29. bölüm · Gerçek Ailem mı?
Av
"...üçüncü çocuk şu anda bu odanın içinde."
Kimse kıpırdamadı.
Odadaki hava bir anda değişti.
Azra.
Ada.
Aras.
Ozan.
Aslan.
Cihan.
Poyraz.
Aziz.
Serkan.
Kerem.
Ahu.
Azat.
Kumsal.
Salih.
Bora.
Batu.
Çağatay.
Bir anda herkes birbirine bakmaya başladı.
"Bu saçmalık."
dedi Aslan.
Ama sesi bile eskisi kadar emin çıkmamıştı.
Tam o anda...
Bilgisayar ekranı tekrar karardı.
Ve yeni bir yazı belirdi.
"10 dakika."
Sessizlik.
Sonra ikinci satır geldi.
"10 dakika içinde üçüncü çocuğu bulamazsanız Ada ölecek."
"LANET OLSUN!"
diye bağırdı Aziz.
Aynı anda odadaki bütün telefonlar titredi.
Bir.
İki.
Üç.
Herkes telefonuna baktı.
Ve dondu.
Çünkü bütün telefonlara aynı fotoğraf gelmişti.
Ada'nın fotoğrafı.
Ama canlı.
Şu an çekilmiş.
Birileri onları izliyordu.
Şu an.
Bu odanın içinden.
Cihan aniden kapıya koştu.
"KİMSE DIŞARI ÇIKMASIN!"
Kapıyı kilitledi.
Bora sinirlendi.
"Ne yapıyorsun sen?!"
"Aramızda biri varsa kaçamaz!"
Tam o sırada...
Işıklar tekrar söndü.
Her yer karanlığa gömüldü.
Bir çığlık duyuldu.
Azra.
"AAAAA!"
Ardından büyük bir gürültü.
CRASH!
Bir şey devrilmişti.
"AZRA!"
diye bağırdı Ada.
Karanlığın içinde birileri koşuyordu.
Birileri bağırıyordu.
Ve sonra...
Silah sesi.
PAT!
Herkes dondu.
PAT!
İkinci silah sesi.
Ahu çığlık attı.
Ozan bağırdı.
"YERE YATIN!"
Bir anda kaos başladı.
Aslan cebinden silahını çekti.
Aziz de.
Cihan da.
Azat'ın adamları koridoru doldurmaya başladı.
Tam o sırada elektrikler geri geldi.
Ve herkes gördü.
Azra yerdeydi.
Ama vurulmamıştı.
Birisi onu çekmişti.
Ve boğazına bıçak dayamıştı.
Odadaki herkes dondu.
Kapüşonlu adam.
Nihayet karşılarındaydı.
Gerçekten karşılarındaydı.
Azra ağlıyordu.
Adam ise sakince duruyordu.
"Silahları indirin."
Aslan bir adım attı.
"Onu bırak."
Adam bıçağı biraz daha yaklaştırdı.
Azra'nın boynunda ince bir çizik oluştu.
Ahu çığlık attı.
"YAPMA!"
Adam güldü.
"O kadar kolay değil."
Azat öne çıktı.
"Ne istiyorsun?"
Adam sessizce Ada'ya baktı.
Sadece Ada'ya.
Dakikalar gibi gelen birkaç saniye geçti.
Sonra konuştu.
"Gerçeği."
Ada'nın kalbi hızlandı.
"Sen kimsin?"
Adam başını eğdi.
Sonra yavaşça elini kapüşonuna götürdü.
Ve çıkardı.
Odadaki herkes dondu.
Ahu'nun dizleri çözüldü.
Azat'ın yüzündeki bütün renk kayboldu.
Aslan geriye bir adım attı.
Poyraz'ın gözleri büyüdü.
Çünkü karşılarında duran kişi...
Fotoğraftaki kadına benziyordu.
Çok benziyordu.
Aynı gözler.
Aynı yüz hatları.
Adam konuştu.
Sesi artık titremiyordu.
"Benim adım Eren."
Sessizlik.
"Ve Zehra benim annem."
Oda buz kesti.
Ama Eren henüz bitirmemişti.
Azra'yı bıraktı.
Sonra cebinden eski bir dosya çıkardı.
Dosyayı yere attı.
Dosyanın üzerinde tek bir kelime yazıyordu:
GİZLİ
Eren'in gözleri Azat'a döndü.
Ve söylediği cümleyle ortalık yeniden yıkıldı:
"On altı yıl önce hastanede karıştırılan üç çocuk vardı."
Dosyayı işaret etti.
"Ve üçüncü çocuk..."
Herkes nefesini tuttu.
Eren'in parmağı yavaşça bir kişiyi gösterdi.
Ve o kişi...
Aras'tı.
**************************************************
Evettttt
Okurken 'ARASSS Mİİİİİ?' diyebilirsiniz
Bende yazınca tamamda knk ne alaka dedim
Kksksksks
Neyseeee ben kaçarrr
Sizi severiiyooo
