7. bölüm / 7
Bize DairBölüm 7
Bölümler 7Şu an: Bölüm 7
- 1 Bölüm 1631 kelime
- 2 Bölüm 2-Hatırlamadığım şeyler487 kelime
- 3 Bölüm 3746 kelime
- 4 Bölüm 4567 kelime
- 5 Bölüm 5901 kelime
- 6 Bölüm 61.036 kelime
- 7 Bölüm 7984 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nehirin gözünden
Uyandım.Arası yavaş yavaş hatırlamaya başlıyordum...
Acaba kimdi o?Çok tanıdıktı..
Tam "Off bugün okul var.." diye mırıldanacakken kapı çaldı.
Aras.
-Ne istiyorsun yine koca çalan?
-Bugün okul tatilmiş Nehir.Söyleyeyim dedim.
-Tamam,şimdi çık odadan.
Aras odadan çıktı.Hemen pencereye koştum.Lal oradaydı.Bana bakıyordu.Elinde demir parçası vardı.Ben hemen perdeyi çektim.İçimi korku kaplamıştı.Ya yavaş,yavaş herşeyi hatırladığımı öğrendiyse?Ya o demir parçalarıyla bana herleyş unutturacaksa?İçimi anlatılamaz bir korku kaplamıştı..Kapıyı birisi çaldı.Ben korkmaya başladım..
Umarım Lal değildir..
Kapıya yaklaştım.Titreyen ellerimi kapının soğuk koluna koydum.
Kapıyı açtım.
Lal..
Korkunç gülüşünü attı..
-Bittin..
-Neden yapıyorsun?
-Topluluk içinde saçımı yolduğun için ve beni ezdiğin için..
-...
Lal elini kaldırdı.Elinde parça parça keskin demirler vardı.
...
BAM!!
Gözlerimi açınca kendimi yerde buldum.Yerler kan içindeydi.Elimi kafama götürdüm.Kafamda bir kesik olduğunu gördüm...Daha fazla dayanamadım..Gözlerim kapandı..
Her yer karanlıktı.
Başım zonkluyordu. Gözlerimi açmaya çalıştım ama sanki göz kapaklarıma tonlarca ağırlık koymuşlardı.
Bir ses duydum.
"Nehir?"
Aras mıydı?
"Nehir, beni duyuyor musun?"
İçimden cevap vermek geldi ama sesim çıkmıyordu.
"LAN NEHİR! GÖZÜNÜ AÇ!"
Oğlum, bağırmasan da duyuyorum be!
Gözlerimi yavaşça araladım.
Karşımda Aras vardı. Yüzü bembeyaz olmuştu. Saçları dağılmış, gözleri kızarmıştı.
Bana bakınca derin bir nefes aldı.
"Allah'ım, sonunda!"
Dudaklarımı araladım.
"Ne bağırıyorsun koca çalan? Sağır değiliz."
Aras birkaç saniye yüzüme baktı.
Sonra alnını elime yasladı.
"Seninle uğraşacağım bir gün…"
Gülümsemeye çalıştım ama başım ağrıyınca yüzümü buruşturdum.
"Off… Kafamı kim davul yaptı?"
Aras hemen doğruldu.
"Başın mı ağrıyor? Bir dakika, doktoru çağırayım."
Kolundan tuttum.
"Dur, daha yeni uyandım. Bir de senin koşuşturmanı çekemem."
"Nehir, ciddi ol biraz!"
"Ben gayet ciddiyim. Sen niye saçını başını dağıtmışsın? Elektrik mi çarptı?"
Aras gözlerini devirdi.
"Sen var ya…"
"Ne var ben?"
"Hiçbir şey."
Tam cevap verecektim ki kapı açıldı. Doktor içeri girip beni kontrol etti. Birkaç soru sordu ve bir süre dinlenmem gerektiğini söyledi.
Aras bütün sorulara benden önce cevap vermeye çalışınca sonunda dayanamadım.
"Doktor bey, beni mi muayene ediyorsunuz, bunu mu?"
Aras bana döndü.
"NEHİR!"
Doktor gülümseyerek odadan çıktı.
Aras sandalyeye oturdu, yüzünü ellerinin arasına aldı.
Bir süre onu izledim.
Sonra sessizce sordum.
"Aras?"
"Efendim?"
"Lal nerede?"
Yüzündeki ifade anında değişti.
"Polisle konuşuyorlar."
İçim ürperdi.
"Ne yaptım ben?"
Aras başını kaldırdı.
"Sen mi? Sen hiçbir şey yapmadın."
"Lal kapıma geldi. Sonra… Sonrasını hatırlamıyorum."
Aras'ın çenesi gerildi.
"Seni o hâlde bulduğumda ödüm koptu, Nehir."
Ona baktım.
Sonra hafifçe sırıtıp sordum:
"Yani bensiz yapamıyorsun?"
Aras bana boş boş baktı.
"Şu an seninle tartışacak hâlim yok."
"Demek ki doğru tahmin ettim."
Yastığı yüzüme çektim.
"Tamam, şimdi sus da uyuyayım."
Aras yastığı hafifçe aşağı indirdi.
"Bir şey daha var."
"Ne var yine?"
"Lal'in sana neden geldiğini tam olarak bilmiyoruz."
"Aras, kız bana düşman. Bunun için doktora mı ihtiyaç var?"
"Şaka yapmıyorum."
Yüzündeki ciddiyeti görünce ben de sustum.
Aras telefonunu çıkardı.
"Eren bana bir şey gönderdi."
Ekranı bana çevirdi.
Bir fotoğraftı.
Okulun bahçesinde çekilmiş eski bir fotoğraf…
Fotoğrafta küçük bir kızla küçük bir oğlan vardı.
Kızın saçında pembe bir toka vardı.
Oğlanın yüzünde ise kocaman bir gülümseme.
İkisi de birbirine bakıyordu.
Fotoğrafı elime aldım.
Kalbim hızlanmaya başladı.
"Bu…"
Aras başını salladı.
"Sen ve ben."
Fotoğrafa daha dikkatli baktım.
Küçük kızın yüzü bana tanıdık geliyordu.
Çok tanıdık.
Sanki o çocuk bendim ama aynı zamanda o ben değildim.
"Aras, bunu nereden buldun?"
"Eren'in ailesinde de eski fotoğraflar varmış. Birkaçını araştırıyormuş."
Fotoğrafı geri verdim.
"Ben seni gerçekten tanıyor muydum?"
Aras kaşlarını çattı.
"Şaka mı yapıyorsun?"
"Aras, kafama demir parçası yedim. Hafızamı sorgulamak için yanlış zaman seçmiş olabilirsin."
Gülümsemesi geri geldi.
"Sen beni çocukluğundan beri tanıyorsun, koca çalan."
Bir anda durdum.
"Neden bana koca çalan diyorsun?"
Aras'ın yüzündeki gülümseme büyüdü.
"Çünkü küçükken de bana böyle derdin."
Başımı kaldırdım.
"Ben mi?"
"Evet. Bir keresinde oyuncak arabamı almıştın. Geri vermemiştin. Ben de senden geri istemiştim."
"Ee?"
"Sen de bana, 'Ne bağırıyorsun koca çalan? Git kendine başka araba çal!' demiştin."
İstemeden kahkaha attım.
"YOK ARTIK!"
"Vallahi."
"Ben küçükken de mi böyle sinir bozucuydum?"
Aras bana baktı.
"Senin için sinir bozucu demek hafif kalır."
Yastığı ona fırlattım.
"ÇIK ODADAN!"
Kahkaha atarak yastığı tuttu.
"Tamam, tamam! Doktor dinlenmen gerektiğini söyledi."
Kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkacakken durdu.
"Nehir?"
"Ne?"
"Bir şey hatırladın mı?"
Gülümsedim.
"Senin ne kadar sinir bozucu olduğunu."
Aras başını iki yana salladı.
"Ben de seni özlemişim, yabancı."
Kapıyı kapatıp çıktı.
Gülümsemem yavaşça kayboldu.
Çünkü fotoğraftaki küçük kızın yüzüne son kez baktığımda zihnimde bir görüntü belirmişti.
Bir bahçe…
İki çocuk…
Ve bir söz.
"Aras, büyüyünce de beni unutmayacağına söz ver."
Gözlerimi kapattım.
"Ben sana ne söz vermiştim, Aras…"
---
Ertesi gün hastaneden çıkmama izin verdiler.
Aras beni almaya geldiğinde elinde iki poşet vardı.
"Onlar ne?"
"Yemek."
"Ben yemek istemiyorum."
"Doktor düzgün beslenmen gerektiğini söyledi."
"Doktor senin özel aşçın mı?"
"Nehir, yemin ederim seni burada bırakacağım."
Arabaya bindim.
"Önce ehliyetini göster, koca çalan."
Aras kahkaha attı.
"Senin yüzünden bir gün gerçekten akıl hastanesine gideceğim."
"Merak etme, ziyaretine gelirim."
Yol boyunca atışıp durduk.
Ama eve vardığımızda kapının önünde duran kişiyi görünce gülümsemem silindi.
Lal'in annesi.
Elinde bir zarf vardı.
Aras da onu görünce durdu.
Kadın doğrudan bana baktı.
"Nehir, seninle konuşmamız gerekiyor."
Kaşlarımı çattım.
"Konuşacak bir şeyimiz olduğunu sanmıyorum."
Kadın zarfı bana uzattı.
"Bu, annenin yıllar önce sakladığı bir mektup."
Elim istemsizce uzandı.
Zarfın üzerinde adım yazıyordu.
Nehir.
Ama mektubu açmadan önce kadın bir cümle daha söyledi.
"İçindekileri okuduğunda Aras'la ilgili bildiğin her şeyi sorgulayacaksın."
Aras hemen araya girdi.
"Ne demek istiyorsunuz?"
Kadın cevap vermedi.
Sadece bana baktı.
Sonra arkasını dönüp gitti.
Zarf elimde kaldı.
Aras'a döndüm.
"Ben bunu açıyorum."
Aras bir süre sustu.
Sonra başını salladı.
"Tamam. Ama ne yazarsa yazsın, önce annenle konuşalım."
Zarfı açtım.
İçinden tek bir sayfa çıktı.
İlk satırı okuduğumda parmaklarım titremeye başladı.
"Sevgili Nehir, bir gün bu mektubu okuyorsan geçmişini hatırlamaya başlamışsın demektir. Ama sana anlatmadığım bir şey var…"
Gözlerim satırlarda ilerledi.
Sonra son cümleyi okudum.
"Aras'ın ailesiyle bizim ailemiz, senin kazandan çok önce bir sır yüzünden ayrıldı."
Başımı kaldırıp Aras'a baktım.
"Aras…"
"Ne oldu?"
Mektubu ona uzattım.
"Sanırım ailelerimiz bizden bir şey saklıyor."
Aras mektubu okudu.
Yüzündeki ifade değişti.
Sonra gözlerimin içine baktı.
"Nehir… Ben de bunu ilk kez görüyorum."
Ve ilk kez ona inanıp inanamayacağımdan emin değildim.
Bölüm sonu.
Bölüm etkileşimi
