arada hiçbir duvar yokmuş gibi değil, duvarların yıkılmış ama molozların hâlâ yerde durduğu bir yakınlık.
Azra konuşmadı.
Ada da konuşmadı.
Sessizlik bile aynı değildi artık. Önceden boşluktu, şimdi doluydu.
Ahu onları girişte karşıladı.
Yüzü yorgundu. Uykusuzlukla değil, karar yüküyle.
“Gelin,” dedi sadece.
Sesinde açıklama yoktu.
Sadece yön vardı.
Onları yine aynı odaya götürdü.
Ama bu kez masa üzerinde tek bir dosya yoktu.
Üç dosya vardı.
İki kapalı, biri açık
.
Ada dosyalara baktı.
“Bu ne?” dedi.
Ahu cevap vermedi hemen.
Azra gözlerini dosyalardan ayırmadı.
“Daha önce ikiydi.”
Ahu başını hafifçe salladı.
“Evet.”
Sonra durdu.
“Şimdi üç.”
O kelime odanın içine yanlış bir nesne gibi düştü.
Babalar içeri girdi.
Bu kez daha gerginlerdi.
Konuşmalar kısa, bakışlar uzun.
Annelere bakıldığında, iki farklı suçluluk türü vardı.
Biri kabulleniş, biri inkârın son aşaması.
Ahu dosyaları açtı.
“İlk test yanlış olabilir,” dedi.
Ada sertçe baktı.
“Bunu zaten biliyoruz.”
Ahu başını kaldırdı.
“Hayır. Şunu bilmiyorsunuz.”
O an oda daraldı.
Sanki hava miktarı azaltılmış gibi.
Ahu devam etti.
“İlk karışıklık hastanede oldu. Ama kayıtlar incelendiğinde… sadece iki bebek değil.”
Durdu.
Azra fark etti.
“Üç mü?”
Ahu tek kelime söyledi.
“Evet.”
Sessizlik bu kez farklıydı.
Ağır değil.
Çökertici.
Ada bir adım geri attı.
“Bu mümkün değil.”
Babası ilk kez konuştu.
“Biz seni doğduğundan beri…”
Cümleyi bitiremedi.
Çünkü cümle artık güvenilir değildi.
Ahu dosyayı açtı.
İçinde üç doğum kaydı vardı.
Üç isim.
Üç farklı aile.
Ama aynı zaman dilimi.
Azra kâğıda baktı.
Gözleri sabitti ama içi sabit değildi.
“Ben ne oluyorum o zaman?” dedi.
Ses düşük çıktı.
Ama kırılmadı.
Sadece sarktı.
Ada masaya yaklaştı.
Dosyaya baktı.
Kendi ismi vardı.
Azra’nın ismi vardı.
Bir de üçüncü bir isim.
Tanımadığı.
Ama tuhaf bir şekilde “eksik” hissettiren bir isim.
Sanki bir parça daha önce oradaymış da şimdi silinmiş gibiydi.
“Bu kim?” dedi Ada.
Ahu cevap vermedi.
Çünkü cevap net değildi.
Doktorlardan biri içeri girdi.
Elinde yeni bir rapor.
Kimse istemeden dinledi.
“Genetik eşleşmeler tekrar incelendi,” dedi.
Sonra durdu.
Bu duraklama teknik değildi.
İnsaniydi.
“Bazı sonuçlar… örtüşmüyor.”
Azra başını kaldırdı.
“Ne demek örtüşmüyor?”
Doktor kağıda baktı.
“Bazı DNA segmentleri aynı kişiye ait olamaz. Ama kayıtlar bunu gösteriyor.”
Ada nefes aldı.
“Yani hata mı?”
Doktor gözlerini kaçırdı.
“Ya hata… ya da başka bir durum.”
Ahu ilk kez sesini yükseltti.
“Başka durum nedir?”
Doktor cevap vermedi.
Çünkü cevap, tıbbi bir kelimeye sığmıyordu.
Oda sessiz kaldı.
Bu kez kimse hızlı konuşmadı.
Çünkü hız, yanlış yapma ihtimalini artırıyordu.
Azra yavaşça ayağa kalktı.
“Ben buradan çıkıyorum.”
Kimse durdurmadı.
Çünkü kimse neyi durduracağını bilmiyordu.
Ada arkasından baktı.
Gitmek kolaydı.
Ama kalmak daha karmaşıktı.
Koridorda Azra durdu.
Camdan dışarı baktı.
Elini cama koydu.
Parmak izleri kaldı.
Sonra fısıldadı.
“Ben kimim…”
Ama bu soru artık felsefi değildi.
Operasyoneldi.
Ada odada kaldı.
Ahu yanına geldi.
“Bunu bilmen gerekiyor,” dedi.
Ada bakmadı.
“Ne?”
Ahu kısa bir nefes aldı.
“Bu karışıklık… sadece hastane hatası olmayabilir.”
Ada başını çevirdi.
İlk kez gerçekten baktı.
“Ne diyorsun sen?”
Ahu cevap vermeden önce uzun bir saniye geçti.
“Dosyalardan biri bilinçli değiştirilmiş olabilir.”
O an Ada’nın zihninde bir şey yerinden oynadı.
Hata artık masum değildi.
Bir müdahale vardı.
Bir el.
Bir sebep.
Belki de bir seçim.
Akşam olduğunda herkes dağılmıştı.
Ama hiçbir şey bitmemişti.
Sadece geçici olarak askıya alınmıştı.
Ada eve döndü.
Ama ev artık aynı şey değildi.
Kapıdan girerken fark etti.
Sessizlik bile değişmişti.
Gece yarısı telefon titredi.
Bilinmeyen numara.
Ada baktı.
Açmadı.
Bir mesaj geldi.
Sadece üç kelime:
“Üçüncü kişi bulundu.”
Ada ekrana uzun süre baktı.
Sonra telefon elinden kaydı.
Ve ilk kez gerçekten anladı.
Bu hikâye hastanede başlamamıştı.
Sadece orada ortaya çıkmıştı.
*************
Selammmm yineeeee
Bebişlerrrr nasıldı bölümmm
İnşallah beğenmişsinizdirrrr.
Bir kuzu attığım 6. Bölümü hemen okumuşş
Valla çok mutlu oldummm
Burdan teşekkür ederimmm 😍😘😘
Neysem asklarr benden bu bölüm bu kadarrrrrr.
Görüşürüzz seviliyorsunuzzz calp calp calpp 💙 🤍
