7. bölüm / 9
En Yakın YabancımBir Mesaj, Bin His(Bölüm 6)
Bölümler 9Şu an: Bir Mesaj, Bin His(Bölüm 6)
- 1 Yabancı(Prolog) Yaşadığın dünyada âdeta yabancı gibi dolaşırsın.137 kelime
- 2 Yanlış Seçim(Bölüm 1) Bazı seçimleri sen yapmazsın ama sonuçlarını sen yaşarsın.237 kelime
- 3 Mucize(Bölüm 2) Belki de bazı mucizeler, bir sıranın hemen yanında başlar.273 kelime
- 4 Uno(Bölüm 3)389 kelime
- 5 Gerçekler Derken? (Bölüm 4)564 kelime
- 6 Hatırlamayacak(Bölüm 5) Bazı gerçekler söylenmek için değil hissedilmek içindir...611 kelime
- 7 Bir Mesaj, Bin His(Bölüm 6)585 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Bir Şarkı, Bir Sır(Bölüm 7)819 kelime
- 9 Yarım Kalan(Bölüm 8)276 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Mira'nın anlattıkları ne? Kim neyi hatırlamayacak?”
Bunu dedikten sonra annem, elindeki bardağı hızlıca masaya koydu. Babam da boğazını temizledi.
“Kızım, sen ne zamandır oradasın?” diye sordu annem.
“Anne, bu nasıl bir soru? Hem konu bu mu şimdi? Lütfen soruma cevap verin.”
“Kızım, geçmişte bir kaza geçirmiştin ya…”
“Ee, baba? Evet, küçükken bisikletten düşmüştüm. Çok büyük bir kaza değildi. Niye bu konu tekrar açıldı ki?”
Annem babama kısa bir bakış attı. Sanki babamın ağzından bir şey kaçırmasından korkuyor gibiydi.
“İşte konusu açıldı kızım, bir şey yok.”
“Ne demek yok anne? ‘Hatırlamayacak’ falan dediniz ikide bir. Bir de Mira'nın anlattıkları ne?”
“Mira'nın anlattıkları ne alaka kızım?”
“Öyle dediniz.”
“Yeter Defne! Bir şey yok diyorsak yok. Kapat konuyu!”
“Konuyu açan sizsiniz ama suçlu olan benim, öyle mi baba?”
Bir şey demelerine fırsat vermeden odama gittim. Yatağıma oturup telefonumu elime aldım. Bu hâlimde bana tek iyi gelebilecek birisi vardı. O kişi de Özgür'dü.
Özgür'e mesaj attım.
Defne: Naber?
Mesajıma hemen bakmıştı. Sanki mesajımı bekliyormuş gibiydi.
Özgür: İyi, senden yalancı hanım.
Defne: Sana ne Özgür, sana ne? Şu lakabı söyleyip durma artık.
Özgür: Yalancı hanım değil misin? Tek yalancı olmadığın konu, bugün benden utanmandı.
Mesajı gördükten sonra yine aynı şekilde utandım ve yanaklarım kıpkırmızı oldu.
Defne: Utanmadım, abartma.
Özgür: Tamam, tamam. Kızdırmayacağım.
Özgür: Defne, sana bir şey diyecektim.
Defne: Ne diyecektin?
Özgür: Yarın bizim sınıftaki bazı öğrenciler yapılacak etkinlik nedeniyle görevliymiş. Yani ders işlenmeyecek. İstersen Uno oynayıp sohbet edelim mi?
Defne: Olur, bana uyar. Hem seninle sohbet edip Uno oynamak iyi gelir.
Özgür: Bana da sadece sen iyi geliyorsun.
Mesaja birkaç saniye boyunca baktım.
Defne: Abartma bence.
Bunu yazdıktan sonra mesajını beş defa daha okudum.
Özgür: Olabilir.
Özgür: Ama yine de öyle.
Defne: Neyse, ben uyumaya gidiyorum. İyi geceler, Özgür.
Özgür: İyi geceler, Defne.
Telefonumu kapatıp başımı yastığa koyduktan sonra o mesaj gözümün önüne gelip durdu. Gülümsememi engelleyemiyordum. Hayatımda aldığım en güzel mesajdı bu. Onu düşünerek uyuyakalmışım.
---
Sabah, 07.30
Alarmım çalar çalmaz kalkıp hızlıca hazırlandım. Aslında hemen kalkmaya niyetim yoktu ama mesajdan sonra bir an önce Özgür'ün yanına gidip onunla vakit geçirmek istiyordum.
Evden çıkıp merdivenlerden hızlıca indikten sonra karşılaştığım manzara beni şoka uğrattı.
Özgür, elleri cebinde etrafına bakınıyordu. Sanki birini bekliyormuş gibiydi.
“Özgür!”
Ona seslendiğimde el sallayıp gülümsedi.
“Günaydın, Defne.”
“Günaydın, günaydın da senin evin burası mı?”
“Hayır.”
“Ee, ne işin var o zaman?”
“Seninle okula gitmek için gelmiştim de bir sakıncası mı var?”
“Hayır, tabii ki. Şaşırdım sadece.”
“Sorun yoksa gidelim o zaman.”
“Gidelim.”
Her zamanki gibi sohbet ederek, birbirimizle şakalaşarak okula doğru yürüdük.
Okula vardığımızda Uno oynadık. Ardından konferans salonuna gidip tiyatro gösterisini izledik. Hatta ona telefondan okey oynamayı bile öğrettim.
Günümü onunla dolu dolu geçirdim. Sabah başlayan günüm, onun yanındayken o kadar hızlı geçmişti ki nasıl geçtiğini anlamadım bile. Üstelik hiç erinmeden benimle eve kadar yürüdü.
Dünkü olaydan sonra bugün bana ilaç gibi gelmişti. Gerçekten dolu dolu bir gündü.
“Güzel bir gündü benim için. Teşekkür ederim, Özgür.”
“Benim için de öyleydi. Ben de teşekkür ederim.”
“Rica ederim.”
“Yarın da ders yokmuş. Yine aynı şekilde Uno oynarız, okey oynarız. Olur mu?”
“Olur ama benim aklımda daha güzel bir fikir var.”
“Ne fikri?”
“Manifest adında bir grup var, biliyor musun?”
“Evet, biliyorum. Neden sordun ki?”
“Yarın onun dansını öğrenelim mi?”
“Dans mı? Güldürme beni!”
“Neye gülüyorsun? Komik mi?”
“Hayır, değil ama nasıl dans edeceğim?”
“Öğrenirsin, olmaz mı?”
“Tamam, seni mi kıracağım? Edelim dansı.”
“Süperrr! Tamamdır. Teşekkür ederim, beni kırmadığın için.”
“İnşallah kötü dans etmem.”
“Etmezsin, etmezsin. Güveniyorum sana.”
“Ben kendime güvenemiyorum ama yapacağız bir şeyler.”
“Tamam. İyi geceler.”
“İyi geceler, Defne.”
**Yarın başlasın o zaman Manifest rüzgârı!”
Bölüm etkileşimi
