21. bölüm · ESİR

21. Bölüm

🌞 Teomanım 🌞

Sabaha kadar uyuyamadım yatağın içinde dönüp durdum. Düşündüm düşündüm daha çok düşündüm ama ne yapacağımı hiçbir şekilde bilmiyorum.

Oğuz'a olan nefretim aşka mı dönüşüyor onu da bilmiyorum ama artık ondan nefret etmediğimi biliyorum sonuçta o kurşunların önüne benim için atlamıştı ve başına gelenlerin sorumlusu babamın beni bir adama verme sözü yüzündenmiş.

Gerçekten şu anda babamdan nefret ediyorum iyi ki ölmüş diyorum kendi kendime ama şu an bunları düşünecek durumda değilim peşimizde olan bir adam var ve bu adamın tek derdi benim yurt dışına gitme planı aslında iyi ama doğuma çok az bir süre kaldığından seyahat benim için hiç iyi değil Çok riskli bir durum Türkiye'de kalmaya devam edeceğiz ama hala tehlikedeyiz en azından başka bir şehire gidebiliriz.

Bu düşüncelerle yataktan çıktım ve henüz uyuyan oğuz'un yanına gittim onu dürterek uyandım ve hemen fikrimi söyledim.

Siz; ee ne diyorsun bu konuda?

Oğuz; tamam ama nereye gideceğiz?

Siz; herhangi bir yer olur hiç fark etmez Yeter ki gidelim burada güvende değilim

Oğuz; farkındayım tamam bir yolunu bulacağım merak etme sen nasılsın?

Siz; beni bırak sen nasılsın yarın nasıl

Oğuz; biraz ilgi gösterirsen belki daha iyi olur

Siz; gevezeliğin sırası değil Oğuz

Oğuz; çok şey istiyorum sanki sen

Siz; çok şey istemiyorsun ama yanlış zamanda istiyorsun

Oğuz; doğru zaman ne zaman peki en kötü günde birbirimize destek olmayacaksak ne zaman olacağız

Siz; önceden yaptıklarını bir düşün kredinin dolma sebebi ne acaba bunu bir düşün ona göre her şeyi yargıla tamam mı kolay değil aynı şeyler senin başına gelebilirdi

Oğuz; tamam korkunç bir insanın farkındayım ama iyi insan olmam için de yardım et bana böyle olmayı ben seçmedim

Siz; eğer istersen zaten iyi bir insan olabilirsin

Oğuz; senin için iyi biri olmak istiyorum

Siz; şu an bunları konuşmamız gerekmiyor daha önemli konularımız var

Oğuz; haklısın zaten sonrasında konuşacak bol bol zamanımız olacak

Siz; bir yer bul gidecek bir yer

Oğuz; kocaeli'ne gidebiliriz hem İstanbul'dan oldukça uzak hem de akıllarına gelmez doğumdan sonrasında da bakacağız artık

Siz; sence bize bir şey yaparlar mı?

Oğuz; adamın gözü dönmüş senden başkası olmaz diyor seni elde edebilmek için her şeyi yapar

Bunu duyunca gözlerime belli belirsiz bir korku yerleşti yaşayacaklarım bitmedi mi artık daha kötü ne olabilir diye düşünüyorum hiç aklıma gelmeyen bir kötülük geliyor başıma neyse buna da Şükür.

Gözlerimdeki korkuyu gören Oğuz uzanıp elimi tuttu gözlerimin içine baktı sesi deminki gibi sert çıkmıyordu yumuşamıştı.

Oğuz; merak etme sana da bebeğimize zarar gelmemesi için elimden geleni yapacağım gerekirse ben ölürüm ama sizin saçınızın teline bile zarar gelmeyecek

Siz; korkuyorum

Oğuz; ben buradayken sana kimse zarar veremez bana güveniyor musun?

Durdum cevap vermedim çünkü iki yarım arasında kalmıştım bir yanım onun iyi biri olduğunu haykırıp duruyor diğer yanımsa güvenme diyor ama beni ondan başka koruyacak kimse de yok bunu da biliyorum.

Siz; güveniyorum

Bunu duyunca gözlerine tuhaf bir parıltı geldi sanırım hoşuna gitmişti bunları duymak.

Oğuz; güvenini asla boşa çıkarmayacağım merak etme gece o yastığa başını rahat koymam için elimden geleni yapacağım hadi kahvaltıya gidelim artık sonrasında da hazırlanır bir an önce yola çıkarız daha fazla İstanbul'da kalmamız lazım her saniye bizim aleyhimize işliyor

Siz; durum o kadar ciddi mi

Oğuz; seni korkutmak istemem ama gerçekten ciddi kaçtığımızı düşünsünler istemiyorum ama en azından ben iyileşene kadar ya da sen doğum yapana kadar

Siz; her şeyi geride bırakıp gitmek en mantıklısı gibi geliyor hepimiz için en hayırlısı bu galiba

Oğuz; Evet aynen öyle

Daha fazla konuşmadan kahvaltıya indik kahvaltıdan hemen sonra da valizlerimizi hazırlayıp direkt kocaeli'ne gitmek için yola koyulduk. Kendi şahsi arabamızla da gidebilirdik ama bu daha tehlikeli olurdu kalabalıklarda başımız daha az tehlikede olur daha çok güvende oluruz. Bu yüzden direk havaalanına gittik en erken uçakla yola koyulduk birkaç saatlik yolculuğun ardından nihayet kocaeli'ne varmıştık.

İstanbul'dan sonra yeni bir şehirde Yeni Bir hayat geçici bir süreliğine buradayız ama olsun bebeğimin sağlığı için onun güvenliği için gerekirse yurt dışına bile giderim.

Oğuz iyi görünmüyordu kaç saattir ayaktaydı yarasın yeni yeni iyileşmeye başlamıştı ama hareket ettikçe yarısı daha da kötü olacak olmuştu bile.

Kocalenide bir villaya yerleştik Oğuz u hemen kalacağı odaya götürdüm yatağına uzandı bir doktor çağırdık Oğuz un yarasına baktı pansuman yapıp birde ilaç yazdı. Daha sonra da benim için bir doktor geldi. Detaylı bir kontrolden sonra bir sorun olmadığını ama doğumun çok yaklaştığını söyledi. Bir sorun çıkmaması için her gün dua ediyorum.

Doktor gitti hava karardı güneş elini eteğini çekmeye başladı. Dün bu saatte İstanbuldayken bu gün kocaeli'deyiz bütün bu yaşadıklarımı önceden gelip anlatsalar inanmazdım duyup da inanmadığım şeyler başıma geldi.

Oğuz yatağında uzanmış ben de hemen ötedeki kanepede oturmuştum.

Oğuz; Aslı

Siz; efendim

Oğuz; yanıma gelsene

Cevap vermeden yerimden kalktım biriyle tartışacak biriyle konuşacak halim kalmamıştı.
Oğuz'un yanına gidip oturdum elini karnıma koydu ve minik bebeğimizi sevdi.

Ben sizi hiç tepki vermeden karşıdaki boş duvara bakıyordum. Elimi saçlarıma uzattı okşadı. Hiç tereddüt etmeden kafamı göğüsüne yasladım içimde acıdan ve üzüntüden başka bir şey kalmamıştı. Bütün bunlar yaş olup gözlerimden aktı. Ben hıçkırıklarla ağlarken Oğuz sadece saçlarımı okşuyordu. Kafamı kaldırıp göz yaşlarımı baş parmaklarıyla sildi.

Oğuz; lütfen ağlama dayanamıyorum çünkü

Elimi karnıma koyup konuştum

Siz; lütfen ona bir şey olmasın lütfen

Oğuz; olmicak söz veriyorum ki olmicak

Dedi dudaklarıma bakarken. İki dakika sonra da dudağımı öptü yavaşça karşılık verdim artık ondan nefret etmiyordum sadece bağlanmıştım ona...