9. bölüm · Ege Fırtınası
9.Bölüm
Selin'in sözleri kafamda yankılanıyordu.Uzun bir süre hiç bir sey diyemedi.En sonunda derin bir nefes alıp dolu gözleriyle bana bakaraksadece şunu diyebildi;
"Ben çok bunaldım,"
"Neden,noldu da bunaldın?"
"Artık güzel çizemiyorum."duraklıdı derin bir nefes daha aldı "Dün akşam annem aradı.Babam çizimlerimi bulmuş.Anneme kızmış 'Bu kız hani okul için gidiyordu İzmir’e yoksa benim ona karşı çıkacağımı bildiği tasarım kursu için mi gitti.'demiş.Annem de baban ararsa açma dedi." Ağlamaya başladı.Ne diyeceğimi bilemedim.Selin'in babası çok kısıtlayıcı olan hatta Selin'in okumasına bile engel olan biriydi.Annesi ise Selin’in hep arkasında duran Selin’in okuması için elinden geleni yapan ve Selin'in babasını ikna edip onu okutmuş biri.
"Selin,sen üzülme.Baban seni ararsa açmazsın telefonlarını farklı bir şey de olmaz.Çizememe konusunda da bunalma her zaman,herşeyi güzel yapabileceksin diye bir şey yok,hem bence sen çok güzel çiziyorsun.Derste biraz baktım çok güzeldi çizdiğin elbise,sıkma sen canını."
Bir süre sonra sakinleşti.Yukarı sınıfa çıktık.Açelya ve Lavin sınıftakilerden izin alarak bizim sınıfa girmişler.Açelya,Lavin,Aras,Poyraz ve Ege oturuyorlardı beraber.Poyraz Açelya’nın omzuna kolunu atmış.Açelya Poyraz’a hayranlıkla bakıyor.Arasla Lavin yanyana arada göz göze geliyorlar.Ege ise yanındaki boşluğu aldırış etmeden oturmuş çiftleri izliyordu.Selin koş koşa Açelya’nın diğer yanına geçti.Bende Selin'in arkasından Ege’nin yanındaki boşluğu doldurmaya yanına oturmaya gittim.Ege'nin yanındaki boşluğa geçtim.
"Ee yine ne konuşuyorsunuz"
Ege bana şok içinde bakıyordu.Ona dönüp gülümsedim sonra arkadaşlarıma baktım.En sonunda Poyraz konuşmuştu.
"Hiiç öyle havadan sudan konuşuyoruz."
Lavin hemen atladı;
"Tabii Açelya senden gözlerini çekebilirse."
Hepimiz gülmeye başladık,Poyraz Açelya’ya döndü.Açelya utanmış yüzüyle Poyraz’a döndü.Ege'ye baktım.Çok güzel gülüyordu.Gülerken gözleri kısılıyordu.
Son iki dersimizde bitince kızlarla arabaya bindik.Açelya tabii ki yine playlistini açıp playlistten Serdar Ortaç'ın Karabiberim şarkısını açtı.Hep beraber neşeyle arada şarkıya katılıp dans ettik.Bu eğlenceli yolculuktan sonra eve girdik.Açelya kendini koltuğa atıp
"Çok yoruldum"
Lavin hemen yapıştırdı lafı
"Arabada kıvırtmak bencede çok yorucu."
Lavinle gülmeye başladım.
Açelya da bizim gülmemiz karşılık
Açelya telefonu havaya kaldırmıştı bile.
“Herkes yanıma gelsin hadi!”
Poyraz hemen Açelya’nın yanına geçti. Açelya hiç düşünmeden koluna girdi. Lavin göz devirdi.
“Biriniz diğerinizin içine girin isterseniz.”
“Çok kıskanıyorsun.” dedi Açelya sırıtıp.
“Yok aşkım midem bulanıyor.”
Ben gülerken Ege yanıma geçti. Omuzlarımız hafifçe değiyordu. Telefon kamerasına bakmaya çalışıyordum ama nedense dikkatimi sürekli Ege dağıtıyordu.
Açelya geri sayıma başladı. “Üç… iki… bir…”
Tam fotoğraf çekilecekken Poyraz saçımı çekti.
“AA!”
Fotoğrafta direkt benim sinirli yüzüm çıkmıştı. Herkes kahkahaya boğuldu.
“Poyraz seni öldüreceğim!”
Poyraz güle güle kaçmaya başladı. “Çok komikti ama!”
Açelya çekilen fotoğrafa bakıp yerlere çöktü gülmekten. “Yüzüne bak HİÇ BEKLEMİYORDU.”
Telefonu elimden alıp baktım. Gerçekten aşırı kötü çıkmıştım. Ege’nin gülmekten gözleri kapanmıştı.
“Sil şunu.”
Açelya telefonu göğsüne bastırdı. “Asla.”
“Bak ciddi söylüyorum.”
“Duvar kağıdı yapacağım.”
Üzerine yürüyünce çığlık atarak Poyraz’ın arkasına saklandı. Birkaç dakika tamamen saçmalayıp güldükten sonra sahilin biraz ilerisindeki küçük kafeye oturduk.
Lavin menüye bakıyordu. “Ben waffle istiyorum.”
Açelya hemen atladı. “Ben de.”
Poyraz sırıtıp cüzdanını çıkardı. “Tamam ben öderim.”
“Yerim sizi.” dedim alaycı şekilde.
Ege yanıma oturmuştu. Dirseğini masaya yaslayıp bana baktı. “Sen ne yiyeceksin?”
“Bilmiyorum.”
“Bu kadar menüye bakıp nasıl bilmiyorsun?”
“Kararsızım.”
“Her konuda mı böylesin?”
O an ne dediğini anlayınca yüzüne döndüm. “Ne alaka?”
Omuz silkti. “Bilmem.”
Şüpheli şüpheli bakarken garson siparişleri aldı. Açelya yine duramayıp konuşmaya başladı.
“Bugün akşam film gecesi yapalım mı?”
Lavin başını salladı. “Olur.”
“Selin’i de çağırırız.” dedim.
Bir an sessizlik oldu. Açelya dudaklarını büktü. “Gelir mi ki?”
“Getiririz zorla.”
Tam o sırada telefonum titredi. Ekranda Selin yazıyordu. Gülümseyerek açtım.
“Alo?”
Ama karşı taraftan gelen ses Selin’in sesi değildi.
Kalbim anında sıkıştı.
“Sen onun arkadaşı mısın?”
Erkek sesiydi.
Kaşlarım çatıldı. “Evet kimsiniz?”
Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra sert bir ses duydum.
“Selin nerede biliyor musun?”
Masadaki herkes bana bakıyordu artık. Yüzümdeki ifadeden bir şeylerin ters gittiğini anlamışlardı.
“Hayır neden?”
Adam derin nefes aldı. “Telefonunu evde bırakıp çıkmış.”
İçime kötü bir his çöktü.
“Kim konuşuyor?”
“Babasıyım.”
Masadaki sesler bir anda yok olmuş gibiydi. Elim buz kesmişti.
“Şey ben bilmiyorum nerede olduğunu.”
“Bulursan bana haber ver.”
Telefon kapandı.
Bir süre ekrana boş boş baktım. Açelya koluma dokundu. “Noldu?”
Yavaşça başımı kaldırdım. “Selin evden çıkmış”
“Ne?”
“Telefonunu bırakmış.”
Lavin’in yüzü ciddileşti. “Babası mı aradı?”
Başımı salladım.
Ege hemen doğruldu. “En son ne zaman konuştun?”
“Sabah mesajlaştık”
Kalbim deli gibi atıyordu. İçimde tarif edemediğim bir korku vardı.
Çünkü Selin hiçbir zaman telefonunu bırakıp çıkmazdı. Hiçbir zaman.
"Hahahaha ne kadar komik"
Bu Lavinle beni daha çok güldürmüşken Açelya’nın susun artık bakışı bizi susturmakla yetindi.
Bugün cuma olduğundan haftasonuna giriş yapmıştık bir nevi.Şuan oturmuş telefondan tiktok izliyordum.Her zamanki videolardı.Bizim grupla alakalı olanları kızlarla olan grubumuza attım.Bir an kızları merak ettim Bayadır görmüyordum.
"Açelya,Lavinn" diye bağırdım.
Açelya bizim odadan "Efendim!"diye bağırdı.
Lavin ise çamaşır makinesinin ordan "Noldu,birşey mi oldu?"diye bağırmakla yetindi.
"Yok,yok birşey olmadı.Öylesine seslendim."dedim ve Açelya’nın naptığına bakmak için odaya doğru adımlar attım.Yatakta oturmuş Poyrazla mesajlaşıyordu.Poyrazla mesajlaştığını 30 km öteden anlardım.Çünkü her Poyrazla konuştuğunda yüzündeki gamzeler belli olurdu.Onun dışında istemeden de olsa telefona bakarken kaşları çatılırdı.Bir an aklıma Selin geldi hızla salonla mutfağın birleşik olduğu odamıza gittim.Salon ve mutfağımızın olduğu odanın balkonu da vardı.Hızla balkona doğru ilerledim.Balkonun kapısını kapatıp Selin'i aradım.Bir kaç saniye sonra telefon açıldı.
"Alo"
"Alo Selin tek misin?"
"Evet noldu ki?"
"İyi misin babandan haber varmı?"
"İyiyim.Babamdan başka bir haber yok,olunca sana söylerim."
"Tamam,canını sıkma tamam mı?"
"Tamam."
"Söz mü?"
"Söz."
"Tamam görüşürüz."
"Görüşürüz."
Selin'i çok seviyorum çok iyi bir kızdır.Kimse ona lafını ikiledemez onu sinirlendiren Şakalar bile yapamazlar.Sadece ona da değil bize yaptıkları gibi Selin'i karşılarında bulurlarsa.Bende kesinlikle öyleydim bana bir şey diyeni dövebilirdim bile hele arkadaşlarıma yapsınlar mahvederim onları bir arkadaşıma sadece bağırmış olsa bile döverdim o kişiyi ama Selin daha farklıydı.Bir başkasının şakasını kaldıramazdı tokadı yapıştırırdı.Ama en merhametlimizde oydu.Sokakta üşümüş bir hayvan görsün ağlamaktan geberirdi.
Lavin ise grubun en hamaratıdır.Gerçekten yemekleri çok güzel olur.Sağolsun ev işlerinde de bize iş bırakmaz canım arkadaşım.Yemekleri dışında kendisi de çok güzel gerçekten duru bir güzelliği vardır.
Açelya da grubun neşe kaynağı.O kadar enerjik ve neşe dolu bir insan ki siz üzgünken,paramparça olmuşken,ağlamaktan ölmüşken bile sizi güldürebilir.Sorun şu ki kendisi sinirliyken çok suratsız,üzgünken de çok sessiz olur.Bu durumlar insanın canını sıksa bile kendisini sevmeyi bırakamazsınız.Maşallah Poyrazla da çok yakışıyorlar.
Aras gruba yeni katılmış olsa da çok komik şakaları var.Gerçekten eğlenceli biri ve ben Lavin’in karakteriyle çok uyuşçaklarını düşünüyorum.Yakışıklı da çocuk kendisi bana göre tam Lavinlik bir çocuk.
Duru,voleybolla ilgilenen derslerinde iyi olan ama voleybolu çok seven ve hayalleri olan biri.Gerçekten güzel bir kız olsa da bu saate kadar kimseye aşık olmamış hâlâ da hayatında biri olmayan voleybolla ilgilenen bir kız.Kendisi çok komiktir ne kadar belli etmese de komik bir kızdır.
İrem dersleriyle ilgilenen hayallerinin peşinden giden her ilişkisinde hayal kırıklığına uğrayan bir kız artık ilişki işlerini de bıraktı kendisi.Erkeklerden nefret ediyor.Ne kadar bizim ilişkilerimize saygı duysa da kendisine bir çocuk selam desin ağzına bile sıçar.
Ege sakin ama gözlem yapmayı seven eğlenceli bir çocuk.Yakışıklı biri ve kahverengi gözleri çok farklı bir rengi vardı.Düz kahverengi göz değildi.Çok daha farklıydı.
Neyse öyle böyle bir grubumuz vardı.Hepsini çok seviyordum.Benim artık dişlerimi fırçalayıp uyumam gerekiyordu.Hızla lavaboya girdim.Duşa girmeye karar verdim ve hızla kendimi duşa kabinin içine attım.Duşta manifestin yeni şarkısı hileliyi söyledim.Duşta işim bitince duştan çıkıp üstüme kırmızı kapşonu olan bornozumu giydim.Ardından dişlerimi fırçalayıp odaya gittim.Odadan Açelya’yı kovup üstüme kırmızı siyah çizgileri olan bir pijama giydim.Uyku ilacımı alıp uykuya dalmak için yatağıma yattım.Telefonumu son kez kontrol edip derin bir uykuya daldım.
Sabah gözümü telefonumun titreşimiyle açtım. Yorganı kafama kadar çekip homurdanarak telefonu elime aldım. Saat daha 09.12’ydi. Arayan Açelya’ydı.
“Ne var ya” dedim uykulu sesimle.
“Hazırlan.”
“Niye?”
“Çünkü dışarı çıkıyoruz.”
Gözlerimi sımsıkı kapattım. “Açelya bugün cumartesi…l”
“Evet aşkım farkındayım. Cumartesi zaten dışarı çıkmak için var.”
Arka taraftan Lavin’in sesi geldi; “Bence de çıkmayalım ya”
Açelya hemen bağırdı; “Lavin sus sen daha beş dakika önce hazırlanıyordun!”
İstemsizce güldüm. “Tamam nereye gidiyoruz?”
“Öğrenince gelmek istemezsin diye söylemiyorum. Hadi hazırlan yarım saate çıkıyoruz.”
Telefon yüzüme kapandı. Birkaç saniye tavana boş boş baktım. Sonra istemeye istemeye yataktan kalktım. Perdeyi açınca odanın içine parlak bir güneş doldu. Hava aşırı güzeldi.
Dolabın önüne geçip üstüme krem rengi bol bir sweat ve siyah eşofman giydim. Saçlarımı dağınık topuz yaptıktan sonra aynaya baktım.
“İnsan biraz güzel uyanır ya” diye söylendim.
Salona geçtiğimde Lavin tost yapıyordu. Açelya ise hazırlanmış bile. Beyaz eteğiyle salonun ortasında dönüp duruyordu.
“Bir insan sabahın köründe neden bu kadar enerjik olur?” dedim.
Açelya sırıtıp gözlüğünü taktı. “Doğuştan.”
Lavin tabağı önüme koydu. “Ye şunu yoksa yine açlıktan sinirlenirsin.”
Tosttan bir ısırık aldım. “Poyraz da geliyor mu?”
Açelya’nın yüzündeki gülümseme anında büyüdü. “Belki.”
Lavinle göz göze gelip aynı anda “Kesin geliyor.” dedik.
Yaklaşık kırk dakika sonra evden çıktık. Arabada yine Açelya’nın playlisti açıktı ama bu sefer eski Türkçe şarkılar çalıyordu. Camdan dışarı bakarken telefonuma mesaj geldi.
Selin.
“Bugün müsait misiniz?”
Hemen cevap verdim.
“Biz dışarı çıkıyoruz sen de gelsene.”
Mesajı gördü ama birkaç dakika yazmadı. Sonunda cevap geldi.
“Yok ya siz gezin ben biraz çizim yapacağım.”
Mesajı okuyunca içime bir huzursuzluk çöktü. Dün gece telefondaki sesi hâlâ aklımdaydı.
Açelya omzuma dokundu. “Noldu?”
“Selin garip biraz.”
Lavin arkadan eğildi. “Dün baya kötüydü zaten.”
Tam o sırada Açelya’nın telefonu çaldı. Ekranda “Poyrazım” yazısını görünce benle Lavin kahkahayı bastık.
“Susun lan!”
Telefonu açıp yumuşacık bir sesle konuşmaya başladı. “Alo canım”
Lavin kulağıma eğildi. “İki dakika önce mahalle ablası gibiydi bak şimdi pamuk oldu.”
Gülmemek için dudağımı ısırdım.
Bir süre sonra sahile geldik. Hafif rüzgar vardı ama hava sıcaktı. İnsanlar yürüyüş yapıyor, bisiklet sürüyorlardı. Biz de kahve alıp sahil boyunca yürümeye başladık.
Tam konuşup gülerken ileride tanıdık birini gördüm.
Ege.
Tek başına bankta oturmuş kahvesini içiyordu. Siyah hoodie giymişti. Saçları hafif dağılmıştı. Bizi görünce kaşlarını kaldırdı.
Açelya hemen bağırdı; “Egeeee!”
Ege başını iki yana sallayıp güldü. “Sizin sesiniz sahilin öbür ucundan geliyor zaten.”
Yanına gittik. Ben tam karşısına geçince göz göze geldik. Yine o garip kahverengi gözleri… Güneşte daha açık görünüyordu.
“Ne yapıyorsun burada?” dedim.
“Kafamı dinliyordum da artık mümkün değil galiba.”
“Niye?”
“Siz geldiniz.”
Açelya dramatik şekilde göğsünü tuttu. “Çok kırıldım şu an.”
Ege hafifçe güldü. “Şaka yaptım.”
Bir süre beraber yürüdük. Açelya ve Poyraz sürekli birbirleriyle uğraşıyorlardı. Lavin bazen Aras’tan gelen mesajlara bakıp istemsizce gülümsüyordu. Ben de bunu fark edip sinsice sırıtıyordum.
En arkada benle Ege kalmıştık.
“Selin nasıl?” diye sordu bir anda.
Şaşırdım. “Nerden bildin kötü olduğunu?”
“Dün yüzü baya düşüktü.”
Elimdeki kahve bardağıyla oynadım. “Babasıyla ilgili biraz sorun olmuş.”
Ege birkaç saniye sustu. “Zor.”
Başımı salladım. “Evet.”
Rüzgar saçlarımı dağıtırken kısa bir sessizlik oldu. Sonra Ege bana döndü.
“Bu arada.”
“Efendim?”
“Dün bana niye öyle baktın?”
Kaşlarımı çattım. “Nasıl baktım?”
“Sürekli gülüyordun.”
İstemsizce güldüm. “Belki komik görünüyordun.”
“Yok bence başka bir şey.”
Kalbim saçma şekilde hızlandı. “Sen fazla kendine güveniyorsun.”
Ege hafifçe eğilip yüzüme baktı. “Sen de kaçıyorsun.”
Tam cevap verecekken Açelya uzaktan bağırdı; “Fotoğraf çekilelim hadi!”
Derin bir nefes alıp gözlerimi Ege’den kaçırdım. “Şanslısın kurtuldun.”
Ege güldü. “Bence sen kurtuldun.”
Açelya ayağı kalktı "Tamam dur sakin olalım"
"Sakin olamıyorum" dedim hızlıca "Selin böyle bir sey yapmaz."
Poyraz telefonu eline aldı "belki sadece hava almaya çıkmıştır."
Lavin kaşlarını çattı "Telefonunu bırakıp mı?"
Hızla evine gitmeye karar verdik.Yol boyunca kimse konuşmadı herkesin aklı Selindeydi kalabalık olduğumuz için 2 arabayla gidiyorduk.Kızlar erkekler diye ayrılmıştık.Poyraz Ege ve arası götürüyordu.Bizde Açelya,ben ve Lavin gidiyorduk.Eve varınca hızla yukarı çıktık.Kapıyı Duru açtı.
"Kızlar sabah erken saatlerde çıktı öğlene doğru babası geldi eve bizde gittiğini söyledik.Meğer telefonu evde unutmuş.En son seninle konuştuğunu görünce hemen seni aradı.Ama çok kötü bakıyordu.Kapıyı çaldı ben açtım.Bana bir bakışı var görmeniz lazım.Şimdi de evden çıktı.İremde olan bitenin şaşkınlığında gelin içeri oturalım bir düşünelim de bulalım şu kızı."
"Bulucaz."dedim kararlılıkla sırayla eve giriyorduk.Egelerde gelmişti.Hep beraber salona oturmuş düşünüyorduk nereye gitmiş olabilir diye.
Camdan dışarı bakan Poyraz bir anda
"Bir dakika aklıma bir şey geldi."
Lavin dolu gözleriyle "Ne geldi hemen söyle"diyebildi.
Poyraz devam etti;
"Sabah çıktıysa şu minibüse binmiş olabilir acaba minibüsçü abi biliyor mudur nereye gittiğini?"
Aras hemen atıldı "Çok iyi fikir böylelikle buluruz."
Aklıma bir şey gelmişti odasına bakmalıydık belki bir iz bırakmıştır diye düşündüm.
"Bence odasına da bakmalıyız."dedim ve böylelikle erkekler ve kızlar olarak ayrıldık.Biz kızlar odadaki herşeye baktık.Bazı şeyler bulduk.Çizimler yapmıştı.Masasında çizimler vardı.Ve siyah bir çizim defteri bulduk son sayfasında "Artık herşeyden bıktım.Babam haklı bırakmalıyım çizimi.Artık kaybolmak,uzaklara gitmek istiyorum."yazıyordu bunu okuduğumda kafayı yedim Lavin ağlamaktan mahvoldu.Hüngür hüngür ağlıyordu.O sırada kapı çaldı.Aras,Ege ve Poyraz gelmişti.Minibüsteki şoför abi Karşıyakanin orda bıraktığını söylemiş.Hızla arabalarla yola çıktık.Bu sefer Duru ve İrem de geldi bizimle yol boyunca ağlayan Lavin'i sakinleştirmeye uğraştım.
Karar verdim.
Neye mi Karar verdim?
Herşeyi bizimkilere anlatacaktım.
Selin'in bana anlattığı herşeyi,
Arabadan inince hepimiz buluşunca anlatacaktım.
Yoksa Selin'in kendine yapacaklarından korktum.
Selin akıllı bir kız ama ne olur bilmiyorum ve onun için çok endişeleniyorum.
Endişeleniyoruz.
