36. bölüm / 37
GELECEKTEKİ KARIN (texting)FİNAL
Bölümler 37Şu an: FİNAL
- 1 1.Bölüm116 kelime
- 2 2.Bölüm88 kelime
- 3 3.Bölüm72 kelime
- 4 4.Bölüm208 kelime
- 5 5.Bölüm129 kelime
- 6 6.Bölüm76 kelime
- 7 7.Bölüm50 kelime
- 8 8.Bölüm105 kelime
- 9 9.Bölüm64 kelime
- 10 10.Bölüm110 kelime
- 11 11.Bölüm356 kelime
- 12 12.Bölüm77 kelime
- 13 13.Bölüm107 kelime
- 14 14.Bölüm47 kelime
- 15 15.Bölüm104 kelime
- 16 16.Bölüm85 kelime
- 17 17..bölüm240 kelime
- 18 18.Bölüm308 kelime
- 19 19.Bölüm94 kelime
- 20 20.Bölüm104 kelime
- 21 21.Bölüm108 kelime
- 22 22.Bölüm741 kelime
- 23 23.Bölüm412 kelime
- 24 24.Bölüm298 kelime
- 25 25.Bölüm334 kelime
- 26 26.Bölüm1.414 kelime
- 27 27.Bölüm1.329 kelime
- 28 28.Bölüm903 kelime
- 29 29.Bölüm79 kelime
- 30 30.Bölüm1.320 kelime
- 31 31.Bölüm1.381 kelime
- 32 32.Bölüm689 kelime
- 33 33.Bölüm255 kelime
- 34 34.Bölüm805 kelime
- 35 35.Bölüm827 kelime
- 36 FİNAL9.247 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 ÖZEL BÖLÜM1.020 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Poyraz'dan
Çok güzel
Güneş bu hayatta gördüğüm en güzel kadın.
Yarım saat önce kalkmıştım,ama Güneş hâlâ uyuyordu ve onu uyurken izlemek bambaşka bir şey.
Şaka gibi!
3 gün sonra evleniyoruz
3 gün sonra Güneş benim gerçekten karım oluyor
Güneş yerinde kıpırdanıp bana baktı"Günaydın sevgilim"
"Günaydın karıcığım"
"Saat kaç?"
"Yedi buçuk"
"Off Poyraz niye beni kaldırmadın yâ?"
"Merak etme herkes uyuyor"
"Bugün okul var yâ"ona dik dik baktım
"Sevgilim,3 gün sonra biz evleniyoruz. 3 gün sonra biz evleniyoruz"
"Evet"
"Ne okulundan bahsediyorsun sen ya"
"Üff boşver sen beni. Bu aralar biraz dalgınım."
"Hadi kalk kahvaltı hazırlayalım"
"Bekle elimi yüzümü yıkayım, hazırlayalım. Daha sonra ev halkını da kaldırırız"
"Tamam sevgilim,ben mutfakta bekliyorum"
"Boş boş bekleme beni çayın suyunu koy"
"Neden hiç biriniz 1 dak'ka boş bırakmıyorsunuz?"
"Hadi hadi boş yapma"derken bir taraftan terlikleri giyiyordu
"Ne,ben boş mu yapıyorum?"
"Evet sevgilim hadi oyalanma kalk kalk kalk"
"Askerde miyiz evde miyiz belli değil?"
"Böyle söyleneceğine şükret. Özlersin sonra bu günleri"
"Ha diyorsun ki ben sadece ilk günün heyecanından böyleyim"
Durdu,düşündü daha sonra bana bakıp gülümsedi. Acı bir gülümsemeydi bu.
Güneş neden böyle?
Güneş banyoya girdiğinde telefonundan bildirim sesi geldi
Salih Doktor:Güneş Hanım,iyi günler. Bugün hastaneye uğramanız gerekiyor
Salih Doktor mu?
Ne doktoru ya?
N'oluyo?
Bakışlarımı telefondan ayırıp mutfağa doğru ilerledim. Demliğe suyu koyup düşünmeye başladım
Güneş'in doktorla ne işi olabilir ki?
O gayet iyi
En azından fiziksel olarak
"Sevgilim Allah'tan ocağa çay suyu koy dedik. Altını niye açmadın?"
"Ha,kusura bakma sevgilim dalmışım"
"Neyse hadi sen dolaptan salatalık falan çıkar. Annemgil kalkarlar biraz sonra"
Annemgil
Ailemi ailesi gibi görmesi beni en çok mutlu eden şeylerden biriydi
•••
"Günaydın yengelerin bir tanesi"
"Günaydın"
"Ooo kahvaltımı hazırladınız?"
"Yok abicim akşam yemeği hazırladık. Neye benziyor acaba?"
Masaya bir süre baktı
"Kahvaltıya"
"E o zaman?"
"Üff neyse boşverin,kahvaltı hazırsa ben annemgili kaldırıyorum"
"Hazır hazır çay da demlendi. Sen annemgili kaldır da gel kahvaltıya başlayalım"
Meltem annemgili kaldırmaya gidince Güneş'i kendime çevirip tezgaha yasladım.
"Poyraz n'apıyorsun?"
"Karımı öpücem"
Gülümsedi
"Şimdi mi?"
"Evet şimdi"
"Poyraz deli misin? Annemgil gelecek şimdi"
"Gelsinler"
"Off Poyraz saçmala çekil şur'adan"
"Bi' kere öpeyim çeklicem söz"
"Off Poyraz saçmala"
Ona yaklaşıp tam öpecekken
"Güzeller güzeli yengem bize kahvaltı hazırla- oww yanlış bir zaman da geldim sanırım"
Güneş omzuma vurdu"off Poyraz demiştim sana annemgil gelecek diye"
Annemgile gülümseyip"yok yok tam zamanın da geldiniz çayları koyuyordum ben de"
"Yenge bugün abimi benden uzak tutar mısın? Çünkü beni yiyecekmiş gibi bakıyor da"
"Off Poyraz. Çocuk musun ya? "
"Çocuk valla yenge,hatta bana geçen cadı da dedi"
"Ne,Poyraz sen ciddi misin?"
Meltem bir yandan bana Ohh canıma değsin hareketleri yaparken Güneş bana kızıyordu. Beklesin o cadı ben onu gece korkutmaz mıyım?
"Poyraz sakın gece gece kızın yanına gidip korkutma"
Kaşlarımı çatıp ona baktım. "Sen benim içimi nasıl okuyorsun ya? Doğruyu söyle sen uzaylı mısın?"
Gülümsedi
"Hadi Poyraz hadi. Otur masaya"
Masaya oturduktan sonra annem kolumu cimcikledi
"İnsan karısına yarıdm eder" dedikten sonra ayağa kalktı
"Sen otur kızım ben çayları koyarım"
"Yok annecim sen otur ben koyarım"
"Ya kızım ben koyarım ,zahmet etme"
"Annecim ne zahmeti. Siz bana evinizi açtınız,bırak çayınızı da ben koyayım"
"Ay kızım,sen bizim kızımızsın tabi açacağız sana evimizi'
Meltem dayanamayıp ayağa kalktı
"Ayyy,yeter be. İçimiz şişti bur'da. Oturun ikinizde çayı ben koyarım"
Güneş ağzını açacakken Meltem tekrardan konuştu
"İtiraz istemiyorum otur yerine aaaa"
Meltem çayları koyarken sıra benim çayına gelince önüne koyarken "aferin çalış köle" dedim. Meltem elinde ki demliği hareket ettirip dökermiş gibi yaptı.
"Ay ay yandım" deyip ayağa kalkarken Meltem demliği yerine koyup yerde gülüyordu buna annem ,babam ve Güneş de dahil
"Ya sevgilim sen de mi ya?"
Gülerken "ay Poyraz kusura bakma ama hakettin yani"
Sabır çekerek sandayeme geri otururken Meltem hâlâ yerde gülüyordu
Gülerek "Of Meltem abartma kalk" dedim
"Ay,ay karnım ağrıdı" diye söylenip yerine oturdu.
Kahvaltımızı yaptıktan sonra Meltem ile Güneş masayı topladı. Babam ile ben ise nikah hakkında konuşuyorduk.
Annem ise balkon da çamaşır asıyordu.
Meltem ile Güneş yanımıza geldiğinde Güneş yanıma oturdu.
"Sevgilim bugün gelinlik bakmaya gidelim mi?"
"Gidelim sevgilim ama benim halletmem gereken bir kaç işim var. Akif ile falan konuşacağım. O kadar şey oldu bize yardım etti doğru düzgün teşekkür bile edemedim. Ondan sonra da gelinlik bakmaya gideriz"
"Tamam sevgilim,işin kaç gibi biter alayım seni"
"Bilmem ben sana yazarım"
"Tamam sevgilim"
Babam kolundan saate baktı
"Çocuklar benim çıkmam gerekiyor. Alışveriş yapılması gerekiyormuş. Yapıp geliyorum."
"Tamam babacım dikkat et " dedi Güneş
"Dikkat ederim kızım merak etme. Hadi görüşürüz" dedikten sonra telefonunu da alıp evden çıktı.
"Sevgilim ben de çıkayım. İşlerim öğlene anca biter. Ben seni ararım merak etme"
"Tamam sevgilim"
Aklıma doktor geldi.
"Sevgilim" dedim Güneş tam kapıdan çıkacakken
"Efendim"
"Dur bekle geliyorum"
"Söylesene aşkım olduğun yerden niye yanıma geliyorsun?"
"Odada soracağım"
"Ay n'oluyo be?"
"Bir şey yok. Gel sen"
"Ay deli midir nedir?"
Onu odaya getirdikten sonra kapıyı kilitleyip Güneş'e baktım
"Bir dak'ka sevgilim Akif'e yazayım sor ne soracaksan"
"Tamam sevgilim bekliyorum"
Telefonunu açtığında gördüğü şey ile yüz ifadesi değişti.Telefonu açıp Akif'e yazdıktan sonra yanıma geldi
"Sor bakalım ne soracaksın"
"Güneş sen sabah banyoya gittiğin de telefondan bildirim sesi geldi. Ben de istemsiz telefonuna baktım" kasıldı.
"Ee"
"Gelen mesajda Salih Doktor diye bir numara bugün hastaneye uğraman gerektiğini söylüyor. Sen gayet iyisin,doktorla ne işin var ki?"dedim. Sesim yumuşaktı ama sertmiş gibi duruyordu. Neden böyle çıkmıştı ki? Ondan hesap soruyormuşum gibi oldu böyle de
"Yanlış anlama senden hesap sormuyorum. Sadece merak ettim. Senin bir rahatsızlığın mı var?"
"Ee ,yok sevgilim ya son zamanlar da benim biraz karnım ağrıyordu,o yüzden doktora gidip kan vermiştim. Sonuçları çıktı herhalde o yüzden çağırdı."
"Haa tamam anladım. Neyse ben seni tutmayım.sen hazırlan "
"Tamam sevgilim"
Tam odadan çıkacakken aklıma gelen şeyle durdum.
"Bizim yarım kalan bir meselemiz vardı"
Güldü
" ne meselesiymiş bu?"
"En son ben seni öpüyordum"
"Hmm öyle miydi?"
"Evet öyleydi. Öpeyim mi bir kere?"
"Bilmem,olabilir"
Tam ona yaklaşıp öpecekken kapı çaldı.
"Abiiiiiii,annem seni çağırıyoooooo'"
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Gözlerimi açtığım da Güneş halime gülüyordu. Hızla dudaklarından öpüp kapıyı açtım.
"Bak Meltem. Bu 2 oldu. 3 olmasın" dedikten sonra annemin yanına gittim.
"Efendim anne"
"Hâ,olum bugün gelinlik bakmaya gidin"
"Bunun için mi çağırdın anne"
"Evet oğlum "
"Off anne ya off"
"Anneye oflanmaz,terlik yersin valla"
"Tamam anne tamam" dedikten sonra salona gidip televizyon izlemeye başladım
Güneş'ten
Elbisemi giymiş saçımı yapmıştım ve şuan makyaj yapıyordum. Makyaj yaparken Meltem bana garip garip sorular soruyordu.
"Şimdi yenge,abim denen öcüyle evlenmek mi yoksa Justin Bieber ile evlenmek mi?"
"Abinle"
"Iyy sen ona nasıl baktın be,bir de evleniyorsun öğk" bu dediği gülmeme sebep olurken telefonumdan bildirim geldi
Akif:İyi günler Güneş
Akif:Olur buluşalım saat kaçta nerede?
Siz:Saat 9 buçukta parkın ilerisinde ki kafe
Siz:Uygun mudur?
Akif:Uygun
Siz:Tamam görüşürüz
Akif: Görüşürüz
Saat 9'du. O yüzden hızla makyajımı yapmaya devam edecektim ki Meltem'in gülüşü ona bakmamı sağladı. Meltem'e döndüğümde telefonda sırıtarak mesajaşıyordu. Bu hali gülümseme neden oldu.
Önüme dönüp makyajımı yapmaya devam ettim.
•••
Akif ile bulaşacağımız kafeye geldiğimde Akif bir masada oturmuş telefonuyla ilgileniyordu.
"Ben geldimm"
"Hoşgeldinn"
"Hoşbuldum, nasılsın?"
"İyi sen?"
"İyi ben de"
"Bir şey ister misin?"
"Kahve olabilir"
Akif kahve sipariş ettikten sonra tekrardan bana döndü.
"Ee Akif,bu son yaşananlarda hep benimle oldun,hatta Poyraz senin sayende kurtuldu. Sana ne kadar teşekkür etsem az."
"İnsanlık görevimi yaptım canım,çok bir şey yok. Neyse sen onu bunu boşver de sana anlatacaklarım var"
"Ne o anlatacakların?"
"Güneş ben aşık oldum"
"Valla mı kız?"
"Valla"
"Oooo,kim bu şanslı kız?"
"Gülce"
"Bizim okuldan mı?"
"Hayır değil. Görme engelli olduğu için bizim okul da değil"
"Ha senin şu karşıdan karşıya geçmesine yardım ettiğin kız"
"Evet de sen ner'den biliyorsun?"
"Poyraz'la birlikte okula giderken Poyraz sana bakıyordu. Ben de nereye bakıyo' bu diye baktığı yere baktım,sen Gülce'ye yardım ediyordun"
"Ha,işte ona yardım ettikten sonra bana kahve içmeyi teklif etti dedim neden olmasın. Kahve içerken içim bir değişik oldu. Diğer günlerde de onunla konuşmaya devam ettim. Onunla konuşurken içim böyle kıpır kıpır oluyo' ve o gün anladım ki ben Gülce'ye aşık olmuşum"
Gülerek"kızın dudağına yapışmadın inşallah"
Kaşlarını çatıp bana baktı
"Aşk olsun"
"Aşk olmuş zaten de,ee şuan ne durumdasınız"
"İşte flört ayları filan"
"Tanışalı kaç hafta oldu?"
" 1 ay olmuştur"
"Hmm,bak sana ne söyleyec'em. Kızla bugün bir konuş ağzını ara, sevgili işlerine nasıl yaklaşıyor falan veya seni sevip sevmediğini nasıl gördüğünü falan sor. Aman bak,vereceği her cevaba hazır ol,sonra üzülen taraf sen olursun. Neyse işte,eğer baktın olumluysa açıl gitsin"
"Ciddi mi söylüyo'n?"
"Hiç olmadığım kadar"
"Tamam o zaman"
Kahve sen bir yudum alıp Akif'e baktım
"Şey Akif benim senden bir ricam olucak. Biliyorum son zamanlarda hep bizimle uğraştın ama eğer izin verirsen Poyrazgil beni senden istese olur mu? Çünkü Poyraz'a tuzlu kahveyi içirmeden gidersem gözüm arkada kalır"
Kaşları çatıldı "Nasıl yani?"
"İşte -müsaitsen tabii-, gelip beni senden isteyecekler"
"Olur,müsaitim. Annemgil 1 haftalığına memlekete gittiler zaten. Gelsinler, istesinler. Hatta n'apalım? Gülce'yle konuşurum oda gelir"
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten"
Ayağa kalkıp gidip Akif'e sarıldım
"Ay Akif iyi ki varsın"
"Sen de iyi ki varsın"
Saate baktıktan sonra çantamı alıp
"Ayy Akif benim gitmem gerekiyor doktor beni çağırdı. Daha gelinlik de bakıcaz. Bu isteme ne zaman olur?"
"Yarın olur da doktor seni neden çağırmış?"
"Bilmiyorum söylemedi. Neyse ben kaçtım"
"Dur dur bekle hesabı ödeyim ben bırakayım seni zaten bir kaç işim var halletmiş olurum"
"Tamam, bekliyorum hızlı ol"
•••
Akif ile kafeden çıktıktan sonra Akif beni doktora bırakıp gitmişti. Daha doğrusu ben onu kovdum ama detaya inmeye gerek yok.
Şuan doktorun odasında doktoru bekliyordum.
Doktor içeri girdiğinde "kusura bakmayın Güneş Hanım biraz beklettim" ne birazı be 1 saattir buradayım ağaç oldum kök salcam
"Ha yok yeni geldim ben de zaten" 2 saat önce geldim ama beyefendi yeni teşrif ediyor
"Güneş Hanım,aslında buraya sizi bir kaç konuda bilgilendirmek için çağırdım. İlk olarak kendinizi çok yormamanız gerekiyor. Yoksa bayılma olasılığınız yüksek. İkinci olarak ise haftaya Çarşamba gününden itibaren hastane de kalmanız gerekiyor."
(Bu konular da cahilim,o yüzden neden diye sormayın okuyun geçin)
"Başka bir şey var mıydı?"
"Ha yok"
"Tamam o zaman ben gideyim. İyi günler kolay gelsin"
"İyi günler"
Bu adam beni delirtecek! Ben bur'da 2 saattir 2 dak'ka sürecek bir konuşma için mi bekledim? Mesaj da atabilirdi! Yani teknoloji çok gelişti. Yani böyle şeyleri mesaj olarak da söyleyebiliyoruz. Hadi bilemedin ara! Bir şey bu kadar zor olamaz yâ! Bir de kendinizi çok yormayın diyor! Ben burda seni beklerken bir oraya bir buraya gittim sen ne yorulmasınsan bahsediyorsun ya! Tamam kanka eskilerdensiniz okey ama anlayın be!
Çantamdan doktorun kullanamadığı o telefon denen icadı çıkarıp çok da zorlanmadan 'kendimi yormadan' Poyraz'ı aradım.
"Ay alo aşkım gel kurtar burdan beni yoksa delirmeme ramak kaldı" dedikten sonra telefonu kapatıp konumu Poyraz'a attım.
•••
Poyraz beni aldıktan sonra gelinlikçiye geldik ve şuan gelinlik bakıyoruz. Bu gelinliklerden rastgele seçsek bitse de gitse ya. Çok sıkıldım.
Ay giy çıkar giy çıkar bıktım vallahi.
Bu Poyraz'da ayrı bir değişik. Sanki bana moda uzmanı
Yok efendim'sağ dön,sola dön,etrafında bir dön,bir de yürü bak'ım' çarpıcam en sonunda bir tane, görücek o yürümeyi.
"Ayy,yeter valla bıktım,sabahtan beri gelinlik bakıyoruz bir halt beğenemedik gitti ya. Vallahi burama kadar geldi. Alalım bi' tane çıkalım bitsin gitsin çok sıkıldım ya" diye mağazanın ortasında cırladım. Yeter artık.
Poyraz yanıma geldi"sevgilim niye bağırıyosun mağazanın ortasında?" Gözlerimi kapatıp bir süre bekledikten sonra açıp Poyraz'a döndüm.
"Poyraz,bak elimin tersindesin,çarparım bir tane görürsün sen mağazayı"
"Tamam sevgilim,sen hangisini beğendin söyle alalım"
"Var mı acaba?" Derin bir nefes alıp devam ettim
"İstanbul'da sanki hiç mağaza yokmuş gibi buraya getirdin. Hadi burası uygun desek oda yok. Bula bula en pahalı ve en çirkin gelinlikleri olan mağazayı buldun ya Poyraz. Daha da bir şey demiyorum"
"Aşkım sakin ol,mağaza çalışanlarına ayıp olucak"
"Ay kime ayıp olursa olsun umrumda değil. Vallahi el birliğiyle delirttiniz yâ beni. Bir de kendini çok yorma diyo'"
"Kim diyo'?"
"Doktor bozuntusu. Bir gün onunda ağzına çarpcam bir tane ama ne zaman"
"Aşkım,sakin ol. Gel otur bi' su iç" dedikten sonra beni koltuğa oturtup masada ki suyu uzattı. Suyu içip masaya sert bir şekilde koyduktan sonra kabine doğru gittim.
Kabinen girmeden önce "Poyraz, hele bir gelinlik daha seç,evlenmeden boşarım seni" dedikten sonra kabine girdim.
Kabindeyken Poyraz'ın yanında ki çalışanlara'Evlilik heyecanı ya, bir şey yok' dediğini duydum. Sabır çekip onu duymamaya çalıştım.
En sonunda mağazadan çıktığımızda arabaya binip derin bir nefes aldım.
"Aşkım,istersen başka gelinlikçi-"
"Poyraz bana bir daha gelinlik deme vallahi sinirlerim tepeme çıktı. Başka bir gelinlikçiyle uğraşamam"
"Tamam sevgilim,sen nasıl istersen" dedikten sonra arabayı çalıştırıp eve doğru sürmeye başladı.
•••
Eve geldiğimiz de kendimi direk yatağa attım. 5 dak'ka sonra uyuya kalmışım. Kimse de gelip bana 'Güneş ,kalkta üstünü başını değiştir,makyajını çıkart öyle yat'dememiş. Şuan saat gecenin 3'ü ve ben makyajımı temizliyorum.
Makyajımı tamamen çıkartıp yattıktan sonra Poyraz'a sarılıp kendimi derin bir uykunun kollarına bıraktım.
•••
Sabah kalktığımda kahvaltı yaptıktan sonra isteme için ihtiyacım olan her şeyi alıp Akif'in dairesine gittim. Hemen karşı daireydi zaten.
Akif Gülce'yi almaya gittiğinde üstümü giyinip makyajımı yapmıştım. Bugün Poyraz'ın kahvesinden dünün acısını çıkarmazsam bana da Güneş demesinler.
Dün ne gündü yâ
Makyajımı bitirdikten sonra mutfağa gidiyordum ki kapı çaldı. Kapıyı açtığım da karşımda Gülce vardı. Gerçekten çok güzel bir kızdı.
Üstünde çiçekli güzel bir elbise vardı. Saçlarını düzleştirmiş, hafif bir makyaj yaptırmıştı. Ve çok güzel görünüyordu
Kıskandım şimdi
Ben ise mavi dizlerimin bir karış altında biten bir elbise gitmiştim. Gözlerim de elbisemle aynı renkte bir far vardı ve dudaklarımda ise kırmızı bir ruj.
Ayakkabı olarak da beyaz az topuklu bir ayakkabı tercih etmiştim. Saçalarımı maşalamıştım.
Gülce ile sohbet ederken Akif yanımıza geldi. O ise siyah bir takım elbise giyinmişti. İçinde beyaz gömlek yerine siyah bir gömlek vardı. Akif bugün kendini kömüre batırıp geldi herhalde, çünkü simsiyahtı.
Ben bu sabah Poyraz'a lacivert takım elbise giymesini söylemiştim ama beni duyduğundan pek de emin değilim. Umarım duymuştur. Duymadıysa benden bir posta dayak bedava.
•••
O büyük an geldi.
Sonunda Poyraz'ın ne renk takım elbise giydiğini öğrenebileceğim.
Sonunda!
Kapıyı açtığımda gördüğüm manzara beni bozguna uğrattı. Poyraz beyaz bir takım elbise giymişti.
"Nasıl olmuş sevgilim,ayakkabılarınla uyumlu olsun diye bunu seçtim"
"Eve gidince söylicem ben sana nasıl olduğunu" dedikten sonra elindeki çiçek ve çikolatayı aldım. Elbette bu sohbetimizi kimse duymamıştı. Duysun da istemezdim çünkü sesimde sanki Poyraz'ı öldürecekmişim gibi bir ton vardı. Gece gece bir de polisle uğraşamam sanki hiç derdim yokmuş gibi.
Herkes içeriye girdikten sonra çiçeği ve çikolatayı mutfağa bıraktım. Daha sonra salona gidip Poyraz'ın yanında oturdurdum.
Kısa bir süre sonra kahve yapmak için mutfağa gittim. Meltem de peşimden geldi.
"Yenge yenge yenge"
"Efendim"
"Tuz koy'can mı?"
"Tabi ki de koycam. Bana bu zamana kadar yaşattığı her şey için bir çay kaşığı tuz katıcam"
"Az olmaz mı?"
"Abin yüzünden neler yaşadığımı bir bilsen"
"Haa, anladım"
Kahveleri hazırladıktan sonra sıra Poyraz'ın kahvesine geldi.
"Bu,beni görsün diye arabanın önüne atladığım halde beni görmezden geldiği için" deyip elimde ki bir çay kaşığı dolusu tuzu fincana koydum.
"Ne! Ciddi misin?"
"Evet,hatta 1 hafta ayağım yüzünden yürüyememiştim"
Elime bir çay kaşığı dolusu tuz alıp devam ettim.
"Bu, ona gülümsediğim de bana somurttuğu için" deyip tuzu kattım.
Elime tekrardan tuz aldım.
"Bu,ona yazdığım mektupları okumadan yırtıp attığı için" bu tuzu da attım.
Tekrardan tuz aldım.
"Bu," derin bir nefes aldım.
"Bu,bana bağırdığı için" tuzu fincana koydum. Ama bu sefer önceki gibi hırsla değil, hüzünle.
Daha sonra elime yemek kaşığı aldım. Yemek kaşığına tuzu koyduktan sonra tuzu fincana boşalttım.
"Bu da diğerleri için"
Meltem kaşları havada fincana bakıyordu.
"Vay be." Dedi
"Abim seni gerçekten bu kadar üzmüş müydü ya?"
Başımı salladım
"Daha fazla"
"Neyse,hadi daha fazla bekletmeyelim"
Tepsiyi elime alıp salona doğru gittim. Herkese teker teker kahvelerini dağıttıktan sonra sıra Poyraz'a geldi. Gülümsedim.
"Tuz katmadın inşallah"
Aşk olsun der gibi kaşlarımı çattım.
"Ben sana kıyabilir miyim hiç?" Hem de ne kıyardım.
"Tabi ki de kıyarsın,o da soru mu"
"Hatırlatayım,kahveyi tek yudumda içmen gerekiyor"
"İstediğin kahve olsun güzelim" dedi ve kahveyi tek yudum da içti. Fincanı sehpaya koyduktan sonra öksürmeye başladı. Ardından sehpada ki suyu alıp içti.
Suyu içtikten sonra daha çok öksürmeye başladı. Tabi ki de suyuna da tuz kattım.
Öksürmesi bittikten sonra Osman babama baktı. Osman baba kahvesinden bir yudum aldıktan sonra lafa girdi.
"Gelelim sebebi ziyaretimize" herkes yerinde dikleşti.
"Çocuklar birbirini sevmiş,aşık olmuş ve evlenmeye karar vermiş. Allah'ın emri,peygamberin kavliyle kızınız Güneş'i,oğlumuz Poyraz'a istiyoruz"
"Bunu kızımıza sormamız gerek." Bana döndü. Hızla başımı salladım.
"Madem çocuklar böyle bir yola girmek istemiş bize de desteklemek düşer. Verdim gitti"
Herkes alkışlayarak ayağa kalktı. Osman babamın ve Jülide annemin elini öptükten sonra diğerleriyle sarıldım.
Daha sonra Poyraz'la yan yana durduktan sonra Osman babam parmaklarımıza yüzüğü yaktıktan sonra tam kesecekken "Allah tamamını erdirsin"deyip ipi kesti.
•••
"Ya sevgilim sana inanamıyorum yâ. Kahve değil tuz içtim resmen"
"E hakettin"
"N'aptım ki?"
"Anlayamazsın"
Odaya girip direk dolabıma yöneldim. Şuan ihtiyacım olan tek şey duş alıp uyumak.
Kıyafetlerimi seçip banyoya girdim.
Banyo yaparken su biraz azaldı. Bir şey olmaz herhalde deyip devam ettim.
Etmez olaydım!
Şuan köpüklü bir şekilde suyun gelmesini bekliyordum. Gelsene artık!
Tam duş başlığına vuruyordum ki elektirkler kesildi
"AAAAAAAAAAAAAAAA!"
•••
"Poyraz," dedim soru sorar bir sesle
Sesli bir şekilde yutkunup bana baktı. Gülmemek için kendin tuttuğunun farkındaydım. Gerçi tutmasa da çok şey fark edeceğini sanmıyorum.
"Efendim sevgilim"
"Bunun son gülüşün olmasını ister misin?"
"Hayır"
"O zaman bir daha suyu kesip,ışığı kapatmaya kalkışma!"
Meltem yanımıza hızla geldi.
"Ay n'oluyo be gece gece?"
Poyraz'ı gösterip,
"Senin bu abin ben banyodayken ilk başta suları kesti. Ardından ışıkları kapatıp kapıyı kilitledi." Dedim
"Ne!"
Şuan evde sadece ben Poyraz ve Meltem vardı. Jülide annem ile Osman babam ise bir akrabaları rahatsızlandığı için ziyarete gitmişti.
Zaten olsalar Poyraz'ın şuan karşımda kaşı gözü patlamış bir şekilde değil de, kolu bacağı kırılmış şekilde olacağına eminim.
"E yok artık abi ya"
"Bana o kadar tuzu içimeyecekti o"
"Abi dalga mı geçiyorsun? Hak ettiğin için içtin o kadar tuzu"
"N'apmışım ki?"
"Lan kız onu gör diye arabanın önüne atlamış hatta ayağını sakatlamış fakat sen onu görmezden gelmişsin. Hadi onu geçtim-nasıl geçeceksem- sen kıza bağırma cesaretini ner'den buluyorsun yâ?"
Meltem'in benim için abisiyle böyle konuşması beni gerçekten mutlu etmişti.
"Ya,ben şaka olsun diye yaptım ne abarttınız ya"
"Şaka mı? Lan kızın travması var ya, sen ne şakasından bahsediyorsun" kapı açılma sesi duyuldu.
"Bak," dedi Meltem hızlı nefes alışverişleri arasında devam etti.
"Bir daha bu kızı korkutur,üzer,ağlatırsan bu kadar sakin kalmam"
Jülide annem ile Osman babam hızla yanımıza geldi.
"Çocuklar n'oluyo bur'da,neden bağırıyorsunuz?"
Meltem Poyraz'ı göstererek,
"Abim yengem banyodayken suları kesmiş,kesmekle kalmamış ışığı kapatıp kapıyı kilitlemiş"
"Ne!" Osman babamın bakışları hızla Poyraz'a döndü.
Tam Poyraz'ın üstüne yürüyecekken Jülide annem kolumu tuttu
"Osman,dur bi' sakin ol"
Dedikten sonra Osman babam anneme baktı. Annem ona rica eder gibi bakarak başını sağ omzuna indirdi.
Babam gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Daha sonra hızla odadan çıktı. Annem,babamın peşinden giderken bir taraftan da söyleniyordu
Daha sonra koridorun bir ucundayken Poyraz'ın tam kafasına terlik fırlattı. Poyraz başını tutup söylenirken annem elinde oklavayla geldi.
•••
Pansuman malzemeleri ile Poyraz'ın yanına geldiğimde Poyraz yerinde kıvrınıyordu. Yanına oturduktan sonra ona baktım. Daha sonra oda bana baktı ve pansuman yapmam için tamamen bana döndü.
Ona pansuman yaparken mal mal sırıtıyordu.
"N'oldu niye öyle mal mal sırıtıyo'n?"
"Hani filmlerde olur ya. Kız karakter erkeğe pansuman yapar. Daha sonra erkek karakter yaklaşıp," bana biraz yaklaşıp"öp-" lafını tamamlamasına izin vermeden sert bir tokat attım.
Eli yüzünde bana bakıyordu
"Ya yine n'aptım ben ya?" Eline pansuman malzemelerini tutuşturup odanın kapısına doğru ilerledim. Çıkmadan önce ona dönüp "Pansumanını kendin yapar,kendini öpersin artık" dedikten sonra kapıyı sertçe çarpıp odadan çıktım.
•••
"İyi yapmışsın yenge eline sağlık"
Şuan da Meltem'in odasında oturmuş Poyraz'ın dedikodusunu yapıyorduk.
"Bir de bakıyorum bu niye mal mal sırıtıyor diye. Niyetini bilseydim elimi sürmezdim o pansuman malzemelerine"
"Ayy,yenge. Ben de bir posta abimi dövsem olur mu?"
Kaşlarımı kaldırıp başka tarafa bakarak
"Yani,bence dövme çünkü zararlı çıkan sen olursun" dedim
Suratını asıp
"Doğru,e sen varsın. Sana bir şey yapamaz o"
Kaşlarımı çatıp ona baktım
"Ben senin o abinin değil yüzünü görmek adını bile duymak istemiyorum"
"Sen de haklısın tabi"
Bir süre hiç bir şey demeden durduk. Bana baktı.
"Bu gece ner'de yatacaksın?"
"Abinle yatmayacağım kesin"
"Gel bur'da birlikte yatalım"
"Boşver,sen rahatını bozma"
"Ay ne rahat bozması ya saçmala gel birlikte yatalım"
"İyi peki"
Boynuma sarıldı.
"İyi ki varsın. Seni çok seviyorum"
Gülümsedim"Sen de iyi ki varsın, ben de seni çok seviyorum"
•••
"Ya yine n'aptım ben ya?"
"Ay yoruldum"
"Yine n'aptım da beni dövüyorsun?"
Hızlı nefes alışverişlerim arasında ona baktım.
"Bir su getirsen ya aşkım yoruldum"
"Tamam sevgilim" dedikten sonra mutfağa gitti. Saf bu he.
"Al sevgilim" dedikten sonra elinde ki bardağı bana uzattı.
Sudan bir yudum aldıktan sonra bana baktığını fark ettim.
Hayırdır der gibi kafa salladıktan sonra masum gözlerle bana baktı
"Yine n'aptım ben?"
"Hee,şey ya. Dün sen beyaz takım elbise giyinmiştin ya,he ona sinirlendim. Dün dövecektim ama senin o aptal şakan yüzünden unuttum. Aklıma gelmişken döveyim dedim"
Dudaklarını büzdü "Öyle olsun" dedikten sonra kollarını önünde bağlayıp başka yöne doğru döndü.
Bi'dak'ka bi' dak'ka!
Poyraz şuan bana trip mi atıyor?
IKLCLUNKLRLOIGTPDROF7JDOÖPL5IFJRPLD
Attığım kahkahayla birlikte bakışları bana döndüğünde ben yere yapışmış elim karnımda gülüyordum.
Bana öyle bir bakıyordu ki bu daha da gülmeme neden oldu. Eğer biraz daha gülersen benim deli olduğumu düşünüp benimle evlenmekten vazgeçebilir ama gülmemi durduramıyordum.
En sonun da gülmem yavaş yavaş azalınca bana baktı.
"Bitti mi?"
Başımı salladım
"Tamam" deyip tekrardan arkasını döndü.
"Neyse,ben gelinlik bakmaya gidiyorum."
Kaşları çatıldı
"Kiminle?"
"Akif'le" Tabi ki de Akif ile gitmeyecektim. Bu aralar bize fazlasıyla yardımcı oldu. Bir de gelinlik için yoramam.
"O gelinlikten ne anlar be" kaşlarımı öyle mi? Dercesine kaldırıp telefonumu aldım. Özür dilerim Akif ama Poyraz'ı haksız çıkarmam gerekiyor.
Siz:Akif çok çok çok özür dilerim seni rahatsız ediyorum ama benimle gelinlik almaya gelir misin?
Siz:Poyraz senin gelinlik seçemeyeceğini söylüyor
Siz:Onu haksız çıkarmam gerek
Siz:Son zamanlar da seni çok yorduğumun farkındayım
Siz:O yüzden gelmezsen anlarım
Siz:İyi günler nasılsın bu arada?
Mesajımı anında gördü
Akif Acil:İyi günler iyiyim sen iyi değilsen de iyi olacaksın çünkü kapıda bekliyorum
Mesajını görür görmez yüzüme bir gülümseme yerleşti.
Çantamı alıp kapıdan çıkarken Poyraz "Hayırdır?" Dedi.
"Akif'le gelinlik bakmaya gidiyorum"
Ciddileşti "Sen ciddi misin?"
Omuz silktim "Evet ne var bunda?"
"Bekle ben de gel'cem" deyip ayaklanacakken tekrardan yatağa düştü
"Sen bu halinle nereye gel'cen acaba? Neyse hadi ben kaçtım"
Bugün gelinlik bakmaya gideceğimizi bildiğim için sabah makyajımı yapmış,giyinmiş,saçımı başımı yapmıştım.
Kapıya geldiğim de gideceğimi Meltem'e haber verip çıktım. Kapıyı açtığım da gerçekten de Akif bekliyordu. Karşı daire de zaten neden şaşırıyorsam.
"Gerçekten de gelinlikten anlamayacağımı mı düşündü o hıyar?"
Ayakkabının bağcıkları bağlarken "Yanii,seninle gelinlik bakmaya gideceğimi söylemiştim nispet olsun diye. O gelinlikten ne anlar be dedi. Ben de sana yazdım işte" dedim.
Diğer bağcımı bağlarken Akif dediklerime gülüyordu. Yani,bence dediklerime gülüyor.
Akif'in arabasına binmeden önce bizim odamızın camına baktım. Poyraz cam da durmuş bize bakıyordu. Ona dil çıkarıp arabaya bindim.
KOCAN:Ha sen baya baya ciddisin
Siz:Evet
KOCAN:Gör bak,o daha kötülerini beğencek
Siz:Sen öyle san
Dedikten sonra telefonu kapatıp kucağıma koydum. Telefondan fazla bildirim sesi gelince Poyraz'ı sessize alıp tekrardan kucağıma koydum.
Gelinlikçiye geldiğimiz de Akif'e bakıp
"Hızlı olmamız gerekiyor. " Dedim
Başını salladı
"Biliyorum"
"Hadi girelim yoksa ben bu Poyraz'a karşı yenilirsem kriz geçiricem"
"Sakin o reis. Merak etme,seçtiğim ilk gelinliği beğeneceksin"
Normalde gelinliği gelin seçer. Ama bana bütün gelinlikler abartı geldiği için kendim seçmiyordum.
İçeriye girdiğimiz de Akif bütün gelinlikleri inceledi. En son bir tanesi seçince giyinmek için kabine girdim.
Çok güzel!
Gerçekten de Akif'in dediği gibi seçtiği ilk gelinliği beğenmiştim. Kabinden çıktıktan sonra Akif beni görür görmez alkışlamaya başladı.
•••
Kapıyı açıp içeri girdiğim de Poyraz sendeleyerek yanıma geldi.
"N'oldu? Bensiz çıkmanın hata olduğunu fark edip beni almaya geldin dimi. Hadi gidelim"
"Hayır" dedim kaşlarımı çatarak.
"Ne demek hayır"
"Hayır hayır demek. Seni almaya gelmedim."
"Ya ne için geldin?"
"Gelinliğimi aldığım için geldim"
"Ne!"
"Evet"
"Şaka yapmıyorsun dimi?"
Omuz silkip "Niye yapayım? Ben sen miyim?" Deyip salon da ki tekli koltuğa attım kendimi.
"Ya,tamam sevgilim özür dilerim. Yapmamam gerekiyordu. Ama ne bilim,eğleniriz diye düşünmüştüm"
"Farkettiysen sen dışında kimse gülmedi"
"Evet,senden çok çok çok özür diliyorum. Sana olan sevgim kadar senden özür dilerim. N'olur beni affet bana böyle davranma"
Ama ben bunu yerim!
Hayır yiyemem
Daha evlencez
Evlendikten sonra belki
Ama şuan affetmezsem ben kendimi asla affetmem
Yani ederim de
Neyse anladınız siz
Onu kendime çekip sarıldıktan sonra
"Ben de senden özür dilerim. Dün sana o pansumanı yapmadım diye vicdanım gram sızlamadı ama olsun. Senden özür dilerim. O kadar çok dövmemem gerekiyordu."
"O zaman ben şimdiden sorayım tekrar dayak yemek istemiyorum" diyerek benden ayrıldı
"Düğün de hangi renk takım elbise giyinmem gerekiyor?"
Bu dediği kahkaha atmayı sağlarken o bana ciddi ciddi bakıyordu
Gülmemi sağ sağlim durdurubildikten sonra ona bakıp
"Siyah"
"Tamam,zihnime kazıdım"
"Neresine?"
"Herhangi bir yerine"
"Unutmaz mısın öyle?"
"Hayır"
"Bu cesaret ner'den yiğidim?"
"Zihnimin tamamı seninle kaplı, ve seni her düşündüğümde -yani her zaman- siyah tekım elbise giyeceğim de aklıma gelir"
(Biliyorum,aşşşşırı cringe ama yazmasam içimde kalırdı. Sizlerden bu yaşattığın göz kanamasından dolayı özür diliyorum)
"Öğk" diyerek içeriye Meltem girdi
"O ne be öyle aptal aşıklar gibi"
Meltem'e bakıp "Abin hep böyle alıştım ben,sen de alışırsın merak etme"
Burun kıvırıp"ayy hiç sanmıyorum"
"Sen ilk önce kendime bak be cadı. Kaç yıl oldu sen doğalı hâlâ sana alışamadım"
"Ben de senin bu havlamalarına alışamadım"
"Şşşşt,geçnlik sakin"
Meltem koltuğa oturup çayını höpürteterek içmeye başladı.
Hemen mutfağa koşup ben de çay alıp Meltem'in yanına oturdum. İkimiz de aynı anda höpürteterek içmeye başladık. Çünkü ikimiz de biliyoruz ki Poyraz bu sesden nefret ediyor.
Sırf şuan gıcıklığına olsun diye yapıyorum ve aşırı zevkli
"Ay aşkım sen de mi ya?"
"Benim diğer insanlardan farkım ne?"
"Benimsin çünkü"
Meltem'le aynı anda öğk sesi çıkardıktan sonra Poyraz hayretle bana bakıyordu.
Meltem ile ben ise gülmekten yerlere yapışmıştık.
•••
1 hafta
Ölümüme 1 hafta kaldı
Yani bugün düğünüm var
Haftaya cenazem
Her neyse
Bir kızın en mutlu günü düğün günüdür değil mi?
Ayna da kendime bakarken içeriye annem girdi.
"Ayy,maşallah. Ne kadar güzel olmuşsun. "
"Gerçekten güzel olmuş muyum?"
"O da soru mu? Melek gibisin melek"
İçim de süreki bir çelişki içerisindeydim. Acaba öleceğimi anneme söylese miydim?
Söyleyecektim ya
Annesi olanların her şeyi ilk anlattıkları kişi annesi olur değil mi?
Ben niye anlatmayayım ki?
Anneme yavaşca dönüp "Ee,anne benim seninle konuşmam gerekiyor"
Bu ciddi ifadem onu da işkillendirmiş olmalı ki kasılmıştı.
"Tabi konuşalım,ne konuşacağız?"
Onun ellerinden tutup koltuğa oturtum. Daha sonra yanına ben de oturup derin bir nefes aldım.
"Annesi olan insanların her şeyi ilk anlattıkları kişi annesi olur. Yani ben öyle biliyorum. Siz benim annemsiniz,o yüzden ilk size söylemek istiyorum."
Tekrar bir nefes alıp devam ettim
"Ben haftaya bugün öleceğim"
Kaşları çatıldı. Sesli bir şekilde yutkundu
"O ne demek?"
"Hani bu Poyraz'ın kaçırıldığı gün. Ben o gün bayılmıştım ve hastaneye kaldırılmıştım." Konuşamıyorum,boğazım düğüm düğüm olmuştu fakat bu saatten sonra dönüş yok. Her ne kadar zorlansam da devam ettim.
"İşte ben o gün 2 haftalık ömrümün kaldığını öğrendim" gözümden bir damla yaş düştü.
"Ne!" Bu ses anneme değil, Meltem'e aitti. Ona baktığım da elinde ki gelin çiçeğimin düştüğü gördüm.
"Abla?" Dedi. O her çağresiz kaldığında bana abla diyordu.
"Şa-şaka yapıyorsun değil mi?" Başımı iki yana salladım.
Artık göz yaşlarımın ardı arkası kesilmiyordu.
"Hayır ya olamaz,olamaz böyle bir şey!" Sesi yükselmişti.
"O-olamaz daha senin hayallerin var. Hem daha mühendis olacaksın,ondan sonra ha daha ülkeleri şehirleri gezicez biz,sen hep bir kız çocuğunun olmasını istediğini söylüyordun,daha hala olucam ben. " Etrafında bir şey ararmış gibi hızla bir yerlere bakıyordu.
"Hani senin annenle babanı bulacaktık. Daha bebişe alışveriş yapacağız. Böyle minik minik kıyafetler. Ondan sonra benim nişanım olucak,daha kahveye tuz katıcaz.üff ne saçmalıyorum ben" son dediğini kısık sesle söylemiş olsa bile duymuştum.
Annem ise sessiz bir şekilde ağlıyordu.
Tekrar Meltem'e baktığım da ise pes etmiş gibi ellerini iki yanın bırakmış dolu gözlerle bana bakıyordu.
"O-olamaz,sen ölemezsin" en sonunda dizlerinin üstüne çöküp ağlamaya başladı.
Şuan kendimden nefret ediyorum!
Bu güzel günü böyle zehir bir güne çevirdiğim için kendimden nefret ediyorum!
Meltem'i yerden kaldırıp elini yüzünü yıkaması için banyoya göndermiştim. Annemi yanına tekrardan oturduktan sonra beni kendine çekip sarıldı.
•••
Evlenecektim!
Birazdan ben evli olacaktım!
1 hafta sonra ölü..
Üff,ne saçmalıyorsun Güneş!
Nikah masasına oturduğumuz da nikah memuru bir şeyler eveleyip geveledi. Adımızı soyadımızı filan sordu. Sanki kağıtta yazmıyor
Evet o sözü sonunda duydum
"Sayın Güneş Alaca,hastalık da sağlık da,iyi gün de kötü gün de Sayın Poyraz Dikmen'i eş olarak kabul ediyor musun?"
"EVET" iki üç alkış sesi
"Peki siz Poyraz Dikmen,hastalık da sağlık da ,iyi gün de kötü gün de Sayın Güneş Alaca'yı eş olarak kabul ediyor musun?"
"EVET" işte o an Dünya benim için durdu. Ne denilenleri duyuyordum,ne de yapılanları görüyordum.
Bir süre sonra Poyraz masanın altından elime dokununca imza atmam için defter önümde duruyordu. Elim tir tir titremesine rağmen o imzayı attım.
Poyraz'da imzayı attıktan sonra sıra nikah şahitlerine gelmişti. Benim nikah şahidim Akif, Poyraz'ın ki ise Meltem olmuştu.
Meltem elini yüzünü yıkayıp geldikten sonra ruh gibiydi. Ne tepki veriyor ne de konuşuyordu. Şuan daha iyiydi ama gözlerinden üzgün olduğunu hala görebiliyordum.
Nikah şahitleri de imza attıktan sonra nikah memuru "Ben de ,devletin bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak sizi karı koca ilan ediyorum" deyip evlilik cüzdanını uzattı.
Poyraz'ın ayağına ne zaman basıcağımı bilmediğim için şuan basıp evlilik cüzdanını aldım. Ayağa kalkıp evlilik cüzdanını havaya kaldırdım.
Bir kaç alkış
(Arkadaşlar bu konu da da cahilim. Eksik ya da yanlış bir şey varsa kusura bakmayın)
•••
Dün neler olmuştu öyle ya
Ve bugün de neler olacak acaba
Bugün çok güzel şeyler olucak
İnanıyorum
Kahvaltı masasına oturduktan sonra tabağıma bir kaç şey koyduktan sonra yemeye başladım.
Meltem çayından bir yudum alıp babama baktı.
"Baba,diyorum ki bugün lunaparka gitsek"
Babam ağzında ki lokmayı yutarken bir taraftan başını salladı
"Olur gidelim"
"Annem ile sen de gel ama"
"Yok kızım biz n'apalım oralarda?"dedi annem
Meltem dudaklarını büzerek annem ile babama baktı
"Lütfeenn"
Babam güldü, cevap vermedi. Ve bu evet demekti
•••
"Hızlı trene binelim mi? N'ooolurr"
"Ya yok." Dedi Poyraz
"Çok hızlı o"
Ona imalı bir şekilde bakıp "Yoksa sen korkuyor musun?"
Dikleşti ve ciddi bir ifade takındı
"Yok canım,ne korkması"
"O zaman binelim"
"Evet" dedi Meltem
Babam "Biz bile binicez,sen niye binmiyorsun?"dedi. Gözlerini kısarak Poyraz'a bakıyordu
"Ne binmemesi canım. Tabi ki de binicem. Hadi gidelim"
Hızlı trene bindiğimiz de Poyraz içinden sürekli bir şeyler diyordu. Ona yaklaşıp "Ne di'on?" Dedim.
"Bildiğim bütün sureleri okuyorum."
"Yaa,kaç tane?"
"4"
"Hangileri?"
"1 Elham 3 Gulhü"
Bu dediğine kahkaha atarken o bana kaşlarını çatmış korkarak bakıyordu
Tren yavaş yavaş ilerlemeye başaldığın da Poyraz direk elimi tuttu. Ona hayretle bakarken "Poyraz daha başlamadık bile" diyordum ama o elimi bırakmıyor,gözlerini kapatmıştı.
Büyük ihtimalle gözleriyle birlikte kulaklarını da kapatmış olacak ki dediklerimi duymuyordu.
Tren yavaş yavaş yükseldi yükseldi ve bir an da aşağı inince Poyraz"Ananı satım" diye bağırıyordu. Ona bakıp "olmayan şeyi nasıl satacaksın" dediğimde bakışları direkt bana döndü. Far görmüş tavşan gibi bakıyordu. Ben de ona bakıyordum ki en sonunda gülmemi tutamayıp kahkaha atmaya başladım.
"Ay ben bunu sana daha önce de demiştim ama yüz ifadeni göremediğim için komik olmamıştı." Deyip kahkaha atmaya devam ettim.
Hızlı trenden indiğimiz de annem babam Meltem ve ben gülmemize rağmen Poyraz etrafa yavru ceylan bakışları atıyordu.
Dönme dolaba doğru yürürken Meltem eğilip kulağıma bir şeyler söyledi. Dediğini duyduktan sonra kahkaha atmam bütün dikkatleri üstüme çekmeme neden olmuştu.
Dönme dolaba geldiğimiz de annem ve babam çok yavaş sıkıcı diye binmek istemediler ve gidip bir banka oturdular. Poyraz ise hemen bir kapsüle oturup yanına oturmam için yana kaydı.
Niyetini biliyorum Poyraz efendi,ama sen onu anca rüyan da görürsün
Meltem makinayı yöneten adamın yanına gidip bir şeyler söyledi. Adam başını sallayınca Meltem hoplaya zıplaya yanıma geldi. Biraz eğilip
"Ben şimdi diyince iniyorsun tamam mı?" Dedi
Hızla başımı sallayıp Poyraz'ın yanına oturdum. Çok geçmeden Meltem şimdi diye bağırınca kapsülden indim.
Poyraz ne olduğunu anlamayıp etrafa bakıyordu ki dönme dolap çalıştı.
Ne olduğunu anlayınca bize baktı. Yavaş yavaş yükselince geri yerine oturdu.
Dönme dolap tam tepeye geldiğin de durdu.
Ve o ses kulaklarımın çınlamasına neden oldu
"AAAAAAAAA"
Poyraz'ın bu bağırışına Meltem ile ben yarıla yarıla gülerken Poyraz tekrardan bağırdı ve bu bağırış daha tiz bir ses de olduğu için biz daha fazla gülmeye başladık.
Annem ile babam yanımıza geldiğin de ilk başta ne olduğunu anlayamadıkları için öylece bakıyorlardı. Daha sonra ne olduğunu anlayınca onlar da gülmeye başladı.
"YA NİYE GÜLÜYORSUNUZ? YARDIM ETSENİZE! İNDİRİN BENİİ!"
Meltem makineyi yöneten adamın yanına gitti ve makineyi başlamasını söyledi. Adam bir kaç tuşa bastıktan sonra bir süre durdu. Tekrardan aynı tuşlara bastı. Daha sonra başını iki yana sallayarak Meltem'e baktı.
"Abi çalışır ya bir kaç tuşa daha bas. Çalışması gerekiyor!"
Adam tekrardan bir kaç tuşa bastı sonra dönüp hepimize baktı
"Yok,makine çalışmıyo"
•••
"Ayy,bugün ne gündü yâ" dedikten sonra kendini koltuğa attı Meltem.
"Farkında mısın bilmiyorum ama abin dönme dolapta kaldı ve hala dönme dolapta"
"Üff kızım adamlar dedi ya siz gidin biz halledicez diye. Amma da abarttın"
"Abarttım mı? Lan kocam dönme dolapta kaldı benim"
Omuz silkti "O senin kocansa benim de abim"
"Peki neden bu kadar sakinsin"
"Kafa dinlicem çünkü"
"Ne kafa dinlemesi be"
"Abim rahat 4 saat bur'da yok. Ben de o yokken kafa mı dinlicem işte"
"Pes,gerçekten pes" derken mutfağa gidiyordum.
"Üzülme canısı geçer" diye içeriden seslendi.
Bir bardak su alıp tekrardan salona gittim ve telefonumu elime aldım
Siz:Çok merak ediyorum,Poyraz dönme dolapta kaldı desem ne tepki verirsin
Akif Acil: NE DÖSÖDKSKKDMSDKÖDKÖDÖSÖDÖDÖDL
Akif Acil: Ciddi misin?
Siz: Maalesef😒
Akif Acil: Nasıl becerdiniz?
Siz:Şimdi Meltem bana abime şaka yapalım dedi tamam dedim. Gitti makineyi yöneten adamla konuştu adam işte kabul etti. Ben Poyraz'ın yanındaydım. Tam makine başlayacakken indim. İşte böyle tam tepeye çıktığında makine durdu. İşte Poyraz bir süre öyle kaldıktan sonra Meltem adamın yanına gidip makineyi başlatabilirsin dedi. Adam denedi denedi olmuyo dedi. En son yetkili birilerini çağırdık işte,siz gidin biz halledicez diyip bizi gönderdiler.
Akif Acil: Hala dönme dolapta mı?
Siz:Evet
Akif Acil: KDMSKDMDMDMSMDMSM
Siz: Meltem'e bakıyorum çok sakin. Nasıl bu kadar sakinsin diyorum abim en az 4 saat yok kafa dinlicem diyo
Siz: Benim kocam dönme dolapta kaldı diyorum geçer canısı geçer diyo'
Akif Acil: ÖSÖSÖSÖSÖSÖSSÖÖZÖSSÖ
Siz: Olum tepki ver lo
Siz: Hep gülüyon
Akif Acil: Ayy,gülmekten karnım ağrıdı
Siz: Off Akif sende mi ya?
Akif Acil: Ama n'apayım komik
Siz:Üff gidiyom ben iyi geceler
Akif Acil:İyi geceler. Merak etme canısı geçer
Mesajına görüldü atıp suyumdan büyük bir yudum içip bardağı önümde ki sehpaya koydum.
Daha sonra sosyal medya da biraz vakit geçirdim
1 saat geçti,kapı çalmadı
2 saat geçti,çalmadı
3 saat geçti,yine çalmadı
4 saat geçti,çaldı!
Kapı çaldı!
Koşarak kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığım da annem ile babam vardı.
"Poyraz ner'de?"
"Hastanede"
"Ne!"
"Panik atak geçirmiş yukarıdayken,bayılmış filan. Hastanede şuan"
"Siz neden bu kadar rahatsınız?"
"Çünkü Poyraz böyle şeyler de abartıyor ve ilgi bekliyor. Biz de ona yüz vermeyince eski haline geri dönüyor"
"Ha bebek diyorsunuz yani"
"Evet"
"O zaman kalsın hastanede"
•••
"Aşkıım,sensiz geçirdiğim o 10 saat var ya,işkence gibiydi"
"Yaa,öyle mi olmuş?"
"Böyle havadayken nasıl başım dönüyor nasıl midem bulanıyor anlatamam"
"Hıhı aynen"
Poyraz sabahleyin eve gelmişti. Kahvaltı yaptıktan sonra salonda yanıma oturup bana bir şeyler anlatıyordu. Ben de sosyal medya da gezinirken onu dinliyormuş gibi yapıyordum.
Daha doğrusu dinliyorum ama dinlemiyormuş gibi yapıyordum
Anladınız siz
"Ya aşkım ama sen benimle hiç ilgilenmiyorsun"
"Ya aşkım bütün ilgim odağım sensin anlat sen ben dinliyorum"
"Dinlemiyorsun" şuan da gerçekten küçük veledler gibi konuşuyordu ve ben bundan nefret ederim.
"O zaman anlatma"
Bir süre boş boş bana baktı. Daha sonra saçlarını savurur gibi yapıp salondan gitti.
O gittikten sonra aldığım ses kayıtlarını Meltem'e attım ve tepkisini bekledim. Odasından büyük bir kahkaha sesi geldiğinde odasına doğru ilerledim.
İçeri girdiğim de gülerken yere düşmüş tek ayağı çarşafa takılmış şekilde buldum. Hala gülüyordu.
"Ay ay , karnııımm. Ay yenge sen nasıl gülmeden durabildin ya?"
"Ee var biz de de bir şeyler"
Ne var ,gülmeden durabilmek var
Omangaatt dumatis çurbasııı!
"Ay hella olsun valla,senin yerinde ben olsaydım çoktan patlamıştım."
"Ee Meltem şey diyecektim,bugün alışveriş merkezine gidelim mi?"
"He valla,uzun zamandır gitmiyordum iyi olur. Hadi hazırlanıp çıkalım"
"Tamam" dedikten sonra odadan çıktım.
Tamam ne be
Her neyse,odaya girdikten sonra dolabıma yöneldim.
"Nereye gidiyorsun?"
"Meltem'le birlikte alışveriş merkezine gidicez"
"Ben?"
"Sen evdesin"
"Niye?"
"Hani sen dün dönme dolapta kaldın ya,iyileşmen gerek"
"İyileştim gibi ya"
Onu yatağa yatırıp üstünü örttüm
"Yok yok iyileşmedin yat sen"
Dolaptan giyeceklerimi çıkarıp giyindikten sonra makyaj masama oturup makyaj yapmaya başladım.
Makyajımı yaptıktan sonra saçlarımı da yaptım. Son olarak parfümümü sıkıp odadan çıktım.
Odadan çıkmadan önce Poyraz'a baktığımda gerçekten de uyumuştu.
Kordiora çıktığım da Meltem de çıktı. Daha sonra ayakkabılarımızı giyip evden çıktık.
Alışveriş merkezine geldiğimiz de ise mağaza mağaza gezmiş ve bir sürü şey almıştık.
Evin anahtarını ellerim dolu olduğu için çantamdan çıkaramadım. En sonunda pes edip zile bastım. Çok geçmeden kapı açıldı
Poyraz karşımda dağınık saçlarıyla bir gözünü ovuşturarak bize bakıyordu.
"Haa,geldiniz mi?"
Meltem"Yok abi mağazadayız hala,klonlarımızı gönderdik" derken Poyraz'ın omzuna çarpıp salona doğru gitti
"Ayyy,çok güzel şeyler aldım"
Poyraz o an da aydınlanmış gibi bana baktı
"Sen bana aldığın şeyi evlenince göstereciğini söylemiştik. Evlendik biz hadi göster."
"Bizim dolabın üstünde"
"Ben niye görmedim?"
"Dolabın üstü tavana yakın ya hani,görmemen normal"
"Aslında o kadar kısa da değilim ama," bunu sessiz bir şekilde söylemişti ama duyulur bir şekilde söylemişti.
Bunu söyledikten sonra bizim odaya gitti. Kısa süre sonra elinde 2 poşetle yanımıza geldi.
"One kız?"
"Hani sana AWM'deyken anlattığım kıyafetler varya, onlar"
Kaşları kaldırıp"haa,anladım."
Yerinde dikleşip
"Hadi abi aç merak ettim valla"
Aslında ona ne aldığımızı söylemiştim ama neden bilmiyormuş gibi yapıyor bunun hakkında bir fikrim yok
Poyraz hızla hediye paketini açtı ve gördüğü şeyle ağzı bir karış açık kaldı.
Bana baktığı sıra da elim karnıma gitti.
Hayır hamile değilim
Gülmemi zor tuttuğum için karnım ağrıyor
Tekrardan elinde ki tişörte baktı
"Gerçekten mükemmel,bayıldım"
Elinde şuan onun için aldığım üstünde Canım Karıcığımı çok seviyorum yazan tişörtü tutuyordu.
Diğer paketi açtığın da ise gördüğü onu keyiflendirdi
O tişört ise benim içindi. Üstünde Canım Kocacığımı çok seviyorum Yazıyordu.
"Bak," dedi.
"İşte senin böyle şeyler giyinmen lazım" üstüme bakıp yüzünü buruşturdu
"One be öyle," elindekini bana gösterdi
"Bu daha uygun senin için"
•••
Bir dakika ben böyle tahmin etmemiştim!
Ben bu tişörtleri eğlencesine almıştım!
Giyinip dışarı çıkmak için değil!
Poyraz bana zorla tişörtü giydirmiş,kendisi için olanı da giyip beni markete gitme bahanesiyle dışarı çıkartmıştı.
Üstüme bir şey almak istediğimi söyleyince izin vermemiş,kapıya doğru sürüklemişti.
Ciddi anlam da sürükledi
Gerçekten
Ben yerde gitmemek için direniyorum,Poyraz ise beni ayaklarımdan tutup kapıya kadar sürüklemişti.
Şuan ise markete girmiş,üstünde canım kocam yazan çikolata arıyordu.
"Yok öyle bir şey " diye 1000. Kez söylememe rağmen aramaya devam etti.
"Bekle sen,ben bir çalışana sorayım"
Bir göz ne kadar büyüyebiliyorsa ,benim gözlerim o kadar büyümüştü. Hemen kolundan tutup gitmesini engellemeye çalıştım. Fakat o kadar güçlüydü ki o normal şekilde yürüyorken,ben kolundan tutmuş sürükleniyordum.
Yine ve yine
En son sürününce daha fazla rezil olacağıma kanaat getirip kolunu bıraktım. O ise yine normal şekilde yürüyüp bir çalışanın yanına gitti
Ama nasıl bir çalışan
O ne biçim bir çalışan?
Neden bu kadar güzel bir çalışan?
Neden bu çalışan benim kocama gülümsüyor?
Benim kocam da neden çalışana gülümsüyor?
Bir dak'ka!
Benim kocam o taş gibi hatuna mı gülümsüyor?
O kızın saçını başını yolmazsam adım da Güneş değil!
•••
Adımın Güneş kalacağını biliyordum
Ama karakola düşeceğimi asla!
Sadece kızın kaydırak gibi burnunu kırmış,ülkeden bile geniş olan dudağını patlatmış,sapsarı saçlarını yolmuştum.
Belki daha fazlasını
Ama bu karakola düşmeme sebep değil
Kendi aramızda halledebilirdik dedim,ama o anlayışsız cadı beni şikayet etmişti ve şuan nezarethanedeydim.
Şaka gibi!
Bir nezarethaneye düşmediğimiz kalmıştı oda oldu
5 gün sonra ölücem zaten niye buralara düştüm ki?
Hayır kıskançlıktan değil
Kızın cadılığı yüzünden
Yoksa benim kıskançlığımla alakası yok
Sıfır alaka
Eğer o cadı kız beni şikayet etmeseydi şuan da Poyraz'ın patlayan kaşına pansuman yapıyor olabilirdim
Tabi ki de Poyraz'ı es geçemezdim
Sen evlisin evli!
Başın bağlı senin!
Başka kızlara gülümsemek ne haddine!
Tam demire yaslanmış kara kara düşünürken bir çift ayak gördüm. Başımı kaldırdığım da Poyraz'ı gördüm
Beni kaçırmaya geldi aşkım
"Ayy aşkımmm,beni kaçırmaya geldin dimi? Hani ner'de anahtar bir önce kilidi açta çıkalım yakalanmadan"
Poyraz ise bana hayal kırıklığıyla bakıyordu
"Bu kadar mıydı?"
Kaşlarım çatıldı
"N-ne bu kadar mıydı?"
"Bana olan güvenin,benim sana karşı olan aşkıma güvenin,bu kadar mıydı?"
"P-Poyraz ne saçmalıyorsun?"
"Bana cevap ver! Bana olan güvenin bu kadar mıydı?"sesi yükselmişti.
"Tabi ki de hayır,ben sana sonsuz bir şekilde güveniyor-"
"Peki neden yaptın?"
"Neyi?"
Nezarethaneyi işaret edip "buraya düşmene sebep olan şeyi"
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
"Poyraz,bak o anlık sinirle yaptığım bir şeydi. Yoksa ben asla bu kadar kıskanç değilim"
Yalan!
Külliyen yalan!
Öyle bir kıskanırım ki değil nezarethaneye, hapse düşsem or'dan ölümü çıkarırlardı,o derece. Ama bunu Poyraz'ın bilmesine gerek yok
"Tabi canım,sen kadını o yüzden dinlene dinlene dövdün"
"Poyraz,özür dilerim bak gerçekten o an kontrolünü kaybettim. Affet beni de bitsin bu küslük hadi lütfen" başımı sol omzuma eğmiş mahçup bir şekilde ona bakıyordum.
Bir şey demeden uzaklaştı.
Afferim gerizekalı!
Aptal kıskançlığın yüzünden kocanı kaybettin!
Afferim!
Böyle devam!
Sen böyle mallıklar yapmaya devam edersen,kimse yanında kalmaz!
Yere çöküp ağlamaya başladım
•••
"Gerizekalı,insan sırf şaka olsun diye karısını 2 gün nezarethane de bırakır mı mal!"
Evat şaka gibi ama gerçek!
Sırf dersimi alayım diye beni nezarethane de 2 gün boyunca bekletmiş bana soğuk yapmıştı.
Çok merak ediyorum yarından sonra ondan gideceğimi bilse yine de yapar mıydı?
Hiç sanmıyorum
1 gün kalmıştı
1 gün sonra hastaneye gitmem gerekiyor
2 gün sonra mezara..
Bu gece veda mektuplarını yazıcaktım.
Ertesi gün gidecektim
Gelmemek üzere..
"Ay yalnız yenge valla helal olsun,kadının 10 milyon dolarını 10 dakika içinde nasıl paramparça ettin ya"
Keyifle gülümseyip arkama yaslandım
"Sen yengeni ne sandın gülüm"
"Gülüm hâ" diye araya girdi Poyraz. Aha trip geliyor!
"Poyraz bence trip atmasan iyi edersin çünkü ben yarından sonra gidiyorum."
İkisinin de bakışları aynı an da bana döndü
Meltem abisine söylüyeceğim korkusuyla bana bakıyordu. Poyraz ise gideceğim için.
"Benim bir arkadaşım çok kötü rahatsızlanmış, yetiştirme yurdundan bir arkadaşım. O bana çok kez yardım etti. Gitmezsem ayıp olur."
"Yaa,geçmiş olsun,neyi var?"
"Dediğini çok anlayamadım,sesi kısık çıktığı için anlaşılmıyordu."
"Hmm,kaç gün sonra gelirsin?"
"Bilmem,sağlık durumuna göre"
" O zaman bugün film günü" diye araya girdi Meltem.
"Olur,ne izlicez?"
"Korku izleyelim"
"Hayır ya izlemeyelim" dedi Poyraz.
İkimizin de bakışları aynı an da Poyraz'a döndü.
"Peki,demedim farzedin"
•••
"Ya korku filmi izleyeceğiniz emin misiniz? Bir daha düşünün bakım. Sonra gelip ikiniz de gece koynuma girmek zorunda kalmazsınız belki"
"Eminiz eminiz" derken bir taraftan da koltuğa oturmuş mısırını da kucağıma almıştım
"İyi,gece tuvalete gideceğini zaman beni kaldırmayın. Şimdiden söyleyim de"
Onun bu tavrına gülüp içeceğimden bir yudum aldım. Meltem sağ tarafım da, Poyraz ise sol tarafım da oturuyordu.
Film başlarken bir kaç çığlık sesi vardı. Poyraz,çığlık seslerini duyar duymaz koluma sarıldı. Ona bakıp"Hani korkmuyordun,daha film bile başlamadı" yerinde dikleşti. "Ne korkması ve,yanında benim olduğunu bilipte korkma diye koluna sarıldım ben"
Alayla başımı salladım"Tabi,canım kesin öyledir"
"Şşt,sessiz olun,film başlıyor"
Filmi izlerken Poyraz sürekli koluma sarılmış,saçlarımla gözlerini kapatmıştı. Meltem'le ben ise komik olmasa bile komik şeyler uydurmuş,film boyunca gülmüştük.
"Siz buna korku filmi mi diyorsunuz? Hiç te korkunç değildi"
"Aynen,abi. O yüzden film izlerken amcam doğuruyordu"
Filmi izlerken Poyraz gitmek için 'amcam doğuruyor' demişti. Ama biz Poyraz'a korktuğu için gittiğini öylediğimiz de,'ben mi korkuyorum?' deyip bizimle kalmıştı.
Şimdi ise akşam yemeği yiyorduk. Annemgil bugün misafirliğe gitmişti,o yüzden evde yoklardı.
Yemeklerimizi yedikten sonra Meltem'le birlikte bulaşıkları yıkamıştık. Bulaşıklardan sonra çay suyunu koyup salona gitmiştik. Poyraz ise bulaşıkları yıkarken bizimleydi.
Neden?
Biz korkmayalım diye.
Asla korktuğu için değil
Asla!
Çayımızı içerken telefonlarımız da vakit geçirmiştik. Çaylarımızı içtikten sonra herkes odasına dağılmıştı. Poyraz çoktan uyumuştu. Mektupları yazmak için tam vaktiydi.
Masanın başına geçip bir kaç tane kağıt ve bir tane kalem çıkardım. Derin bir nefes alıp mektupları yazmaya başladım.
Mektupları yazarken bir kapı açılma sesi duydum. Dış kapı sesiydi bu. Annemgil olamaz, çünkü bu gece gittikleri misafirlikte yatıya kalacaklardı.
O zaman kimdi?
Kağıtları bir defterin arasına koyup sessiz adımlarla Poyraz'ın yanına doğru ilerledim.
"Poyraz, Poyraz kalksana. Evde biri var"
"Hı, n'oluyo be?"
"Şşt,sessiz ol. Kapının açılma sesini duydum. Dış kapının. Annemgil olamaz,bu gece yatılı kalacaklar."
Yerinde dikleşti
"Kim o zaman?"
"Eben- tövbe tövbe. Ağzımı bozdurtma şimdi ,kalk hadi"
Kapıdan çıkmadan önce kapının arasında ki oklavayı elime aldım. İsteme gününden beri bur'da duruyordu,ve nedense kimse alma zahmetine girmemişti.
Odadan çıktığımız da karşımda Meltem duruyordu.
"Tövbe tövbe,n'apıyon kız bur'da?"
"Evde biri var?"
Elimdeki oklavayı havaya kaldırıp
"Evet biliyorum"
Onun eline baktığım da elinde bir silah vardı. Elbette gerçek değildi
Yani,bence değildi
Herneyse şuan konumuz o değil
Evde biri var ve bu bir hırsız olabilir.
Sessiz adımlarla salona doğru ilerledik. Salonun kapısına geldiğimiz de kafasına çorap takmış bir adam televizyonu almış salondan çıkarmaya çalışıyordu.
Bizi görür görmez elinde ki televizyonu bırakıp balkon kapısına doğru kaçmaya başlamıştı. Ben oklavayla onun kafasına doğru vuruyorken o ise oklavayı tutmaya çalıştı. En sonunda Meltem elinde ki silahla adamın kafasına vurduğu gibi adam yere yığıldı.
Bi' dak'ka!
O silah gerçek miydi?
"O silah gerçek miydi?"
Elinde ki silahı sallayıp "Babam oyun oynamayı bıraktıysa evet,gerçek"
Nerenin içine düştüm ben?
Arkamı döndüğümde Poyraz ağzı açık şekilde yerde ki adama bakıyordu.
"Abi,polisi arasana öyle mal mal duracağına"
Poyraz haraket etmeyince Meltem cebinden telefonu çıkarıp bir kaç tuşa basarak telefonu kulağına götürdü. Meltem telefonla konuşurken yerde ki adama baktım. Gerizekalı bu hâ. Yüzüm gözükmesin diye çorap takmış,ama taktığı çorap da en ince çoraptı. Salak!
Meltem telefonu kapattıktan sonra hızla silahı yerine koymaya gitti. Geldiğin de Poyraz'ın hala donduğunu görünce göz devirip Poyraz'a omuz atıp bir koltuğa yayıldı.
Çok geçmeden polisler geldi. Bir polisin hırsızı götürürken "Salak,bir de ince çorap takmış. Mal!"demişti. Hırsız ise "Abi n'apayım,kalın çorap olunca önümü göremiyorum,bununla bile zar zor görüyom önümü" demişti.
Ben gülmemek için kendimi zor tutarken yanımıza bir polis geldi. Yarın ifade vermemiz için karakola gelmemizi söyleyip gitti. Polisler gittikten sonra Meltem'le derin bir nefes verdik. Poyraz hala donmuş şekidle duruyordu. Garibim panik atak geçirdi herhalde.
"Bakın şimdiden söylüyorum. Adamı silahla değil, oklavayla bayılttık." Poyraz'a baktı. Daha yüksek sesle"Tamam mı abi?" Dedi. Poyraz yavaşca başını salladı. "Neyse,ben uyumaya gidiyorum,iyi geceler" dedikten sonra odasına doğru gitti.
Poyraz'ı dürtüp gerçek hayata döndürmeyi başardım. Odadan içeri girdiğimiz de Poyraz kendini direk yatağa attı. Ben ise mutfağa gidip bir bardak su alıp döndüğüm de mektupları yazmaya devam ettim.
•••
"Şimdi tekrardan söylüyorum,adamı oklavayla bayılttık,tamam mı? Silah diye bir şey yok ,kimse silahı görmedi duymadı bilmiyor. Tamam mı?"
"Tamam" dedik Poyraz'la 1000. Kez.
Karakoldan içeri girdiğimiz de bir kaç şey olduktan sonra Meltem'i ifade için çağırdılar
Yazar'dan
Meltem,bir odadan içeri girdiğinde polis olayın nasıl olduğunu sordu.
"Şimdi Memur Bey şöyle ki ben uykusu çok hafif bir insanımdır. Bana Meltem diye fısıldayın direk uyanırım. Dış kapının açılma sesini duydum ve kalktım. Bir düşündüm kim olabilir diye. Annemgil olamaz onlar bir akrabamız da yatıya kalacaklarını bu gece gelmeyeceklerini söylediler. Hayaletler mi diye düşündüm,olamaz onlar kapıyı açmadan da girebilirler. Niye böyle düşündün diye soracak olacaksanız biz dün korku filmi izledik o yüzden. Herneyse,ben endişelendim böyle, çok ses çıkarmadan abimgilin odasına doğru ilerledim. Tam kapıyı tıklatacakken yengem kapıyı açtı. Elinde oklava vardı."
Polis kaşlarını çattı. "O oklavanın odalarında ne işi var,biliyor musun?"
Meltem dudaklarını bilmiyorum dercesine kıvırdı."Ben ner'den bileyim memur bey onların odası"
Ellerini iki yana açtı."Herneyse,işte biz sessiz adımlarla salona doğru giderken salonun kapısına geldiğimiz de hırsız elinde televizyonla salondan çıkmaya çalışıyordu. Bizi görür görmez elinde ki o bilmem kaç dolar döktüğümüz o televizyonu yere bıraktı. BEN PARAMIZI İSTERİM,KAÇ BIN DOLER DÖKTÜK BİZ ONA" polis Meltem'e dik dik bakınca boğazını temizledi."İşte televizyonu bırakıp balkon kapısından kaçacakken yengem kafasına oklavayla vurmaya başladı. Adam oklavayı tutmaya çalışırken yengem kafasına bir tane geçirdi ve adam bayıldı."
°°°
"Buyrun Güneş Hanım dinliyorum"
"Şimdi Memur Bey ben gece uyanıktım. Böyle bir şeyler yaparken dış kapının açılma sesini duydum. Annemgil olamazlar onlar bu gece eve gelmeyecekti, misafiliğe gitmişlerdi, onlarda yatıya kalacaklarını söylemişlerdi. Gittim kocamı uyandırdım. Odadan çıkmadan önce önce kapının arkasında ki oklavayı aldım"
"O oklava odanızda niye vardı?"
Güneş Jülide annesinin Poyraz'ı dövdüğü günü düşünmeye başladı. Tam gülecekken polisinin ona baktığını gördü ve polisin şüphelenmemesi için tekrardan polise döndü
"Şey ya, geçen dolabın üstünden bir şey alacaktım,kalmış or'da. Herneyse,kapıyı açtığımda karşımda Meltem vardı. Sessiz bir şekilde salona doğru gittiğimiz de yüzünde çorap olan bir adamın televizyonu götürmeye çalıştığını gördüm. Salak yüzü gözükmesine diye çorap takmış,ama yüzü görünüyordu. Yakışıklıydı ama neyse" son dediğini kısık sesle söylemiş olsa da polis onu duymuştu.
"İşte televizyonu bırakıp balkon kapısına doğru kaçmaya çalışırken ben de elimde ki oklavayla kafasına vurmaya başladım. Yüzüne vurmamaya çalışıyordum,adamın o yakışıklı suratına bir şey olmasını istemezdim de herneyse. En sonun da kafasına bir tane yapıştırdığım gibi adam yere yığıldı"
°°°
"Buyrun Poyraz Bey"
"Şimdi Memur Bey ben uyuyordum,karım beni uyandırdı. Dedi Poyraz evde biri var kalk. Kalktım işte ,kapıdan çıkarken karım kapının arkasından okkavayı aldı"
"O oklava neden sizin odanızdaydı?"
"Ben geçen gün karıma şaka yaptım,eşimin de travması varmış. O yüzden annem biraz(!) sinirlendi. Benim oklavayla dövdü. O günden beri bizim odada duruyor."
Polis başını sallamakla yetindi. Gülmemeye çalıştığı her halükarda belli oluyordu.
Poyraz derin bir nefes verdi.
"Neyse işte oklavayı alıp kapıdan çıktığımız da karşımız da kardeşim vardı. Elinde de bir silah"
Polisin kaşları çatıldı
"Biz sessiz adımlarla salona doğru gittiğimiz de bir adam televizyonu almış gidiyordu. Nasıl televizyonu aldı,nasıl düşürmeden götürmeyi becerdi çok merak ettim açıkçası. Neyse,adam bizi görür görmez televizyonu bırakıp kaçmaya çalıştı. Benim eşim durur mu? Adamın kafasına kafasına vurmaya başladı. Bilirsiniz,benim eşim geçen gün bir kadının saçını başını yolmuştu. Yine aynı ustalıkla adamın kafasına vuruyordu. En sonunda kardeşim elinde ki silahla kafasına vurduğu gibi adam yerde."
"Kardeşimiz silah kullanabiliyor mu?"
"Hayır ama benim kardeşim çeviktir. Siz ona taş atsanız, o size kaya atar öyle bir şey" yerinde dikleşti
"Tabi ben daha güçlüyüm ama işte,gücümü kullanabileceğim yer yok"
°°°
"Ben mi? Ben ve silah,tch. Güldürmeyin beni Memur Bey. Benim silah kullanmam Tom ve Jerry'nin evlenmesi gibi imkansız bir şey. Benim bileğim kırılır,yani bir yerde okuduğuma göre silahlar ağır şeyler. Hem ben daha yeni tırnak yaptırdım,tutamam ki" elini uzattı"Nasıl olmuş? Ben seçtim,çok güzel değil mi?"
°°°
"Benim görümcem silah kullanacak, hah, hayatta inanamam. O narindir,silahla işi olmaz onun. Hem biz daha yeni tırnak yaptırdık. Tırnağı kırılır,tutamaz o"
°°°
"Benim kardeşimin eline tabanca verin,200 metre uzakta ki şişeyi vur deseniz 300 metre uzakta ki şişeyi vurur öyle bir şey"
•••
Meltem'den
"Ya ben n'aptım ya,ay dur tırnağım kırılacak,yeni yaptırdım."
Ben nezarethanenin içine girdiğim de kilitleyip gitti
Hepsi o abim yüzünden
Onu ilk gördüğüm yer de tırnaklarımı boğazına geçirmezsem adım da Meltem değil.
Çok kısa süre sonra karşımda ki nezarethaneye ablam da geldi. Suça ortak olmaktan dolayı büyük ihtimalle.
"Abinin Allah belasını versin! Son 2 haftadır sırf onun yüzünden kaç kere bu karakola düştüm ben!
Aslında düşünce gerçekten de öyleydi. Son 2 haftadır hep abim yüzünden karakola geliyorduk. Yengem abim yüzünden 2 kere nezarethaneye girdi. Abim yüzünden karakolda ağlayarak sabahladı. Yengem abim yüzünden hayatını yaşayamadı. 5 yıldır sadece abimi düşünüyordu. Abimi düşünmekten hasta olduğunu umursamadı ve Cuma günü ölecekti.
Ablam abim yüzünden ölecekti!
Eğer ablam abimden çok kendisini düşünüyor olsaydı bu bayılmalarının normal olmadığını fark edebilirdi ve 2 gün sonra ölmeyebilirdi.
Allah gerçekten abimin belasını versin!
Vericek zaten
Ablamı kaybedicek
Ablam hala abime söverken yanımıza 2 tane polis geldi.
Kilitledi açtıktan sonra "serbestsiniz" dediler.
•••
İşte benim babam be!
Babam bizim nezarethaneye düştüğümüzü öğrendikten sonra gelip o silahın askerlikten komutanının verdiği bir armağan olduğunu söylemiş,içinde de mermi olmadığını belirtmişti.
Gerçekten de öyleydi. Evi temizlerken silahı görünce babama sorduğumda bana aynısını demişti.
Şuan da karakoldan çıkmış eve gidiyorduk. Eminim ki babam eve varınca abimi bir güzel haşlayacak ve bu sefer annem de babamı tutmayacaktı.
•••
Tam da düşündüğüm gibi!
Babam abimi bir güzel dövmüş ve bu sefer annem de tutmamıştı.
Ablam abime kıymayarak ona pansuman yapmıştı. Ben ise manitimle konuşuyordum.
💖:Meltem
Siz:Efendim
💖:İlaç gibisin
Siz:Ner'den çıktı bu?
💖:Seninle konuşmak
💖:İlaç gibi
Ben mal mal ekran sırıtırken abim bana seslendi
"Şşt,hayırdır?"
Yengem onu daha da çok sevmeme neden olacak o sihirli kelimeleri söyledi
"Sanane Poyraz. Kızın hayatı istediğiyle konuşur ona karışmaya hakkın yok. Valla kocam mocam demem bir tane de ben yapıştırırım valla"
Abim en büyük hanımcılardan biri olarak sustu. Yengem bana dönüp göz kırptıktan sonra abime pansuman yapmaya devam etti.
Yengem yarın sabah gidiyordu.
Bu gece son gecemizdi.
Bugün,onunla geçirdiğimiz son günümüzdü.
Yanıma yengem geldi. Göz kırpıp "Ne yazdı?" Dedi heyecanla. Hemen telefonu çıkarıp mesajları gösterdim.
Ağzı açık şekilde mesajlara bakıyordu. Gülümseyip bana döndü.
"Aşık bu sana aşık" suratını asıp abime baktı ve yüksek sesle
"Abin bile bu kadar romantik değil"
Abimin bakışları bana döndü. Bakışlaryla bana daha sonra bunun hesabını soracağını söyleyip önüne geri döndü
Odun!
İnsan karısı böyle diyince gelir karısına romantik şeyler yapar
"Odunsun Poyraz"dedikten sonra yengem yine bana döndü.
"E aranız nasıl anlat bakayım"
Telefonu gösterip"belli değil mi?" Dedim. Beni kolumdan tutup mutfağa doğru götürdü.
"Dökül"
•••
Güneş'ten
Mektupları verme vakti!
Herkes odasına geçmiş uyuyordu. Annemle ben bulaşıkları yıkadıktan sonra konuşmak için balkona çıkmıştık. Odama girip Poyraz'ı uyandırmamaya dikkat ederek 5 tane zarfı alıp odadan çıktım.
Balkona çıktığım da annem sandalyeye oturmuş manzaraya bakıyordu.
Yanına oturup ona doğru döndüm
"Anne" bakışları bana döndü.
"Gideceksin değil mi?" Diye fısıldadı.
Hiç bir şey demedim
O anlamış gibi başını sallayıp dolu gözleriyle tekrardan manzaraya bakmaya başladı.
"Çocuklar bir şey yaşadıklarında ilk annelerine söylerler. Ben seni annem olarak görüyorum. Bana öz annen mi Jülide annen mi diye sorsalar bir an bile düşünmeden Jülide annem derim. Ben sen de anne sıcaklığını buldum. Nasıl bir şey bilmiyordum ama senden sonra anne sıcaklığının ne olduğunu öğrendim"
Bana bakmıyordu ama beni dinlediğinin farkındaydım.
"Benim en büyük hayallerimden biri anne olmaktı. Anne olmak nasıl hep merak ederdim. " Bakışlarımı ellerimden ayırıp ona baktım"Ben anne olmanın nasıl bir şey olduğunu senden öğrendim anne"
Bakışlarım tekrardan ellerime döndü"Sen bana öz annemi aratmıyorsun. Siz bana ailemi aratmıyorsunuz. Siz benim ailem oldunuz ve ben bu dünyanın en güzel ailesine sahibim." Çoktan ağlamaya başlamıştım. Ama bu sefer ağlamamı durdurmaya çalışmayacağım. Ne olucaksa olsun artık.
"Ben sizinle yaşamayı öğrendim. Ben sizinle nefes almayı öğrendim. Sizi tanıyana kadar bir hayatım olduğunu sanıyordum. Ama sizden sonra fark ettim ki ben aslında yaşamıyormuşum."
Ağlıyordu!
"Öleceğimi ilk duyduğumda aklıma ilk siz geldiniz. Size bu kadar geç kavuşmuşken bu kadar erken kaybedecek olmam, geceler boyu ağlamama sebep oldu." Elimde ki mektupları uzattım."Şuan size olan hislerimi konuşarak açıklayamam. Ben değil,bu mektuplar konuşsun" Mektupları eline aldığın da 5.sini görünce kaşları çatıldı.
"5.si kimin için?"
"Beni doğuran kadın ve onun eşi için"
Tamamen bana dönüp sarıldı. Ayrıldıktan sonra yüzümü elleri arasına aldı ve gözyaşlarımı sildi.
•••
Gidiyordum
Gelmemek üzere
Sonsuza dek
Kahvaltımızı yaptıktan sonra küçük bir çantaya bir kaç kıyafet koyup hazırlanmıştım. Şimdi ise kapıda vedalaşıyorduk. Poyraz beni bırakmak için ısrar etse de onu nazik(!) Şekilde susturup beni bırakmasını engellemiştim.
Taksi gelmişti
Gitme vaktiydi
Taksiye bindikten sonra hastanenin adının söyledikten sonra şoför sürmeye başladı. Geldiğim de ücreti ödeyip hastaneye doğru ilerledim.
Poyraz'dan
Ertesi gün..
Sabahtan beri Meltem'de bir değişiklik vardı. Kendi için de bir şeyi tartışıyor gibiydi. Şuan ise karşım da durmuş bana bir ley söyleceğini söylemişti
Annem hızla yanımıza geldi
"Meltem sakın!"
"Abimin de bilmeye hakkı var anne!"
Kaşlarımı çatmış bir şekilde onlara bakıyordum.
"N'oluyor? Neyi bilmeye hakkım var?"
Meltem hızla bana döndü
"Abi yengem ölücek"
"N-ne ölmesi ne saçmalıyorsun?" Hızla kolumdan tutup beni kaldırdı.
"Gelince anlatıcam. Şimdi senin yengemin yanına gitmen gerekiyor. Ama şunu bil ki yengem yarım saat sonra ölücek"
Hızla arabanın anahtarını alıp evden çıktım. Arabaya bindiğimde direk anahtarı takıp gaza bastım
Ne demek Güneş ölecek!
Ölemezdi!
Güneş ölürse ben nasıl yaşayacaktım?
Meltem'in söylediği hastaneye geldiğimde hızla arabayı park edip hastaneye girdim. Güneşin olduğu odayı öğrendikten sonra hızla odaya doğru ilerledim. Odayı bulduğum da direk içeriye girdim. Güneş yatakta oturmuş pencereden dışarı bakıyordu. Kapıyı kapattığım da bakışları bana döndü. Beni görür görmez ağlamaya başladı.
"Geldin" dedi kısık sesle
Başımı sallayıp aynı ses tonuyla "geldim" dedim. Ağır adımlarla yanına gittikten sonra ellerini tuttum
Buz gibiydi!
"Neden bana daha önce söylemedin?"
"Söyleyemezdim"
"Ne zaman öğrendin öleceğini"
"Senin kaçırıldığın gün"
Derin bir nefes aldım. Bana heyecanla döndü
"Poyraz"
"Efendim sevgilim"
"Dans edelim mi?"
Başımı salladım "edelim"
Telefonundan saudade'nin son dans şarkısını açıp ayağa kalktı.
Biz dans etmeye başladığımızda başını omzuma yan şekilde koyduktan sonra dans etmeye devam ettik.
"Telefonumun şifresini kaldırdım,belki açıpta fotoğraflarımıza bakarsın diye. Mesela seni takip ettiğim zaman seni çektiğim fotoğraflar var,seninle mesajlaşmalarımız ve seninle ilgili olan diğer şeyler"
Başımı salladım"Bakarım"
Son 5 ..
"Keşke sana daha önce yazsaydım"
4..
"Özür dilerim sevgilim"
3..
"İstemezdim sonumuz böyle olsun"
2..
"İsterdim sonumuz mutlu olsun"
1..
Ve son nefesini kollarımda verdi
***
NASILDIII
Bu kadar cringe, saçma bir kitabın beni en çok etkileyen final sahnesine sahip olması garipp
O mektuplar için aslında özür bölüm gelecekti. Özür bölüm var 1 tane ama onlardan alakasız
Ve bu kitabı yazalı yıllar oldu hatırlamıyorum
Maalesef o mektuplar hiç gelmeyecek gibi duruyor
Gelmesini çok isterim ama sanmıyorum
Belki bir gün gelir ama
Umut hep var
Herneyse
Eğer sizi biraz olsun bu kitabımda güldürebildiysem, yüzünüzde bir tebessüm oluşturabildiysem ne mutlu bana
Ve kitabıma şans verip okuduğunuz için çook teşekkür ederim
Diğer kurgularımda görüşmek üzere
Kendinize iyi bakınn
Bölüm etkileşimi
