30. bölüm · ESİR
30. Bölüm
Ahmet neredeyse bir gündür yoğun bakımda artık endişeliyiz bir şey oldu da bize mi söylemiyorlar ya da Oğuz bir şey biliyor da bana mı söylemiyor bilmiyorum zaten dün beni apar topar eve gönderdi ama geldiğimde iyi oldu Neşe O günkü saldırıdan sonra çok korkmuştu hiç durmadan ağlıyordu onu sakinleştirmek çok zor oldu bu sırada ben de biraz dinlenmiş oldum ama aklım hala onlarda Ahmet'in durumu ile ilgili oğuz u arıyorum ama aynı değişen bir şey yok deyip telefonu hemen kapatıyor.
Umarım yine benden bir şey saklamıyorsundur Oğuz. Akşama doğru gelen telefonla içindeki huzursuzluk yerine neşeye ve sevince bıraktı çünkü Ahmet uyanmıştı ya yoğun bakımdan çıkarılıp normal odaya alınmıştı onun için çok mutlu oldum hemen aşçımıza birkaç bir şey hazırlattırdım oradan da hemen hastaneye gittim Ahmet'i beklediğimden biraz daha iyi gördüm en azından gözleri artık eskisi gibi yorgun bakmıyordu.
Siz; nasılsın Ahmet daha iyi misin?
Ahmet; iyiyim iyi beni merak etmeyin
Oğuz; çok iyi aslan parçası
Oğuz'un yüzündeki Neşe sesine vermişti çok mutluydu haklı tabii hayatta kalan tek ailesi ahmet'ti ahmet'ten sonra çok büyük çöküş yaşadı ama toparlandı beraber toparlandık ve şimdi Ahmet de var ailemiz de tam oldu.
Ahmet; neşeyi alabilir miyim?
Siz; tabii senin için getirdim zaten
Neşeyi Ahmet in kucağına verdim normalde kimsenin kucağında durmayan Neşe bu sefer bizi şaşırtıp Ahmet'in kucağında duydum sanırım amcası olduğunu anlamıştı. Ahmet bir sürü neşeyle vakit geçirdi biz de o sırada dışarı çıktık biraz hava aldık hastanenin bahçesinde oturduk biraz.
Siz; iyi misin hayatım?
Oğuz; çok iyiyim bundan daha iyi olamazdım
Sözlerinin devamını getirirken kolunu omzuma attı başını göğsüne yasladı.
Oğuz; baksana karım yanımda kızım yanımda kardeşim yanımda hepsinin sağlık durumu iyi daha da iyiye gidecek tehlike geçti artık başımız dertte değil işlerim de iyiye gidiyor daha ne olsun
Siz; şeytanın kulağı sağ olsun huzurumuzu İnşallah bozulmaz
Oğuz; İnşallah hayatım
Uzun zaman sonra oğuz un sesindeki bu Neşe gerçekten bana iyi gelmişti son birkaç ayda neler yaşamıştık böyle daha doğrusu son bir buçuk yılda ben hiç tanımadığın bir adamla zorla evlenmek zorunda kalmıştım ondan hamile kalmıştım doğumuma az bir zaman kala Oğuz silahlı saldırıya uğradı hastanelerde yatıp kalktık sonra hiç tanımadığımız bir adamdan kaçmak zorunda kaldık başka bir şehire yerleştik sonra tekrar İstanbul'a döndük kızımız dünyaya geldi ama dertlerimiz bununla da yeterli kalmadı tam kurtulduk derken bu Allah'ın belası adam tekrar peşimize takıldı beni kaçırdı sonra öldü sandığımız Ahmet'i tekrar bulduk ona tekrar kavuştuk.
Zor da olsa bütün bu kötü günler geçmişti artık hiç hatırlamak istemediğimiz kötü birer anı olarak kaldı ama bizi biz yapan asıl bu kötü anılar değil mi her şeye rağmen birbirimize tutunduk ve birbirimizi bırakmadık destek olduk bugünümüz ve yarınımız için iyi bir hayat dersi oldu aslında bizim için.
Bu süre içinde oğuz'un ne kadar farklı bir insan olduğunu öğrendim aslında küçük yaşta ailesi tarafından terk edilmiş hem yetim kalmış annesi tarafından istenmemiş daha çocuk yaşta kardeşine bakmak zorunda kalmış genç yaşta iş hayatına atılmış kardeşine en iyi şekilde bakmış bütün bu günleri tırnaklarıyla kazıya kazıya gelmiş hayatı hiç de kolay olmamış bütün bu olumsuzluklara rağmen kalbin içindeki güzellik onu bir an olsun yalnız bırakmamış ben onun çok kötü bir adam olduğunu düşündüm ama yanılmışım meğer o kazandığı paranın yarısından fazlasını her zaman ihtiyaç sahiplerine dağıtan ülke çapında kermesler ve yardım geceleri düzenleyen daha birçok yardım kuruluşuna bağlı olarak çalışan bir adammış.
Ama merak ettiğim bir şey daha var oğuz'un annesi şu an nerede oğlununla ilgili bir bilgi biliyor mu ya da şu an hayatta mı oğuz'a sormaya biraz çekiniyorum çünkü ne zaman bu konu açılsa yüzü değişiyor annesinden nefret ettiğini biliyorum ama eminim ki annesinin de onları yetimhaneye bırakmak için haklı bir sebebi vardı sonuçta kimse çocuğundan bile isteyemez yani en azından ben öyle düşünüyor öyle yorumluyorum kendi kafamda tabii gerçeği bilmediğim için benim aklımdan geçen düşünceler bunlar.
Oğuz bu düşüncelerimden habersiz öylece karşı binanın duvarına odaklanmıştı boş gözlerle bakıyordu ama yüzünde sıcak bir tebessüm vardı.
Biraz daha bahçede oturup tekrar Ahmet'in yanına gittik ya çok tatlı Neşe Ahmet'in kucağında uyuyakalmış Ahmet garibim de uyanmasın diye yerinden bir santim olsun kıpırdayamamış.
Her şeyi aldım Ahmet de biraz daha uzandı herhangi bir sorun olmazsa yarın hastaneden çıkacak çok ısrar ettim gece kalmak için ama ikisi de izin vermedi beni eve yolladılar bahaneleri de hazır Neşe nasıl hastane köşelerinde kalsın neyse ikisini de kırmak istemedim eve geldim.
Sabah erkenden uyandım hemen oğuz'a telefon açtım Ahmet'in çıkış işlemlerini başlatmışlar bile acele etmeliyim ilk işim Ahmet'e bir oda hazırlamak oldu Ahmet kendi ayrı eve çıkmak istediğini söyledi ama şu an böyle bir şeye izin veremezdik yeni yeni iyileşmeye başlıyor ve bizim desteğimize her zamankinden çok ihtiyacı var bunu söylediğimizde gözleri biraz dolmuştu sanırım çok duygulandı.
Önce Ahmet'i bir oda hazırlattım daha sonra da salonda bulunan masayı baştan sona yemek ve donattım tabii bunları tek başıma yapmadım onlar gelinceye kadar her şey hazır olmalıydı zaten işlerim biter bitmez kapı çaldı ikisi de geldi.
