DOKTOR kitap kapağı

2. bölüm / 9

DOKTOR

2.BÖLÜM: KALP İZİ

Vaveyla Yazarı: Vaveyla Kullanıcısı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 2.BÖLÜM: KALP İZİ

10 sene önce
22 haziran 2015

Ortada tek bir minder vardı. Dört bir yanı, yüzleri maskeli adamlar ve kadınlarla çevriliydi. Bu minder bir dövüş alanı değil, bir eleme masasıydı. Ünsallar için güç, rastlantı değildi; planlanır, ölçülür ve yönlendirilirdi.

Yetimhanelerden alınan çocuklar bebeklikten itibaren izlenirdi. Kimisinin nabzı korku anında hızlanmazdı, kimisi göz temasını kaçırmazdı. İlk yıllarda sessizlikleri, ağlama eşikleri ve yalnız kaldıklarında verdikleri tepkiler not edilirdi. Konuşmaya başladıklarında yalanı ne kadar sürdürebildikleri, cezaya ne kadar dayanabildikleri ölçülürdü. Her çocuk bir dosyaydı; her dosya ileride doldurulacak bir mevziydi.

Fiziksel kapasitesi yüksek olanlar erken yaşta ayrılırdı. Kemik yapısı, refleks süresi, acıya tepkisi ve itaat sınırı belirlenirdi. Gücünü sorgulamadan kullananlar, sahaya sürülürdü: özel güvenlik şirketlerinde, askeriyede, emniyette. Üniforma onların kalkanıydı; devletin içinden, Ünsallar’ın iradesini taşırlardı.

Zekâsı öne çıkanlar başka bir hatta çekilirdi. Matematikte sabırlı olanlar mühendisliğe, sistem kurmayı sevenler yazılıma, veriyi okuyanlar strateji ve planlamaya yönlendirilirdi. Bunlar görünmezdi. İmza atmaz, kamera karşısına geçmezlerdi. Ama altyapıyı, güvenlik açıklarını ve kritik düğümleri onlar tutardı. Bir sistem çöktüğünde suçlu bulunur, sebep asla.

Hukuka yatkın olanlar özellikle seçilirdi. Adalet duygusu zayıf, gri alanlarda rahat olanlar… Onlar avukat, savcı, danışman olurdu. Dosyaların hangi rafta unutulacağı, hangi delilin geç kalacağı önceden belliydi. Hukuk, Ünsallar için bir kalkan değil; bir yönlendirme aracıdır.

Zihinsel direnci yüksek, empatiyle mesafesini koruyabilenler psikiyatri ve psikolojiye ayrılırdı. İnsanları ikna etmeyi değil, çözmeyi öğrenirlerdi. Korkunun hangi kelimede yükseldiğini, suçluluğun hangi sessizlikte ortaya çıktığını bilirlerdi. Gerekirse birinin sadakatini tedavi adı altında yeniden inşa ederlerdi.

Siyasete uygun görülenler ise en geç ayrılanlardı. Hitabeti güçlü, yüzü akılda kalan, ama geçmişi olmayanlar… Gençlik kollarına sokulur, ideallerle beslenir, zamanla törpülenirdi. Yükseldikçe sesleri kısılır, etrafları kalabalıklaşırdı. Mikrofon önünde halkı temsil ederken, kapalı odalarda Ünsallar’ın stratejik çıkarlarını savunurlardı.

Hepsinin kaderi, daha çocukken verilmişti. Kimin yumruğu, kimin kalemi, kimin imzası işe yarayacaksa ona göre şekillendirilmişlerdi. Minderin ortasında duran herkes bunu bilirdi: Burada kazanmak, hayatta kalmak demekti. Kaybetmek ise sistemin dışına atılmak değil, sistemin görünmeyen bir parçası olmaktı.

O gün, Levent, Tamer ve Sarp hiçbir açıklama yapılmadan oraya gönderildi. Aracı kullanan adam tek kelime etmedi. Girdikleri kapının ardında neyle karşılaşacaklarını bilmiyorlardı ama hepsi bunun bir “eğitim”ten fazlası olduğunu hissediyordu. Raif Ünsal, nadiren bizzat adam seçerdi. Seçtiyse, geri dönüşü olmazdı.

Minderin etrafına dizildiklerinde kural kısa ve net bir sesle ilan edildi:“Devrilene kadar minder senindir.”Ne süre vardı ne de puan. Ayakta kalan, hak sahibi olurdu.

İlk çıkan Levent oldu.

Minderin ortasına adım attığında ortamda belirgin bir sessizlik oluştu. Karşısına çıkarılan adam, grubun en iri yarısıydı. Omuzları kapıyı doldurur, yumrukları alışkanlıkla sıkılı dururdu. Bu, gözdağıydı. Raif Bey’in bakışı sabitti; Levent’i değil, sonucu izliyordu. Herşeyin bu üçüne kalacağını biliyordu ama kimi nereye yerleştirmesi gerektiğini seçememişti. Aslında kirli masanın başında kimin olacağı Netti Levent çünkü ailesinin kaybından beri onun elindeydi istek arsuzu olamadan onu yetiştirmisti kendi küçük biblosu hatta kirli sırrıydı Levent.

İlk hamleyi iri olan yaptı. Gücüne güveniyordu. Levent geri çekilmedi. Mesafeyi kapattı, dengeyi bozdu. Gürültü yoktu, bağırış yoktu; sadece bedenlerin sert teması. Levent, gücü doğru yerde kullandı. Bir anlık boşluk… ve adam sırtüstü minderdeydi. Kalkmaya çalıştı ama Levent dizini yere bastırdı. Hakem yoktu. Devrilen devrilmişti.

Minder artık Levent’indir.

Ardından biri daha çıktı. Sonra bir başkası. Daha çevik, daha tecrübeli olanlar denendi. Levent yoruluyordu ama düşmüyordu. Her gelen, onun sınırını ölçmek içindi. Raif Bey başını hafifçe yana eğdi; bu, memnuniyet işaretiydi.

Sonra ortam değişti.Kalabalıkta bir hareketlenme oldu. Minderin kenarından bir kadın çıktı. Dikkat çekici bir fiziği vardı; dengeli, kontrollü, gösterişsiz ama tehditkâr. Saçları arkadan sıkıca örülüydü. Yüzünü tamamen kapatan maskede yalnızca gözleri açıktaydı. O gözlerde acele yoktu. Ne öfke ne de kibir. Kendinden emin dik bir duruş boydan boya inceledi karşısında sadece mavi gözleri ve kumral saçları parlayan adamı süzdü boylu boyunca .

Levent karşısındaki kadını süzdü önce bir küçümsedi ama Cesareti dikkat çekiciydi. Bedeni ise içindeki bazi hissiyatları devreye sokacak kadar ilgi çekici kum saatine benzer bide bel iri gögüsler. Kadını minderde değilde yatağınd agörmek daha çok hoşuna gider gibiydi. Karşıdaki kadın minderine baktı neden orada değildi de buradaydı.

Levent ilk kez tereddüt etti. Bir kadına güç uygulamayı sevmezdi annesinin en net hatırladığı öğretisiydi bu.

Kadın sakince selamını verdiğinde Sarp ve Tamer karşıdan izlemeye koyuldu. Kadin herkesin ilgisini çekmişti. Kadın mindere adım attığında Raif Bey’in sesi tekrar yükseldi:“Kural değişmedi.” bu denilen belliydi minderde ilk kim düşerse allan onundu onca admı yenip bir kadına yenilmeyeceğine emindi Levent.

Kadın konuşmadı. Hamle de yapmadı. Levent’i bekledi. Onun acele etmesini, gücünü yanlış yerde harcamasın, neyi nasıl yapacağını izlemeyi tercih etti. Bu artık bir dövüş değil, bir ölçümdü Levent için ne olursa olsun alanını koruması gerektiğini öğretmeye çalışiyordu Raif bey.

Levent’in ilk saldırısı geldi; yumrukları havada buluştu, bedenleri birbirine yakın dans eder gibi kaydı. Kadın bir hamlede geri çekildi, Levent’in hızını savuşturdu ve kendi saldırısını yönlendirdi. Onların dövüşü bir ritim kazanmıştı: itme, çekme, yumruk ve tekme… sanki iki bedenin tutkulu bir dansıydı.

Levent bir fırsat buldu, hızını ve gücünü kullandı, kadını yere serdi. O an, maskenin ardındaki kahverengi gözler onun mavi gözleriyle buluştu. Bir çağrışım, bir merak, bir tür davet… Levent’in aklı karıştı. Dikkati dağıldı. Kadın müthiş bir refleksle toparlandı, hamle yaptı ve onu minderden attı. Levent yenilmişti Şaşkındı en güçlüsunden en irisine en çeviğine herkesi yenim bu kadına yenilmişti ilgisini çekti normalde dövüşü biten soyunma odasina giderdi ama o orda bekledi Sarp'ı yolladı kadının yanin yanına ama o iri yarı yarı bedeni tek hamlede yere serdi. Ardına Tamer gitti Zekice hamlelerini konuşturdu ama karşısındaki Daha zekiydi . Bir kaç hamlede Tamer'de yere yapıştı 4 minderin şapiyonları tek tekd övusüyordu ama kazanan belliydi. Kadın herkees bittiğinde kendisi minderden indi. Levent peşinden koşu ama yoktu kaybolmuştu adeta... Levent alnına bir elini götürdü, hafifçe silkindi ve sessizce mırıldandı: “Neredesin…?” sahi Nerdeydi Duvar arkasına sakklanmıs Levent'in gişini bekliyordu. Anlamıştı olanları ama kabul edemezdi.

Levent minderde elinde bir adet kahverengi toka ile kaldı. Içinde bu kadar muzzam hayranlık uyandıram bu kadının göeri zihninin her yanına yazılmıştı O andan sonra minderin ortasındaki dövüş, Levent için artık sadece bir sınav değil, aklında ve kalbinde yankılanan, hafızasına kazınmış bir anıya dönüşmüştü. Lavanta kokusu, kahverengi gözler ve kadının hareketlerinin ritmi; hepsi bir film gibi gözünün önünden geçiyor, onun hayranlığını ve merakını daha da büyütüyordu.

🔥❄️

Şimdi

Şirketteki dosyaları bir bir incelemeye koyulmuştu. Dosyaları tek tek açıyor içeriğini iyice okuyordu sıkilıp duvardaki saate baktı gün yoğundu onun için burdan çıkıp once Dinçerlerle Toplantıya gidecek sonra 5 bölge Lideri ile görüşme yapacaktı. Onlarla işi bittikten sonra genel döküm çıkaracak bir ay sonra Dünya konseyinde sunuma gidecekti. Gergindi Rossa sürekli onu sıkıştıriyordu amcası ile arası iyi olan Boris Rossa Levent ile itina ile anlaşamıyordu. Sürekli yapacağından fazlasını isteyip zor duruma sokuyor ama Levent çözuncede Ilk tebrik eden oluyordu. Levent'in ise Amacı belliydi gitmeden önce kan gülünü Boris Rossaya Teslim etmek Ailesinin yasayamadığı hayatının intikamını alıp kendi de ölüme teslim olmak ama Ailesi vardı önce onları adım adım korumalıydı fakat Asil'i kendi Eli ile italyaya çekmişti amcasının ricası ile Boris Rossa'nın Korumasındaydı Asil o korumaadan Çıkmadan bu adımı dahi atamazdı. Tamer bu planda canını yoluna sermişti umrunda değildi. Fuat'ta aynı şekilde ama Güneş Vardı Efsun abla'nın tek Emaneti, Sarp vardı ne kadar ailesinin yaninda durup sürekli boka batsada Mutsuzdu temiz bir hayat istiyordu, ama o bunu söyledikce Raif bey Eline kan bulaştıyordu.

Çalan Kapı ile Kekeleyerek Ayça girdi içeri Sapsarı saçlari siyah çerceve gözlüğü normalde bu iki birleşim gayet seksi ilgi çekici bir hava katardı ama Ayça Ayçaydı kekelr elinde dosyalar ile gezer üzerinde hep bir hırka vardır. Hep renklidir normalde Alt birimlerde birinin asistanıydı ama gözünün önünde adam Kahve soğuk diye kıza bağrıp sıcak kahveyi kıza fırlatınca Ayçayı yanına almıştı. Sadece adamı kovup yerini değistirecekti ama Ayça büyük patronu o hali ile onu görünce utanıp kaçmış yangın merdiveninde ağlayıp söylenirken Levent'e yakalanmıştı." Ahhh salak Ayça ya az daha ısıtsana.... Levent beyde gördü zaten Kesin pasaklı demiştir bana... ama ben dökmedim ki"ağlamalar zırlamalar" niye herkes beni itip kakıyor ya çok mu sünepeyim ben... ha güvercin kardeş" güvercin başını sağga sola oynatmış aycada bunu cevap gibi algılayıp guvercine dert yanmaya devam etmişti güvercin uçup gittiğinde ise guvercine trip atmaya başlamıştı. " Sende bırak git tamam!! Dost bildim götünu döndü uçtu... kus beyinli mikroplu mahlukat!! " diye çıkismasıyla en son dayanamayıp Levent ve Alp kahkaha atmış Ayça Daha çok utanıp yangın merdiveninden koşarak alt kata kaçmaya başlamıştı. Bunu yaparkende düşüp kolunu bacağını kırmıź Levent ziyarte gittiğinde suratınd ayastıkla onu karşılamıştı.

Her kekeleyerek içeri girişinde Levent'i anlık gülme alıyordu. Bu durum için bile bu kızı yanında tutabilirdi. Kendinden utanan yılışıklık etmeyeceğinden emin bir asistanı vardı. Tabi bu Asistan Sarp'ında ilgisini çekmiş köşe bölgelerde kızla çekirdek citleyip dedikodu yapıyordu Ünsalların şireketteki neşe kaynağı olmuştu. Yaşı dolayısı ilede Hem Sarp hem Levent küçük kardeşleri gibi davranıyordu.

Elindeki dosyaları yüzüne kapaya kapaya içeri girdi. Dosyanın üstunden çaktırmadan bakmaya çalışıyordu. Oda artık Sevimliliği ile azardan kaçabileceğinin farkindaydi." Kahve makinasini mı bozdun gene?" Dediğinde başını dosyaların arasından çıkarıp onaylar biçimde salladı." Ayça dua et Zeki ve çalışkansın.... "dosyalar arkasından parlayan buz mavı gözleri gördü tavşan misali dosyanin ustunden burnu çımıştı" Bide bize karşı sürekli kullandığın sevimlilik var !!" Bunu söylerken imalı bakışlar attıyordu." baskası olsa o kahve makinasi ile onu dövdürmüştüm!" Dediğinde tehditkar tonla Ayça Dosya ile yüzünü kapadı gülme alıyordu. Kız o kadar sevimli duruyordu ki ister istemez gülmüştü." Kızim bu ay kaçıncı!! " diyerek çıkıştığında Açelya ufaktan Gözlerini tekrar üste çıkarttı. Açelyada biliyordu Levent bey ona kıyamazdı.

Ikisinin arasında duygusal çekim aşk sevgiden çok baba kız misaliydi. Ayça buraya Evlatlıklar arasından gelmişti. Levent evlatlıkları Gezinirken Ayça ile göz göze gelmiş 10 yaşındaki ayça yine teknolojik aletlere savaş açıp bu sefer televizyon bozmuştu iyi yanı bozduktan sonra tamir edebilmesiydi. Bozup bozup geri Tamir ediyordu. Ezber ryetenegi fazla kuvvetliydi Matematik sorularını kendi yaşının üstünde çözebiliyor Levent Her uğraştığında kendinden büyükçe ama sevimli bir biçimde cevap veriyordu. Şirkete Aldırmış iş hayatına sokmuştu Eğtimini herşeyini Kendi Cebinden karşılamış veli toplantılarını aksatmadan gitmişti. Doğum günlerini berber kutlamışlardı. Hiç bir eksiği olmamıştı. Levent ne kadar cocuk olamadıysa Asil ,Alp ve Sarp'a cocukluğunu yaşatmış. Ayça ile tanışınca onada kendi çocuğu gibi davranmıştı. Tamer ve Levent onu kendi çocuğu misali büyütmüş yetistirmişti.

Bozulan televizyonlar
Bozulan Radyonlar
Bozulan fotokobi makinaları
Bozulan yazıcılar

Liste uzayıp giderdi bazılarinı kendi bozup kendi yapiyordu ama bilerek bozmadığı şeyleri yapamiyorduda. Zeki bir kızdı fazla Zeki Ünsalların üniversitesinde ardarda 2 bölümü okuyarak üsten dersler alarak hakkı ile bitirmişti. Kızin zekası ve Ezberi fazla üst düzeydi. Buda ona olan hayranlığını artırmışdı babalık hissiyatı Ayça ile gideriyor gibiydi.

Bazen bu hissiyat fazla ileri gidiyor ona yürümeye kalkan çalışanlar şnas ederi Başka bir sirketin bünyesindden terfi alıyordu.

Ayça sitemkar bir biçimde dosyaları indirdi." Ya ama Levent bey türk kahvesi iciyorsunuz sadece Cezve neyinize yetmiyor ki aldiniz degisik bir makina bastim bastim cikmadi süt tozu yerine su su yerine toz koyunca filtre yanıyor ben ne bilim o oraya mi geliyor oraya....." Levent sus manasinda elini kaldirdi her hafta yapılan bu konuşma orhun hitabelerini aratmıyacak cinsten oluyordu. " Dosya..! " dedi sevimli bir bicimde ufak ufak adımlarla yaklaşarak. Dosyayı Levent'in önüne koydu.

"Çıkabilirsiniz Ayça Hanım!" Demesi ile ayça yavaşca kapıya yöneldiğinde yine sevimli siritişlar ile ona bakan bakan Ayça'yı gördü.

Kapiya doğru gidiyordu ki Açılan kapının Suratına çarpması ile" Insan kapıyı Çalar Gördüsüz Ayı!!" Diye Çıkışmış bulundu. Ama Kapıdan giren Füme Takım elbiseli Adam ile anlık irkildi anlık." Alp bey!" Diyip başü ile selam verdi panikle.

" Ayça hanım!," diyrek selamına cevap verdi" görgüsüz ayılığımın kusuruna kalmayın kapı arkasında olduğunuzu bilsem Daha Sert girerdim !" Demesi ile Ayça yutkundu." makina yine Bozuldu sanırım!" Diyerek sevimli bir gülüş attıp göz kırptığında Ayça utanarak paytak paytak kapıdan çıktı bu hali komiğine gidiyordu Alp'in belkide Sevimli geliyordu." Ooo Levent beylerr yine yığınla Dosya ile çalışıyorsunuz."

" kolaysa başınıza Gelsin Alp bey! Ne dersiniz! " diyerek elindeki kalemi Alp'e fırlattı." Ama beyefendi Bar bar gezinip her gece başkasında kalmakla Meşgul!" Diyerek kaşlarını kaldırdı." Bizde beyefendi yerine çalışalim burada. "

" yok be abi 2.5 aydır kendi evimde yatıp kalkıyom!" Dediğinde Levent tek kaşını kaldırıp karderşine baktı. " ne ya inanmıyorsan adamlarına sor!!" Dediğinde gülüp öbür kalemi fırlattı. Bu kalemin amacı yüzdüğü limanı bildiğindendi " aaa atış talimi mi yapıyorsun be!!"

Alp kalemi tutup yanına boş koltuğa oturdu masadaki karton bardak kahveyi aldı." Yapcam ben sana Atış Talimi!!" Tekrar dosya ya baktı. O esnada Alp bir yudum almıştı ki" Ayça ile yurt dışı toplantışına 2.5 ay önce gitmistin demi" cümlesi ile ağzundkai tüm kahveyi masaya doğru tükürdü." SIÇ ALP SIÇ!!" Diyerek masya bakmaya başları dosyalardan birine basbaya ağzındaki kahveyi tükürmüştü. Birde mimari çizim dosyasına! " Alp SENI SIKMEDEN ÇİK ŞURDAN!!"

Alp anlık Panikle doğrulup kapıya koştu" sende git aşık ol bişi ol dağa taşa kerkindin gözü bana diktin" diye bağrınırken

" ALP SIKTIR GITT!!!!" Diye yükselen sesle eline gecen tüm kalemler Alp'e doğru gitmeye başlamıştı Alp ise ani bir Reflexle odadan fırlayıp çıktı.

Levent geri koltuğa oturuken masada duran fotografla göz göze gelmisti annesi ve babasi kardeşleri ile olan tek fotografa baktı." Ne var Tamam eskisi kadar dombili değil ama hala ağzı boş durmuyor. Adama zayıfflayınca gelen özgüvenle her gün barda pavyonda yattı kalktı.!!" Deyip gülümsedi. 18'ine kadar obezite sınırında gezmiş üniveristeye gideceği sene hırs yapıp hem sinava hemde spora gitmişti yavas yavaş eriyen vücudunu istedigi ölçeğe getiremeyince bir sene daha durmuş hem kilosunu hem kendini ayarlayinca üniveristeye gitmişti yetmemiş kendini dahada geliştirmişti eski babannesinin dombalağından eser yoktu belirgin Bir javline incecik bir bel üçgen biçimli bir vücut ve geniş omuzlara sahipti ve üzerine koymaya devam ediyordu. Kendinden bile yakışıklı olmustu ama sıradaki Hedefi Levent'e göre yanlıştı." O kızı üzmesine izin veremem anne Masum o dingil dingil takılmayı bırakmadan yanına yaklaşmamasi lazım!"

O fotoğrafla konuşması Devam ederken kapınin onunden gelen sesle irkildi." Küçük sümük çekil snei mi dinliycem ben ya!!" Diyerek içeri Dalan Seval'le göz göze geldi Ayça'ya sümük mü demisti o!" Levişkommmm!!"" Diyen tiz bir sesle kulanlarındaki çınlama arttı. Eskiden yüzune bakarken Masumiyet görduğü kızin şimdi suratı midesini bulandıriyordu Abartı makyajlar vücudunu neredeyse belli eden elbiseler. Sevimli küçük kardeşi Güç için ona yüruyen Sırdan insanlardandı ama ona elini sürmezdi.

Seval ona Doğru yakalşıp masanın kenarına oturduğunda içindeki kırmızı dantelli çamaşır belli oluyordu. Başını kaldırıp gözlerine baktı." Merhaba Seval koltuk vardı istersen!" Diyerek koltuğu gosterdi. Diğinde Seval'in gözleri cüretkar biçimde Levent'in kuçağına kaymıştı. " Seval küçük koltuğa!"

" Benim gözüm büyüğündeydi ama!" Demişti bakışindaki ima Levent'te ceketinin önünu kapama isteği utandırmıştı.

" Seval ya çık ya adam gibi dur !" Dediğinde bozularak koltuğuna doğru geçti Seval o sırada çalan kapiya döndü gözleri" Gel!" Hami gevsek gülüşü gülerken sallanan göbeği ile içeriye kollarını acarak girince. Levent'te ayağa kalkıp onu karşılamaya doğru gitti.

" Leventciğim!!! Oğlum nasilsın" diyerek sarıldı Hami tıknaz kilolu bir adamdı Levent'in gövdesine geliyordu Levent yere doğru bakarken Hami'nin keli ile bakışıyordu. Hami geriye doğru adımlar attı . Omuzlarından tutu " oğlum. Benim ne kadar da yakışıklı olmuşsun ya!"

" Sağ ol Hami abi Bende tam toplantıya gidecektim siz niye geldinzi!!" Dediğinde Seval Hala Levent'e kırıtiyordu. Levent'in sinirleri gerilmişti karşısında penguene benzeyen bir adam yanında ise ayaklı şeytan vardı.

" bir çay içelim dedik evlat!!" Dediklerinde Levent'in kaşı Seyirdi şu noktadan kurtulmak için birşey diliyordu.

" ben söyleyim o za....." Lafını daha bitiremeden kapıdan Sarp ve Fuat girdi . Ani bir bir şekilde adeta kapıyıp Açmışlardı." Ne oluyor lan?!" Diye çıkışırkenbikisinede dua ediyordu.

" abi kusura bakma, depolardan birine dalmışlar!" Diyen apanik icindeki suratıni görünce bu sefer Levent'in duaları dalan adamlara döndü. Içinden sükür ediyor utanmasa depoya dalan adamlara ödül verirdi.

Hami'ye baktı " Abi problem varmış ben çıkayım" diyerek hızla kapıya yöneldi. Otoparka dogru koşuyolar Levent ise önden depar atıyordu. Otoparka geldiklerinde Levent durmuştu arkadan Yavas yavaş gülüşerek gelen Fuat ve Sarp'a baktı." Depoya giren kimse Para verin ev verin yat verin kat verinnn!!" Diyerek Sarp'ın yakasina yapıştığında herkesi bir gülme aldı Levent'te biliyordu Depoya giren kimse olmadığını anlamıştı ama yinede öyle bir durum varsa diye temkinli davranıyordu.

" böyle bir kadından anca sen kaçarsın ünsal!" Dediğinde bakışları Imalıydı.

" Abi elimi sallasam bundan bir tane var! Eğerki gece yatağıma biblo ararsam yine bu Seval olmaz!" Derken gergindi bu durum hoşuna gitmiyordu Hami'nin kızını kullanıyor oluşu hoşuna gitmiyordu. Kardeşi dediği kızın bir eskort misali giyinip önünde kırıtması sinirine dokunuyordu.

"O daha Çok Sert! seviyor! Ha abi!" Dediğindeki imalı bakışı altan gülmeme çabası Levent'in sinirini bozmuştu.

"Derken?" Diye sorguladı Fuat Tek kaşını kaldırıp." Karacadan mı bahsediyonuz? Yoksa Ceyda'dan mı?" Derken ki bu seferki bakışında sorgulama vardı. Levent bu hayatında sadece iki kadını almıştı ve ikisininde ihanetine uğramıştı. Birisi onu baş düşmanı ile aldatmış diğeri ise Levent'in başına silah dayamış onu öldürmeye çalışmıştı. Işin ucunda biri ölü diğeri ondan ölüydü.

Levent Fuat'ın bu gergin sorusuna " Ne karacaya dönerim Ne Ceyda'ya yas tutarım abi!"başıni ovuşturdu." Benim bir hayatım yok! Tek hayatım Rossa ve onun yıkılışı!" Diyerek arabaya geçti. Sarp ve Fuat birbirine baka kalmıştı. Levent Dünyaya gelirken Huysuzdu yasayacaklarını bilir gibi Cocukken sinirliydi Onu koruyacak tek şey buymuş gibi. Gençken hayal Perestti geleckte ufkunda olan boşluğu görmüş gibi. Şimdi ise Ruhsuzdu herşeyi Elinden alınmış gibi hızlı büyümüştü ve bunun tek nedeni o güllerdi.

Arabaya ikiside gecti yol güzergah belliydi DUT Dinçerlerin kendince dünya kulesi adını verdikleri yapıya gideceklerdi. Sarp yol boyu " Dut bırak " espirisi yapsada Levent onu arabadan atmadan yola devam ediyorlar.

Aniden Levent öne doğru Bağrışlarla çöktü eli göğüsünü tutuyordu.Fuat" Kalbin mi? " diye sorarken banikle Levent Nefes almayı dahi unutmuştu anlık ağrıdan başı dönüyor zonkluyor ne yapsa bilemiyordu. Derindeydi ağrı Kalın bir kas ne kadar etki edebilirse o kadar etki ediyordu kalbi olmasi gerekenden daha sert çarpıyor ama kan ponpalanamiyordu. Dişlerini sıktı nefes bile alamıyordu.

" lütfen... şimdi... değil!" Dedi sesi düzgün çıkmıyordu bile yalvarıyordu her krizde kalbine yalvarıyordu. Fuat'ın ani bir Manevra ile dönüşü ile Savrulacakken Sarp arkadan onu tutu. Boğazını saran mavi Kravatı gevşetti. Gömleğinin düğmelerini teker teker açtı.

Doktorlar Onu sürekli uyarıyordu her gidişinde zorluyordu bedenunin en derinine etki ediyordu geriye doğru yaslandı. Nefes almmayı denedi ama bıçak gibi keskindi ağrıları. Fuat'ın paniği onu daha çok ağrıya sürüklüyordu Azraille sürekli savaş halindeydi şimdiye kadar 14-0dı ama Azrail eğer bir puan alırsa o 14 puan sıfırlanırdı bunuda biliyordu

" Dayan.... dayan oğlum yettim!!" Diye yalvarıyordu Fuat nerdeyse göz açıp kapama süresinde hastanenin bahçesindeleri. Sarp önden fırladı hastahanenin sahibi ahsen hanımın Yanına Fuat ise Levent'i sırtına alıp soktu acilden içeri Sedyele aniden girdi.

" bir kaç tur daha bana ver şu savaşı !! Borisi almadan toprağa Gömme beni!" Diyordu nefes biel alamadan kendini ağrı ve inleyişle kenara devirdi.

Kerim bey ikisini gorünce hızle yanlarına koşturdu Levent'in durumuna baktı. Nefes alamıyordu belliydi " siz girisi halledin!!.." Levent'e baktı" Kalp krizi mi?" Diye soruyor bir yandan leventin gömlegʻini açıyordu." Hemşire kırmızı alana hemen monitöre baglayın.!!"

" HKM hastası kalp kası kalın mı ne aanlamam ben öyle birrşeyi var!" Dedikten sonra hemsirelerin götürdüğünü gorrdü doktoru yakasından tutup çekti." O kim biliyorsun!" Dediğinde başını salladi doktor." Burdan Sağ çıkmak zorunda! Yoksa ne sen ne arkadaşların hic birini sağ bıra..." demeden Ahsen koşarak Sarp'la geldi.

" Fuat beycim" derken kırıtıyor Fuat ise bu durumda bile ona yürüyen bu kadına uyuz oluyordu." levent beyciğim yine..."

" Ahsen Konuşma Adamına De işini yapsın ne sitiyorsan sonra konuşuruz!!" Demedi ile sustu kerim korku ile içeri Levent'in yanına geçti .

Hemşireler aynı anda hareketlendi. Levent sedyeye yatırılırken Kerim diz çöktü, yüzüne yaklaştı. “Levent bey ,beni duyuyor musun?”
Zor bir nefes.

“Duyuyorum…”

“Güzel.” dedi Birsel Hemşireye baktı.“Şimdi konuşma. Enerjini sakla.”

“Monitör geliyor!” dedi Birsel.

Levent’in göğsü açıldı. Elektrotlar hızlı ama dikkatli yerleştirildi. Jel soğuktu. Kablolar takılır takılmaz monitör yüksek, düzensiz biplerle doldu.
Kerim ekrana yaklaştı.

" HKM" dedi net bir sesle " derin bir nefes aldı." " Ahsen hanım! Dinamik çıkış yolu obstrüksiyonu düşünüyorum.”

Ritim hızlıydı ama daha kötüsü basınç düşüklüğüydü. Kalp kası sert kasılıyor, ama dolum yetersizdi.

Birsel tansiyonu ölçtü. “TA doksan beş altmış.”

Kerim başını kaldırdı. “Damar yolu aç.” dedi nefesini kontrol etti sık sert ve keskindi aldigi gibi veriyordu adeta “Yüzde yüz oksijen ver.”

Ahsen Hanım sedyenin yanına geldi. Monitöre baktı. Bir an durdu. “Bu tablo sıradan bir kriz değil.” dedi. “Stresle tetiklenen ama preload düşüklüğü belirgin.”

Kerim kaşlarını çattı.“Evet.” Kerim'in çenesi kasıldı içindeki korku bedenini sardı. “Yanlış ilaç verirsek çıkış yolunu tamamen kapatırız.” nefes. Aldı Birsele döndü. “Kardiyoloji kim var?”

Birsel hiç tereddüt etmedi. “Azra Hanım buradaydı.”

“Azra mı?” Kerim şaşkın bakışlar attı. “O niye burada?”

“Geceyi hastanede kaldı.” dedi Birsel. "Sabah erken vakası vardı.”

Kerim bir an düşündü. Azra buraya inerse Dinçerlerle inmezse Ünssallarla papaz olacaktı. Levent ünsal ölürse herkeslle papaz olacaktı. Ve onu kurtaracak en iyi adam da oydu.“İyi.” dedi. " Hemen çağır çözse çözer!" Arkada duran Nagihana döndü " sizde beta Blokeri hazırlayın ama sakın Hemen vermeyin! Önce bir Azra Hanım Görsün!"

Ahsen korku ile bakıyordu. Bir yarıştı kalbin icinde olurundan buyuk bir kasla yarış.

🔥❄️

Bedenimin Tamamı ağrıyordu eve dönmemek için hastanede Yatmıştım ama odamdaki Sedyede uyumak çok mantıklı bir fikir değildi çünkü bir banyo yapmalıydım? Iki rahat değildi. Yüzüme baktım sıfatıma küfür edesim gelmiş ama geri gitmişti derin bir nefes aldım. Masamın arkasında duran dolabı açıp raftan bir adet şampuan bir adet yüz yıkma jeli çıkardım. Odamda bir musluk vardı ve onu değerlendirebilirdim sonuçta.

Musluğu açıp basımı altına soktum şampuanla hafiften yıkadım havlumu alıp sardım. Yüzümü yıkarken Birsel aniden içeriye daldı. Bu kadın sürekli acilden bana geliyordu. Bu sefer branşıma uygun birseydir de Ahsen'in çenesi değildir diye dua ettim.

" Hayırdır Birsel hanım!?"

" hayırn değil HKM geldi durumu çok başka acil sizi istediler. Kerim bey baktı ama Tablo pek Temiz değildi Ahsen hanımda onayladı tablo iyi gözükmüyor."

Saçımdaki havluyu iyice sıktırıp " Birsele baktım." hangi oda?"

" kırmizı alan" demesi ile önlüğümü geçirip çıktım. Birsell peşimden geliyor Detayları tek tek sayıyordu.

Koşarak kırmızı alana girdiğimde Ahsen ve Kerim'i gordum korku dolu bakislarla hastaya bakıyorlardı üstüm yarı ıslak kafamda yeşil bir havlu ile yaklaştım. monitör hâlâ bipliyordu, EKG dalgaları düzensiz ve yüksek voltajlıydı. Kalp atım hızı 180 bpm’e kadar çıkmış, arada kısa duraksamalar veriyordu. Hastanın yüzü solgun, nefesi kesik kesikti. Derin kas ağrısı ve göğüs sıkışması hâlâ devam ediyordu.

Ellerimi sedyenin yanına koydum sedyenin yan tarafına çöktüm. bakışlarımı hastanın göğsüne diktim. Her kasılma, her hızlı atım, parmaklarımın ucuna kadar hissediliyordu. İçimde bir alarm çalıyor, ama panik yoktu

" merhaba beyefendi adınız neydi?."

"Lev....." diye atılan Sarı iri yarı adama kaşlarımı çatıp elimi yüzüne doğru dur anlamında kaldırdım.

" adınız neydi Beyefendi".

" Lev....Lev.. ent" ent derken o kadar bitik ve baskin soylemisti ki cidden ssonu mu gelldi diye sorgulamıştım.

Şimdi her hareketim doğru olmalı; bu kadar bitkin bir kalbi asla daha fazla zorlayamam.
Derin bir nefes aldım. İçimden sessizce kendime talimat verdim: Monitör bağlantısını hemen yap, IV hattını kontrol et, oksijen ver, beta bloker hazırlığını başlat..... evet şimdi sakince devam etmeliydim.

Derin bir nefes aldım ve ellerimi sedyeye daha sıkı bastım. Kalbin atışları hâlâ düzensizdi; ventrikül çıkış yolu dar, kaslar sert, kan akışı yetersiz. Her saniye kritik. "Monitör bağlantısını yapın!"dedim . Birsel hızla kabloları hazırladı, elektrotları göğsüne yerleştirdi. Monitör bipleri yükseldiğinde EKG dalgaları düzensiz ve yüksek voltajlıydi. Kalp atım hızı hâlâ 180 bpm’e kadar çıkıyordu, arada kısa duraksamalar veriyordu. TA 95/60, SpO₂ %92.Hemen damar yolunu kontrol ettim. IV hattı yerindeydi ama hızlı sıvı verilmesi riskliydi. Preload düşerse çıkış yolu tamamen kapanır, hipotansiyon olur, aritmi tetiklenir.
"Yüzde yüz oksijen vermeye devam edin Hazır ol, beta bloker titrasyonuna başlıyorum." Dedim sessiz ama net bir sesle. Hemşireler hızla ilacı hazırladı. İlk titrasyonu başlattım; EKG’yi dikkatle izledim. Kalp atımında hafif bir yavaşlama başladı, ama hâlâ düzensizlik vardı. Nabız periferik olarak zayıf ama hissedilebiliyordu.
İçimde bir sessiz uyarı çaldı: Ani preload değişimi yok. Epinefrin yok. Sıvı kontrollü verilecek.
Levent’in nefesini izledim, her kasılmasını hissettim. Kasları hâlâ sert, göğüs ağrısı keskin. Ama gözlemim ve titrasyonum sayesinde ritmi stabilize etmeye başlıyordum.
Ahsen Hanım hafifçe başını salladı; kontrol bende. Sarp hâlâ dikiliyor, konuşmak istiyor ama bakışımla susturdum: Şimdi aksiyon zamanı, tartışma yok. “Monitör ve damar yolu stabil. TA biraz yükselmeye başladı. Beta bloker etkisini gösteriyor. SpO₂ %95,” dedim hemşirelere.
“EKG’de düzensizlik azalıyor. Dinamik obstrüksiyon azalıyor.” İçimden sessiz bir nefes daha verdim. Levent’in yüzündeki solgunluk hâlâ vardı ama nefesi biraz daha düzenliydi. Gözlerimi ondan ayırmadan düşündüm: Hastanın hayatı kontrolümüzde.

Bitmişti hastanın nefesleri normale dönüyordu. Giderek toparlıyorfu yüz hizasına eğildim makinadan dinlemedim bu sefer başımı göğüsüne koyup dinlediğimde gözleri aralandı hafifce nefesi normaldi açılan mavi gözler beni buldu bakışları Algılayamamıştı durumu sanki. Başımı kaldırıp ayağa kalktım." Levent bey iyisiniz bu gece müşade altında durun sabahh sizi taburcu ederiz!" Dedim ama ben derken o akfamdaki yamulmuş havluya bakıyordu. " acil dediler hazirlanamadim kusura bakmayın!" Dedim imalı bir şekilde odama gitmek için dönmüştüm ki Levent kolumu tutu

"Seni nereden tanıyorum!" Dediğinde bir tuhaflık hissetim gözleri tanıdıktı ama nerden bilmiyordum.

" Hipertrofik Kardiyomiyopati hastasısınız bende bir kardiyaloğum Acile düştüyseniz veya hastalığınıza çare arıyorsanız bir yerlerde Fotoğrafım kesin vardır. Hastalığınızla alakalı çalışmalar yapıyorum çünkü !" Dediğimde baygın bakışlarla hala bana bakıyordu baska birşey arıyordu sanki çözemediğim birşey ve bu tuhaf hissetirmisti ordan uzaklaşıp odama gittim masamda ameliyatlar için Raporlar ve Gökhan beyin yeni açacağı kule için dosyalar vardı. Kenara koydum son kavga sonrası bir de kulede çalışamazdım.

Dosyaları Kenar aitip telefonumu aldım geceden beri Ezgi hanım ,Idil ve Asya'dan aramalar vardı. Hepsinin bildirimini sağa çekip ev ilanlarına bakmmaya başladım. Çünkü burada yaşamaya devam edemezdim. Geceyi burada geçirmem uyumadan hasta bakmam anlamına geliyordu ve ben ne kadar organ kan ve revan sevsemde acilde burnuna leblebi sokan bebeklerle uğraşmak sıkıcı geliyordu.

🔥❄️

Levent gitmek için hazırlanırrken Tamer kapıdan içeri girdi önünü düğmeleyen Levent'e baktı. " yine Azraile VS atmışsın Levo bana niye haber vermedin!?" Diyerek kendince şaka vari bir hesap soruyodu. Yanına yaklaştığında elini omzuna koydu göz göze geldiklerinde ise Karşısında onunla dalga geçen adamın korkusunu gördü.

" Iyyim oğlum piyasayı size mi bırakırım?!" Deyip dalga geciyordu. Ama bu yoğun ağır tempoda ilaçların bile Faydasız oluşu onu korkutuyordu. Bu ay ikinci krizdi bu ve en ağır krizlerinden biriydi." Ben Gülleri Teslim etmeden ölmem Tamer meraklanma!" Derken yüzünde acı bir tebessüm vardı ölüm her geçen gün Levent'e dahada yaklaşıp etkisini hissetiriyordu.
Elini Tamer'in omzuna iki kere dostça vurup kapıya çıktı ceketini giydi. Göğüsünde hala ağrı vardi ama dayanlacak ölçeğe gelmişti. Stres üstüne stres yaşayacaktı. Arabaanın kapısını açtı haksizcw bindi." DUT'a sür" dediğinde Fuat konuşacakken susturdu." Fuat ! Sür dedim!" Demesi ile Fuat önune dönüp yola odaklandı. Içinddeki rahatsızlık büyüktü Fuat'ın Levent'te bunu fark ediyordu ama önemli değildi.

UT kapısına gelindiğinde Levent durdu. Yine ufak tefek sancılar geliyordu arabanın kaputundan ilacını alıp ağzına attı. Kıravvatını düzeltti arabadan çıkarken Tamer ,Sarp ve Fuat korku ile ona bakıyordu bakışlar komiğine gitmişti. " Oğlum ilkkez yaşamıyorum ya!"

"Ama ilkkez üst üste iki hafta bu sikik krizi yaşadın ya evlat!" Dedi Fuat sesi Gergindi. Tamer sağa sola baktı Fuat'ı onaylıyacaktı ama içinden gelmediğinden Levent'in yanına gidip Elini omzuna attı.

" Sevgili Rakibim iyi olan kazansın diyorum" diyerek elini uzattı aynı samimiyetle elini uzatan Levent'le gülüşerek toklalaştı.

Içeri girerlerken üzerlerindeki çocuksu havayı attılar kundaktan beri yanyana olan bu ikili iş ortamlarında birbiri ile yarışan soğuk kanlı Rakiplere dönüşüyordu. Kapıda onları Karşılayan Gökalp'le el sıkıştılar." Sayın Ünsal!, Sayın Gederli!" Levent'in Elini sıkarken dik dik bakınıyordu. " Hastalığınızın tetiklendiğini gelmeyeceğinizi duymuştum."

" Her duyduğunuza inanmamalısınız.!" Dedi samimi bir güluşle Gökalp'in gösterdiği yerlere geçtiler önlerinde dosyalar vardı. Kapakta 'ASIDAZ'yazan bir görsel vardı. Basit bir kroki cizilmisti o şeklinde han benzeri bir yapı ortada bir fiskiye yanalrda mağzalar güzelik merkezleri duruyordu..

" “Projenin adı ASIDAZ,” dedi net ve tok bir sesle.
“Geleneksel han mimarisinden esinlenildi ama modern bir rezidans–ticari kompleks olarak tasarlandı.” durdu Projenin altındaki Yazıyı gösterdi ." Gökhan beyin, kızları için düşündüğü bir yatırım bu. Asya Hanım’a ait moda atölyeleri ve güzellik salonları projeye kimlik kazandıracak. Diğer iki kızı da işletme ve yönetim kısmında aktif rol alacak.”

Gökalp geriye Yaslandı Sözünü netleştirdi." Levent beyin Firmasının geleneksel mimarideki başarısı takdire şayan " Tamer'e döndü." Sizinde şirketinizin Paris'te yaptığı 'Bijou Parisien' in dükkanlarının bireysel iç tasarımi takdire şayandı. Ikinizin en iyi olduğu noktaların birleserek bir bütün oluşturmasını istiyorum. Sarp bey ile çalışıyorsunuzz ikinizde farkındayız zaten ama ikinizle beraber anlaşmak daha mantıklı geldi. Iki bölgenin liderini bir mağza icin dip dibe görmek istedik!"

Lafı bittiğinde Levent ve Tamer göz göze gelip gülümsedi Dinçerler Zekiydi Pasalıların kızını almış Korkmazlarla paşalıları ve dinçerleri birlestirmişlerdi simdide ortak olarak Gederli ve Ünsal'ları seçmişlerdi. Tüm bölgelerle iyi anlaşıyor oluşları.

Levent başını kaldırdı, gözlerini Gökalp’e dikti.
“Zemin etüdü ve ruhsat süreçleri tamam mı?”

“Ön onaylar alındı,” diye yanıtladı Gökalp hiç tereddüt etmeden.“Belediye ile görüşmeler yapıldı. Nihai imzalar sizin kabulünüzden sonra atılacak.”

Tamer ilk kez söze girdi, sesi sakin ama kesin çıktı“Biz bu işi alıyorsak, ASIDAZ sadece bir yapı olmaz. Referans proje olur.”

Gökalp’in dudak kenarında belli belirsiz bir memnuniyet belirdi. “Zaten beklenti de bu.”
Dosyalar tek tek önlerine çekildi. Kalemler masaya dizildi.Artık bu bir fikir değil, resmî bir ortaklıktı.ASIDAZ, kağıt üzerinde doğmuştu; betona, çeliğe ve imzaya dönüşmek üzere.

🔥❄️

Evin kapısının önündeydim nerdeyse 20 yıl geçirdiğim eve bakıyordum bahçede tonla anı beni izliyordu adeta önce içeri girmek istemedim bahçeye çıktım cocuklugumdan kalan ceviz ağcına baktım dalinda hala duran kırmızı , Sarı , Mavi ve mor tahta salıncaklara baktım gökhan bey bunlar için o kadar uğraşmıştı ki. Ayarı dengesi hepsiniçin ayrı ayrı ayarlamıştı. Solda duran küçük mantar eve baktım. Her hafta sonu iyice siler temizlerdi Ezgi hanım. At dediğimizde ise 'siz buyüdüyseniz büyüyün torunum oynuyacak burda!!' Diye kıyamet koparırdı çok sevmistim onları ama onlar varken ben olamazdım hiç olmanın hissinden kutulamazdım. Içeri girdim yavaşça her benbeyaz iç ferahlatan atmosferine baktım. Çocukken kaldığım rutubetli gecekondu odasından sonra cennetti ama zordu kendin olamamak surekli birininin birşeyi olarak anılmak zordu en iyi olmaya oynadım kendim olarak ama heo Gökhan'ın evaltlığı, Ezgi'nin evlatlığı oldum ve artık sadece Azra olmak istiyordum. Odama geçtim ilkkez bana ait olan alanla bakıştım 9 yaşına kadar bulunan umumi boş evler,mağralar, gecekondurlar, boş sokaklar kalan 1 sene ise eyetimhanede hapishane tarzı 7 kisilik bir oda simdi ise 3 katlı herkesin ayrı odası olan bir yalı. Tesekür etmem gereken çok şey var fakat ben artık kendim olamamaktayım.

Bavula yavaş tüm kıyafetleri kaldırıp koydum. Zor geliyordu vefasızlık gibi geliyordu ama yapmamda gerekiyordu. Bavullar bittiğinde sıra ile indirdim 2 bavul küyafet bir 2 bavul ıvır zıvır vardı. Son bavulu indirmek içinde çıktığımde yorulup yatağın kenarına oturdum bacaklarıma ağri girmişti gurur yapip Dinçcerlerin aldığı tüm kıyafetleri bırakmıştım ama hala fazla kıyafetim vardı. Doğum günü hediyelerimi ve manevi değeri olan herseyi aldım maddi şeylerin hepsini bıraktım.

Odada kapakları açık boş dolaplara son kez baktım. Ve son valizimide alıp yavaş yavaş aşağıye indim. Ben çıkarken ev ahalisi eve gelmişti. " Azom kızım bunlar ne tatile mi gidiceksin?" Diye safça ama bir endişe ile sormuştu gerçekte olan cevabı sürekli tahmin eder sürekli korkardı. Ben cevap vermeyince anlık eli ile ağzını kapayıp Gökhan beye döndü." Geçenki kavgadan mı baban öyle demek istemedi ki kızım sana öyle birşey der mi baban ha !! Konuşsana Gökhan!"

Diye döndüğünde son kez gökan beye baktım. Elimdeki valize sonrada bana baktı." Taşınıyorsun demek?" Dedi bu sefer sesi sertti ben alışık olmadığım ses tonuydu bu ton, başımı salladım kendimden emin bir şekilde çok konuşmazdım onalrda bu huyumu bilirdi." Ne karar verirsen ver hep saygı duydum hep yanında oldum. Eve çıkma isteğin başka şekilde olsaydı Emin ol yine destek olurdum! Ama böyle boş sebeplerle benimle kavgan yüzünden gidiyorsan diyeceğim tek sey o kapıdan çıkışınla anahtarı duvara as Azra!" Donmuştum bu sefer benden de ruhsuzdu. Onu reddettiğimi her seferinde anlıyordu. Onuda bıktırmıştım belli ki

Cebimden anahatarlığımı çıkkarıp evin Anahtarlarını çıkarıp duvara asmak yerine Ezgi hanımın avcuna koydum. Ben kapıdan giderken Ezgi hanım kolumu tutup yalvarır bakışlarla bakarken gitmesi zordu." Aile bırakılır mı kızım niye böyle yapıyorsun!"

" bizi hiç aile olarak gördü mü onu sormak Lazım!" Dediğinde susup ona baktım bunu nasıl diyebilmişti." Ilk alğımız sene 7 kez kaçmamışmıydı! Birinde paramparça halde bulmuştuk hatta zaten sonra pes etmişti!" Haklıydı ama beni bunla vurmaması gerekiyordu. O zaman Sadece annemi arıyordum ve beni o evde bulamaz diye kaçıyordum.

" Gördüm Gökhan bey! Size teşekür ederim ev ve aile nasıl olmalı sizden öğrendim! Ama ben hiç olmayıda burda öğrendim sizle kavga ettiğim için cekip gidecek kadar çocuk değilim! Kendim olmak için gidiyorum! Gökhan'ın evlatlığı Ezgi'nin üveyi Dinçerlerin umut vadeden çocuğu değil. Azra olmak için Azra Sözer olmak için! Yani sizin düşündüğünüzüm aksine size nefretim veya tribim yok! Ben o okulu kendim yazın calisarak biriktirdigim paralarla kazandım ama Habere Dinçerlerin Eseri olarak çıktım. Ben aldım madalyaları Gökhan Dinçer'in minik savaşçısı oldum." Yutkundum zor gelmişti çünkü onları gerçekten sevmiştim." Sizlerin eseri olmak kötü birşey olduğunden değil! Hatalarımda size kaldığından gidiyorum ben sizsiz mutlu olacağımdan değil siz bensiz rahat edeceğinizden !" Dedikten sonra kapıyı çarpıp çıktım.

arabaya son valizi koydum ben bunalrı yaparken Ezgi hanım hala dolanıyordu peşimde" kızım babadır ne olur hemen celalenme!" Diye dolaniyordu. Arkamı dönmemle sarılması bir oldu. Kısa boylu küt saćlı bir yuvarlak yüzlü bir kadındı gönlünde öyle bir sevgi vardı ki. Benim içimdeki nefreti bile yumuşatmıştı. Bende sarıldım boyu göğüsüme anca geliyordu. 175 boyumla uzundum ama o 152 boyu ile boy farkını baya bir açmıştı.

Göğüsümde hıçkıra hıçkıra ağlayıp yalvarıyordu." Ezgi Hanım ben sizi bırakmadım ki ben evi bıraktım!" Dediğimde başını kaldırıp yüzüme baktı." Ben seni nasıl bırakıyım Ezom! Annem beni terk ederken ben gidiyorum diye ağlayan seni nasıl bırakıyım ben!" Cebimden anahtarı çıkarıp avcuna koydum!" Bak buda yeni evimizin anahtarı! " göz üstü ile kapıda dikilen Gökhan beye baktım." Siniri geçerse mükmel bir balkonum var çay içeriz orda!" Dedigimde koluna burnunu silip bana baktı bazen ben mi çocuktum o mu anlamıyordum. O benim ruhumun çocuğuydu tek bildiğim oydu.

Giderken vedalastım sıkı sıkı sardı gövdemi bırakmadı bir süre sonra giderken aynadan baktığımda kapı önünde Gökhan bey elinde su tası ile su döküyordu.

Su gibi gittim su gibi geleyim diye....