Bize Dair kitap kapağı

6. bölüm / 7

Bize Dair

Bölüm 6

Vaveyla Yazarı: Yvaines Books

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Bölüm 6

6. Bölüm — Sevdiğime Dokunma

Nehir’in gözünden.

Sabah okula geldiğimde Eren'i bahçede gördüm.

Normalde beni görür görmez saçma sapan şakalar yapmaya başlardı ama bu kez yüzü asıktı. Üstelik nefes nefese kalmıştı.

"Eren? Hayırdır, niye böyle koşuyorsun?"

"Nehir, Elif'i gördün mü?"

"Hayır. Ne oldu?"

Bir an duraksadı.

"Lal."

Kaşlarımı çattım.

"Ne yapmış yine o kız?"

"Eğer sakin kalabilirsen anlatacağım."

"Eren, SAKİNİM. ANLAT!"

Bana inanmadığı çok açıktı.

"Elif'i merdivenlerden itti. Sonra saçını çekti. Herkesin içinde onunla dalga geçti. Elif şu an koridorda ağlıyor."

Bir an hiçbir şey söylemedim.

Ne?

Lal ne yapmıştı?

Elif'e mi?

Benim Elif'ime mi?

"Şaka yapıyorsun, değil mi?"

"Keşke."

Çantamı Eren'e verdim.

"Neredeler?"

"Nehir, dur. Önce Elif'in yanına gidelim."

"Önce Lal'le konuşacağım."

"Nehir, sakın olay çıkarma."

Ona döndüm.

"Eren, ben olay çıkarmıyorum. İnsanların yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşmesini sağlıyorum."

Ve yürümeye başladım.

---

Elif'i merdivenlerin yakınında, bir arkadaşının yanında otururken buldum.

Gözleri kıpkırmızıydı. Saçları dağılmıştı ve elleri titriyordu.

Onu öyle görünce içimde bir şey koptu.

"Elif…"

Beni görünce başını kaldırdı.

"Nehir…"

Yanına çömeldim.

"Ne oldu sana?"

"Bir şeyim yok."

"Elif, bana bak. Bir şeyin olmasa burada ağlıyor olmazdın."

Gözlerini sildi.

"Lal, Aras'la ilgili bir şey söyledi. Ben de onunla tartışmak istemediğimi söyledim. Sonra bana yaklaştı… Bir anda beni itti."

Dişlerimi sıktım.

"Sonra?"

"Saçımı çekti. Herkesin içinde benimle dalga geçti. Sanki ben hiçbir şeymişim gibi…"

Sesi titredi.

Başımı eğip ellerini tuttum.

"Sen hiçbir şey yapmadın, Elif. Tamam mı? Bunun suçlusu sen değilsin."

"Ama herkes gördü, Nehir."

"Varsın görsünler. Utanması gereken kişi sen değilsin."

Ayağa kalktım.

Eren hemen yanıma geldi.

"Nehir…"

"Elif'in yanında kal."

"Nereye gidiyorsun?"

"Lal'le konuşmaya."

Eren derin bir nefes aldı.

"Ben de geliyorum."

"Hayır. Elif'in sana ihtiyacı var."

Bir an bana baktı, sonra başını salladı.

"Ne yaparsan yap, kendini de düşün."

Cevap vermedim.

Çünkü o an aklımda tek bir şey vardı.

Lal.

---

Lal'i okul koridorunda arkadaşlarıyla gülerken buldum.

Sanki hiçbir şey olmamıştı.

Sanki birkaç dakika önce birini ağlatan o değilmiş gibi…

Yanına kadar yürüdüm.

"Lal."

Beni görünce gülümsedi.

"Aaa, Nehir. Ne oldu? Sevgili arkadaşın seni bana şikâyet mi etti?"

Arkadaşları kıkırdadı.

O an sabrımın son kırıntısı da tükendi.

"Senin derdin ne?"

Lal kaşlarını kaldırdı.

"Anlamadım."

"Gayet iyi anladın. Elif'e ne yaptın sen?"

Lal omuz silkti.

"Biraz abartıyorsun. Kendi başının çaresine bakamıyorsa bu benim sorunum değil."

Ona doğru bir adım attım.

"Sen onu merdivenden itmişsin."

"Ee?"

"Saçını çekmişsin."

"Ee, Nehir?"

"Bir de utanmadan burada gülüyorsun."

Lal kollarını göğsünde birleştirdi.

"Arkadaşın bana bulaşmasaydı bunlar olmazdı."

"Elif sana ne yaptı?"

"Benimle konuşma şeklini beğenmedim."

Bir an yüzüne baktım.

Sonra acı acı güldüm.

"Yani seninle aynı fikirde olmadığı için birini itip saçını mı çekeceksin?"

Lal'in yüzündeki gülümseme silindi.

"Sen bana hesap mı soruyorsun?"

"Evet, Lal. Çünkü belli ki kimse sana yaptıklarının yanlış olduğunu söylememiş."

Lal bana yaklaştı.

"Aras benim sevgilim. Sen önce kendi hayatına bak."

Gözlerimi devirdim.

"YİNE ARAS MI?!"

Koridordaki birkaç kişi bize döndü.

"Lal, senin hayatında Aras'tan başka bir konu yok mu? Elif'i de mi onun yüzünden üzdün? Her şeyi kıskançlık yarışına çevirmek zorunda mısın?"

"Sen kıskanıyorsun!"

"Yeter artık şu kıskanıyorsun lafından! Herkes senin gibi düşünmüyor. Ben buraya Aras için gelmedim. Elif için geldim!"

Lal dişlerini sıktı.

"Sen kimsin de bana böyle konuşuyorsun?"

İşte o an gözlerinin içine baktım.

"Ben Nehir'im."

Bir adım daha yaklaştım.

"Ve sen benim değer verdiğim insanlara zarar verdiğinde sessiz kalacağımı sanıyorsan yanlış kişiyi seçtin."

Lal geri çekilmedi.

"Ne yapacaksın peki?"

Öfkeyle yaklaşıp onu duvara yasladım ve saçlarından tuttum. Lal'in gözleri anında doldu. Koridordaki konuşmalar kesildi.

Ama onu o hâlde görünce bile içimdeki öfke dinmedi.

"EĞER SEVDİĞİME CELLAT OLURSAN, BEN DE SENİN BELAN OLURUM!"

Lal'in dudakları titredi.

"Nehir, bırak beni!"

Yüzüne birkaç saniye daha baktım.

Sonra saçlarını bıraktım ve geri çekildim.

"Elif'ten özür dileyeceksin."

"ASLA!"

"Öyle mi?"

Sesimi yükseltmeden devam ettim.

"O zaman bu olayı görenlerle birlikte öğretmene gideceğiz. Elif'in başına gelenleri anlatacağız. Bir daha kimseye böyle davranmana izin vermeyeceğim."

Lal gözlerini sildi.

"Benden nefret ediyorsun!"

"Hayır, Lal. Ben yaptığın şeyden nefret ediyorum. Aradaki farkı öğren."

Tam arkamı dönecektim ki Lal bağırdı:

"ARAS SENİ ASLA SEVMEYECEK!"

Olduğum yerde durdum.

Bu kez ona dönmedim.

"Aras'ın beni sevip sevmemesi seninle benim aramda bir mesele değil. Ama Elif'e yaptığın şey, senin nasıl biri olduğunu gösteriyor."

Ve yürüyüp gittim.

---

Koridorun sonuna vardığımda Eren'i gördüm.

Bana bakıyordu.

"Nehir…"

"Ne?"

"Biraz korkutucuydun."

İstemeden güldüm.

"Abartma."

"Abartmıyorum! Bir an Lal'in ruhunu teslim edeceğini sandım!"

"Eren!"

"Tamam, tamam. Ama iyi misin?"

Bu kez sustum.

Gerçekten iyi miydim?

Elif için yaptığım şey doğru muydu? Ona zarar veren birine öfkeliydim ama ben de öfkemle hareket etmiştim.

Derin bir nefes aldım.

"Elif nasıl?"

"Biraz daha iyi. Seni bekliyor."

"Yanına gidelim."

Tam yürümeye başlamıştık ki arkamızdan bir ses geldi.

"Nehir."

Aras.

Döndüm.

Koridorun diğer ucunda duruyordu. Yüzünde alışık olduğum o alaycı gülümseme yoktu.

Her şeyi görmüş müydü?

Bana doğru yürüdü.

"Benimle gelir misin?"

"Eren de gelsin."

Aras, Eren'e kısa bir bakış attı.

"Seninle yalnız konuşmak istiyorum."

Eren bana baktı.

"İstersen burada beklerim."

Başımı salladım.

Aras'la birkaç adım uzaklaştık.

Sonunda bana döndü.

"Elif'i savunman güzeldi."

"Tamam."

"Ama Lal'in saçını çekmen doğru değildi."

Başımı kaldırıp ona baktım.

"Biliyorum."

Aras bunu beklemiyormuş gibi sustu.

"Öfkeliydim," diye devam ettim. "Elif'i öyle görünce kendimi kaybettim. Ama yaptığım şeyin doğru olduğu anlamına gelmiyor."

Aras'ın yüzündeki ifade yumuşadı.

"Sen hep böyleydin."

Kalbim bir an duracak gibi oldu.

"Nasıl?"

"Sevdiğin birinin canı yandığında kendi canın yanmış gibi davranırdın."

Gözlerimi ondan ayıramadım.

"Eskiden de mi böyleydim?"

Aras hafifçe gülümsedi ama gözlerinde hüzün vardı.

"Hem de nasıl."

Bir an sessizlik oldu.

Sonra elini cebine attı ve küçük, eski bir fotoğraf çıkardı.

Fotoğrafta iki küçük çocuk vardı.

Küçük kızın saçlarında pembe bir toka, küçük oğlanın yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

Fotoğrafı elime verdi.

"Bu biziz, Nehir."

Fotoğrafa baktım.

Küçük kızın yüzü…

Bana tanıdık geliyordu.

Çok tanıdık.

Parmaklarım fotoğrafın kenarını kavradı.

"Aras…"

"Efendim?"

"Ben seni gerçekten bu kadar çok mu seviyordum?"

Aras'ın gözleri gözlerime kilitlendi.

"Sen beni herkesten çok korurdun."

Nefesim titredi.

"Ama neden hiçbir şey hatırlamıyorum?"

Aras cevap vermedi.

Sadece fotoğrafı tutan elimin üzerine elini koydu.

"Hatırlamak zorunda değilsin, Nehir. Ben hatırlıyorum."

Gözlerim doldu.

Ve o an zihnimde bir ses yankılandı.

Küçük bir kızın sesi…

"Aras, söz ver. Beni asla bırakmayacaksın."

Ardından küçük bir oğlanın sesi geldi.

"Söz veriyorum, Nehir."

Fotoğraf elimde titredi.

"Aras…"

"Ne oldu?"

Başımı kaldırdım.

"Sanırım…"

Gözlerimden bir damla yaş süzüldü.

"Sanırım seni hatırlamaya başlıyorum."

Aras'ın yüzündeki ifade değişti.

Ve ilk kez, o sinir bozucu çocuk hiçbir şey söyleyemedi.

Bölüm sonu. 💗

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.