7. bölüm / 17
Ege Fırtınası7.Bölüm
Bölümler 17Şu an: 7.Bölüm
- 1 I. Bölüm1.237 kelime
- 2 2.Bölüm1.256 kelime
- 3 3.Bölüm1.180 kelime
- 4 4.Bölüm1.324 kelime
- 5 5.Bölüm1.438 kelime
- 6 6.Bölüm1.186 kelime
- 7 7.Bölüm998 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8.Bölüm1.177 kelime
- 9 9.Bölüm2.025 kelime
- 10 10.Bölüm1.496 kelime
- 11 11.Bölüm3.314 kelime
- 12 12.Bölüm2.476 kelime
- 13 13.Bölüm1.349 kelime
- 14 14.Bölüm4.527 kelime
- 15 15.Bölüm4.110 kelime
- 16 16.Bölüm3.607 kelime
- 17 17.Bölüm521 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
1 hafta sonra
O gün… garip bir şekilde normal geçti.
Okul, dersler, küçük sohbetler…
Ege’yle aramızda hâlâ o şey vardı.
Adını koyamadığımız.
Bazen bakıyordu.
Ben kaçırıyordum.
Bazen ben bakıyordum.
O gülümsüyordu.
Ama hiç konuşmadık.
Akşam eve geldik.
Ben ve Lavin salondaydık.
Açelya odasındaydı.
Bir süre sonra…
Sessizlik oldu.
Fark ettim.
“Lavin” dedim.
“Ne var?”
“Açelya nerede?”
“Odada değil mi?”
Kapıdan odaya baktım.
Yoktu.
Telefonumu aldım.
Aradım.
Açmadı.
Lavin de aradı.
Açmadı.
İkimiz de birbirimize baktık.
“Bu kız nerde?” dedi Lavin.
Bir süre sonra fark ettik.
Sadece Açelya yok değildi.
Poyraz da yoktu.
Aras da yoktu.
Ege de.
Kalbim bir anda hızlandı.
“Bu normal değil” dedim.
Lavin kaşlarını çattı.
“Kesin bir şey var.”
Saat ilerledikçe daha da paniklemeye başladık.
Aradık.
Yazdık.
Hiçbiri dönmedi.
Bir anda aklıma geldi.
Snapchat.
Açtım.
Açelya’nın konumuna baktım.
Durakladım.
“Lavin”
“Ne oldu?”
Ekranı ona gösterdim.
“Bunlar gece kulübünde.”
Lavin direkt ayağa fırladı.
“Şaka yapıyorsun.”
“Yapmıyorum.”
Bir saniye bile düşünmedi.
“Anahtarı alıyorum.”
Açelya’nın arabasını aldık.
Yola çıktık.
İçimde kötü bir his vardı.
“Ya bir şey olduysa”
“Olmaz,” dedi Lavin.
Ama sesi de pek emin değildi.
Yolda polisler vardı.
Arabaları durduruyorlardı.
Kalbim daha da hızlandı.
“Lavin”
“Gördüm.”
Sessizlik oldu.
İkimiz de aynı şeyi düşündük.
Konuma vardık.
Arabadan indik.
İçeri girdik.
Müzik…
Gürültü…
Kalabalık…
Gözlerim hemen onları aradı.
Ve buldum.
Açelya…
Aras…
Ege…
Poyraz…
Ama onları gördügümde iyi değillerdi.
Açelya gülüyordu ama dengesizdi.
Aras zaten dağılmıştı.
Ege farklıydı.
Gülüp druyordu.
Ama belli oluyordu.
Poyraz en ayık olanıydı.
Bizi görünce direkt geldi.
“İyi ki geldiniz,” dedi.
“Bunları buradan çıkaralım.”
Hiçbir şey demeden hepsini toparladık.
Lavin Açelya’yı aldı.
Poyraz Aras’ı.
Ben Ege’ye baktım.
Kolundan tuttum.
“Gel.”
Bana baktı.
Gözleri biraz dalgındı.
Ama…
Beni tanıdı.
“Yaren…”
Sesini böyle ilk defa duyuyordum.
Arabaya bindik.
Lavin diğerlerini aldı.
Ben Ege’yle kaldım.
Arabayı çalıştırdım.
Sessizlik vardı.
Sonra Ege konuşmaya başladı.
“Sen geldin" dedi yavaşça.
Gözlerini camdan ayırmadan konuşuyordu. Sesi normalden daha düşük çıkıyordu. Yorgun gibi. Kırılmış gibi.
“Gelmesem ne yapacaktınız?” dedim. Biraz sert olmuştu sesim. Kendimi durduramadım.
Ege hafifçe gülümsedi. “O kadar mı kızdın?”
Cevap vermedim. Direksiyona daha sıkı tutundum.
Bir süre sessizlik oldu. Dışarıda sokak lambaları akıp gidiyordu. Arabada sadece motorun sesi vardı.
Sonra Ege başını koltuğa yasladı.
“Aslında” dedi. “Gelmeni istedim.”
Bu sefer ona baktım. Kısacık. Ama baktım.
“Ne?”
“Orada herkes vardı ama” diye mırıldandı. “Ben sadece seni düşündüm.”
Kalbim saçma bir şekilde hızlandı. Hemen önüme döndüm.
“Şu an kafan iyi değil, Ege.”
“Belki.” Gülümsedi. “Ama yalan söylemiyorum.”
Arabayı kırmızı ışıkta durdurdum. Sessizlik tekrar çöktü.
Ege camdan dışarı bakıyordu. Sonra bir anda ciddileşti.
“Yaren…”
“Hı?”
“Senden kaçıyorum sanıyorsun ya…” dedi. “Aslında korkuyorum.”
Kaşlarım çatıldı. “Senden niye korkasın biri?”
“Çünkü senin yanında farklı oluyorum.”
Ne diyeceğimi bilemedim.
Ege hafifçe güldü. “Bak yine sustun.”
“Çünkü saçmalıyorsun.”
“Hayır,” dedi sakin bir şekilde. “İlk defa düzgün konuşuyorum.”
Yeşil ışık yandı. Arabayı tekrar hareket ettirdim.
İçimde garip bir şey vardı. Sinir gibi. Heyecan gibi. Ama tam değil.
“Beni niye düşündün?” dedim sonunda.
Ege bana döndü. Bu sefer gözlerini kaçırmadı.
“Çünkü kötü bir şey olduğunda aklıma gelen ilk kişi sensin.”
Kalbim resmen duracak gibiydi.
Tam cevap verecektim ki…
Telefonum çaldı.
Lavin.
Açtım. “Efendim?”
“Yaren.” sesi panikti. “Hızlı gelmeniz lazım.”
Bir anda gerildim. “Ne oldu?”
Arka taraftan Açelya’nın sesi geliyordu. Bağırıyordu.
Sonra… bir erkek sesi duyuldu.
Aras’ın sesi.
“Kapıyı açın!”
Lavin nefes verdi. “Aras ve Poyraz ayıldıkça kavga etmeye başladılar.”
Ege başını geriye yaslayıp gözlerini kapattı. “Of… başladı bunlar.”
İlk defa istemsizce güldüm.
Ege gözlerini açtı. Bana baktı. Ve o an… o da gülümsedi.
Ama bu sefer farklıydı.
Sanki ilk kez… aramızdaki o isimsiz şey gerçekten görünür olmuştu.Eve vardığımızda ortam zaten karışıktı.
Lavin bir tarafta Açelya’yı sakinleştirmeye çalışıyordu. Poyraz Aras’ı koltukta tutuyordu çünkü çocuk yerinde durmuyordu.
“Ben gayet iyiyim!” diye bağırdı Aras. Sonra ayağa kalkmaya çalıştı. İki saniye sonra tekrar koltuğa düştü.
“Tamam, kesin iyisin,” dedi Poyraz yorgun bir sesle.
Ben kapının önünde kaldım. Ege hâlâ yanımdaydı.
Sessizdi.
Diğerleri gibi taşkın değildi. Ama gözlerinden belli oluyordu. Kafası iyi değildi.
“İçeri gelsene,” dedim.
Başını kaldırıp bana baktı. Bir an hiçbir şey demedi. Sonra yavaşça: “Sen kızgın mısın bana?” dedi.
Soru beklemediğim kadar ciddi gelmişti.
“Bilmiyorum,” dedim dürüstçe. “Korktum sadece.”
Ege’nin bakışları değişti.
“Seni korkutmak istemedim.”
İçeri girdik. Lavin bizi görünce direkt: “Sonunda,” dedi. “Bunlarla tek başıma uğraşıyorum.”
Açelya bir anda beni görünce ayağa kalktı.
“YAREEEN!” diye bağırdı. Sonra gelip bana sarıldı.
“Açelya nefes alamıyorum.”
“Sen çok iyi bir insansın,” dedi dramatik dramatik. “Ben seni çok seviyorum.”
Lavin göz devirdi. “Bir saat önce DJ kabinine çıkmaya çalışıyordu.”
“Çünkü şarkı kötüydü!” dedi Açelya savunur gibi.
Aras arkadan bağırdı: “BEN HALA ÇOK İYİYİM.”
Kimse onu umursamadı.
Ben mutfağa geçip su aldım. Arkamdan biri geldi.
Ege.
Tezgâha yaslandı. Sessizce beni izliyordu.
Bir bardak uzattım. “İç şunu.”
Bardağı aldı ama gözlerini benden çekmedi.
“Niye öyle bakıyorsun?” dedim.
“Çünkü sen bana hâlâ normal davranıyorsun.”
Kaşlarımı çattım. “Nasıl davranmam lazım?”
“Bilmiyorum,” dedi hafifçe gülerek. “Kötü biriymişim gibi falan.”
“Ege, sadece saçma bir şey yaptın.” Bir saniye durdum. “Bir daha yapma yeter.”
Bu sefer gülümsemesi küçüldü.
“Sen gerçekten korktun mu?”
Cevap vermedim.
Çünkü korkmuştum.
Telefonlarına ulaşamamıştık. Polisleri görünce daha kötü hissetmiştim. Ve onu o halde görünce İçime garip bir şey oturmuştu.
Ege bunu anlamış gibi baktı bana.
Sonra yavaşça: “Özür dilerim,” dedi.
İlk defa bu kadar ciddi konuşuyordu.
Tam o sırada salondan bir ses geldi.
PAT.
Hepimiz döndük.
Aras yere düşmüştü.
Poyraz kafasını iki elinin arasına aldı. “Ben bunlara neden arkadaşım diyorum?”
Açelya gülmekten nefes alamıyordu. Lavin sinirden duvara yaslanmıştı.
Ben istemsizce güldüm.
Yanımda duran Ege de güldü.
Sonra bir anlığına göz göze geldik.
Bu sefer kimse bakışını kaçırmadı.
Poyraz, Aras’ı ayıltmaya çalışıyordu ama Aras’ın hâlâ kendine geldiği yoktu.
“Var ya,” dedi sonunda sinirlenip, “yüzüne bir şamar atarım, o zaman ayılırsın. Aras! Aras, ayıııl!”
Açelya alkolün etkisiyle durmadan gülüyordu.
Ege ise diğerleri gibi değildi. Aşırı sessizdi. Ve mutsuz görünüyordu.
Poyraz en sonunda dayanamadı ve Aras’ın yüzüne hafif bir tokat attı.
Aras bir anda gözlerini açtı. “Ne oldu lan?” dedi sersem bir şekilde.
O an herkes gülmeye başladı.
Ege hariç.
Sessizce oturduğu yerden hepimizin yüzünü tek tek inceliyordu. Sanki bir şey düşünüyormuş gibi.
Sonra gözleri bende durdu.
Bakışları yüzümde uzun uzun gezindi. Kahverengi gözleri bir an bile ayrılmadı benden.
Bölüm etkileşimi
