FALLAND kitap kapağı

4. bölüm / 9

FALLAND

DEFTERDEKİ UNUTULMUŞ ADRES

Vaveyla Yazarı: Umut Kerem .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: DEFTERDEKİ UNUTULMUŞ ADRES

Bir haftadır ormana eskisinden biraz daha farklı bakıyordum.
Bunun nedenini tam olarak açıklayamıyordum. Ağaçlar aynıydı. Patikalar aynı yerlerden geçiyor, sabahları aynı kuş sesleri duyuluyor, akşam olduğunda güneş yine ağaçların arkasında kayboluyordu. Evim hâlâ yıllardır durduğu ağacın üzerinde, rüzgâr estiğinde tahtaları hafifçe gıcırdayan o küçük yapının içindeydi. Her şey, dışarıdan bakıldığında olması gerektiği gibiydi.
Ama ben artık aynı değildim.
Bir hafta önce gördüğüm şeyden sonra birkaç gün boyunca ormana eskisi kadar rahat çıkmamıştım. Özellikle evimin çevresinde daha fazla zaman geçiriyor, aşağıdaki toprağı ve ağaçların arasındaki hareketleri normalden daha dikkatli gözlemliyordum. İlk başlarda bunu yalnızca yaşadığım olayın üzerimde bıraktığı etki olarak düşünmüştüm. Sonuçta dört yıldır burada yaşıyordum ve ilk kez bildiğim düzenin dışında bir şeyle karşılaşmıştım.
Fakat bir hafta geçmesine rağmen o his tamamen kaybolmamıştı.
Sanki ormanın bir yerinde, benim henüz anlayamadığım bir şey sessizce devam ediyordu.
Bunu düşünmekten özellikle kaçınıyordum.
Çünkü elimde kesin bir bilgi yoktu.
Sadece birkaç iz, garip davranışlar ve terk edilmiş bir yapı vardı.
Bir de o zombi.
Onu diğerlerinden ayıran şeyin ne olduğunu hâlâ bilmiyordum. Gündüz dışarı çıkmış olması zaten başlı başına garipti. Fakat beni asıl düşündüren, beni gördüğünde doğrudan saldırmamasıydı. Bir süre beni izlemiş, ardından sanki başka bir şeyin dikkatini çekmesiyle ormanın içine doğru gitmişti.
O günden beri onu bir daha görmemiştim.
Belki de görmüştüm ve fark etmemiştim.
Bu ihtimal hoşuma gitmiyordu.
Sabah olduğunda yatağımdan kalkıp pencereye yürüdüm. Perdeyi açtığımda orman, günlerdir olduğu gibi sessizdi. Güneş henüz ağaçların tamamının üzerine ulaşmamıştı. Yaprakların arasından süzülen ışık, zemindeki çiğ damlalarının üzerinde parlıyor; uzaktaki ağaçların gövdeleri hafif sisin içinde birbirine karışıyordu.
Bir süre dışarı baktım.
Sonra gözüm evin hemen altındaki toprağa kaydı.
Bir hafta önce zombilerin çıktığı yerler artık neredeyse tamamen kapanmıştı. Yağmur, rüzgâr ve zaman izleri yavaş yavaş yok etmişti. Eğer o gece orada bulunmasaydım, toprağın altında bir şeylerin ortaya çıktığına inanmak bile zor olurdu.
Perdeyi kapattım.
Bugün bunu düşünmeyecektim.
En azından birkaç saatliğine.
Üzerime her zamanki takım elbisemi geçirdim. Kravatımı düzeltirken aynadaki halime baktım ve saçlarımı elimle biraz toparladım. Dört yıldır aynı şeyi yapıyordum. Bazen bunun hâlâ neden önemli olduğunu kendime soruyordum.
Sonra cevabı zaten biliyordum.
Çünkü bazı şeylerin değişmemesi gerekiyordu.
Kahvaltımı hazırlayıp masaya oturdum. Pencereden dışarı bakarken önümdeki tabağın neredeyse yarısını bitirmiştim ki gözüm masanın köşesinde duran deftere takıldı.
Ona uzanıp kapağını açtım.
Sayfalar zamanla yıpranmıştı. Bazılarının köşeleri kıvrılmış, bazıları nemden hafifçe dalgalanmıştı. İlk sayfalarda yiyecek miktarları, su kaynakları ve güvenli bölgelerle ilgili notlar vardı. Sonraki sayfalarda ise zombiler hakkında gözlemlerim çoğalmaya başlamıştı.
Sayfaları yavaşça çevirdim.
Bir süre hiçbir şey düşünmeden notlarıma baktım.
Sonra nedense elim durdu.
On ikinci sayfada.
Kaşlarımı çattım.
Sayfayı birkaç saniye inceledim.
Neden özellikle buraya baktığımı bilmiyordum.
Parmaklarımı sayfanın kenarında gezdirdim.
Ardından aklıma bir şey geldi.
Çok eski bir şey.
Öyle eskiydi ki hatırlamaya çalışmadığım sürece zihnimin bir köşesinde tamamen kaybolmuştu.
Dört yıl önce, salgının ilk dönemlerinde şehirde dolaşırken bulduğum notlar...
Bir araştırmacı.
Adını hatırlayamıyordum.
Yüzünü de.
Fakat söylediği bir cümle zihnimde yavaşça belirginleşmeye başladı.
"Eğer bir gün gerçekten araştırmak istersen... kitabı bul."
O zamanlar bu sözün ne anlama geldiğini anlayamamıştım.
Hatta üzerinde fazla durmamıştım.
Fakat şimdi, son birkaç haftadır yaşadıklarımı düşündüğümde...
Birden ayağa kalktım.
Sandalyenin ayağı zeminde sürtündü.
Defteri masanın üzerine tamamen açtım.
On ikinci sayfaya baktım.
Sayfanın büyük kısmı eski notlarla doluydu. Tarihler, birkaç kısa gözlem ve okunması zor bazı kelimeler vardı. Fakat sayfanın en alt kısmında, diğer yazılardan farklı olarak ayrı bir bölüm bulunuyordu.
El yazımın bile diğerlerinden farklı göründüğü küçük bir not.
Başlığın altında iki satır vardı.
Aralanca Kütüphanesi
L-17 Bölgesi, 43. Sokak, Bina 08
Altında ise tek bir cümle yazıyordu.
"Araştırmacının bıraktığı kitap burada."
Uzun süre hiçbir şey söylemeden sayfaya baktım.
Aralanca.
Şehrin adı bile yıllardır aklıma gelmemişti.
Defterin üzerine biraz daha eğildim.
Notun ne zaman yazıldığını anlamaya çalıştım. Tarih kısmı silinmişti fakat sayfanın kenarında çok eski bir kalem izi hâlâ seçiliyordu.
Bir anda bir şey daha hatırladım.
O araştırmacının bana söylediği şeyin tamamını değil, yalnızca parçalarını.
Kütüphane.
Kitap.
Araştırma.
Ve salgının ilk zamanlarında kimsenin önemsemediği bazı olaylardan bahsetmesi.
O zamanlar herkes hayatta kalmaya çalışıyordu. Kimsenin eski bir kütüphanedeki bir kitabı umursayacak hâli yoktu. Benim de yoktu.
Şimdi ise durum farklıydı.
Dört yıl boyunca zombileri gözlemlemiştim.
Davranışlarındaki değişimleri kaydetmiştim.
Bazılarının geceleri ortaya çıktığını, bazılarının diğerlerinden daha farklı hareket ettiğini görmüştüm.
Ve bir hafta önce ilk kez, bütün bunların arkasında anlamını henüz çözemediğim bir şey olabileceğini düşünmüştüm.
Belki de cevap burada değildi.
Ama en azından bir ipucu olabilirdi.
Defteri kapattım.
Sonra tekrar açıp adresi kontrol ettim.
L-17 Bölgesi, 43. Sokak, Bina 08
Şehrin merkezinde.
Evden oldukça uzaktı.
Normalde böyle bir yolculuğu düşünmeden önce en az birkaç gün hazırlık yapardım. Su, yiyecek, araç gereç, dönüş için gerekenler... Fakat bu kez içimde garip bir acele vardı.
Kütüphaneye gitmek istiyordum.
Hayır.
Gitmem gerekiyordu.
Masadan kalkıp çantamı hazırlamaya başladım. Birkaç şişe su, yiyecek, ilk yardım çantası, el feneri, ip ve gerekli birkaç alet...
Son olarak defteri de çantaya koydum.
Kapıya geldiğimde durup dışarı baktım.
Orman yine sakindi.
Bir hafta önceki olaydan sonra ilk kez evden bu kadar uzaklaşacak olmak garip hissettiriyordu.
Ama bu kez peşinden gittiğim şey bir zombi değildi.
Bir kitaptı.
Ve belki de dört yıl önce yarım bırakılmış bir sorunun cevabı.
Merdivenlerden aşağı indim.
Toprağa bastığımda ayakkabımın altında kuru bir dal kırıldı.
Başımı kaldırıp ormana baktım.
Bir anlığına, ağaçların arasında bir şey hareket etmiş gibi geldi.
Durup birkaç saniye bekledim.
Hiçbir şey yoktu.
Başımı salladım.
"Başladık yine."
Çantamı düzelttim ve kuzeye doğru ilerlemeye başladım.
Bu kez gittiğim yer, yıllardır uzak durduğum şehrin kendisiydi.
Ve çantamda yalnızca eski bir defter yoktu.
Dört yıl önce unuttuğum bir adres vardı.

Aralanca Kütüphanesi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.