8. bölüm / 9
FALLANDBölüm 8- ARAŞTIRMA MERKEZİ -II
Bölümler 9Şu an: Bölüm 8- ARAŞTIRMA MERKEZİ -II
- 1 TOPRAKTAKİ İZ -11.658 kelime
- 2 TOPRAKTAKİ İZ -21.801 kelime
- 3 TOPRAKTAKİ İZ -32.985 kelime
- 4 DEFTERDEKİ UNUTULMUŞ ADRES899 kelime
- 5 ARALANCA KÜTÜPHANESİ1.340 kelime
- 6 Bölüm 6- GİZEMLİ KORDİNAT1.158 kelime
- 7 Bölüm 7- ARAŞTIRMA MERKEZİ895 kelime
- 8 Bölüm 8- ARAŞTIRMA MERKEZİ -II1.000 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Bölüm 9- ARAŞTIRMA MERKEZİ -III963 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Saat 00.18'di.
Araştırma merkezinin üçüncü katında alarm ışıkları hâlâ yanıp sönüyordu. İzolasyon odasının camının arkasındaki adam ise yaklaşık yirmi dakikadır aynı pozisyonda duruyordu. Gözleri açıktı fakat bakışları sabit değildi. Bazen tavana, bazen duvara, bazen de camın arkasındaki araştırmacılara dönüyordu. Kalp ritmi normale dönmüş görünüyordu ancak vücut sıcaklığı hâlâ düşmeye devam ediyordu.
Dr. Elena Keller monitördeki değerleri kontrol etti.
"Otuz derece."
Adrian Voss başını kaldırdı.
"Kaç dakika önce?"
"Yaklaşık iki dakika."
"Bu hızla düşmesi mümkün değil."
"Biliyorum."
Keller ekrandaki diğer değerleri açtı. "Ama yalnızca sıcaklık değil. Oksijen tüketimi de azalıyor."
Marcus Hale yaklaşarak ekrana baktı.
"Metabolizma kapanıyor olabilir."
Keller başını salladı.
"Hayır. Metabolizma kapanıyorsa hücresel aktivitenin de düşmesi gerekir."
Voss cama baktı.
"Peki ne oluyor?"
Keller cevap vermedi.
İzolasyon odasındaki adam aniden başını kaldırdı.
Üçü de ona döndü.
Adam doğrulmaya çalıştı.
Yavaşça.
Kollarını yatağın kenarına dayadı. Birkaç saniye boyunca öylece kaldı. Sonra ayağa kalktı.
Keller hemen güvenlik sistemine baktı.
"Sedatif vermiştik."
"Etkisi geçmiştir."
"Bu kadar kısa sürede değil."
Adam odanın içinde birkaç adım attı.
Yürüyüşünde garip bir düzensizlik vardı. Sol ayağını biraz daha yavaş sürüklüyor, başını ise neredeyse hiç hareket ettirmiyordu.
Voss mikrofona uzandı.
"Beni duyuyor musun?"
Adam durdu.
Başını cama çevirdi.
"Beni duyuyor musun?"
Birkaç saniye hiçbir tepki olmadı.
Sonra adamın ağzı hafifçe açıldı.
Kelime çıkmadı.
Yalnızca boğuk bir nefes sesi duyuldu.
Keller mikrofonun sesini yükseltti.
"Adınızı söyleyebilir misiniz?"
Adam başını hafifçe yana çevirdi.
Bir süre sonra tek bir kelime çıktı.
"...aç."
Keller ve Voss birbirlerine baktı.
"Ne dedi?"
"Duydun."
Voss mikrofona tekrar yaklaştı.
"Ne istiyorsun?"
Adam cevap vermedi.
Bir anda başını sağa çevirdi.
Sanki odanın içinde başka bir ses duymuştu.
Keller kaşlarını çattı.
"Ne yapıyor?"
Hale cama yaklaştı.
"Dinliyor."
Voss ona baktı.
"Neyi?"
Hale cevap vermedi.
Çünkü adam çoktan yatağın yanından ayrılmıştı.
Duvara yaklaştı.
Sonra kulağını duvara dayadı.
Üç araştırmacı sessizce onu izledi.
Adam birkaç saniye boyunca hiçbir şey yapmadan öylece durdu.
Sonra duvara üç kez vurdu.
Tak.
Tak.
Tak.
Keller'ın yüzü gerildi.
"Bu ne?"
Voss gözlerini adamdan ayırmadı.
"Bilmiyorum."
Aynı anda binanın diğer tarafından üç kez daha ses geldi.
Tak.
Tak.
Tak.
Laboratuvar sessizleşti.
Hale yavaşça arkasını döndü.
"Bu ses nereden geldi?"
Voss cevap vermedi.
Çünkü sesin geldiği yönü o da anlamıştı.
Ses, merkezdeki eski numune odalarından geliyordu.
Keller hemen güvenlik sistemini açtı.
"Koridor kameralarını getiriyorum."
Ekranda üçüncü katın koridorları belirdi.
Boştu.
Dördüncü kat.
Boş.
İkinci kat.
Boş.
Sonra bir kamera görüntüsü titredi.
Görüntü birkaç saniyeliğine karardı.
Geri geldiğinde koridorun sonunda bir gölge vardı.
Keller görüntüyü büyüttü.
"Bu ne?"
Hale ekrana yaklaştı.
"İnsan mı?"
Voss başını salladı.
"Hayır."
Gölge birkaç saniye boyunca hareketsiz kaldı.
Sonra kamera görüntüsünün dışına doğru yürüdü.
Keller başka kameraya geçti.
Gölge bir sonraki koridorda görünüyordu.
Bir kamera daha.
Sonra başka bir kamera.
Hareket ediyordu.
Ama koşmuyordu.
Yürüyordu.
Voss bir anda ayağa kalktı.
"Güvenlik protokolünü tamamen kapatın."
Keller ona döndü.
"Ne?"
"Merkezin bütün kapılarını kilitleyin."
"Zaten kilitli."
"İçeridekileri de."
Keller birkaç saniye ona baktı.
"İçeride personel var."
"Biliyorum."
"Adrian, bunu yaparsak insanları odalara kapatmış oluruz."
"Kapılar açık kalırsa ne olacağını bilmiyoruz."
Hale araya girdi.
"Önce bunun ne olduğunu anlamamız gerekiyor."
Voss ona döndü.
"Hayır."
Hale sustu.
Voss camın arkasındaki adama baktı.
"Önce bunun ne kadar hızlı değiştiğini anlamamız gerekiyor."
Keller tekrar monitöre döndü.
İzolasyon odasındaki adam artık duvara bakmıyordu.
Cama bakıyordu.
Doğrudan onlara.
Sonra yavaşça başını kaldırdı.
Gözleri Keller'ın üzerinde durdu.
Keller istemsizce geri çekildi.
"Adrian..."
"Ne?"
"Bana bakıyor."
"Biliyorum."
"Hayır."
Keller'ın sesi kısıldı.
"Bana değil."
Voss ona baktı.
Keller monitörü gösterdi.
"Kalp atışımı dinliyor."
O anda adam camın arkasında başını hafifçe yana eğdi.
Keller'ın yüzündeki ifade değişti.
"Bu mümkün değil."
Voss mikrofona yaklaştı.
"Kimse hareket etmesin."
Hale nefesini tuttu.
Laboratuvar tamamen sessizleşti.
Birkaç saniye geçti.
Adam başını kaldırdı.
Sonra aniden camın önünden çekildi.
Keller şaşkınlıkla monitöre baktı.
"Ne oldu?"
Voss cevap vermedi.
Çünkü aynı anda merkezdeki bütün ışıklar söndü.
Karanlık.
Bir saniye.
İki saniye.
Üçüncü saniyede acil durum ışıkları yeniden yandı.
İzolasyon odası boştu.
Keller donup kaldı.
"Adrian..."
Voss cama baktı.
Yatak boştu.
Adam yoktu.
Kapı hâlâ kilitliydi.
Keller güvenlik sistemini açtı.
"Kapı açılmadı."
Hale yaklaşarak baktı.
"İçeriden çıkmış olamaz."
"Çıkmış."
"Nasıl?"
Keller cevap veremedi.
Voss yavaşça kapıya doğru yürüdü.
"Kimse dokunmasın."
Tam o sırada koridorun derinliklerinden bir ses geldi.
Bir şey yere düştü.
Ardından kısa bir sessizlik.
Sonra metal zeminde sürünen ayak sesi.
Yavaş.
Ağır.
Yaklaşıyordu.
Keller'ın nefesi hızlandı.
Hale geri çekildi.
Voss ise kapıya baktı.
Ses biraz daha yaklaştı.
Sonra durdu.
Kapının diğer tarafında birkaç saniye hiçbir hareket olmadı.
Voss elini kapının koluna uzattı.
Keller kolunu tuttu.
"Yapma."
Voss ona baktı.
"Burada kalamayız."
"Ya dışarıdaysa?"
Voss birkaç saniye sustu.
"Zaten dışarıdaysa kapıyı açmamızın bir önemi yok."
Elini kapı koluna koydu.
Yavaşça çevirdi.
Kapı açıldı.
Koridor boştu.
Voss fenerini yaktı.
Işık zemine vurdu.
Bir iz vardı.
Islak, koyu renkli bir iz.
Koridor boyunca ilerliyordu.
Voss diz çöktü.
Parmağını yere yaklaştırdı fakat dokunmadı.
Hale arkasında durdu.
"Kan mı?"
Voss başını iki yana salladı.
"Bilmiyorum."
İz laboratuvarın dışına, koridorun sonuna doğru devam ediyordu.
Voss ayağa kalktı.
"Kimse tek başına hareket etmeyecek."
Üçü birlikte ilerlemeye başladılar.
Koridorun sonuna geldiklerinde iz bir kapının önünde sona erdi.
Kapının üzerinde küçük bir tabela vardı.
NUMUNE ARŞİVİ - B-3
Keller kapıya baktı.
"Burası kapalıydı."
Voss kilidi inceledi.
"Şimdi değil."
Kapı birkaç santimetre açıktı.
İçeriden soğuk hava geliyordu.
Hale fenerini içeri tuttu.
Raflar.
Metal kutular.
Cam tüpler.
Hepsi karanlığın içinde sıralanmıştı.
Sonra içeriden bir ses geldi.
Tak.
Üçü de durdu.
Bir saniye sonra ikinci ses.
Tak.
Keller fısıldadı:
"İçeride biri var."
Voss kapıyı biraz daha açtı.
Fenerin ışığı rafların arasından ilerledi.
En arkadaki karanlıkta iki küçük göz parladı.
Bu kez hareket etmediler.
Sadece baktılar.
Voss elini yavaşça kapının kenarına koydu.
Gözler bir anda kayboldu.
Ardından rafların arkasından hızlı bir hareket sesi geldi.
Keller irkildi.
"Geri!"
Üçü aynı anda geriye çekildi.
Kapı kendi kendine kapandı.
Bir saniye sonra içeriden metal bir şeyin devrildiği duyuldu.
Sonra sessizlik.
Voss kapıya bakarken yüzündeki ifade değişmişti.
Çünkü artık içeride yalnızca tek bir numune olmadığını anlamıştı.
Merkezin başka bölümlerinde de bir şeyler değişiyordu.
Ve o gece saat 01.07'de araştırma merkezinin kayıt sistemine ilk kez şu ifade işlendi:
BİYOLOJİK SINIFLANDIRMA: BELİRSİZ.
Altına ikinci bir not eklendi.
İNSAN KAYNAKLI DEĞİŞİM OLASILIĞI: %73.
Fakat rapor henüz tamamlanmadan sistem tekrar çöktü.
Bölüm etkileşimi
