Hatırlamayacak(Bölüm 5) Bazı gerçekler söylenmek için değil hissedilmek içindir...

Vaveyla Yazarı: Lune Noire

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Hatırlamayacak(Bölüm 5) Bazı gerçekler söylenmek için değil hissedilmek içindir...

“Şu an sırası değil, Defne.”

Özgür bunu söyledikten sonra hemen yanımızdan ayrıldı. Gerçeklerin ne olduğunu sorduğumda yüzünün bembeyaz olduğunu, ellerinin titrediğini ve adeta donup kaldığını fark ettim.

Birisi Özgür'ü zorla susturuyormuş gibi hissediyorum. Gerçek o kadar karanlık ki Özgür bana anlatmak yerine kaçmayı seçti.

Kaçan kovalanır sözünü duymuşsunuzdur. Ben de o yanımızdan gittikten sonra hemen peşine düştüm. Okuldan çıktığını gördüğümde daha fazla peşinden gitmeme gerek olmadığını düşünüp sınıfa döndüm.

Gün boyunca bu gerçek beynimin içinde dolanıp durdu. Ne olabilirdi ki bu kadar karanlık olan şey?

Telefonu kaç defa açıp kapattım, hesap sormak istedim ama saçmaladığımı düşünerek telefonu tekrar kapattım. Belki de çok da önemli değildi.

İki saat sonra...

Okul çıkışı olmuştu. Merdivenlerden inerken birisi kolumdan tutup beni kendine çekti.

Defne: Ne yapıyorsun sen? Rahatsız mısın?

Cenk: Özür dilerim, böyle yapmak istemezdim de... Ben Özgür'ün arkadaşıyım bu arada.

Defne: Özgür'ün arkadaşı mısın?

Cenk: Evet. Bugün aniden yanından ayrıldığı için senden özür diliyor. Bunu söylememi istedi.

Defne: Özgür kendi söyleyemiyor mu?

Cenk: Aranızda geçen olayı yanlış anladığını düşünmüş. Kötü hissettiği için sana kendisi söylemek istememiş.

Defne: Peki, anladım. Sorun değil. Beni bıraksan da gidebilsem? Servise yetişmem lazım.

Cenk: Tamamdır. Adım Cenk. Özgür'e ulaşmak istediğin zaman yanıma gelirsin.

Defne: Ben de Defne. Memnun oldum. İyi akşamlar.

Cenk: İyi akşamlar.

Defne, servisi kaçırdığını fark eder.

Hay aksi! Şaka gibi, bir bu eksikti. Yağmur da yağıyor, şemsiyem yok. Dolmuş beklemek bu havada işkence gibi!

Defne kendi kendine söylenirken Özgür onu kolundan tutup kendine çeker.

Defne: Özgür!

Özgür: Efendim?

Defne: Seni Allah gönderdi herhâlde.

Özgür: Sanırım öyle oldu.

Defne: Sanırım...

Özgür: Bu havada dolmuş beklemek yerine benimle yürümeyi tercih eder misiniz, yalancı hanım?

Defne: Yalancı kızdan yalancı hanım daha güzelmiş.

Özgür, Defne'nin gözlerinin içine bakıp hafifçe gülümser.

Defne: Bugün neden aniden gittin?

Özgür: Bu konuyu açacaksan hiç yürümeyelim.

Defne: Tamam, peki. Ama şüpheleniyorum. Böyle... Benden bir şey mi saklıyorsun?

Özgür'ün yüzü yine aynı şekilde bembeyaz oldu ama bu kez aldırış etmedim.

Özgür: Hayır, tabii ki de. Sadece onlar öyle konuşurken sinirlendim, ondan çekip gittim.

Defne: Anladım. Onlar adına senden özür dilerim.

Özgür: Özür dilemene gerek yok. Ayrıca onlar beni tanıyor ama ben onları tanımıyorum. Onlar senin neyin oluyor?

Defne: Eski yakın arkadaşım ve eski sevgilim.

Özgür, şaşkın bakışlarla Defne'ye bakar.

Özgür: Eski sevgilin mi?

Defne: Evet. Neden bu kadar şaşırdın ki?

Özgür: Hiç beklemiyordum.

Defne: Keşke onunla sevgili olmasaydım da... Neyse, boş ver. Kapatalım konuyu.

Özgür: Nasıl istersen.

Defne ve Özgür yol boyunca sohbet ederek yürürler. Nihayet Defne'nin evine varırlar.

Defne: Teşekkür ederim, Özgür. Bu havada seni de yordum.

Özgür: Ne demek? Çok keyifliydi benim için. Tekrar yürüyüş yaparız ama senin gibi güzel bir havada yapalım yürüyüşü.

Bu iltifat karşısında Defne, utangaçlıktan etrafına bakınır.

Defne: Benim gibi güzel bir hava mı? Ne demek şimdi bu?

Özgür: Anlamayacak ne var? Senin gibi güzel bir hava işte.

Defne: Sen herkese böyle iltifat eder misin?

Özgür: Hayır. Herkes sen değil ki.

Bir an ne diyeceğini bilmediği için etrafına tekrardan bakınır.

Özgür: Göz devirmediğine ve bacak sallamadığına göre gerçekten utanmış olmalısın.

Defne: Özgür!

Özgür: Tamam, tamam. Kızma yalancı hanım.

Defne: Bir gün bu lakap yüzünden seninle konuşmayı keseceğim o olcak.

Özgür: O güne kadar kızmaya devam et bari.

Defne: İyi akşamlar sana!

Özgür: İyi akşamlar Defne.

Özgür, Defne'nin binaya girdiğinden emin olduktan sonra oradan ayrılır.

Defne, anahtarla kapıyı açtıktan sonra istemeden annesiyle babası arasında geçen konuşmaya kulak misafiri olur.

Cansu: Ozan, bir şey yap, lütfen! Doktor dememiş miydi, hiçbir şey hatırlamayacak diye?

Ozan: Cansu, dedi demesine de bu kadar gerilme. Hiçbir şey hatırlamayacak.

Cansu: Nasıl gerilmeyeyim Allah aşkına? Mira'nın anlattıklarını duymadın mı? Her şeyi hatırlaması an meselesi! Umarım hatırlamaz...

Ozan: Hatırlamayacak, güven bana.

Defne, o an ne yapacağını bilemeyerek aniden oturma odasına girer.

Defne: Mira'nın anlattıkları ne? Ve kim neyi hatırlamayacak?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.