8. bölüm · Ege Fırtınası

8.Bölüm

Zebraa

Sabah olduğunda evin içi aşırı sessizdi.
Ta ki…
“Offf başım…”
Açelya’nın sesi koridordan duyulana kadar.
Ben ve Lavin mutfaktaydık. Kahve yapıyorduk.
Açelya saçları dağılmış halde mutfağa girdi. Gözlerini kısmıştı.
“Ben yaşıyor muyum hâlâ?” dedi dramayla.
Lavin kahvesinden bir yudum aldı. “Maalesef.”
Açelya sandaleye çöktü. “Dün ne oldu ya?”
Ben ve Lavin bir anda birbirimize baktık. Sonra gülmeye başladık.
Açelya kaşlarını çattı. “Niye gülüyorsunuz korkutuyorsunuz beni.”
“Hatırlamıyor musun gerçekten?” dedim.
“Hayır!”
Lavin direkt anlatmaya başladı. “DJ kabinine çıkmaya çalıştın.”
Ben devam ettim. “Bir de güvenliğe ‘beni sanatımla engelleyemezsiniz’ dedin.”
Açelya gözlerini kapattı. “Yok artık…”
“Var,” dedi Lavin kahkaha atarak. “Sonra Yaren’e sarılıp ağladın.”
“NE?”
“Bir de durmadan Poyraz’a ‘sen çok düzgün bir çocuksun’ deyip durdun,” dedim.
Açelya iki eliyle yüzünü kapattı.
“Of offf…” Sesi yastığa gömülmüş gibiydi. “Ben Poyraz’a rezil oldum.”
Ben ve Lavin tekrar gülmeye başladık.
Lavin omzunu silkti. “Çocuk zaten ‘iyi ki geldiniz’ deyip bizi kapıda karşıladı.”
“Evet,” dedim sırıtıp. “Belli ki sizi toparlamaktan yorulmuştu.”
Açelya derin bir nefes verdi. “Ben gerçekten rezil olmuşum ya…”
Bu sefer ikimiz de daha çok gülmeye başladık.
“Tamam gülmeyin artık!” dedi utanarak.
Bir süre sonra hazırlanmak için odalara dağıldık.
Ben bordo deri ceketimi siyah bol paça pantolonla kombinledim. Altına koyu renk botlar giydim.
Lavin koyu yeşil deri ceketini gri crop ve siyah kargo pantolonla tamamladı.
Açelya ise siyah deri ceketini kısa etek ve ince çorapla kombinlemişti.
Sonunda üçümüz aynanın karşısında buluştuk.
Bir süre sessizce kombinlere baktık.
Sonra Açelya ciddi ciddi: “Deri ceket holic olmuşuz,” dedi.
Bir an durduk.
Sonra üçümüz aynı anda gülmeye başladık.
Hazırlanıp aşağı indik.
Hava hafif soğuktu. Üçümüz de deri ceketlerimizin içine iyice gömülmüştük.
Açelya çantasını omzuna geçirirken arabasının anahtarını bize uzattı.
“Ben çok kötüyüm,” dedi dramayla. “Siz sürün.”
Lavin direkt anahtarı aldı. “Ben sürerim.”
O an ben ve Açelya aynı anda ön koltuğa doğru yürüdük. Sonra yürümek yetmedi… Resmen hızlandık.
“Çekil önümden!” dedim gülerek.
“Asla!” dedi Açelya.
İki saniyelik saçma bir yarıştan sonra… Maalesef kazanan Açelya oldu.
Kapıyı açıp zafer kazanmış gibi ön koltuğa oturdu.
“GALİBİYET.”
Ben üzgün bir şekilde arka koltuğa geçtim.
“Hayat bana neden hep bunu yapıyor…” diye söylendim.
Lavin kahkaha attı. “Abartma.”
Arabayı çalıştırdı.
Bir süre sessiz gittik.
Sonra Açelya aniden döndü. “Bu ne ruhsuzluk ya?”
Telefonunu çıkarıp müziği açtı.
Arabada bir anda Aşk Lazım çalmaya başladı.
“HEPİNİZDEN BIKTIMMMM” diye giriş yaptı Açelya.
Ben istemsizce gülmeye başladım.
Lavin direksiyonda ritim tutuyordu.
Nakarata gelince üçümüz birden eşlik etmeye başladık.
“AŞK LAZIMMM”
Açelya oturduğu yerde dans etmeye çalışıyordu. Ben arkadan ona yastık attım.
“Düzgün otur deliii.”
“Olmaz!”
Kırmızı ışıkta durduğumuzda Lavin bize dönüp kaş kaldırdı.
“Şu an dışarıdan bakınca aşırı sorunlu görünüyoruz.”
“Umrumda değil,” dedi Açelya. Sonra tekrar şarkıya bağırarak eşlik etti.
Biz de dayanamadık.
Yol boyunca yarım yamalak şarkı söyledik, güldük, saçma saçma dans ettik.
Sabahın o ağırlığı biraz olsun dağılmıştı.
Okulun önüne vardığımızda Lavin arabayı yavaşça park etti.
Biz daha iner inmez kapının önünde duran üç kişiyi gördük.
Aras, Poyraz ve Ege.
Aras her zamanki gibi enerjik görünüyordu. Poyraz telefonuyla uğraşıyordu. Ege ise elleri cebinde, sessizce etrafı izliyordu.
Biz yaklaşınca başını kaldırdı.
Göz göze geldik. Sadece bir saniyeliğine.
Sonra Açelya bir anda: “Günaydın sorunlu insanlar,” dedi.
Aras güldü. “Sorunlu olan sensin bence.”
Hepimiz selamlaştık.
Aras ağzını açıp konuşmaya başladı.
“Size bir şey soracağım.”
Herkes ona döndü.
“Ben dün sarhoşluktan bayılınca...” dedi şüpheyle, “Poyraz bana tokat mı attı?”
Ben ve Lavin aynı anda gülmeye başladık.
“Evet,” dedik birlikte.
Açelya’nın ağzı açık kaldı. “BANA BUNU ANLATMADINIZ.”
Ege gülmeye başladı.
Poyraz ellerini kaldırdı. “Ne yapayım? Ayılmıyordun.”
“Şok içindeyim şu an.”
Poyraz omuz silkti. “Ben her şeyi hatırlıyorum bu arada.” Sonra sakin sakin ekledi: “Çok içmemiştim.”
Açelya’nın gözleri büyüdü.
Hemen bana ve Lavin’e doğru eğilip fısıldadı:
“Ayyy Ben çocuğa cidden rezil oldum.”
Ben dudaklarımı ısırıp gülmemeye çalıştım.
Lavin direkt kıkırdamaya başladı.
Poyraz şüpheyle bize baktı. “Yine ne konuşuyorsunuz?”
“Hiçbir şey,” dedi Açelya aşırı hızlı bir şekilde.
Ama kızarmış yüzü hiç inandırıcı değildi.
Derslere çık,gir çok yorulmuştum.
Bizimkilere bakınca onlarda öyle duruyordu.
Tarih dersini ne kadar çok sevsem de hiçbirini aklımda tutamıyordum.
Tarihçi yine bize bir şeyler yazdırıyordu.Derste önümde oturan Selin'e baktım.Tabii ki Tarihçinin yazdırdığı notları yazmak yerine defterine elbise çiziyordu.
Gerçekten yeteneği hakkında konuşulması gerekiyordu.Acayip güzel çiziyordu.Garip olan şey ise bir çöp adam bile çizemezken çok güzel elbise çiziyordu.Her sene Met Gala olmasına yakın Met Gala'nın kosembine göre elbiseler çizerdi.Ve her izleyişimizde 'Benim tasarladığım elbiseleri,kostümleri giyseler daha çok beğenilirler.' derdi.Kesinlikle çok haklıydı.Ben olsam acayip beğenirdim.
Tam bunları düşünürken bizim sınıftaki Çınar'ın Selin'i izlediğini farkettim.Çocuk bir farklı bakıyordu.O da Tarihçinin yazdırdıklarını yazmak yerine Selin’i izliyordu.Bu çocuk acaba Selin'den mi hoşlanıyordu?
İnşallah yoktur öyle bir şey.Aslında çok yakışırlar,fakat Çınar çok saf,nahif bir çocuktu.Selin bu çocuğu sevse çok değer verirdi.Ama hiç bize bu konudan söz etmedi ve Selin bir çocuğu sevmiyorsa ama o çocuk onu seviyorsa seve seve parçalardı.
Ben bunları düşünürken hocanın yazdırdığı bütün yerleri duymamıştım.Tam o sıra da zil çaldı.
Sonunda uzun teneffüs olmuştu.Poyraz koşarak bana doğru geldi.
"Yaren senden bir şey isteyebilir miyim?"
"İste tabii ki,noldu?"
"Bana 10 lira borç verir misin?Ama Açelya’ya deme lütfen.Açelya'ya browni alıcam diye zorunda kaldım.Yoksa istemem biliyorsun."
"Nolucak,tabii ki veririm."
"Teşekkür ederim,yarın getiririm."
"Rica ederim.Getirmene gerek yok.10 liranın lafını yapıcak değilim."
"Sen lafını yapıcak değilsin.Ama ben borcumu ödemeden durabilecek değilim."
"Peki öyle olsun ama vermeyebilirsin de yani."
"Yok yok yapamam ben öyle."
Biz bunu konuşurken bir ses duyduk.
"Küçük yavruu,Kapiss ve Aşkimmm gelin artıkkk"
Bu ses tabii ki Açelya'nın sesiydi.Bizim sınıfın kapısından bağırıyordu.
Küçük yavru bendim bir kere benim bacağım sakatlanmıştı.O gün Açelya bir anda gözümde Küçük yavru gibi göründün demişti.O günden beri bana Küçük yavru dedi.Kapiss ise Selindi.Onun anlamı ise Kaplan gibi olduğu için ama bir o kadar da tatlış biri olduğu için kaplan kelimesini tatlış bir hale getirerek söylüyoruz.Aşkımı da tabii ki Poyraz’a diyordu.
Kapıya doğru yürürken Selin'e döndüm.Morali bozuk gibiydi.Tabii yaa nasıl anlamazdım.Selin ne kadar moda tasarımcı olmak istese de Tarih dersini çok seviyordu.Hatta bu yüzden 11.sınıf geçeceğimiz de sözel sınıfı tercih etmişti.Tarih dersinde dersi dinlemek yerine elbise modeli çizmesinden belli olmuştu.Tek kaldığımız bir ara moralinin bozuk olup olmadığını öğrenmeliyim.Hızla aşağı indik.Poyraz,lavin,ben,Selin ve Açelya beşimiz kantine varınca hızla sıraya girdik.Ben sırada altıncıydım.En önde 2 erkek vardı.Onların arkasında Lavin benim önümde çifti kumrular yani Poyraz ve Açelya vardı.Arkamda ise Selin bir süre sonra sıra bana geldi.Çok aç olduğumdan kantinci abladan bir kaşarlı tost ve meyve suyu rica ettim.Yemekleri mi alıp sıranın arkasında dizeli masaların orda ayakta duran Poyraz,Açelya ve Lavin'in yanlarına gidip "dışarıda mı yiycez burda mı?"diye sordum.Açelya Poyraz’a döndü.Poyraz "Siz nasıl isterseniz?" Dedi.Lavin "Bence burda yemeyelim bura çok gürültülü."dedi.Yanımıza elinde sadece su olan Selin geldi.Kesinlikle morali bozuktu.Her teneffüs kantin diyen kız uzun teneffüsde bir simit bile almamış mıydı?
Selin zayıf ama yemek yemeyi çok sever çok yese de kilo alamaz ve her ay bize bu konu hakkında isyan ederdi.
Aras ve Ege bizimle inmemiş.Kütüphaneye gitmişlerdi.Duru ve İrem ise hasta olmuşlardı.O yüzden okula gelmemişlerdi.Duru'nun bana sabah dediğine göre ikisi de koltukta uyuya kalmışlar ve balkonun kapısı açik olduğu için soğuk algınlığı olmuşlar.Sabah biri ilaç içiyor diğeri koltukta sümüklerini siliyormuş.Zaten sabah geliyorsunuz dimi diye aradığımda Duru’nun sesi bir garip geliyordu.
Hep beraber dışarı çıktık.Bir süre sonra Açelya ve Lavin sınıfa çıktı.Poyraz da bende Araslara bakıyım diyip gitmişti.Selin'le tek kalmıştık.
"Selin senin moralin mi bozuk?"
"Yaren sana ne dicem?"
"Söyle"
"Ben..."
"Sen?"