17. bölüm · ESİR
17. Bölüm
Çığlıklarla gözyaşlarıyla acılarla ve haykırışlarla dolu yarım saat geçmişti. Sadece birkaç dakika içinde hastanenin bahçesinde yaralı olarak yatan herkes hastaneye alınmıştı oğuz da dahil. Neden ne için bilmiyorum ama oğuz'u öyle görmek canımı çok acıtıyor ona isabet eden kurşun sanki bana isabet etmiş gibi içim yanıyor. Sonuçta beni korumak için kendini feda etmişti ilk Ateş açıldığı anda kendini önüme atıp beni arkasına saklamıştı sonra bir anlık boşluktan faydalanıp beni arabanın içine koymuştu o olmasaydı belki de şu an çoktan ölmüştüm ya da bebeğim ölmüştü.
Ama bugün ben ve bebeğim gayet sağlıklıyken ouz ameliyat masasında canı ile cebelleşiyor. Allah'ım lütfen ona bir şey olmasın diye dua ediyorum saatlerdir. Aradan ne kadar zaman geçti kimse hiçbir şekilde bir açıklama yapmadı ne gelen var ne giden oğuz'un adamlarından birini ya da Oğuz un sağ kolu olan musa'yı Bir bulsam her şeyi soracağım aslında ama onu da bulamıyorum Hah geldi.
Musa; yenge bir şeye ihtiyacın var mı?
Siz; bırak şimdi bir şeyi ne oluyor bu adamlar kim neden bize saldırdılar oğuz'un durumu ne neden kimse Oğuz un durum hakkında bir bilgi vermiyor?
Musa; yenge sen bir sakin ol sana ben gerekli açıklamayı yapacağım ama öncelikle gel bir doktor sana baksın iyi misin değil misin diğerinde bir şey var mı bebeğin durumu nasıl diye
Siz; ben iyiyim bırak beni ben de bir şey yok
Musa; yine de emin olalım lütfen gelir misin
Siz; bana ne olup ne bittiğini anlat çabuk
Musa; üzgünüm yenge bunu benim sana anlatmam doğru olmaz Oğuz abim uyanır uyanmaz sana anlatır kusura bakma
Siz; ya ne demek anlatamam ya Oğuz hiç uyanamazsa!
Musa; Allah korusun yenge deme öyle şeyler Oğuz abim çok güçlüdür hem zaten bu olay yaşanmadan önce ağzıma kapalı tutmam için benden söz almıştı üzgünüm abime verdim sözü tutmam lazım
Siz; ikiniz de aynısınız ya
Musa; bence ben seni eve götüreyim biraz dinlenirsin zaten yorgun görünüyorsun
Siz; sen şaka mısın Oğuz bu durumdayken nasıl eve gidebilirim
Musa; yengeciğim kaç saattir ayaklarının üstündesin sana da yazık bebeğime de yazık gel inat etme eve götüreyim seni
Siz; Yok istemiyorum gitmeyeceğim eve falan böyle iyiyim
Musa; peki madem sen nasıl istersen eve uğrayıp senin için birkaç parça kıyafet aldım hizmetçi hazırlamış en azından üstünü değiştir yenge bir şeye ihtiyacın var mı yemek veya başka bir şey herhangi bir şey yani getirebilirim
Siz; Yok sağ ol ama bir yere kaybolma
Musa; tabii yenge hanım siz nasıl isterseniz ben o zaman bir adamlara bakayım dışarıya sonra tekrar gelirim
Siz; iyi tamam
Musa'dan aldım temiz kıyafetleri hemşirelerin giymek için kullandığı odada giydim üzerimdeki elbise hep oğuz'un kanı olmuştu. İçimi darlayan bir sıkıntı var Musa haklı olabilir bebeğime bir şey olmuşsa ya bu riski göze alamam hemen hemşirelerin odasından çıkıp Kendi doktorumun yanına gittim şansıma bu gece nöbeti varmış doktor bebeğimi kontrol etti herhangi bir sorun yokmuş.
Tekrar ameliyathanenin önüne gidip oturdum. Aradan 20 dakika falan geçmişti Musa'nın ısrarları ile kafeterya'ya inip birkaç bir şey yedim Bir iki lokma en fazla boğazımdan geçmedi. Allah'ım neden Oğuz için bu kadar üzülüyorum. Bir yanım ondan nefret ediyorum Bir yanımsa onun bu kadar kötü bir insan olmadığını içinde iyi biri olduğunu ama sadece gösteremediğini de hayatında çok büyük sıkıntılar yaşadığını söylüyor.
Ne yapmalıyım iki yanım arasında kaldım gel git yaşamanın bir anlamı yok belki oğuz'la iyi bir başlangıcımız olmadı ama bundan sonrası için iyi şeyler olabilir.
Ameliyat bitene kadar bunları düşündüm durdum. Nihayet nihayet doktor çıkmıştı artık bir bilgi almak istiyorum koşarak doktorun yanına gittim ve nefes almadan konuştum dokunsalar ağlayacaktım o derece yani.
Siz; doktor bey lütfen iyi bir şey söyleyin Oğuz iyi mi kurşun herhangi bir organını hayat organına yani denk gelmedi değil mi durumu nasıl yaşıyor değil mi ya da kötü bir şey yok değil mi?
Doktor; hanımefendi lütfen öncelikle sakin olun ol beyin ameliyatı başarılı geçti ama risk hala devam ediyor bu gece için yoğun bakımda tutacağız kendisini yoğun bakımda durumunu kontrol edeceğiz eğer yarına kadar herhangi bir kötü durum yaşanması kendisini normal odaya alacağız ama dediğim gibi bu gece biraz zor yani bu gece rahatlatırsa sorun kalmayacak emin olun.
Siz; anladım teşekkür ederim peki görme ihtimalin var mı?
Doktor; mümkün değil hanımefendi yani yoğun bakımda göremezsiniz biz doktorların yoğun bakıma girmesi bile sakıncalı siz de o yüzden alamam dediğim gibi yarına kadar kötü bir durum yaşanmazsa zaten yarın görebilirsiniz
Siz; tamam anladım teşekkür ederim
Doktor; rica ederim Çok geçmiş olsun.
Doktor iyi mi konuştu yoksa kötü mü konuştu anlamdım. Ameliyat iyi geçti ama risk hâlâ devam ediyor bu geceyi bir atlatsak herşey daha iyi olacak.
Musa; yengecim gözümüz aydın ameliyat iyi geçmiş
Siz; biliyorum haberim var doktorla konuştum daha demin
Musa; E hadi o zaman ben senin eve götüreyim yenge çok yorgun görünüyorsun zaten
Siz; sana başta da gitmeyeceğimi söyledim
Musa; güzel yengeciğim bak Oğuz abim uyandığında seni eve götürüp götürmediğimi sana bakıp bakmadığımı soracak E ben de yalan söyleyemem tabii sonra benim canımı okuyacak hadi ne olursun gel seni eve götüreyim bak biliyorsun sen zaten Oğuz abimi vallahi benim canımı aldı
Siz; hiçbir şey yapamaz merak etme
Musa; yenge kurbanın olayım götüreyim seni ya bak ben zaten buradayım arayacağım seni merak etme
Siz; her saat başı arayacaksın beni haber vereceksin iyi ya da kötü ne olursa olsun bilmek istiyorum
Musa; tamam bak vallahi arayacağım hadi gidelim
Siz; iyi gidelim o zaman
Aslında kalırdım ama gerçekten çok yorgunum daha fazla ayakta duramam bebeğimin sağlığını tehlikeye at tamam. Zaten bütün gece sıkıntıdan uyuyamayacağımı biliyorum ama olsun yine de. Musa beni eve getirdi daha sonra da hastaneye döndü evdeki bütün hizmetliler çevremde pervane oldu iyi olup olmadığını bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordular yok dedim bir an önce odada çıkmak istiyorum.
Odama gidip üstümü değiştirdim sıcak bir duş aldım sonra yatağıma uzandım ama uyuyamadım oğuz'un kanlar içindeki hali gözümün önünden gitmiyor bir türlü aklıma geldikçe gözlerim doluyor ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. O her şeye rağmen beni korumuştu sadece beni değil bebeğimizi de korumuştu artık ona bir can borçluyum.
Yattığım yerden kalkıp oğuz'un odasına gittim onun yatağına uzandım. Allah'ım ne oldu bana böyle Oğuz un fazla ilgisi beni ona bağlamıştı sanki şimdi ise o yok normalde olsak bu saatte onun yanımda olduğunu bildiğim için rahat bir şekilde uyurdum ama şu anda öyle değil.
Tuhaf ama kendimi onun yanında güvende hissediyorum başta en büyük tehlike oydu benim için ama hamile kaldıktan sonra her şey değişmişti Oğuz çok değişmişti istemediğim sürece bana yaklaşmıyordu bile benim isteklerim her zaman onun için öncelikliydi ne istesem onu yapıyordu elimi sıcak sudan soğuk suya koymuyordu sanırım bu her ikisi bana çok iyi gelmişti.
Oğuz'un dolabından tişörtünü aldım şu an yaptığım şeye inanamıyorum ama onun tişörtünü kokladım kokusu o kadar güzeldi ki. Oğuz'un yatağına uzandım ve farkında varmadan uykuya daldım.
Sabah saat 6.30 7.00 gibi uyandım hemen musa'yı aradım ve oğuz'un son durumu hakkında bilgi aldım değişen bir şey yok. Musa'nın gelip beni almasını söyledim O da söylediklerimi ikiletmeden hemen geldi. Direkt hastaneye gittik bir iki saat bekledik sonra doktor girdi yoğun bakım ünitesine oğuz'un son durumuna baktı çıktığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Doktor; gözünüz aydın Oğuz benim durumu gayet iyi onu normal odaya alacağız ama uyutmaya devam edeceğiz tedbir amaçlı
Siz; ne zaman görebiliriz peki
Diye sabırsızca doktorun sözünü kestim beklemek bana o kadar zor geliyordu ki artık.
Doktor; odaya alalım size ona göre bilgi vereceğim merak etmeyin en fazla bir saatte görebilirsiniz
Nihayet şükürler olsun sana Allah'ım buna neden bu kadar seviniyorum bilmiyorum başlarda Oğuz ölse de kurtulsam diye dua ederken şimdi iyi olması için dua ediyorum.
(Sizi çok bekletmemek adına hemen yeni bölümü yayınladım canlarım o beğenip yorum yapmayı unutmayın düşünceleriniz benim için çok önemli)
