2. bölüm / 6
ElzemSır.|2
Bölümler 6Şu an: Sır.|2
- 1 Öfke. |11.644 kelime
- 2 Sır.|22.590 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 yarayı sarmak. |32.505 kelime
- 4 Tuzak|45.753 kelime
- 5 yakınlasma|56.548 kelime
- 6 yüzük3.417 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(birinci kişi anlatımı.)
Ada gittikten sonra ben uyumuştum. İçeriye giren soğuk havayla uyandığımda çarşafa biraz daha sarıldım. Baş ağrısıyla sırtımı yatak başlığına dayadım. İnşallah hasta olmam diye geçirdim içimden. Yataktan kalkıp koltuğun üstündeki biraz bol olan siyah hırkayı giydim ve odadan çıktım. Benim odamın bulunduğu katta bir balkon vardı. Kapısı eski konaklardaki uzun, büyük kapılardandı. Çok güzeldi. Daha doğrusu ev çok güzeldi.
(görsel benzeridir. Siz bunu koridor sonunda ve biraz daha geniş, yuvarlak olarak düşünebilirsiniz.)
- -
Gece saat 2 olmuştu ve uykumun bu saatte kaçması tatsızdı. Ada sabaha kadar uyumazdı genelde. O yüzden onun yanına inmeyi düşünmüştüm. Bir alt kata inerken yukarıdan fincan sesleri geldiğinde adımlarım durdu. “Alaz.” dendiğini duymamla indiğim iki adımı geri çıkmıştım. Konuşma seslerini duyuyordum ama ne dendiği anlaşılmıyordu. Yukarı yavaş adımlarla çıktığımda kapısı neredeyse kapalı ama birazı aralık olan odanın önünde durdum. Burnuma sigara kokusu geliyordu ve odanın camı açıktı. Kapının rüzgarla kapanmaması için dua ettim. İçeriden Ateş’in ve tanımadığım iki erkeğin daha sesi geliyordu. Ardından, Işıl’ın “O kız buradan gidecek.” demesini duymamla kaşlarımı çattım. benden bahsediyorlardı!
Ardından Ateş’in “Evden gitmesi gerek biri varsa o da sensin Işıl. Ağzımı açtırma bence.” demesini duymamla gülmemi zor tuttum. Işıl’ın bozulan yüzünü tahmin edebiliyordum.
“Haksız mıyım Cem, Barış? Söylesenize ya? Kız daha geleli 1 hafta oldu. Neden özel eğitim görüyor?” İki erkeğin de isimlerinin Barış ve Cem olduğunu öğrendim. Ateş oflayarak ayağa kalktı “Işıl bir haftadır aynı şeyin cevabını vermekten bıktım sen sormaktan bıkmadın. Yeter ya! Son kez söylüyorum. Işıl, sana yapılan muameleyi kimseye yapmadık. Nankörlük etme.”
“Ben mi nankörlük ediyorum?”
“Sen nankörlük ediyorsun!”
“Ateş, o kazadan sonra beni getirmeseydin o zaman buraya.”
“He, getirmeseydim de beli silahlı adamlar vursaydı seni?”
“Vursaydı!”
“O baban da ödeseydi borcunu o zaman!” diyerek bağırdı Ateş. Yerimde sıçradım.
“Rüya’nın da senin durumundan farkı yok. Kıza da öldürecekmiş gibi bakmayı kes.”
Cem olaya dahil olup, “Tamam artık insanlar yatıyor saçmalamayı kesin.”
Kulaklarımın duyduğuna inanamıyordum.
Peki ya “Alaz” kimdi? ikisinden birinin iki ismi vardı sanırım. Konuşmaların iş konusuna dönmesiyle geri dönüyordum ki merdivenin otomatik ışıkları açılınca ağzımdan küfür kaçmıştı. Hızla koşar adımlarla aşağıya inmiştim. Kapının arkamdan açıldığını hissettim. Merdivenlerden gelen adım sesleriyle bilerek durdum.
“Rüya?” dedi Ateş. Sakince arkamı döndüm. “Hayırdır? Gece dolaşmasına mı çıktın?” diye sordu. Tabii Işıl da çenesini tutamayıp “Kapı mı dinliyorsun sen?” dediğinde gözlerim yalandan şaşkınlıkla açıldı. “Ne kapısı ne dinlemesi? Ben Ada’nın yanına gidiyordum.” dediğimde Ateş’in kaşları havalandı. “Bu saatte?” dedi sorarcasına. Başımı salladım. “Ada sabaha kadar uyumaz genelde. Ayrıca ev kocaman nereden bileyim sizin yukarıda olduğunuzu?” dedim ve merdivenden bir adım indim. “Ayrıca, biraz sessiz konuşun. Ben bu evde kimin istenip istenmediğini duymak zorunda değilim.” dediğimde Ateş “Rüya saçmalama.” dedi
Ada’nın odasına indiğimde onu uyurken görmemle çok şaşırmıştım. Açtığım gibi kapatmam bir olmuştu. Az önceki tayfayla karşılaşmamak için asansörü kullandım. Odamın olduğu kata geldiğimde kimse yoktu. 2 saniyede kaybolmuşlardı.
Odama gidip masamda kitap okurken uyuyakalacağımı farketmemiştim…
Sabah 11:35
Kolumu dürten bir elle uyanmıştım. “Rüya Hanım, burada uyuya kalmışsınız.” dedi genç hizmetli kız. Her tarafım tutulmuştu. “Kahvaltı bugün geç yapılacak halâ hazırlanmak için vaktiniz var.” dediğinde ona kafamı sallayıp çıkabileceğini söylediğimde onaylayıp çıktı. Ayağa kalktığımda uyuşan bacağım yüzünden attığım ilk adımda kendimi yerde bulmuştum. Bacağım tutmamıştı. Ağzımdan sinirle bir küfür çıktığında tekrardan ayağa kalkıp giyinme odama ilerledim. Siyah askılı bir bluz altına siyah cargo pantolon ve sivri topuklu ayakkabılarımı giymiştim. Birkaç takı takıp makyajımı yapmış, ve parfümümü sıkmıştım. Saçlarımı da düzleştirici tarakla hemen düzleştirmiştim.
( https://pin.it/4CBcfCBjKhttps://pin.it/4CBcfCBjK )
telefonum ve çantamı alıp aşağıya indiğimde. Ateş hariç herkes masadaydı. Kahvaltıya herkes başladığında Ateş halâ gelmemişti. Sessizce kahvaltımı yaptıktan sonra masadan kalkan ilk kişi olarak afiyet olsun dedim ve sandalyemi düzelttim. Anahtarımla arabamı açtığımda korumların izin vermemesiyle kaşlarımı çattım.
Kapıyı açtığımda adı Kürşat olan adam kapıyı geri kapattı.
“Rüya Hanım, sizi benim bırakmam gerekiyor.”
“Sebep?”
“Ateş Bey’in emri.” Sabır. Kapıyı geri açtım. “O zaman söyle o Ateş Bey’ine, geç kalıyorum. Sabrımı sınamasın.” dedim ve arabaya binip kapıyo kilitledim. Yola çıktığımda şarkı dinliyordum. Elimle direksiyonda ritim tutuyordum. Yola çıkalı 5-10 dakika olmuştu. Kırmızı ışıkta bekliyordum. Sol tarafımdan gelen ısrarlı korna sesine döndüm kaşlarımı çatarak. Ateş? Camı açarak elime el salladım. Karşılık verdi. Motordaydı ve arkasında genç bir kız vardı. “Nereye?” diye sordu Ateş. “İşe. Nereye olabilir?” dediğimde kafasını çevirip güldü. Gözlerimi devirdim. Uyuz!
Bir sürü kafeler vardı. Işık yandığında ilerleyip kafede durdurdum arabayı. Yola baktığımda Ateş’in motoru da benden daha ilerideydi ama o da durmuş, park etmişti. Arkasındaki kızla beraber yanıma doğru ilerliyordu. Onlara göz devirip içeri girdim ve siparişimi verdiğimde kartımı uzatacakken Ateş elimi aşağı itip kartı kasadaki adama uzattı.
“Ne yapıyorsun ya?” dedim kaşlarımı çatarak. Elini itip kendi kartımı uzattım. “Lütfen alır mısınız buradan?” dedim. Ateş elimden kartı alıp hafifçe beni kenara itti. “Rüya uzatma.” dedi. kızın ve kendi siparişini de verip hesabı ödediğinde elindeki kartımı bana geri verdi. “Neydi şimdi bu?” dedim gözlerimi kısarak. “Ne neydi?” diye sordu.
Gıcık.
İtici.
Umursamaz.
“Neydi bu yaptığın diyorum? Başka kafe mi yok?” dediğimde “Cık.” sesi çıkarttı. “Yok.” dedi. gözlerimi devirdiğimdr yanımızdaki kıza baktım. sırıtıyordu. Ona ve ikisine bakıp baristanın adımı seslenmesiyle kahvemi aldım ve baristaya teşekkür edip kafeden çıktım. Bana yetişmemeleri için hızlı hızlı giderken Ateş de arkamdan seslenmişti tam arabaya binerken. “Nereye?” dediğinde kapıyı açmıştım. Derin bir nefes alıp sabır diledim. “Ne bağırıyorsun ya herkes bize bakıyor!” dediğimde çoktan yanıma gelmişlerdi. Etrafına bakıp. “Baksınlar.” dedi.
Umursamaz x2
Oflayarak tam arabaya binecekken kolumdan tuttu sıkıca. “Sana bir soru sordum.” dedi. Kolumu sertçe çektim. “Bırakır mısın ya ne yapıyorsun?”
“Cevap ver Rüya.”
“Sana hesap vermek zorunda mıyım?”
“Dışarıda beli silahlı tehlikeli adamlar varken evet, Rüya Hanım.”
“Allah Allah. Sen sanki çok farklısın. Sanki senin belin silahlı değil ya!” dedim alayla.
Arabama binip kapımı kapattım ve kilitledim. Onun gözlerinin içine baka baka camımı açmıştım. Tam kapımın önündelerdi. Bardağımı bardaklığa koydum ve konuma göz attım. “Halâ gideceğin yeri söylemedin.” dediğinde gözlerimi kapatıp ofladım. “Korumalarına sorarsın. Geç kalıyorum.” dedim ve gaza bastım.
***16:35
Sabahtan beri terapideydim. Sadece 1-2 ara vermiş hatta ilerideki tarihe alınan randevuları bile bugün boş olan yerlere sıkıştırmıştım. İleri zamanlarda çok doluluğumun olmaması için bugün bayağı yoğun geçmişti. Yine de çalışmak iyi gelmişti. Günün 2. kahvesini de son terapiyle bitirmiştim. eşyalarımı toplayıp biraz notlarıma göz attığımda telefonuma ısrarlı mesajlar gelmişti.
Ateş
:bir zahmet telefona baksan mı? 14.32
rüya. 14.36
kime diyorum? 15.15
arıyorum niye reddediyorsun? 15.25
beni delirtme. 15.27
Rüya? 16.29
kızım baksana şu telefona 16.29
konum at 16.29
ya da ben seni bulurum bekle 16.30
telefonun niye meşgulde? 16.30
eğer daha fazla bakmamaya devam edersen asla evden çıkmana izin vermem. 16.35
siz:
ne var ateş? 16.37
calısıyorum dalga mı geciyorsun? 16.37
aradıgının farkındayız herhalde. 16.37
seanstayım ya neden açayım? 16.38
arayıp durma diye kapattım. 16.38
ayrıca çocuk muyum ben 16.38
ne demek evden çıkmana izin vermem falan? 16.39
senden izin mi alacağım?? 16.40
:Ateş
evet. 16.40
:siz
*bir çıkartma gönderdiniz
:Ateş
sabrımı zorluyorsun. 16.42
geliyor musun Rüya? 16.42
ya da dur 16.42
Adam gönderdim 16.42
18:35
Ateş’le olan son yazışmamızdan sonra eve gitmem gerekirken aklıma ihtiyacım olan eşyalar gelmişti. Korumayla avmye gidip biraz zaman harcamıştım. Tabii Ateş bu sırada fazladan koruma göndermiş ve her dakika aramıştı. Aşık mı ne?!
Eve geldiğimde bahçenin ortasında elleri arkasında birleşik bekliyordu. Korumanın kapımı açmasıyla arabadan indiğimde çoktan kapımın önüne gelmiş bana bakıyordu. Karşı karşıya geldiğimizde gözlerime baktı. “Hoşgeldiniz Rüya Hanım. Evin yolunu bulabildiniz sonunda. Zor olmuştur sizin için.” dediğinde kaşlarımı kaldırdım. “Yok ya arkamda on tane koruma olunca pek zor olmadı açıkçası.” dedim alayla. Yüzünde hiçbir mimik yoktu.
“Dışarıda niyetinin ne olduğu belli olmayan düşmanlar varken bu kadar sakin olman rahatsız edici. Birdaha bir yere gidecekken önce bana haber vereceksin. Yoksa dediğim gibi evden çıkamazsın.” dedi mesajlarımıza ithafen. Kaşlarımı çattım. Arkasını dönüp eve gitmek için ilerlerken arkasından “Oldu olacak beni bir odaya kilitle. Vardır bodrum falan ışıksız, havasız!” dediğimde durdu. Tam arkasında durdum. Omzunun üstünden bakıp “İyi fikirmiş.” dedi ve yürümeye başladı. “Ateş!” dedim ve sinirle arkasından ilerledim.
Kapıdan içeriye girip peşinden tam salona gireceğimizde içeriden gelen silah sesiyle birlikte çığlık atmam bir olmuştu. Sanırım avize kırılmıştı. Ateş anında belinden silahını çıkarıp sağ eliyle beni ona yapışacak şekilde arkasına almış ve duvar kenarına götürmüştü. İçeriye kafasını uzatıp baktığında kolumu bırakıp tamamen içeri girmişti.
Manyak mıydı bu adam?
Ateş içeri ilerlediğinde erkek bağırışmalarıyla birlikte merdivenlerden inen kadınların bağırışlarıyla merdivenlere döndüm. Motordaki genç kızı ve yanındaki kadını gördüğümde şoktaydım. Sanırım annesi ve kız kardeşiydi. kadın ve kızı beni umursamadan içeri girmiş ve ellerini ağızlarına koymuşlardı. Ben de içeri girdiğimde aynı tepkiyi vermiştim. Genç bir çocuk -muhtemelen Ateş’ten büyüktü- Ateş’e silah doğrultuyordu. “Abi ne yapıyorsun?” dedi genç kız. ne yani, bunların üçü de kardeş miydi?”
“Ceylan sen karışma, Alaz abinle bizim meselemiz.” dedi sonlara doğru sırıtarak.
Alaz mı?
Bir dakika.
Gece o odada duyduğum Alaz ismi?
Yani Ateş, Alaz mıydı?
ve o gece o odada bu adamın sesini de duymuştum. Adı Aslan’dı sanırım.
“Aslan indir şu silahını!” dedi kadın. Bir el ateş daha edildi silahtan. tam yanımdaki vazoyu vurunca Ateş’in “LAN!” diyerek bağırmasıyla ellerimi başımın arasına alarak çığlık atıp yere çöktüm. Çok korkmuştum.
Ateş, yani Alaz koşarak yanıma çökmüştü. Ellerimi indirip kollarımı kaldırarak beni kontrol etti. “İyi misin? Bir şeyin var mı?” dediğinde kendime baktım. kurşun bana geldi sanmıştım. Başımı iki yana salladığımda gözlerimden yaşlar süzüldüğünü yeni fark ediyordum. Beni yerden kaldırdığında dizlerim tutmamıştı. Yere düşecekken belimden kavradığında Bağırarak hizmetlilere seslendi ve odama çıkartmalarını söyledi.
Merdivenlerden ilerleyene kadar elinde silahı döndürerek beni izledi. durup ona baktığımda bana bakarak başını sallamıştı. Sinirden çenesini sıkmıştı. İçeriye girip öyle bir bağırmıştı ki irkilmiştim. Yumruk sesleri ve Cemre ile annesinin bağırışları da eklenmişti bu seslere. Gözyaşlarım arasında hizmetçilerin kollarının arasından çıkıp koşarak odama çıktım ve kapıyı kilitledim. kapının arkasına çökmüş ağlıyordum. Dizlerim ve ellerim titremeye başlamıştı. O eski zamanlar geldi gözlerimin önüne.
*flashback
Yumruklar, çığlıklar, sesler. Abimin yerde yatan bedenini görmemle olduğum yerde kalmıştım. Ona uzatılan silahı görmemle ikinci kurşunun sıkılmasına izin veremezdim. Yanına koşup dizlerimin üstünde kaydım kurşunun ona gelmemesi için. Bunların hepsi 2 saniyede olmuştu ve havada bir kurşun sesi daha yankılanmıştı. “Rüya!” diye bağırdı abim isyan edercesine.
Kurşun bedenime isabet etmişti.
O an nefesim kesilmişti sanki. Tüm sesler, görüntüler bulanıklaşmıştı. Her taraf dönüyordu. Abimin arkadaşları etrafımızı sarmıştı. Beni abimin üstünden kaldırıp abimin karnına ceketlerini bastırıyorlardı. Abim benim durumumdan daha iyidi sanki. bilinci yerindeydi. konuşabiliyordu. Ama ben öyle değildim.
Geldiğimiz davette saldırı olmuştu. Üstümdeki beyaz elbiseye baktı abim endişeyle. Ben de baktığımda kan olmuştu. Ellerimi kan olduğu bölgeye koydum ve titreyen elimle elime baktım. Abimin çok yakın bir arkadaşı Arda abi de kendi ceketini çıkarıp karnıma bastırdığında acıyla inledim. Etrafıma baktım kısık gözlerle. ailem yoktu. Ailemden kimse yoktu.
Ablamı gördüm. şok olmuş bir şekilde bize bakıyordu. Gelmesini istemiştim. Abimin yanına gelip elini tutmuş, bana bir kere bile bakmamıştı. Gözlerimden yaşlar süzülürken abimle göz göze geldik. Başımdaki Arda abi beni konuşturmaya çalışırken gözlerim kapanıyordu. “Rüya bak bana!” dedi Arda abi. Gözlerimi kapattığımda başım yana düşmüştü.
O zaman da kimse yoktu yanımda. Hastaneye gelen ailem de abimi görmek için gelmişti.En azından arkadaşlarım ve abimin arkadaşları vardı yanımda. Onlar olmasaydı hiçbir eşyam yanımda olmayacaktı. Yoğun bakıma bile hasta yatağından kalkıp abim gelmişti. Bir de arkadaşlarımız.
O olaydan sonra herkese karşı yabancılaşmıştım. Anneme anne gözüyle bakmıyordum artık. Babamla karşı karşıya bile gelmiyordum. Sadece abimle konuşuyordum.
Kimseye haber vermiyordum dışarı çıkarken. Bilerek çok çok geç gidiyordum tepkilerini ölçmek için. Tabii ki de çalışanların kulağına fısıldayacağını bildiğimden. Ama bir şey demiyorlardı. Böylesi işime gelirdi. Abimden bana ev tutmasını istemiştim o zaman. Kızmıştı biraz ama benim iyiliğim için de onay vermişti. Arkadaşımın babası bu işle ilgileniyordu. onların evine çok yakın bir villa tutmuştum. Çok büyük değildi. Deniz görüyordu. Tam hayalimdeki bir evdi.
Bir gün eve gitmiştim. Herkes evdeki arka bahçede denize bakan kısımda kahve içiyordu. Gece vaktiydi. Babam bana sınırsız bir kart uzatmıştı. “Al bunu. Sınırsız. Ne istersen alabilirsin.” Şaşırtıcıydı. Bir anlık iyilik yaptığını düşünmüştüm ama annemin konuşması rüyalarımdan uyanmamı sağlamıştı. “Yeni evine bizi de davet edersin dimi güzel kızım?”
Nasıl da yakışmıyordu o kelimeler ağzına!
“Eşyaların bizden olsun. Merak etme, her ay düzenli şirketten paran da yatacak. Yani tabii istersen arabanı da alabilirsin karttan.” dediğinde gözlerimi kapattım. Açık açık gidebilirsin diyordu. Abime baktığımda çatık kaşlarla bakıyordu anneme. Ablam güldüğünde ona da aynı şekilde bakmıştı. “Konuşsana. dilini mi yuttun?” dedi ablam. “Asu karışma!” dedi abim sesini yükselterek. Asu dinlemedi. “Anne boşver. kazandığı iki kuruşla alacakmış arabasını.” dedi. Aptaldı. ap-tal.
Çalışmaya yeni başladığımdan maaşımı almamıştım. Mecburdum kartı kullanmaya. İç mimar arkadaşımı çağırmıştım. Evi güzelce temizlemiştik arkadaşlarımla. Sonra abimin iç mimar arkadaşı gelip güzelce içini tasarlayıp döşemişti.
Daha sonra babam annemle boşanıp Elvin’le evlenmişti. Bu olay olduğunda 22 yaşındaydım. 2 sene önceydi yani.
*flashback sonu
Ada neredeydi şuan? neden yanımda değildi? Ada’yı aradım. İkinci çalışta açmıştı.
“Rüya?”
“Ada, neredesin?”
“Kızım neler neler oldu! Bak şimdi, sen işteyken Ateş geldi beni kendi evime götürdü.” dedi heyecanla.
“Ne evi?”
“Kızım senin evine yakın villada yaşıyorum artık.” dediğinde gözlerim şaşkınlıktan açıldı. ben neden kendi evimde kalamıyordum?
“Ben neden buradayım o zaman? Sen güvende misin?” diye sordum. “Evet beni merak etme. Bir sürü koruma var, kamera var burada. Senin sesin neden kötü ama?” İyi olmasına sevinmiştim. Ona olanları anlattığımda tekrar ağlamıştım. Gelmek istemişti ama ona gerek olmadığını söylemiştim.
Aşağıdan gelen sesler kesilince çıkmayı düşündüm. Bir süre bekledim ama merakıma yenik düşüp kapıyı araladım ve etrafa baktım. Ses yoktu. 4 katlı bu evde yukarıya ses gelmemesi normaldi sanki biraz?
Yavaş yavaş merdivenlerden indim. Ateş’in bana baktığı kısma yani son merdivene gelince durdum. bahçeden sesler geliyordu. Son adımlarımı da inip duvar kenarına geçtim. Hem duvar kenarındaydım hem de girşe karşılıklı olarak iki tane kocaman saksıda kocaman yapraklı bitkiler vardı. “Alaz, ben sana dedim ki işime karışma. Ben sana dedim ki adamlara tasarımı verme. Ben sana dedim ki mafyacılık işlerine girme! Ulan ben sana dedim ki olayın aslını öğrenmeden eve kızı getir?! Kız sormayacak mı babam neden tehlikede, ben neden buradayım? Ne b*k diyeceksin kıza?”
Tekrardan bağırışmalar gelmişti. Bu sefer Alaz konuştu, “Sordu zaten. Ben de salak değilim Aslan ben de düşünebiliyorum bunları.”
“O zaman ona göre hareket et Alaz!”
“Aslan, ne yapabilirdim? Halâ bu kızın babası şirkete ortak. Adam getirmiş eğitim binasının önüne ortadan kaybolmuş. Bir sürü insan geliyor her gün böyle eğitim için. Nereye göndereyim kızı?”
Sorun benim burada olmam mıydı yani? Yine istenmediğimi iliklerime kadar hissetmiştim. Aslan elindeki silahı sertçe masaya koyup Alaz’ın karşısına oturdu. “Alaz, beni delirtme.” dedi dişlerini sıka sıka.
“Kafan basmıyor mu kardeşim! Kızın burada olması değil sorun. Burada kalsın, isterse evin tapusunu alsın beni ilgilendirmez. Sorun o kızın babasının neden sahte tavırlarla bize yaklaştığı. Tehdit altındaysa tehdit eden insanlar kim ve bizimle dertleri ne? Anlamıyor musun oğlum şirket tehdit altında. O Rüya’nın babası Hakan denen adam halâ bizimle ortaklık halinde olduğu için Hakan’ı muhtemelen tehdit eden insanlar da nu sayede bilgi almaya devam ediyor şirketten ve bu demek oluyor ki şirket büyük bir tehdit altına. Anladın?” dedi cümlelere basa basa ve her tane tane anlatışında elini hafifçe masaya vuruyordu.
Ağacın arkasından çıktığımda Aslan’ın sert bakışları üstümdeydi. Alaz’ın yanına oturdum. “Hadi diyelim babamı buldunuz. Ne olacak? Başkasına çalıştı diye öldürecek misiniz?” Alaz ve Aslan’ın bakışları buluştu Aslan alnını sıvazladı. “Hayır, Rüya. Hem daha babanın amacını bilmiyoruz ama tehdid altında olduğunu düşünüyoruz çünkü babanın ortadan kaybolması ve seni de kendini savunman için eğitim binasına getirmesi de bunu destekliyor,”
“Devam et.” dedim.
“Yoksa peşinde kötü birisi olmasa neden dövüş ve silah dersi olan bir yere getirsin ki seni? Ayrıca buranın güvenli olduğunu bildiği için de buraya getirdi seni. Bize de güveniyor. Çünkü tehdit eden insanlar ona ne dediyse zorla yaptırıyor aslında yapmak istemiyor. Seni buraya bıraktığını o kötü adamlar anlamaz. Çünkü babana dediklerini yaptırma karşılığında para veriyorlar ve babanın bunu isteyerek yaptığını sanıyorlar. Eğer yapmazsa ölür.
Baban da kötü adam rolü oynamak zorunda kalıyor. O yüzden o kötü adamlar da babanın bizden nefret ettiğini sanıyor. Sence, bizden nefret etseydi seni buraya getirir miydi baban? Hayır. O yüzden düşman adamlar da bizden nefret etmediğini bilmediği için seni bulamazlar.”
Haklıydı. Hem de çok. Yani böyle olabilirdi.
Bölüm etkileşimi
