FALLAND kitap kapağı

9. bölüm / 9

FALLAND

Bölüm 9- ARAŞTIRMA MERKEZİ -III

Vaveyla Yazarı: Umut Kerem .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Bölüm 9- ARAŞTIRMA MERKEZİ -III

Saat 01.12'de
araştırma merkezinin acil durum sistemleri yeniden devreye girdi. Koridorlardaki kırmızı ışıklar yanıp sönüyor, havalandırma sisteminin düzensiz uğultusu binanın sessizliğini kesiyordu. B-3 numune arşivinin önünde üç kişi hâlâ hareketsiz duruyordu. Kapının ardında ne olduğunu bilmiyorlardı. Daha doğrusu, artık yalnızca bir şey olmadığını biliyorlardı.
Dr. Adrian Voss elindeki feneri kapının üzerinde gezdirdi. Kilit mekanizmasının göstergesi kırmızı yanıyordu.
"İçeride hareket algılandı mı?"
Elena Keller tabletindeki güvenlik panelini açtı.
"Hiçbir sensör düzgün çalışmıyor."
"Hiçbiri mi?"
"B-3'ün hareket sensörü kapalı. Isı sensörü de cevap vermiyor."
Marcus Hale kapıya biraz daha yaklaştı.
"Az önce gördüğümüz gözleri kaydetmiş olabilir mi?"
Keller başını kaldırdı.
"Kamera yok."
"Bu katta kamera vardı."
"Vardı."
Voss ona baktı.
Keller ekledi:
"Yaklaşık kırk dakika önce sistemden silindi."
Voss birkaç saniye sustu.
"Silindi mi?"
"Evet."
"Kim sildi?"
"Bilmiyorum."
Hale yavaşça geri çekildi.
"Biri sistemi içeriden mi kapatıyor?"
Keller cevap vermedi.
Çünkü tabletinin ekranında yeni bir bildirim belirmişti.
B-3 ARŞİV SICAKLIĞI: 14°C
Keller kaşlarını çattı.
"Bu mümkün değil."
Voss ona döndü.
"Ne var?"
"Arşivde sıcaklık düşüyor."
"Ne kadar?"
"On dört derece."
Hale başını kapıya çevirdi.
"Merkezdeki diğer odalar kaç derece?"
"Yirmi iki."
Voss kapının altındaki boşluğa baktı.
İçeriden soğuk hava geliyordu.
"B-3'te ne saklıyoruz?"
Hale birkaç saniye düşündü.
"Eski biyolojik numuneler. Düşüş bölgelerinden alınan materyaller. Bazı doku örnekleri."
"17 Eylül'den alınanlar?"
Hale'nin yüzü değişti.
"Evet."
Keller hemen ona döndü.
"Kaç numune?"
"Dört."
Voss'un bakışları sertleşti.
"Dördünü de kontrol et."
Hale başını salladı.
"Arşive girmemiz gerekiyor."
Voss kapıya baktı.
"Gireceğiz."
Keller şaşkınlıkla ona baktı.
"Adrian, içeride ne olduğunu bilmiyoruz."
"Tam olarak bu yüzden gireceğiz."
Hale kapının yanındaki acil durum panelini açtı.
"Elektronik kilit çalışmıyor."
Voss cebinden küçük bir anahtar çıkardı.
Keller ona baktı.
"Bunun anahtarını hâlâ mı taşıyorsun?"
"Bu merkezin yarısı elektronik sistemlere bağlı. Elektrik gittiğinde ne yapacağımızı düşünmemiz gerekiyordu."
Anahtarı kilide yerleştirdi.
Bir kez çevirdi.
Kilit açılmadı.
Tekrar denedi.
Bu kez içeriden metal bir ses geldi.
Klik.
Kapı birkaç santimetre aralandı.
Soğuk hava koridora yayıldı.
Voss fenerini içeri tuttu.
Raflar hâlâ yerindeydi.
Cam tüpler.
Numune kutuları.
Metal dolaplar.
Fakat odanın sonunda bir şey farklıydı.
Yerde birkaç kutu duruyordu.
Hale feneri oraya çevirdi.
"Bunlar düşmüş."
Keller hemen sordu:
"Hangileri?"
Hale ilerledi.
Kutuların üzerindeki etiketleri okumaya başladı.
"B-17... C-04... D-11..."
Bir anda durdu.
"Ne oldu?"
Hale kutunun üzerindeki etiketi gösterdi.
17-09-2040 / M-04
Voss yaklaştı.
"Dördüncü numune."
Kutunun kapağı açıktı.
İçinde hiçbir şey yoktu.
Keller'in sesi alçaldı.
"Numune nerede?"
Kimse cevap vermedi.
Voss fenerini yere tuttu.
Kutunun hemen yanında ince, koyu renkli bir iz vardı.
İz rafların arasından devam ediyordu.
Hale yavaşça nefes aldı.
"Bu mümkün değil."
Voss ona baktı.
"Neden?"
"Bu numunenin canlı olması gerekmiyor."
Koridorun derinliklerinden bir ses geldi.
Tak.
Üçü de aynı anda başını kaldırdı.
Sonra ikinci ses.
Tak.
Ses rafların arkasından geliyordu.
Voss elini kaldırdı.
"Durun."
Kimse hareket etmedi.
Bir süre yalnızca havalandırma sisteminin uğultusu duyuldu.
Sonra rafların arasından çok hafif bir sürtünme sesi geldi.
Keller fenerini sesin geldiği yöne çevirdi.
Hiçbir şey yoktu.
"Gördün mü?"
"Hayır."
Hale birkaç adım ilerledi.
"Ben bakacağım."
Voss kolunu tuttu.
"Hayır."
"Numuneyi bulmamız gerekiyor."
"Tek başına değil."
Üçü birlikte ilerledi.
Rafların arasından geçerken fener ışıkları metal yüzeylerde dolaşıyordu. Arşivin sonuna yaklaştıklarında yerde başka bir kutu gördüler.
Bu kez kapağı kapalıydı.
Hale diz çöktü.
Etiketi okudu.
"Bu da 17 Eylül."
Keller yanına geldi.
"Kayıt numarası?"
Hale etiketi temizledi.
"R-02."
Voss'un yüzü değişti.
"Radyasyon numunesi."
Hale başını salladı.
"Evet."
"Bunu aç."
Hale ona baktı.
"Adrian-"
"Aç."
Hale kutuyu eline aldı.
Kapağı kaldırdı.
İçeride cam bir tüp vardı.
Tüpün içindeki sıvı neredeyse tamamen siyaha dönmüştü.
Keller fenerini yaklaştırdı.
"Bu ne?"
Hale'nin gözleri tüpteydi.
"Başlangıçta renksizdi."
"Ne kadar süre önce?"
"Üç saat önce."
Voss ona baktı.
"Üç saat içinde bu hale mi geldi?"
Hale cevap vermedi.
Tüpün içindeki sıvı hareket etti.
Çok hafif.
Sanki içeride bir şey yüzüyormuş gibi.
Keller geri çekildi.
"Bunu kapat."
Hale kapağı kapattı.
Tam o anda bütün ışıklar yeniden söndü.
Bu kez acil durum ışıkları da yanmadı.
Tamamen karanlık.
Keller'ın nefesi duyuluyordu.
"Adrian?"
"Buradayım."
"Hale?"
"Buradayım."
Üçü de oldukları yerde kaldı.
Sonra arşivin derinliklerinden bir ses geldi.
Bir nefes.
Yavaş.
Düzensiz.
Ama insana ait gibi değildi.
Keller fenerini yakmaya çalıştı.
Fener birkaç kez titredi.
Sonunda yandı.
Işık rafların arasını aydınlattı.
Kimse yoktu.
Fakat yerde bir şey vardı.
İlk başta bir insan eli sandılar.
Hale birkaç adım yaklaşınca bunun bir el olmadığını fark etti.
Uzun, siyaha yakın parmakları olan bir uzuvdu.
Rafların arasından çıkmış ve zeminin üzerinde hareketsiz duruyordu.
Keller fısıldadı:
"Bu ne?"
Voss yaklaşmadı.
"Dokunma."
Uzuv bir anda hareket etti.
Üçü de geri çekildi.
Parmaklar zemini kavradı.
Bir kez.
Sonra tekrar.
Rafların arasından bir şey sürünerek dışarı çıkmaya başladı.
Önce el.
Sonra kol.
Sonra omuz.
Karanlığın içinden bir baş yükseldi.
Yüzü tamamen seçilemiyordu.
Yalnızca gözleri fener ışığında belli belirsiz parlıyordu.
Hale nefesini tuttu.
"Tanrım..."
Voss elini kaldırdı.
"Geri."
Varlık başını kaldırdı.
Üç araştırmacıya baktı.
Sonra başını hafifçe yana eğdi.
Bir ses çıkardı.
Boğuk.
Derinden gelen bir ses.
Keller'ın elindeki fener titredi.
Varlık bir anda ileri doğru hamle yaptı.
Hale geriye sendeledi.
Voss onu kolundan çekerek kapıya doğru sürükledi.
"Çık!"
Üçü koridora çıktı.
Voss kapıyı kapatıp kilitledi.
İçeriden sert bir darbe geldi.
GÜM!
Kapı titredi.
Keller geriye çekildi.
"Bu şey az önce insan değildi."
Voss kapıya bakıyordu.
"Hayır."
Bir darbe daha.
GÜM!
Kapının metal yüzeyi içeri doğru hafifçe eğildi.
Hale nefes nefese kaldı.
"Ne yapacağız?"
Voss cevap vermedi.
Çünkü tabletinden yeni bir alarm sesi gelmişti.
Ekranda tek bir mesaj vardı.
BİYOMETRİK HAREKET ALGILANDI.
Keller ekrana baktı.
"B-3 değil."
Voss yavaşça ona döndü.
"Ne?"
Keller'ın yüzü bembeyaz olmuştu.
"Başka bir yerde."
"Kaç tane?"
Keller ekrana baktı.
Bir.
İki.
Üç.
Sonra sayı hızla yükselmeye başladı.
7
12
19
Keller geriye doğru bir adım attı.
"Bütün merkezde algılanıyor."
Voss'un gözleri koridorun karanlığına kaydı.
Uzaktan bir kapının açılma sesi geldi.
Sonra bir tane daha.
Ardından başka bir yerden metal bir şeyin yere düştüğü duyuldu.
Hale yavaşça sordu:
"Adrian..."

Voss cevap vermedi.

Merkezin farklı noktalarından sesler yükselmeye başlamıştı.

ve ilk defa araştırmacılar kaçamayacaklarını anladılar...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.