11. bölüm · Gecenin Koruması

11. BÖLÜM: YENİ UFUKLAR VE KADİM NÖBET

CEPHEKALEMI 19

1. KISIM: Karargâhta Yeni Nesil Yetişiyor
(Araz’ın Anlatımıyla)
Lansman gecesinin üzerinden iki ay geçmişti. İstanbul’un karmaşası geride kalırken hayatımız kendi doğal ritmini bulmuştu. Ben haftanın üç günü Ankara Özel Kuvvetler Komutanlığı'na gidip Bordo Tim'in başına geçiyor, Bordo Bereli adaylarına stratejik arazi ve yakın dövüş eğitimi veriyordum.
Eğitim sahasında, üzerimde kamuflajımla genç subayların karşısında dururken gözlerimde Çorum bozkırının ve yılların getirdiği tecrübenin sertliği vardı.
"Bakın asker!" diye seslendim, sıraya dizilmiş genç teğmenlere. "Merminiz bitebilir, teçhizatınız gömülebilir, gecenin ortasında yapayalnız kalabilirsiniz. Ama göğsünüzde taşıdığınız vatan sevgisi ve arkada bıraktığınız sevdiklerinizin inancı asla bitmez. Sizi ayakta tutacak olan şey şarjörünüz değil, çelik gibi iradenizdir!"
Barış ve Murat arkada durmuş, gururla beni izliyordu.
Eğitim bitiminde Barış yanıma yaklaştı. "Komutanım, maşallahınız var. Gençler cengaver gibi yetişiyor ama gözleriniz sürekli saatte. Şile’ye dönüş vakti geldi sanırım?"
Gülümsedim. "Efe ile Gece bekler asker. Bizim nöbet Karargâh’ta bitse de evde devam eder."
2. KISIM: Şile’de Akşam Sessizliği
(Araz’ın Anlatımıyla)
Akşamüstü Şile’deki kulübeye vardığımda, bahçeden yükselen akustik gitar sesleri beni karşıladı.
Gece, verandanın ahşap merdivenlerine oturmuş, elindeki gitarla yeni bir beste üzerinde çalışıyordu. Efe ise hemen yanında, ön patilerini uzatmış, başını Gece’nin dizine dayamış halde gözleri yarı kapalı rüzgarı dinliyordu. Beni görünce ikisi de aynı anda kafasını kaldırdı.
Efe devasa cüssesiyle yerinden fırlayıp yanıma koştu. Başını okşayıp sırtını sıvazladım. "Aferin oğlum, nöbet yerinde," dedim.
Gece gitarı kenara koyup ayağa kalktı. Yüzündeki o huzurlu gülümseme, yol yorgunluğumu anında silip attı.
"Nasıl geçti eğitim?" diye sordu, boynuma sarılırken.
"İyiydi," dedim, alnını öperek. "Yeni kancıklar yetişiyor. Ama burası, senin yanın... Şehrin ve dağların tüm gürültüsünü unutturuyor."
Masaya oturduk. Gece, Çorum’dan getirdiğimiz taze leblebilerden ve demli çaydan ikram etti. Lansman sonrası albüm satışları rekorlar kırıyor, Türkiye genelinde büyük bir turne teklifi geliyordu. Ama Gece artık eski hırslı veya korku dolu kadın değildi. Hayatın merkezine huzuru ve gerçek sevgiyi koymuştu.
"Haftaya Çorum’a tekrar gidelim mi Araz?" diye sordu Gece, gözlerimin içine bakarak. "Anamın katmerini, babanın sohbetini özledim. Hem Efe de avludaki çınarın altını çok sevmişti."
"Gideriz gülüm," dedim, elini tutarak. "Nereye istersen oraya gideriz. Artık önümüzde engel de yok, peşimizde gölge de..."
Güneş Karadeniz'in sularına batarken, Bordo Bereli Yüzbaşı Araz Karadağ olarak hayatımın en büyük zaferini bu sessizlikte yaşadığımı biliyordum.

3. KISIM: Türkiye Turnesi ve Çorum Sevdası
(Araz’ın Anlatımıyla)
Gece’nin "Toprak ve Gölge" albümü tüm ülkede yankı bulurken, beklenen Türkiye turnesi için hazırlıklar başladı. Bu kez ne arkada gizli bir koruma ordusu vardı ne de yüreğimizde o eski karanlık şüpheler...
Ankara, İzmir ve Bursa konserlerinin ardından rotayı doğrudan Çorum’a çevirdik. Gece, turnenin en özel durağının benim memleketim olmasını özellikle istemişti.
Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu’ndaki konser gecesi, Çorum sokakları adeta bayram yerine dönmüştü. Salonda binlerce hemşerim yerini almıştı. Ön sırada annem Havva Hanım yazmasıyla, babam Mustafa Efendi ise o vakur duruşuyla gururla oturuyordu. Bordo Tim’den görev izni alan Murat ve Barış da sivil kıyafetleriyle, ellerinde leblebi paketleriyle arkadaki yerlerini almışlardı.
Gece sahneye çıktığında salondan yükselen alkış ve tezahürat gürültüsü tavanı zorluyordu. Salondaki binlerce kişiyle birlikte Çorumlu hemşerilerimi selamladı:
"Bu akşam sadece bir konser için değil, bana 'evim' gibi hissettiren o güzel insanlara teşekkür etmek için buradayım," dedi Gece. "Anadolu’nun bu yiğit topraklarına ve onun bağrından çıkan o güzel yüreklere selam olsun!"
Gece şarkılarına başladığında tüm salon tek bir ağızdan ona eşlik ediyordu. Sahnenin hemen yan tarafında, protokol girişinin gölgesinde dikiliyordum. Yanımda duran Efe, boynundaki kırmızı kurdelesi ve heybetli duruşuyla sahnedeki Gece’yi bir an olsun gözden kaçırmıyordu.
4. KISIM: Bağ Evinde Huzurun Resmi
(Araz’ın Anlatımıyla)
Konserin ertesi günü, Alaca yolundaki bağ evimizdeyiz. Bozkırın ortasında, hafif esen tatlı bir rüzgar çam kokularını avluya taşıyor.
Babam ile Murat garajın önünde eski traktörün motorunu incelerken, annem ve Gece avludaki ahşap masanın üzerine serdikleri bezin üstünde taze erişte kesiyorlar. Gece’nin unlu ellerini burnuna sürüp çocukça gülüşü, annemin ona "kızım" diyerek sarılışı... Zihnimdeki tüm çatışma seslerini silip atan tek resim işte buydu.
Efe, bağın geniş arazisinde özgürce koşuyor, arada bir çitin kenarına kadar gidip leyleklere havlayarak alanını koruyordu.
Yanlarına yürüdüm. Annem tülbendiyle alnındaki teri silip bana baktı. "Araz’ım, bak gelinim eli yatkın çıktı. Artık Şile’ye gitseniz de gözüm arkada kalmaz."
Gece başını kaldırıp bana baktı. Yüzündeki un lekesiyle öyle içten, öyle doğal gülümsüyordu ki... "Araz," dedi kısık bir sesle. "Ben hayatımda hiç bu kadar ait hissetmemiştim."
Elimi cebime attım. İç cebimde, Ankara Karargahı’ndan gelen yeni terfi ve görev tebligatı duruyordu. Artık saha operasyonlarından ziyade, yeni nesil Özel Kuvvetler personelinin yetiştirilmesinden sorumlu Eğitici Birlik Komutanı olarak atanmıştım.
Bu; silahımı tamamen bırakmak değildi ama vatanıma hizmet ederken sevdiklerimin yanında kalabileceğimi müjdeliyordu.
Gece’nin yanına diz çöktüm. Yüzündeki unu elimle usulca sildim.
"Artık fırtına koptu, bulutlar dağıldı Gece," dedim. "Bu topraklarda doğduk, bu topraklarda birbirimizi bulduk. Bundan sonra nöbetimiz de huzurumuz da bir."
Karadeniz’den Anadolu’nun kalbine uzanan bu zorlu yolda; Bordo Bereli Yüzbaşı Araz Karadağ, hayatının en anlamlı operasyonunu zaferle tamamlamıştı: Kalbini ve sevdiklerini korumak.
Efe bağdan koşarak yanımıza gelip ikimizin arasına başını sokarken, Çorum’un turuncu batan güneşi altında yeni bir hayat resmi çiziliyordu.