10. bölüm · ESİR
10. Bölüm
Sabaha kadar yattığım yerde dönüp durdum Oğuz dün akşam ne demek istemişti yarın çok mutlu olacaksın sana çok büyük bir sürprizim var demişti böyle bir ruh hastasından beni mutlu edecek bir sürpriz bekleyemem ki.
Ben gözlerimi açtığımda o çoktan yataktan kalkmıştı bir tuhaflık var normalde olsa ondan önce kalkmamı ister kahvaltısını hazırlamamı isterdi ama bugün biraz farklı o çoktan kalkmış ve gitmişti. Banyodan su sesi gelmediğine göre o tarafta değil giyinme odasında da olabilir aşağıda da olabilir.
Yine de hem giyinme odasının hem banyonun kapısını tıklatarak girdim içeri her iki yerde de yoktu demek ki aşağıda ben de elimi yüzümü yıkayıp üzerimi değiştirip aşağıya indim.
Oğuz kahvaltı masasında oturmuş hiç konuşmadan kahvaltısını yapıyordu arada bir de telefonunu eline alıyor birileri ile mesajlaşıyordu. Ne olup bittiği hakkında en ufak bir fikrim bile yok eğer bana bir şey yapmak isteseydi çoktan yapmıştı. Demek ki aklımdan geçen her neyse benimle ilgili değil ama neden çok mutlu olacaksın dedi?
Oğuz; boş gözlerle suratıma bakmayı bırak da otur kahvaltını yap unuttun mu sana büyük bir sürprizim var?
Cevap vermedim zaten bakışlarımdan her şey anlaşılıyordu sessizce yerime oturdum canım hiçbir şey yemek istemiyor zaten bu eve geldiğinden beridir her şeyden midem bulanıyor hiçbir şey midem almıyor.
Oğuz kahvaltısını bitirene kadar ben de önümdeki kahvaltı tabağı ile bakıştım nihayet kahvaltısı bitmişti saat 10.30 falandı.
Ellerini masanın üzerinde birleştirdi bir süre beni izledi daha sonra da telefonu çaldı telefonda konuşurken yüzü şekilden şekile girdi en son telefonu kapatmaya 5 saniye kala yüzü bam başka bir şekil aldı tamamen sırıtıyordu sırıtmak da değil hatta gülüyordu resmen.
Oğuz; evet beklediğim haber geldi görüyorum ki önündeki tabakla bakışmaya devam edeceksin hiçbir şey yemeyeceğine göre kalkabilirsin ama sana şimdiden söylüyorum aç karınla o sahneleri izlemek zor olacak
Siz!; ne demek bu
Oğuz; birazdan anlarsın hadi kalk bakalım
Siz; nereye gidiyoruz?
Oğuz; fazla soru sorma 5 dakika sonra öğreneceksin zaten
Dedi kolumdan tutup çekiştirirken. Hızla dışarı çıktık evin arka tarafındaki Bodrum katına inen kapısından Bodrum'a gittik ne oluyor ne bitiyor hiçbir fikrim yok korkuyorum etraf zaten karanlık.
Oğuz kolumu o kadar sıktı ki acımaya başladı.
En son bir tane odaya geldik Bir tek burada ışık vardı odanın ortasında sandalyede oturan kafasına çuval geçirilmiş bir adam vardı bu adam kimdi neler oluyor.
Siz; n- oluyor burda?
Oğuz; sakin ol tatlım az sonra öğreneceksin
Ben bir oğuz'a bir kafasında çuval geçirilmiş adama bir de etrafımızdaki adamlara bakıyordum ne olduğunu halen daha anlamış değilim.
Oğuz bir sandalye daha getirdi ve tam o adamın karşısına koydu sandalyeye oturmamı söyledi oturdum ve başına çuval geçirilmiş adamın kafasındaki çuvalı çıkardı.
İnanamıyorum bu babam hem de yüzü gözükenler içinde ağzı bantlı bir şekilde konuşmak için çırpanıyor ama ağzındaki bant buna izin vermiyor. Ama bu imkansız hani babam yurt dışına kaçmıştı nasıl nasıl olur bu?
Siz; ne oluyor burada babamın burada ne işi var baba iyi misin?
Biliyorum bana tüm bu yaşattıklarından sonra onun iyi olup olmadığı benim umrumda bile olmaması lazım ama sonuçta o benim babam.
Oğuz; sevgili karıcığım bugün hem kardeşimin hem de annenin katili ile hesaplaşma zamanı bak karşında duruyor önce anneni sonra kardeşimi öldürdü sonra da kendi canını kurtarmak için seni ortaya koydu
Söyleyecek söz bulamadım evet haklıydı karşımda duran babam değil cani katilin tekiydi hem kendi karısına hem de gencecik bir adama sıkmıştı hiç düşünmeden.
Oğuz; sana söyledim değil mi babana da sıra gelecek diye ve onun en büyük cezası ölüm
Siz; sen onun gibi olmak zorunda değilsin onun gibi cani olmak zorunda değilsin Oğuz
Oğuz; sen hala bu adamın bana savunuyorsun kendine gel aptallık etme sen de gördün o videoyu annenin katili baban!
Siz; biliyorum ama kısasa kısas yapmak zorunda değilsin bırak onun cezasını Adalet versin polise gidelim görüntüleri veririm şikayet ederim
Oğuz; sen salak mısın kendine gel!
Siz; biliyorum bütün bunlardan sonra hala onu savunduğumu düşünüyorsun ama yemin ederim öyle değil elimde olsa onu kendi ellerimle öldürürüm ama bunu yapamam bu da benim vicdanımı el vermez lütfen polise gidelim!
Oğuz; aptalsın sen biliyorsun değil mi zaten buraya onu kendi ellerinle öldürmen için getirdim seni ama görüyorum ki bunu beceremeyeceksin çekil sen kendi işimi kendim hallederim
Siz; dur bak yalvarırım yapma lütfen!
Oğuz; çekil şuradan
Şimdi gerçekten yalvarıyorum birini öldürmek asla çözüm değil şiddet hiçbir zaman çözüm değil çözüm olamaz zaten oğuz un ayaklarına kapandım resmen yapmaması için yalvarıyorum tamam babamdan ben de nefret ediyorum ama böyle bir çözüm olmaz.
Oğuz daha fazla dayanamadı adamlarına beni tutmaları için emir verdi adamlar beni kollarımdan tutmuş orada duruyorlardı ben ağlayarak bütün yaşananları izleniyordum ve oğuz'a yalvarıyordum.
Oğuz belinden silahını çıkardı ben hiç düşünmeden babamın kafasına sıktı çıkan silah sesi ve benim çığlıklarım aynı anda havaya karıştı.
Şarjör boşaldığında babam da yere yığılmıştı adamlar kollarımı bıraktı koşarak babamın yanına gittim ağlayarak kanayan yarasına elimi koydum ama eminim ki o çoktan ölmüş yine de bir ümit.
Oğuz orada durmama izin vermedi kolumdan tutup beni havaya kaldırdı öfkeyle oğuz'a vurmaya başladım ama hiçbir şey demeden bana bakıyordu daha fazla dayanamadı beni bodrum'dan çıkardı.
(Biliyorum biraz ara verdim ama gerçekten bazı sorunlar vardı onları halletmek zorunda kaldım kusura bakmayın iyi okumalar)
