11. bölüm / 17
Eurus11. BÖLÜM
Bölümler 17Şu an: 11. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM677 kelime
- 2 2. BÖLÜM668 kelime
- 3 3.BÖLÜM479 kelime
- 4 4. BÖLÜM440 kelime
- 5 5. BÖLÜM190 kelime
- 6 6. BÖLÜM240 kelime
- 7 7. BÖLÜM262 kelime
- 8 8. BÖLÜM988 kelime
- 9 9.BÖLÜM218 kelime
- 10 10. BÖLÜM680 kelime
- 11 11. BÖLÜM438 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12. BÖLÜM413 kelime
- 13 13.BÖLÜM512 kelime
- 14 14. BÖLÜM323 kelime
- 15 15. BÖLÜM186 kelime
- 16 16. BÖLÜM592 kelime
- 17 17. BÖLÜM773 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıklarıyla uyandım. Ankara bugün sisliydi… kendime bir kahve yapıp içtikten sonra Sinemi almaya gittim. Sinem ile emniyete doğru gidiyorduk ki bir anons ikimizin içini tüm korku filmlerini bir kenara iterek üpretti. Beti benzi atan Sinem müziği kapatıp bana doğru eğildi.
“Merkezden tüm birimlere, şüpheli ölüm tespit edilmiştir. İlgili büro amirlerinin intikal etmesi rica olunur.”
Daha merkeze bile uğrayamadan terk edilmiş bir fabrikaya doğru yol alıyorduk. Ulan ne oluyor böyle? Daha ilk cinayetin üzerinden 3 gün bile geçmedi. Benim gibi yardımcımda olayın şokuyla tek bir kelime dahi etmeden bekliyordu.
Sonunda bir ormanlık araziye girdik inanılmaz bir sis vardı. Arabam bi sağa bir sola sallanıyor ama işin ciddiyeti hem içimizi hem de burayı buz kesmişti.
Arabadan iner inmez olay yeri incelemenin çektiği bandı kaldırdıp geçtim. Fabrikanın eski kapısı zaten sonuna kadar açıktı. İçeri sisin olamasının etkisiyle daha da karanlıktı. Girer girmez birinin kurbanlık koyun gibi bacaklarından asıldığını ancak olay yeri inceleme ekiplerinin kamera flaşlarının parlamalarından görüyorduk. Flaşlar her yandığında daha korkunç bir detay beynimize adeta işliyordu. Adam kanlar içindeydi öyle ki yüzünü bile göremiyorduk. Yere kan damlaları ellerinden damlamış ve elleri yere değer vaziyette ölmüştü. Biraz daha yaklaşıp laterks eldivenleri elime geçirdim. Saçımı topladım biraz daha yaklaşıp el fenerini cesede tuttum.
“Mehmet ceset taze değil mi?”
“Bende öyle tahmin ediyorum başkomiserim. Tahminimce bu gece işkence edilerek öldürülmüş. Ama asıl bomba adamın kim olduğunda…”
“Kimmiş?” Diyerek sözünü kestim.
“Eski emniyet müdürü Erol Taşkın.” Demesiyle beraber ortalık buz kesti. Zaten soğuk ve ürkütücü olan bu fabrika dönüp kalmama sebebiyet vermişti. Benimde bir zamanlar kendisini yakından tanıdığım adam ne hale gelmişti.
“Bugün Kaya Karahan cinayeyinin otopsisini sana atacağız.”
“Sağ ol Mehmet. Bu cinayetinde en kısa sürede fotoğrafları elimde olsun lütfen.”
Mehmet kafasını olur der gibi sallayıp gözlerini cesede çevirdi.
“Böyle yerlerde ayakkabı izleri lastik izleri de çok önemli olabiliyor. Aldınız mı izlerin fotoğrafını?”
“Evet başkomiserim. Bu akşam size yollayacağım. Daha üç gün geçmeden böyle büyük bir cinayetin daha gelmesi gerçekten de çok şüpheli…”
“Bi de bize sor.” Dedim hala şoktaydım. Sinemle birbirimize baktık. İkimizinde yakından tanıdığı bu adam bu hale nasıl gelebilmişti?
Sinem tüm sessizliği bozdu.
“Tesadüf olamaz Defne!”
Sessizliğimi koruyordum. Gerçektende Eski emniyet müdürünün bu şekilde öldürülüyor olması beni de oldukça germişti. Resmen ölene kadar işkence görmüştü. Kim buna cesaret ederdi ki?
Yardımcım tekrardan söze girdi,
“Belkide Necmi hem Kaya’yı hem de Erol müdürü öldürdü.”
“Bilmiyorum ama….”
“Ama???”
“Bende nedense tesadüf olmadığını düşünüyorum.”
“Kesinlikle öyle…” dedi yardımcım tiz bir sesle.
“Hadi Sinem gidelim gazeteciler gelmeden.” Dedim. Merkeze geçene kadar ne sinem ne de ben tek kelime dahi etmedik. Kaya’nın öldürülmesi bile olsa alışılmış bir cinayetten fazlasıyken Erol Taşkın! Erol Taşkın çok ilginçti. İşkence edilip öldürüldüğüne göre mesele çok daha derin…
Bölüm etkileşimi
