5. bölüm / 9
DOKTOR5.BÖLÜM:AŞK ACIDIR
Bölümler 9Şu an: 5.BÖLÜM:AŞK ACIDIR
- 1 1. Bölüm: AİLELER VE YARALAR4.635 kelime
- 2 2.BÖLÜM: KALP İZİ5.473 kelime
- 3 3.Bölüm: YETİMLER3.708 kelime
- 4 4.BÖLÜM: KAN İZİ5.055 kelime
- 5 5.BÖLÜM:AŞK ACIDIR4.329 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.BÖLÜM: KAN İZİ4.120 kelime
- 7 7.BÖLÜM: CESET3.319 kelime
- 8 8.BÖLÜM: KİTAP SESLERI3.620 kelime
- 9 9.BÖLÜM: SÖZLER3.747 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
6 yıl önce
Camın önünde duruyordu Levent her zerresi kasılmıştı bedenindeki Öfke öylesine yoğundu ki neyi nasıl halledecek çözemiyordu Ani sinirle Öfke fatlaması yaşayarak birşeyler yapma korkusu teninin her zerresini Sarmıştı. Karşıda Duran Ongunların binasına bakıyordu. En büyük rakiplerinden biri tam karşısına bina dikmişti adeta ama bu gün sorunu o bina değildi.
Kapı çaldığında beynindeki tüm sinyaller sakin olmasını söyledi ama kalbi ağrıyordu sürekli sıkışıyor yetmezmiş gibi nefesini daraltıyordu. " Gel!" Dedi sakindi sesi içinde kopan fırtınaya ramen sakin.
Karaca elinde çantalarla girdi. Bir sürü bebek mağzasından tonlarca alışveriş yapmıştı. Sabahtan beri susmayan telefon bildiriminden zaten biliyordu. Çantaları kenara koydu Camın dibine girdi Kollarını levent'in boynuna sardı. " babası biz kızımıza bir sürü ciciler aldıkkk!!" Diyerek Levent'e doğru yürüdü sürmeli yeşil gözleri sık kirpikleri şuh bakışları adeta Levent'i çağrıyordu ama Levent soğuktu bir buz küpü misali öylece durdu Karaca olanı algılayamamamıştı. Normalde kolları belinde ve Levent'in dudakları boynuna minik öpücükler birakır halde olurdu ama su an durum farklıydı tamam Levent soğuk ve donuktu ama Karaca'nın cilvelerine kendi üslubunca cevap verirdi." Yogunsun herhalde ! " dedi karaca masum bir sakinlikle .
" Sayılır." Dedi levent sesi kutupları aratmayacak cinsteydi. Boynundaki kolları çözdüğünde Karaca'nın bakışları korku ve şaşkınlıkla bakmaya başladı. Levent ise ardını dönmüş koltuğuna gidiyordu. Boydan boya süzdü Karaca'yı." Geç ,otur" emri vaki ama fazla dingindi sesi. Karaca hemen başını sallayıp geçti birşey diyecekken Levent onu durdurarak dibindeki mikrofona dokundu. " 2 kahve 1 bir potokal suyu taze sıkım, Aldığım hediyeyi de getirin !" Dediğinde samimi olmayan ama sevimli bir gülümseme ile baktı karaca'nın karnına baktı." Bebek varken kafein almak çok mantıklı değil vitamin olur en azından!"
Sesi o kadar sakindi ki Karaca algılayamamıştı. Hediye almıştı süpriz için mi bu soğukluktu ama algılayamiyordu bir türlü." Canım sen iyi misin!" Sorusuna Levent genzini temizleyerek cevap verdi.
" iyim bebek nasıl?" Demişti hala soğuk ve ketumdu.
" iyi ,hayatım biraz hareketli yerinde durmuyor!" Demişti korkulu ve mahçup bir sesle olayı algılayamıyordu kafası karışıktı.
" babasına çekmiş oda yerinde durmaz!" Dediğinde karaca dumur bakışlarla Levent'e baktı. Hafiften güldü.
" sende mi çok hareketliydin hayatım küçükken, inanması zor geliyor buna!"
" ben Zaten gayet sakindim!" Dedi imalı bir gülüşle. Karaca şaşkınlık ile bakakalmıştı bedeninin zerresini ufak ufak korku sarıyordu tınaklarinı koltuğun kenarında tıkırdattı. Tam konuşacakken çalan kapı ile levent sus işareti yaptı." Gel Fuat!" Dedi kendinden emin bir şekilde kapı açıldı.
Fuat üzerinde bir kargocu üniforması arkasından ise sıra ile giren tabut taşıyan adamlar göründü. Karaca Levent'in yüzüne baktığında Levent Suratında kocaman bir zafer gülüşü ile duruyordu. Tabutlar odanın iki yanına indi. " Karaca Vardar?" Dedi soru sorar gibi.
" Ne oluyor Fuat!" Diye aldığı karşılıkla Elindeki kağıtları Karacaya Uzattı.
" şaşkınlığınızdan siz olduğunuzu anlıyorum." Dedi elindeki kağıtları akracaya uzattı." Şuraya bir imza gerekiyor!" Dediğinde Karacanın gözlerindeki korku büyüdü. Levent'e dönüp baktı.
" Levent oyun bunalr aşk..." dediğinde Levent elini kaldırıp sus anlamında karacaya ters bir bakış attı.
" oku!" Dedi sadece. Karaca Gergindi yutkundu..." oku !" Dedi tekrar ısrarcıydı. Hala okumadığında Sabrının son Zerresi taştı Elini Sert bir şekilde masaya Vurduğunda ses Nerdeyse bütün şirkette yankılandı." SANA OKU DEDIM!" diyerek çıkıştı bakışlarındaki Ates korkutmuştu karacayı gözleri alev saçıyordu adeta.
Karaca yutkundu derin bir nefes aldı." "Yapılan DNA analizleri ve karşılaştırmalı genetik incelemeler sonucunda.." yutkundu gözlerinden yaş lar akmaya başladı." Karaca Vardar'ın rahmindeki fetüsün biyolojik babasının Koray Ongun olduğu.." Nefes aldı titredi Levent'in ise Nefes alacak bir ciğeri yoktu. Ayağa kalkıp Karacaya doğru yaklaştı." %99,99 doğruluk oranıyla kesin olarak" karacanın çenesini tutup kaldırdı." tespit edilmiştir." sesi titredi eli titredi elindeki kağdı masaya bıraktı. Levent'in koluna yapıştı." Levent tek gecelik bir Hataydı affet!!" Diye Yalvardı yakardı bacaklarına kapandı Levent Hala soğuktu içinde kopan yangınlar aragmen duruşu dibine kadar soğuktu.
" Fuat! Hediye Paketinini aç içindekini çıkar!" Dediğinde Fuat tabuta yaklaştı kapağını kaldırdı. Karaca Levent'in dizlerine koyduğu başını kaldırıp. Tabuta baktı. Fuat yakasından tutup kaldırıp bir adma çıkarttı kaaracanın dibine Fırlattığında Ağzı yüzü patlamış adamın Koray olduğunu gördü korku ile önce geriye düştü Sonra Koray'in dibine gitti.
" onu öldürdün mü ?!!" Diyerek çığlık atmaya başladı.
" bağırma!" Dedi Levent Hala sakindi." Henüz değil yaşıyor! " dedi kafasına tekme atıp üzerinden atladı. Koltuğuna geçtiğinde Yerde yatan karacaya baktı. " normalde yapılması gereken onu o tabuta kapayıp içine beton döküp donmasını beklemek !!".. dediğinde sesi sakindi geriye yaslandı." O bebeğinde benim olsa doğmasını bekleyip onu senden alıp senide aynı şekilde atarım. " dedi sustu annesinin fotografıni aldı eline." Ama ben böyle bir adam degilim! Bir bebeğin ailesiz büyümesine izin vermem." Durdu masanın alt çekmecesine uzandı. Bir kaç kağıt çıkardı ve Koray'ın önüne attı." Bu kağıtlar tam karşımdaki binanın bana devri için gözümün önünden uzak olmanız için o binayı bana satıcaksın bende parasını benim olamasa aylarca benim diye sevdiğim kızımın gelecek fonuna veriyorum başka birşeye harcarsanız ikinizide o tabutlarla hint okyanusuna atarım!" Dediğinde sesi Netti Koray korku dolu gözlerle birşey demeden Kağıtları imzaladı. Titreyen ellerinden sızan kan kağıdın yanına damlamıştı." Ya hızlı imzala yada kanamayı kes!" Dediğinde daha ürkünçtü adamın elinde olmayan şey bile onun suçu muamelesi görüyordu öfkesi keskindi Levent'in.
❄️🔥
Sabah'ın erken saatleriydi Levent her zamanki gibi Alarmdan önce kalkmış ve duşa girmişti. Su ile bedeninin Tüm yorgunluğunu arındırdı. Acele etmedi günün kirinin bedeninden tamamen gitmesini sağladı. Suyu kapadı yanda duran askıdan günlük değişen Havlusunu alarak ıslak bedenini kuruladıktan sonra o havluyu kirli sepetine yolladı. Ayna önüne geçti dolaptan yara izleri için olan kremi alıp bedeninde kendi ulaştığı noktalara sümeye başladı.
Kenardan jilet alıp sakalının hatlarını ufak ufak düzelttikten sonra dolaptan rolon aldı koltuk altına ince bir tabaka halinde sürdü sevmezdi kötu kokmak inin için kendinden tiksinmekti. Aynı koku ile uyumlu bir dedorant sıktı üstüne iki fıs parfüm kondurdu boydnuna.
Diş fırçasını aldı macununu azıcık sıkıp dişlerini şarjlı fırça ile fırçaladı. Ardına gargarasını ve diş ipini yaptı en son kontrol için aynada kendine baktı iyiydiona göre.
Semiha hanımın astığı diğer havlusunu beline sararak odaya geçti her zamanki gibi kapakta Asılmış takımla karşılaştı. Normalde Semiha hanımın işleri sadece kıyafetleri yıkamak ütülemek ve Asmaktı ama kendince arada Levent beye keyfine göre takım seçiyor Levent'te bunu büyük bir keyifle giyiyordu. Çekmeceyi açtı sıra sıra dizilmiş ve açılmamış çamaşırlar vardi birini çıkarıp paketini açtı ve kağıdını çöpe attı. Baksırıda yatağın kenarına fırlattı. Alt çekmeceden aynı şekilde açılmamış çoraplardan birine uzandı onuda açıp paketini atacaktı ki çalan alarm sesi ile arkasıni döndü. Ama arkasında ondan önce alarma uzanan Karaca vardı.
Karaca yataktan doğrulup alarmı kapadı gözlerini ovuşturdu. Dağnık kısa saçlarını eliyle geriye doğru tarada Çıplak bedenini örten çarşafı kenara çekti. Adım adım Levent'e doğru yürüdü ellerini Levent'in beline sardı basını göğüsüne yasladı ama Levent Tepkisizdi. Tek kaşını kaldırmış bıkkın bakışlarla Karacaya bakıyordu. Karaca ise başını kaldırmış şuh sevimli bakışlarla Levent'e bakıyordu. Elleri Levent'in sırtından hafifçe kayarak Levent'in gövdesine doğru geldi. Göğüsünün ortasına bir öpücük kondurdu.
" hazırlanmam gerek!" Dedi Levent kendinden emin sert bir ifade ile Karaca ise bunu umursamıyordu Levent'e daha davetkar yaklaşıyor elleri yavaş yavaş havvluya dooğru iniyordu.
"Gitmesenn!" Dedi nazlı nazlı Levent ise göz devirip arkasını döndü. Bu sefer sırtından sarıldı omuzlarına bir iki ufak öpücük kondurdu eli Havlunun altından Levent'in erkekliğine kaydığında Levent'in bedeni gerildi." Istemiyormuş ,sevmiyormuş gibi yapıyorsun ama hala Dokunsam Sertleşiyorsun!" Dediğinde Levent aniden önünü döndü tek kasını kaldırıp baktı.
" onun seninle alakası yok! Herhangi bir kadında bunu yapsa aynı tepkiyi verir bedenim!" Iyerek Karacayı yatağa hafifçe itti. Arkasını dönerek komidine yöneldi." Şimdi beni oyalama şirkette işlerim var !"
Dediğinde karaca ister istemez bozulmuştu. Ayağa kalktı." Bana şu ihtiyacın olduğunda çağırdığın kadın muamelesini yapmayı ne zaman kesiceksin!" Dediğinde Levent'in dudak cizgisiz kıvrıldı. Karacaya dönüp yöneldi tekrar yatağa itip üzerine doğru hafifçe kapandı.
" Karaca!" Dedi sakin ama emrivaki bir tonda." Sen benim ihtiyaç için çağırdığım bir kadın değilsin!" Yaklaştı yüzleri sıfır noktasına gelince karaca anlık bir hareketle ona yaklaştı ama Levent geri çekti ani bir hareketle kendini." sen sürekli evime gelen ve beni yatağa çeken bir kadınsın yani seni çağıran bile ben değilim!" Diyerek ayağa kalktığığında Karaca dişlerini sıktı." Ayrıca yeni duş aldım ve sirkete gidicem. Sevgilim bile olmayan bir kadın için şirkete mi gecikiyim" Kiyafetleri alıp kabine yönelirken karaca bıkkın bakışlarla Ayna kenarında duran Fotoğraflarına baktı.
" Sanki sevgiliyken farklıydın!" Derken Levent kabinde gülüyordu." Kahvaltı edicez mi?" Diye sordu Masum bir tonda Mahvettiği, çökerrtigi ve kaybettiği adamı geri almak istiyordu ufak ufak deniyordu kendince şu anda Eskiden Farklı değildi ama en azından güler saçlarını severdi babasının aksine o onu severdi. Bu sevgiye ihanet etmek onun kendi aç gözlülüğüydü.
Levent Kemerini takarken duymuştu bu sesi ses tanıdıktı kullagında yankılanan sözcükler belirdi." Hayatımm kahvaltıda eder miyiz", " bana çiçek alırmısınn", " ilaçlarını neden almıyorsun!?", " baba olacaksın hayatım!", " ben sana aile olmaya geldim!" Kırgındı Levent en güvendiğinden aldığı darbeye kırgındı. Aşk yaraydı ona ardına nişanlanmış ve yine ihanete uğramıştı. Içip içip kendini Karaca'nın kapısında bulmuştu.
Öksürdü genzini temizledi." Semiha abla hazırlamıştı zaten giyin inelim!" Dedi soğuktu ama bu ton soğukluktaan çok kırgınlıktı. Karaca gülümsedi dudağının kenarı burukça kıvrıldı. Hala kıyamıyordu o ses tonuna halla dayanamıyordu.
" gömleğini giyebilir miyim?!" Dedi yine aynı masumlukta Levent bu sefer Gömlek düğmesini düğmeliyordu.
" giyinme desem giymiycek misin?" Dedi bıkkın bir tonla.
" ya yardim kutusuna koyduğunu alıyorum zaten!!" Dediğinde çirkef bir çocuk misali sesi duyduğunde güldü Istemsiz Levent." Sen güldün mü?" Dedi muzurca yaklaşıp kabinden içeri bakarken. " çok şık olmuşsunuz beyefendi.." dedi durdu boydan boya süzdü." Bir canım sizi çekmedi değil!"
" elmamıyım kızım ben !" Diye şaşkın bir tonla çıkıştığında Karaca anlık yakaladığı Samimi sesle mutlu olmuştu.
" yok elma olmaz senden..." dedi sustu muzur bakışlar atıp şakasına devam ettibir hal almıştı." Muz belki..." dedi durdu davetkaar bir bakış attı." Afrika muzu belkide!?" Dediğinde Levent ceketini alıp kabinden utanıp çıktı.
" sapık karı!! " diye bağrınırken saat çekmecesine gitti üstü cam ile kapalı içeride saatler gözüküyordu. Gümüş saatini taktı " boynuz muzudur o!" Dediğinde bir eli kol düğmelerine gitti Gergindi hala." Seversin hem boynuz hem Muz. " derkenki gergin paniği komiğine gitmişti karacanın Üniversite dönemlerindede böyle anlık panikle Tepki verirdi.
Levent arkasını aniden döndüğünde Hala Çıplak karaca ile göz göze geldi. Bir insanın her zerresinin bu kadar pürüzsüz ve berrak olmasını algılayamıyordu. " giyinsene ne duruyon!" Diyerek kapıya yöneldi. Karaca ufak ufak kıkırdıyordu. Belki hissiyatı yoktu ona karşı ama nefrette edemiyordu.
Levent karacadan nefret edemezdi Çünkü ilklerinin hepsi karacadaydı ve karaca Levent'in Egosunun en muzzam parçasıydı Tüm piyasanın gözünün üstünde olduğu peşinden koştuğu kadın Levent'in dibinde geziyordu. Karaca için savaş çıkarsalar Levent elini kıpırdatmadan alırdı ama aynı zamanda bu egoydu Karaca'yı ona ihanet etmeye iten. Levent her zaman Levent'ti bir süre severdi işi varsa kalkar gider hatta işi olduğu dönemde aynı evde bulunduğu Karaca'yı görmezdi. Mevzu iş ise Karaca her zaman hiçti.
❄️🔥
Doktor olmak için yırtınırken bana göre mi değil mi diye hiç sorgulamamıştım sanırım değildi. Daha doğrusu ameliyatlara gireceğimi düşünurdüm ama dosya ve kağit doldurmakla uğraşacağımı düşünmemişti. Önüme sıra sıra dosyalar yığılıyordu ve ebn kafayı yemek üzereydim sekreter almak mantıklı geliyordu ama ben bunalıyordum adeta .
Saate baktım 14.28'i oğle arasını unutup dosyalar boğulmuştum adeta Ahsen hanım bilerek son dakika getirmişti zaten en ilgimi çekebilecek olanları başımı geriye doğru attığımda çalan kapı ile irkildim." Gel!" Dedim sakince. Kapıdann içeriye ellerinde yemek poşeti ile benim sarı meleğim girmişti bir elinde kahveler bir elinde. Kapıyı tutmaya çalışıyordu.
" senin işkolikliğin benim hayat kalitemi etkiliyor!" Diye yakınarak giriyordu içeri. Tanıtıyım buz mavisi gözleri uzun dalgalı sarı saçları minik burnu ile Deniz Aras hastanenin biricik piskoloğu ve tabi benimde öyle." Ya sen niye unutuyorsun!?"
" sen çağırdın ben mi gelmedim!!" Diye çirkeflenecektim ki tek kaşı kalkıp bana baktı.
"Geldim!, ama sen dosyalarin üzerinde uyuya kalmıştım bende dedim yemek getiriyim." Sana iyilik edende kabahat!!" Diye beni manipüle ederek uste çıkmıştı hain karı.inskarda edemezdim cidden masada uymuştum kenarda delil olarak dosya uzerinde salyam bile vardı. Ama gözlerim o an bu durumu unuturucak yegane şeye yöneldi boynundaki kapatıcınin altındaki morluk!
" eeee beni yoranda dosyalar değil başkası olsa bende kaliteli bir uyku çekerdim belki ama!!" Dedim imalı muzur bir tonda.
Anlık telefonunu kapıp arkasındaki aynaya baktı. Sonra gözlerini kapayıp ağız içinden bir kaç küfür savurdu. " Gene damgalamıbeni it!" Dediğinde fazla içtendi. Benimde kahkaha atmak dışında başka bir. Tepki aklıma gelemdi.
Ellerimi masya koydum." Hayır ,madem her fırsat bulduğunuzda sevişeceksiniz neden boşandın onu çözemiyorum!" Diye dönüp suratına baktım kendisi benim Sevgili kaardeşimle 2 sene sevgili kalıp 1.5 yıllık evlilik sonunda boşanmış ama hala görüşen bir saftiriktir.
" benimde ihtiyaclarım var !" Diye anlık çıkıştığında tipi daha komik gelmisti." O ihtiyacları dışarıdan gidersem Ali adamları haşat eder.!" Dediginde fazla ciddiydi ki haklıydıda ayrılma sebeplerinden biri zaten Ali'nin gereksiz kıskançlıklarına tahamül edememesiydi zaten
" madem her göz göze gelişinizde birbirinize kabaracaksıniz niye boşandınız deli misiniz siz!?" Diye eklemesem olmazdı Ali'yi bilirdim Deniz'i fazla severdi. Bazen gereğinden fazla.
" hastalarımdan birini darp etti!", dedi buna hala sinirliydi. Annesini babasının kıskançlığından kaybetmişti. Babası geri kafalı olmayı geçtim fazla kıt ziniyetli insanlardandı. Annesi tuz koymasa döverdi, kapıya çıksa döverdi kargo alsa döverdi. Kadın sürekli buna Tahamül etmişti taki Ilk okuldan sonra Deniz'i okutmayacağını söyleyene kadar...
🔥❄️
22 sene önce
Bahçede çicekler açmıştı Çiçek minik parmaklarının arasına çiçekleri koparıp takıyordu. Buket haline getirip bahçeedeki diğer bitkileri kullanarak minik bir buket yapmıştı. Minik adımlara evin içine girdi annesi başındaki eşarbı düzeltip kızına baktı.
" Çiçeğim benim!" Dedi annesi dizlerinin üzerine çöktü kızının sarı saçlarını kulağının arkasına götürdü. Çiçek parmaklarını annesinin yüzüne götürdü parmakları annesinin yüzündeki morluklara kaydı kaygılı bakışları annesinin Firuze'ninde gözlerinden kaçmıyordu." Acımıyor merak etme!" Dedi yatışttırıcı ve sakin bir sesle aciyordu aslında yediği dayaklardan bazen yürüyemeyecek hale geliyordu ama elinden birşey gelmiyordu. Çiçeğini öldürmekle tehdit etmişti o adam minik kızınin canı ile tehdit etmişti. Onun için duruyordu.
Kapının kilidi ağır ve sert bir sesle döndüğünde evin içindeki hava bir anda değişti; az önce bahçeden taşınan yasemin kokusu, yerini keskin ve boğucu bir gerilime bıraktı. Firuze’nin omuzları istemsizce kasıldı, dudaklarının kenarındaki o kırılgan tebessüm saniyeler içinde soldu. Çiçek, annesinin yüzündeki bu ani değişimi anlayamasa da hissedebiliyordu; küçük kalbi sebepsiz bir korkuyla hızlanmaya başlamıştı. Kapı gürültüyle açıldı ve Memduh içeri girdi. Üzerinde ağır bir alkol kokusu vardı; gömleğinin yakası açık, saçları dağınık, bakışları bulanık ama tehditkâr bir sertlikle doluydu. Elindeki poşeti masaya savurdu, ayakkabılarını gelişigüzel çıkarırken evin düzenini hiçe sayan hoyrat hareketleriyle odanın her köşesine huzursuzluk saçtı. “Yemek hazır mı?” diye homurdandığında sesi, duvarlara çarpıp geri dönen sert bir yankı gibi evin içine yayıldı.
Firuze refleksle ayağa kalktı, başındaki eşarbı yüzündeki morlukları daha iyi gizleyecek şekilde düzeltti. “Hazır,” dedi, sesi sakin görünmeye çalışan ama dipten dibe titreyen bir incelik taşıyordu. Çiçek annesinin eteğine sıkıca tutunarak masaya oturdu; küçük elleri biraz önce bahçede kopardığı papatyaları hâlâ bırakmamıştı. Memduh sandalyeye çöktü, tabağı önüne çekti, kaşığı yemeğe öyle sert daldırdı ki çıkan metal sesi Çiçek’in irkilmesine neden oldu. Masaya ağır bir sessizlik çöktü; sadece Memduh’un sert nefesi ve tabağa çarpan kaşığın monoton sesi duyuluyordu. Firuze bu sessizliğin içinde doğru anı kolladı, çünkü konuşmazsa konuşamayacağını biliyordu. Cesaretini toparlayıp yumuşak ama kararlı bir tonla, “Okula yazdırdın mı Çiçek’i?” diye sordu.
Memduh’un kaşığı havada durdu. Yavaşça başını kaldırdı. Gözlerinde alkolün puslu perdesinin arkasında büyüyen tehlikeli bir öfke kıvılcımı parladı. “Ne okulu?” diye sordu, sesi alçak ama tehditkârdı. Firuze yutkundu, yine de geri çekilmedi. “Mahalledeki anaokulu… Müdürle konuşmuştum. Bu sene başlasa iyi olur. Yaşı geldi artık,” dedi.
Memduh’un dudaklarında küçümseyici bir gülüş belirdi; bu gülüş, insanın içini üşüten, küçültücü ve aşağılayıcı bir soğukluk taşıyordu. “Kız çocuğu okuyup da ne olacak?” dedi, alayla başını sallayarak. “Evinde oturmayı öğrensin yeter. Fazla akıl başa bela.”
Firuze’nin gözlerinde bir anlık korku belirdi ama hemen ardından yılların biriktirdiği sessiz direniş parladı. “Ben okuyamadım diye hâlâ içimde ukde,” dedi, sesi bu kez daha derinden ve daha insandı. “Çiçek okusun istiyorum. Kendi ayaklarının üzerinde dursun, kimseye muhtaç olmasın.” Cümlesi tamamlanamadan Memduh’un kaşığı masaya çarpıldı; tabak titredi, bardaktaki su masaya döküldü, o an zaman sanki parçalandı.
“Ne muhtacı! Sen muhtaç mısın ki ! Evin var ona hizmet etmek dışında işin ne oğlun okuyor işte! Bir de buna harcıycak param yok!” diye kükredi.
Firuze korkmuş sesi ile irkildi ama pes edemezdi " Memduh yapma kızın elinde bir işi olsun bari!" Demesi ile yüzüne gelen beş parmağın izi ile sarsıldı.
Yakasından tutup kendine çekti Firuzeyi." Siz insan mı sanıyonuz lan kendinizi !" Dediğinde bakışlarındaki küçümseme netti." Senin nasıl işin kocana kölelik etmekse onunda işi o! Vakti gelsin kocası bile hazır!" Dediğinde Firuze iyice ürkmüştü memduh ona saygı duymazdı insan muamelesi bile yapmazdı ama bari kızına yapmasaydı bunu satacak mall olarak bakıyordu ona .
" Memduh kızın o seninmalın değil!!" Diye bağırdiğında Memduh tutuğu yakadan onu geriye doğru attı. Memduh, kendi sandalyesini geriye iterek ayağa kalktı. Sarhoşluğun verdiği kontrolsüz güçle birkaç adımda Firuze’ye ulaştı. “Bana karşı mı geliyorsun sen Lan?” diye haykırdı. "Sığıntı köpek 3 altına sattı baban seni bana!" Dedikten sonr aüzerine çıktı kolunu geriye doğru çekti ve yüzüne indirdi. Tokat sesi evin içinde patlayan bir silah gibi yankılandı. Firuze'nin başı tokatın etkisiyle yan tarafa döndü Çiçek ile göz göze geldi korkmuş koşeye sinmişti.
Firuze," cocuk var memduh etme ne olur!?" Diye yalvardi ama memduh bir tokat daha indirdi yine sarsılmıştı minik çiçeğin sesi yankılandı.
" Anne!!"
Çiçek’in elindeki papatyalar yere dağıldı; beyaz yapraklar mutfağın soğuk zeminine savrulurken küçük kızın dünyası da aynı anda parçalanıyordu. Çiçek, bağırmak istedi , annesini kurtarmak ama sesi boğazında düğümlendi, elleri titredi dizlerini karnına çekti.
Memduh ise durmuyor ardı ardına yumruklar tokatlar savuruyordu. Firuze'nin ağızı yüzu kana bulanmıştı. Çiçegi görrdü son kez " git!" Diye fısıldadı. Memduh'un son yumruğu ile boynundan ince bir ses geldi. Memduh durdu Ses yoktu. Korku ile geri çekildi. Bedeni hareketsizdi. Ayağı ile dürttü ama ses yoktu .
Çiçek, “Anne…” diye fısıldadı
Memduh birkaç saniye dondu, sonra paniğe kapılmış bir hayvan gibi Firuze’yi sarstı, bağırdı, küfretti ama cevap alamadı. Çiçek o anın sonsuza kadar süreceğini sandı; sonra içindeki tek refleks devreye girdi. Kapıya doğru koştu. Küçük elleri kapı kolunu kavradı, kapıyı açtı ve geceye fırladı. Soğuk hava yüzüne çarptı, asfalt ayaklarını yaktı ama durmadı. Arkasından Memduh’un küfürleri ve ağır, sendeleyen adımları geliyordu. “Dur!” diye bağırıyordu. “Seni de öldürürüm!”
Çiçek koştu. Nereye gittiğini bilmeden, sadece annesinin son sözünü kulaklarında taşıyarak koştu. Gözyaşları yüzünü ıslatıyor, nefesi göğsünü parçalıyordu. Bir kavşağa geldiğinde arabaların farları gözlerini kör etti, kornalar kulaklarını sağır etti. Tam dengesini kaybedecekken yol kenarında duran trafik polisinin reflektörlü yeleği ay ışığında parladı. Çiçek son gücüyle ona doğru koştu, bacaklarına sarıldı ve hıçkırıklar içinde “annem annem!” diye bağırdığında adam dönüp geride elleri akn içinde ona koşan adama baka kaldı geriye doğru kaçmayı denedi ama nafile bir kaç adım atmadan polis onu devirmişti.
Memduh yere yatırıldıkten sonra başını kaldırdı ve gözlerini kızına kilitledi. O bakış, yıllarca kâbuslarında yaşayacak kadar soğuk ve nefret doluydu. “Seni bulurum,” dedi dişlerinin arasından, sesi alkolün buğusu ve öfkenin karanlığıyla kalınlaşmıştı. “Nereye saklanırsan saklan.” dedi polis susturmayı denedi ama nafile." Senide annenin yanina postalıyacağım.
Çiçek titriyordu; polis onu kucağına alıp arabaya bindirdiğinde küçük bedeninin sarsıntısı kesilmiyordu. Başını camdan dışarı çevirdiğinde, karanlık sokağın ucunda evlerini gördü; bahçede bıraktığı çiçekleri, yarım kalan buketi, annesinin diz çöküp saçlarını kulağının arkasına takışını ve “Çiçeğim benim” deyişini aynı anda hatırladı. O gece, o sokakta, o evin içinde bir çocukluğun sonu yazıldı.
Polis ve mahkeme çocuğu bir yetimhaneye teslim etti. Bir kaç sene Sonra babası ve akrabaları onu almak için başvuruda bulundu ama bu iyi niyetten çok kötülüğun habercisiydi. Orman içlerinde minik çiçeğin yaralı bedenini bulduklarında hastanede günler gecirdi. Babası yüzünden olduğu anlaşıldığında haberlere bir yazı düştü." Önce eşini öldürdü ,ardina onu ihbar eden kızını!" Başlığı yayıldı minik çiçek ölmüştü...
Artık yeni bir insan vardı. O küçük kızda bir sene sonra koruyucu bir ailenin yanina yerlestirildi kimliği herşeyi yeniydi Deniz Aras olmuştu babasının soldurduğu Çiçek , Şimdi uçsuz bucaksız bir denizdi...
🔥❄️
Boşa boşanmişlardı ama Deniz'e bunu anlatamazdım Ali , hastasının burnunu kırmıştı Deniz'in ise gereksiz sinire tahamülü yok ona gore hersey seviyeli bir biçimde çözülebilirdi. Bizim kromagnonana göre..... ıı o adam çoktan dayak hak etmişti.... hatta.... ölümeyi bile hak etti o pezvenk diye Deniz'in üzerine gelmiş o dakika Deniz ben boşanmak istiyorum demişti. Günlerce Ali ikna etmek için elinden ne gelse yapmıştı ama son careyiimzayı atıp paltosunu alıp çıkarak bulmustu. " Cidden buna gerek varmıydı?!" Diye sorguladım hep sorgulardım.
" ben kavgacı sinir hastasi biriyle bir ömur geçiremem!" Anlık yükselişi şaşırtmıştı beni." Bir kere daha aynı şeyleri yasayamam çocuguma yaşatamam" diyordu sesi titrerken.
"Ali baban değil!" Demiştim değildi. Deniz Ali'nin en değerli yanıydı. Bir ona güler bir onu severdi. " sanki kalbim avcundada tek hamlede yok edebilecek gibi" derdi. Fazla severdi
" biliyorum ama!.." sustu yutkunup yere baktı. " ben .... Azra sadece onu öyle elleri kanla görünce korktum!" Bir bakıma haklıydı. Son görduğü şey ellerinden kanlar damlayan babasıydı ve herşey duzgün giderken bir anda Sevdiği adamı ellerinde kanlar ile bulmuştu. " ... ve sadece" lafıni tamlayamadı yutkundu.
O esnada kapıdan dan diye giren Ali ile göz göze geldim." Illa kapıyı sana mı monte ediyim o kapının çalınması gerektigini anlaman için!" Diye çıkışmış bulundum. Bu gün karın ağrımdan ötürü fazla gergindim. O bile donup kalmıştı bu halime nedenini bilmiyorum ama bu ay fazla kötü geçiyordu.
" her ay bu güne denk getirmeyi nasil beceriyorum onu düşünüyorum sadece!" Dedi aanlamsız bakışlarla. Gergin bakışları ile.
" haftaya gelseydin , o zaman!!"
" o hafta hiç olmaz !" Diyerek Deniz'e doğru sırtığında deniz ayağa kalkıp Ali'nin omzuna bir tane geçirdi utanmıştı tipinden belliydi elmacıkları kızarıyordu git gide. " ne var sende bence haftaya gelmemi istemezsin!" Deniz donup kaldı cidden istemezdi bir yerde ama kenddisi insan aklı ile oynamayı gayet iyi bilirdi.
Bir tane daha göğüsüne gecirip Ali'ye sinirle baktı." belkide cinsel değil duygusal ihtiyacımı karşılamaya yönelik biri olsaydın boşanmazdık!!" Diyerek arkası döndü ama gidecekken belinden kavrayan ellerle bir anda kendini Ali ile burun buruna buldu. Gayet karizmatik bir hamle olmasına karşın Deniz bile dona kalmış nefes nasil alınır onu sorgular olmuştu.
Ali giderek yaklaştı. Gözleri birbirine kenetlenmişti " o zaman iyi haber artık burda olacağım için her türlü ihtiyacını karşılarım!" Extra erotizm iceren muhabetleri Deniz'in karnında kelebeklere , Ali'nin beyninde şimşeklere ,benim ise midemde kusma hissiyatı üst düzey oluşmuş romantizimlerini bölmek istemezdim ama kenardan çöp kovasını alıp içine dogru kafamı soktum.
"ÖĞHHH" diye kusma benzeri bir ses çıkarıp tekrar onlara baktığımda. Deniz utanıp Ali'yi kenara iterek kapıdan kaçtı. Ali ise bana sinirli gözlerle bakıyordu." Ya önumde yapmayın bari Aile var kardesim!"
Dediğimde çenesini sıktı ." Ulan evde kalmış kart karı !! Benim sadetime bari engel olma, !!!" Dedi" birini bulsanda kurtulsam arkasıni döndü." Deniz bekle!" Diyerek peşine doğru koştu ikisinin aşk hayatı beni fazlası ile yoruyordu.
Onun çıkmasınin ardina içeriye uzun boylu geniş omuzlu bir adam giriş yaptığında Ali'nin anlık duası mı bilemem baya ilgi çekici bir adamdı. Gri takım elbisesi tamamen uyum içinde giyinmisti mavi gözleri giydiği takım elbise ile ayni tona gelmişti. Mavi gözleri ile denk geldiğimde bakışları bir anlık tanıdık gelmişti.
" buyurun beyefendi?!" Dedim tüm sakinliğimle.
Oda bir anlık odaklanmiş olmalıydı ki cevabı bir tık geç olmuştu. " test sonuçlarımı almak için gelmistim ama!"
Adamın sesi tok ama sakindi. İçeri girerken ortamın az önceki kaotik enerjisinden eser yokmuş gibi duruyordu. Sanki burası az önce romantik bir güreş arenası değilmiş gibi." Adınız nedir acaba?"
" Levent Ünsal!" Dediğinde bir tık donup kaldım sonra hemen bilgisayara döndüm. Sonuçlarda biraz göz gezdirdim " Levent Ünsal , 30 yaşında, başvuru Nedeni; Gögüs Ağrısı...." Eko Görüntüsünü büyüttüm. Septum kalın, sol ventrikül duvarı olması gerekenden daha fazla kasılıyordu bu kalp cidden dinlenmek ne demek bilmiyordu.
" Levent bey!" Dedim durum çok parlak gözükmüyordu. Öne doğru eğilirken göz önüme gelen saçım dikkatimi dağıtınca kenardan kıstırmalı tokamı alıp saçımı tuturdum. Gözlüklerimi de takıp iyice yoğunlaştım.....Eforla artan nabız, dinlenmede yüksek bile yüksek Tonusu.
Genetiktir normalde ama baktığım sonuçlar normal bir hastadan daha baskaydı." Önemli bir durum var mı Doktor?" Dedi açıklama yapmak için yüzüne baktım..
" Levent bey stres altında mısıni?"
Dediğimde ceketini düzeltip kafasıni kenara cevirdi derin bir nefes aldı. Yaptığı mimikler zaten durumu açıklamışti." Daha çok stres benim altımda..." sustu kaşlarını kaldırıp hafif samimi bir gülüş attark devam etti." Hatta etrafımda!" Demisti gülüşü buruktu.
Buruk gülüşü çok şey anlatıyordu tuhaftı gülerken gözleri sanki çığlık çığlığaydı. " açık konuşucam bay ünsal!, bu hastalık genetik fakat sizin durumunuzda..." derin bir nefes verdim." Sizi ölduren sey stres!" Durduk gözlüğümü biraz geriye ittim." Kalbiniz sürekli alarmda çalışıyor Levent bey açık konuşmam gerekirse eğer bu tempoyla devam ederseniz birkaç ay içinde ciddi bir kardiyak olay riski artar. Ritm bozukluğu, ani tansiyon yükselmeleri… hatta ileri evrede kalp krizi.”
" peki doktor!" Dedi sustu bana doğru iyice dönüp yaklaştı." Bu kalp beni ne kadar taşır en fazla ve en az!" Dediğindde durdum bana ölüm gününü mü soruyordu? Insanlar genelde iyileşirmiyim diye sorardı. "O ise bu kalp ne kadar dayanır?" diyordu bana .
" Bu soruya net bir cevap vermem sayın Ünsal!" Dediğimde geriye yaslandı. Beklediği şeyi alamamıştı." Ama açık konuşmam gerekirse büyük son bir darbeye bakar bay Ünsal!"
Alt dudağını kemirdi gergindi ve daha çok geriliyordu." Benim 1 seneye daha ihtiyacim var bunu ilaçla sağlayamaz mısın? Sadece bir sene!"
Yalvarırcasınaydı sesi ama benim elimden gelen yoktu normal ilaçları da bir evrede onu kontrol ederdi kalp'in iç alanı fazla dardı. Derdin bir nefes aldım. Telefonuma uzandım." Odama gelir misiniz acaba!" Dememe kalmadan Deniz kapıyı açarak içeri daldığinda Levent beyde şaşkın bakışlarla ona bakıyordu.
" Ne oldu canım!" Diyerek yanıma geldiğinde ona ekrandaki bilgileri gosterdim. " diyorsun!"
Levent’in bakışları odada bir anlık duraksadı, gözlerinde karışık bir şaşkınlık ve dikkat vardı. “Ne olduğunu öğrenebilir miyim acaba?” dedi, sesi normalden biraz daha düşük, ama kontrolünü kaybetmemiş gibiydi. Deniz hafifçe öne eğildi, omuzları dik, ama gözlerinde belli belirsiz bir endişe vardı; sanki hem Levent’i hem de durumu anlamaya çalışıyordu. Ben derin bir nefes aldım, ekrandaki sonuçlara göz gezdirerek ikisine de bakışlarımı sabitledim.
Ellerimi onde birleştirdim." Şimdi Levent bey beta blokerle başliyacağım size kalp üzerindeki ani stres patlamalarını düzenler.!" Dedikten sonra denize baktım.
" bende Anksiyolitik bir destek sağlayabilirim bude sizin stres seviyenizi olabildiğince düşürür. Ha bağımlılık riski var fakat düzenli kullanimda ileriki seviyelerde ufak ufak Azaltırsak genel stres konstolünüzle beraber size zararda vermez.!" Diye eklediğinde Levent şaşkın gözlerle bana bakıyordu.
" Sizin durumunuzda aslında yapabileceğimiz en mantıklı senaryo bu çünkü sizin dış çevrenizdeki kaosu alıp yok edemeyiz ama sizin bedeninizin tepkisini azaltabiliriz!" Dediğimde ayağa kalktı anlık tatminkardı bakışları ceketini düzeltti.
" peki o zaman doktor Ilacımı alıyim ve sayın..." deyip denize baktı.
" Deniz Araz!"
Başı ile onayladıktan sonra lafına devam etti." Deniz hanımdanda bir randevu alayım ve ona görüneyim ardına!" Dedikten sonra gülumsedi.
Ilaçlarını verdikten sonra gayet kibar bir tavırla çıkarak gitmişti. Bende son kahvemi almış geriye yaslanmıştım nöbet saatindeydim. Hersey çok huzurluydu belkide fazla huzurlu.....
