17. bölüm · Gerçek Ailem mı?

Kurşundan Sonra

... ...

Silah sesi kesilmişti.
Ama kimsenin kulaklarındaki uğultu gitmiyordu.
Sanki dünya bir anlığına durmuştu.
Aras yerdeydi.
Ada'nın nefesi kesildi.
Gözleri büyüdü.
Bacakları hareket etmiyordu.
"Aras..."
Sesi çıkmadı bile.
Sadece dudaklarından döküldü.
Ahu çığlık attı.
"ARAS!"
Azra ağlamaya başladı.
"Abi!"
Her şey aynı anda oldu.
Aziz koştu.
Poyraz koştu.
Kerem koştu.
Aslan çoktan silahını çekmişti.
"YAKALAYIN ONU!"
Sokakta bağırışı yankılandı.
Cihan ve Serkan motosikletin peşinden koştu.
Ama çok geçti.
Motor çoktan sokağın sonuna ulaşmıştı.
Azat'ın yüzü ilk kez değişti.
Gerçekten değişti.
Öfke.
Saf öfke.
Ada daha önce birçok kez sinirli insanlar görmüştü.
Ama bu...
Başkaydı.
Bu bir babanın yüzüydü.
Ve o baba oğlunun yerde yattığını görüyordu.
Poyraz dizlerinin üzerine çöktü.
"Çekilin!"
Herkes geri çekildi.
Doktordu.
Bu yüzden herkes onu dinledi.
Aras'ın tişörtü kana bulanmıştı.
Ada'nın midesi kasıldı.
Kan görmek başka şeydi.
Birinin kanını görmek başka.
İkizinin kanını görmek...
Çok başka.
Poyraz yaraya bastırdı.
Aras dişlerini sıktı.
Canı yanıyordu.
Belliydi.
Ama bağırmıyordu.
"Kurşun içeride kalmış."
Kerem'in yüzü bembeyaz oldu.
"Abi..."
Poyraz sertçe bağırdı.
"AMBULANS ÇAĞIRIN!"
"Kendi hastanemize gidiyoruz!"
diye kükredi Azat.
Kimse itiraz etmedi.
Çünkü Azat'ın ses tonu...
İtiraz kabul etmiyordu.
Ada hâlâ hareket edemiyordu.
Bora omzuna dokundu.
"Ada."
Tepki vermedi.
"Ada!"
Bu kez irkildi.
Gözlerini Aras'tan ayıramıyordu.
Çünkü birkaç dakika önce...
Aras onu çekmişti.
Kurşun ona gelecekti.
Ve şimdi...
Aras yerdeydi.
Onun yüzünden.
"Benim yüzümden."
Fısıldadı.
"Hayır."
Bu ses Aras'a aitti.
Ada şaşkınlıkla ona baktı.
Aras güçlükle nefes aldı.
"Senin..."
Durdu.
Nefes aldı.
"Suçun değil."
Ada'nın gözleri doldu.
Ama ağlamadı.
Henüz.
Aslan sertçe arabaya yöneldi.
"Kim yaptıysa bulacağım."
Aziz yumruğunu duvara geçirdi.
Duvar çatladı.
"Öldüreceğim!"
Azat döndü.
"AZİZ!"
Herkes sustu.
Azat'ın gözleri kararmıştı.
"Önce kardeşin yaşayacak."
Bu cümle...
Aziz'i durdurdu.
Ama öfkesini söndürmedi.
Hiçbirinin öfkesini söndürmedi.
Yarım saat sonra.
Hastane.
Koridorlar.
Beyaz ışıklar.
Koşuşturan insanlar.
Aras ameliyattaydı.
Kapının üstündeki kırmızı ışık yanıyordu.
Ve beklemek...
İnsanları delirtmeye başlamıştı.
Azra ağlıyordu.
Ahu yanında oturuyordu.
Ama kendisi de titriyordu.
Kumsal sessizdi.
Salih sessizdi.
Bora.
Batu.
Çağatay.
Kimse konuşmuyordu.
Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu.
Eğer Aras onu çekmeseydi...
Şimdi o kapının arkasında Ada olacaktı.
Ada koridorun sonundaki pencerenin önünde durmuştu.
Tek başına.
Tam o sırada...
Aslan yanına geldi.
İlk kez bağırmıyordu.
İlk kez tehdit etmiyordu.
Sadece durdu.
"Biliyor musun..."
dedi.
Ada cevap vermedi.
Aslan camdan dışarı baktı.
"Aras hayatında ilk kez birini düşünmeden hareket etti."
Sessizlik.
"Asla böyle biri değildir."
Ada başını kaldırdı.
Aslan devam etti.
"Ama seni gördü."
Durdu.
"Ve düşündü."
Ada'nın boğazı düğümlendi.
Çünkü bu...
Suçluluk hissini daha da büyütüyordu.
Tam o sırada...
Koridorun diğer ucundan koşan bir adam geldi.
Siyah takım elbise.
Nefes nefese.
Direkt Azat'ın yanına gitti.
Bir şey fısıldadı.
Ve...
Azat'ın yüzü buz gibi oldu.
Gerçekten buz gibi.
Ahu ayağa kalktı.
"Ne oldu?"
Azat cevap vermedi.
Adam tekrar konuştu.
Bu kez biraz daha yüksek sesle.
"Plaka sahte çıkmış."
Sessizlik.
"Ve saldırgan..."
Durdu.
"Tek başına değilmiş."
Koridordaki herkes ona döndü.
Adam yutkundu.
Sonra söyledi:
"Bu plan haftalardır hazırlanıyormuş."
Ada'nın kalbi duracak gibi oldu.
Çünkü bu bir saldırı değildi artık.
Bir suikast girişimiydi.
Ve hedef...
Aras değildi.
Hedef Ada'ydı.

**************************************************

Naberr millettt
Nasılsınizz
İyisinizdir inşaallahh
Neysemm bölüm nasill aşklarrrr
Gaggagagagaga
Ben yazarken çıldırıyorumm heeee
Ksksks neyseee benlik bu bölüm bu kadarr
Bayyysssa