5. bölüm / 7
Bize DairBölüm 5
Bölümler 7Şu an: Bölüm 5
- 1 Bölüm 1631 kelime
- 2 Bölüm 2-Hatırlamadığım şeyler487 kelime
- 3 Bölüm 3746 kelime
- 4 Bölüm 4567 kelime
- 5 Bölüm 5901 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Bölüm 61.036 kelime
- 7 Bölüm 7984 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nehir’in gözünden.
Sabah gözlerimi açtığımda telefonumda on üç cevapsız arama vardı.
Hepsi Aras'tandı.
Dün sahilde otururken attığı mesajı tekrar okudum.
Aras: Sana anlatmam gereken bir şey var.
Neyi anlatacaktı ki?
Lal'i mi?
Onunla öpüştüğünü mü?
Yoksa artık sevgili olduklarını mı?
Telefonu yatağın üzerine bıraktım.
"Umurumda değil."
Kendi kendime söylediğim bu cümleye ben bile inanmadım.
Tam o sırada kapım çaldı.
"Nehir? Hazır mısın?"
Aras'ın sesini duyunca gözlerimi kapattım.
Allah'ım, sabır ver.
"Geliyorum!"
Kapıyı açtığımda Aras karşımda duruyordu. Yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Nereye gittin dün?"
"Sana ne?"
Kaşlarını kaldırdı.
"Sana ne mi?"
"Evet, Aras. Sana ne."
"Telefonlarımı neden açmadın?"
"Telefonum sessizdeydi."
"On üç kere mi?"
"Telefonumun sessizi güçlü."
Gülmemek için dudağını ısırdı.
"Çok komiksin."
"Teşekkür ederim. Şimdi çekil, geçeceğim."
Yanından geçerken kolumu hafifçe tuttu.
"Nehir, dün gördüğün şey—"
"Geç kaldım."
Elimi kolundan kurtarıp yürüdüm.
Arkamdan seslendi.
"Nehir!"
Dönmedim.
Çünkü bir saniye daha yüzüne baksam ona her şeyi soracaktım.
Lal'i seviyor musun?
Onunla gerçekten sevgili misin?
Peki ya ben?
Ama bu soruların cevaplarını duymaya hazır değildim.
---
Okula girdiğimde Lal'i hemen gördüm.
Siyah saçları omuzlarından aşağı dökülüyordu. Siyah elbisesi, inci detaylı saç bandı ve yüzündeki kendinden emin gülümsemesiyle koridorun ortasında duruyordu.
Aras'ın yanındaydı.
Elini Aras'ın koluna dolamıştı.
Beni görünce gülümsedi.
Harika.
Bugün kesinlikle güzel bir gün olacaktı.
Tabii ki yalan söylüyordum.
Yanlarından geçerken Lal seslendi.
"Nehir, bir dakika!"
İçimden derin bir nefes aldım ve döndüm.
"Efendim?"
Lal, Aras'a baktıktan sonra bana döndü.
"Sana bir şey söylemek istiyorum."
"Söyle."
"Aras'la sevgiliyiz artık. Bunu bil istedim."
Bir saniye yüzüne baktım.
Sonra omuz silktim.
"Eee?"
Lal'in gülümsemesi biraz bozuldu.
"Eee'si şu, artık ondan uzak durmalısın."
Başımı hafifçe yana eğdim.
"Lal, canım, sevgilin olması Aras'ın tapusunu aldığın anlamına gelmiyor."
Aras'ın dudaklarının kenarı kıvrıldı.
Gülmemeye çalışıyordu.
Lal ise bana dik dik bakıyordu.
"Sen onu kıskanıyorsun!"
"Kendini bu kadar önemli sanman çok tatlı."
"Ne demek istiyorsun?"
"Şunu demek istiyorum: Benimle uğraşacağına git sevgilinle vakit geçir. Madem bu kadar mutlusunuz, neden gelip benimle uğraşıyorsun?"
Lal kollarını göğsünde birleştirdi.
"Çünkü Aras'ın hâlâ seninle ilgilendiğini görüyorum!"
Bir an sustum.
İşte bu cümle beklemediğim bir yerden gelmişti.
Ama ona bunu belli etmeyecektim.
"Bu benim sorunum değil, Lal. Aras'ın kiminle konuşacağına sen karar veremezsin."
"Aras beni seviyor!"
"Harika!"
Gülümsedim.
"O zaman neden sevgilinin beni sevmediğinden emin olmaya çalışıyorsun?"
Lal'in yüzündeki ifade değişti.
Aras başını eğdi. Omuzlarının hafifçe sarsılmasından gülmemek için kendini zor tuttuğunu anladım.
Lal bana bir adım yaklaştı.
"Sen kendini ne sanıyorsun?"
"Şu an mı? Sabah sabah gereksiz bir tartışmanın ortasında kalmış bir insan."
"Nehir!"
"Ne var? Gerçekler canını mı sıktı?"
Lal'in gözleri dolacak gibi oldu ama hemen toparlandı.
"Aras beni seçti."
İşte o an içimdeki bütün neşeyi kaybettim.
Çünkü bu cümle canımı yakmıştı.
Hem de sandığımdan çok daha fazla.
Ama yüzüme bir gülümseme yerleştirdim.
"O zaman seçtiği kişiyle mutlu ol. Ben sana engel olmuyorum ki."
Arkamı dönmek üzereydim ki Lal son bir kez konuştu.
"Yine de onu unutamayacaksın."
Duraksadım.
Sonra başımı çevirip ona baktım.
"Lal, insanları unutmak bazen düşündüğün kadar kolay olmuyor."
Bir anlığına gözlerim Aras'a kaydı.
"Ama birini hatırlayamamak da onu başkasına ait yapmıyor."
Aras'ın yüzündeki gülümseme silindi.
Lal hiçbir şey söyleyemedi.
Ben çantamı omzuma yerleştirdim.
"Bir dahakine sevgilini anlatmak yerine kendi karakterini göstermeyi dene. Belki o zaman daha etkileyici olursun."
Ve yürüyüp gittim.
---
Koridorun sonuna geldiğimde arkamdan ayak sesleri duydum.
"Nehir, dur."
Aras.
Adımlarımı hızlandırdım.
"Nehir!"
Kolumdan tutmadan önüme geçti.
"Bana bakar mısın?"
"Hayır."
"Niye?"
"Çünkü yüzünü görmek istemiyorum."
Bir süre sustu.
Sonra beklemediğim bir şey söyledi.
"Lal'le neden böyle konuştuğunu biliyorum."
Kalbim hızlandı ama yüzümdeki ifadeyi bozmadım.
"Öyle mi? Söyle bakalım, profesör."
"Beni kıskanıyorsun."
Gözlerimi kocaman açtım.
Sonra kahkaha attım.
Gerçekten kahkaha attım.
"Sen mi? Seni mi kıskanacağım?"
Aras gülümsedi.
"Evet, beni."
"Kendine gel."
"Peki."
Bir adım geri çekildi.
"Ama bir şey soracağım."
"Sor."
Dudaklarındaki gülümseme kayboldu.
"Dün beni Lal'le gördüğünde neden gittin?"
Cevap veremedim.
Çünkü doğru cevabı söylersem her şey değişebilirdi.
Aras gözlerimin içine baktı.
"Nehir?"
Başımı başka tarafa çevirdim.
"Canım sıkılmıştı."
"Yalan söylüyorsun."
"Sen de fazla soru soruyorsun."
Yanından geçip gitmek üzereydim ki bu kez sesindeki ciddiyet beni durdurdu.
"Nehir, ben Lal'le sevgili değilim."
Olduğum yerde kaldım.
Yavaşça ona döndüm.
"Ne?"
Aras iç çekti.
"Senin gördüğün şey… O beni öptü. Ama ben onunla sevgili olduğumu söylemedim."
Kalbim deli gibi atmaya başladı.
"Ben sana bir şey sormadım ki."
"Biliyorum."
"O zaman neden açıklama yapıyorsun?"
Aras birkaç saniye yüzüme baktı.
Sonra o tanıdık, sinir bozucu gülümsemesi geri geldi.
"Çünkü senin yanlış anlamanı istemedim."
"Ben yanlış anlamadım."
"Peki, Nehir."
Gözlerini kıstı.
"Madem umursamıyorsun, neden kulakların kızardı?"
"ARAS!"
Kahkahalarla uzaklaşırken arkasından bağırdım:
"SENİ BİR GÜN GERÇEKTEN BOĞACAĞIM!"
"Önce beni hatırlaman gerekiyor, yabancı!"
Gülümsemem yüzümde dondu.
Beni hatırlaman gerekiyor.
Keşke mesele yalnızca hatırlamak olsaydı, Aras.
Keşke kalbim seni tanırken aklım da seni tanıyabilseydi.
---
Dersin başlamasına birkaç dakika kalmıştı.
Sınıfa girdiğimde sıramın üzerinde katlanmış küçük bir kâğıt gördüm.
Açtım.
Üzerinde tek bir cümle yazıyordu.
"Sonsuza kadar arkadaşız, Nehir. Söz vermiştik."
Elim titredi.
Bu cümleyi daha önce duymuştum.
Ama nerede?
Ne zaman?
Gözlerimi kapattığımda zihnimde küçücük bir görüntü belirdi.
Güneşli bir bahçe.
Küçük bir kız.
Yanında gülümseyen bir erkek çocuğu.
Ve bir ses…
"Söz ver, beni unutmayacaksın."
Gözlerimi hızla açtım.
Nefesim kesilmişti.
Kâğıdı göğsüme bastırdım.
"Aras…"
O sırada kapı açıldı.
Aras içeri girdi.
Göz göze geldik.
Yüzündeki ifade değişti.
Çünkü elimde tuttuğum kâğıdı görmüştü.
Yavaşça yanıma geldi.
"Nehir…"
Başımı kaldırdım.
"Biz çocukken birbirimizi tanıyor muyduk?"
Aras'ın gözleri doldu.
Bir süre cevap veremedi.
Sonra sessizce konuştu.
"Sen benim hayatımdaki en önemli insandın."
Dünya başıma yıkılmış gibi hissettim.
"Peki ben seni neden hatırlamıyorum?"
Aras dudaklarını birbirine bastırdı.
"Keşke bunun cevabını ben de bilseydim."
Bölüm sonu. 💔
Bölüm etkileşimi
