34. bölüm · BİR KATİL SUSARSA

34.BÖLÜM

IRMAK İLKDOĞAN

𖤍
“Bazı geceler insanın karşısına geçmiş çıkmaz.
Geçmiş, insanın yerine geçer.
Ve bazen bir insanın ölmesi gerekmez.
Onun hiç yaşamamış olduğuna inandırılması yeterlidir.”

23.50
“Bu kez ikinizden biri ölecek.”
Çocuk sesinin yankısı koridorun içinde birkaç saniye daha kaldı.
Sonra sustu.
Tamamen.
Selim kıpırdamadı.
Gözleri karanlığa alışmaya çalışıyordu.
Ama karanlık bu kez ona izin vermiyordu.
Çünkü karşısında iki Murat vardı.
Biri odanın içinde.
Diğeri koridorun sonunda.
İkisinin de yüzü aynıydı.
İkisinin de gözleri aynıydı.
Fakat Selim ilk kez bir ayrıntı fark etti.
Odada duran Murat nefes alıyordu.
Koridordaki Murat ise...
nefes almıyordu.
Selim'in gözleri büyüdü.
“Bir dakika.”
İki Murat da ona baktı.
Selim yavaşça konuştu.
“Hanginiz nefes almıyor?”
Sessizlik.
Odada kalan Murat başını hafifçe çevirdi.
Koridordaki Murat gülümsedi.
“İyi.”
Selim:
“Ne?”
Koridordaki Murat:
“Sonunda ayrıntılara bakmaya başladın.”
Selim'in gözleri onun göğsüne kaydı.
Hareket yoktu.
Hiçbir hareket.
Selim bir adım geri çekildi.
“Sen...”
Koridordaki Murat:
“Devam et.”
Selim:
“Sen yaşamıyorsun.”
Murat'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Yanlış.”
Selim:
“Göğsün hareket etmiyor.”
“Çünkü nefes almama gerek yok.”
Selim:
“İnsan nefes almadan yaşayamaz.”
Murat:
“Ben insan değilim.”
Selim'in arkasından Yasemin'in sesi geldi.
“Selim.”
Selim dönmedi.
“Ne?”
“Onunla konuşma.”
Selim:
“Neden?”
Yasemin:
“Çünkü o Murat değil.”
Koridordaki Murat başını eğdi.
“Bunu söylemen biraz geç oldu.”
Selim döndü.
Yasemin'e baktı.
“Sen biliyor muydun?”
Yasemin cevap vermedi.
“Yasemin.”
“Evet.”
“Ne zamandır?”
“İlk geceden beri.”
Selim'in yüzü gerildi.
“İlk gece hangisi?”
Yasemin:
“12 Mayıs.”
Selim:
“Hayır.”
Yasemin:
“Evet.”
Selim:
“12 Mayıs'ta seni ilk kez gördüm.”
Yasemin başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Selim:
“Gördüm.”
“Beni değil.”
Selim'in nefesi kesildi.
“Peki kimi gördüm?”
Yasemin cevap vermeden önce koridordaki Murat konuştu.
“Beni.”
Selim ona döndü.
“Sen o gece orada mıydın?”
Murat:
“Hayır.”
Koridordaki Murat:
“Evet.”
İki cevap aynı anda geldi.
Selim ikisine baktı.
Sonra...
gülümsedi.
İlk kez.
Ama bu gülümsemenin içinde korku vardı.
“İkiniz de yalan söylüyorsunuz.”
Odadaki Murat:
“Ne?”
Selim:
“Çünkü biri orada olsaydı diğerinin burada olması mümkün olmazdı.”
Koridordaki Murat'ın yüzü değişti.
Selim devam etti.
“Demek ki ikiniz de aynı gece oradaydınız.”
Sessizlik.
“Ve bu sistem iki farklı Murat üretmedi.”
Bir adım attı.
“Bir Murat'ı iki kez kaydetti.”
Yasemin'in gözleri doldu.
“Hayır.”
Selim:
“Ne hayır?”
Yasemin:
“Bunu daha önce kimse çözemedi.”
Selim:
“Ben çözdüm.”
Yasemin:
“Hayır.”
Selim durdu.
Yasemin ona baktı.
“Sen hatırladın.”
Selim'in yüzündeki ifade değişti.
“Ben mi?”
Yasemin:
“Evet.”
Selim:
“Neyi?”
Yasemin:
“İlk geceyi.”
Tam o anda koridorun ışıkları söndü.
Bir.
İki.
Üç.
Dört.
Beş.
Altı.
Yedi.
Karanlık.
TIK.
Bir ışık yeniden yandı.
Bu kez yerdeydi.
Selim aşağı baktı.
Ayağının yanında küçük bir kayıt cihazı duruyordu.
Üzerinde tarih vardı.
11 MAYIS
Selim'in kalbi hızlandı.
“Bu...”
Murat:
“Dokunma.”
Selim:
“Niye?”
“Çünkü onu daha önce dinledin.”
Selim:
“Hatırlamıyorum.”
Murat:
“Zaten mesele bu.”
Selim kayıt cihazını eline aldı.
Ekran kendi kendine açıldı.
KAYIT 00
00:00:03
Sonra bir ses duyuldu.
Çocuk sesi.
“Beni duyuyor musun?”
Selim dondu.
Ses yeniden geldi.
“Selim?”
Selim'in parmakları cihazın üzerinde sıkılaştı.
Bu ses...
onun sesiydi.
Ama çocukluğundaki hali.
Selim fısıldadı:
“Bu benim.”
Murat:
“Evet.”
“Kaç yaşındayım?”
“Sekiz.”
Selim'in yüzü bembeyaz oldu.
Kayıtta çocuk Selim konuştu.
“Yasemin nerede?”
Selim başını kaldırdı.
Yasemin hareketsizdi.
Çocuk sesi:
“Bana onun burada olmadığını söylediler.”
Bir erkek sesi duyuldu.
“Kim söyledi?”
Çocuk Selim:
“Murat.”
Selim'in bakışları odadaki Murat'a döndü.
Murat gözlerini kapattı.
Kayıttaki çocuk devam etti.
“Sen Murat değilsin.”
Odadaki Murat'ın gözleri açıldı.
Selim nefesini tuttu.
Kayıt devam etti.
“Sen onun sesini kullanıyorsun.”
Selim:
“Ne?”
Kayıttaki adam:
“Bunu nereden biliyorsun?”
Çocuk Selim:
“Çünkü gerçek Murat bana bir şey söylemişti.”
Adam:
“Ne?”
Çocuk Selim:
“Eğer biri benim sesimi kullanırsa ona inanma.”
Kayıt kesildi.
Selim cihazı indirdi.
“Gerçek Murat...”
Koridordaki Murat başını kaldırdı.
“Devamını dinlemek istemiyor musun?”
Selim:
“Sen biliyorsun.”
“Evet.”
“Kim olduğunu biliyorsun.”
“Evet.”
“Sen nesin?”
Koridordaki Murat:
“Bir kayıt.”
Selim:
“Ne kaydı?”
Murat:
“Bir insanın son kararının.”
Selim:
“Kimin?”
Murat:
“Yasemin'in.”
Yasemin başını kaldırdı.
“Yeter.”
Murat:
“Artık saklayamazsın.”
Yasemin:
“Ben saklamıyorum.”
Murat:
“Sen hatırlamıyorsun.”
Yasemin'in yüzü değişti.
Selim:
“Ne demek bu?”
Murat:
“Yasemin 12 Mayıs'ta ölmedi.”
Selim:
“Bunu zaten söyledin.”
“Hayır.”
Murat Selim'e baktı.
“Bu kez başka bir şey söyleyeceğim.”
Selim sustu.
Murat:
“Yasemin 12 Mayıs'ta hiç var olmadı.”
Selim'in kaşları çatıldı.
“Ne?”
Yasemin:
“Murat...”
Murat:
“Onu ilk kez 13 Mayıs'ta gördün.”
Selim:
“Hayır.”
“Hatıranda gördün.”
“Hayır.”
“Gerçekte değil.”
Selim'in nefesi hızlandı.
“Bana bunu nasıl kanıtlayacaksın?”
Murat:
“Hatıranla.”
Duvar yeniden aydınlandı.
Görüntü belirdi.
13 MAYIS — 02.11
Bir koridor.
Selim görüntüde yürüyordu.
Yorgundu.
Üzerinde aynı kıyafetler vardı.
Koridorun sonunda bir kadın duruyordu.
Yasemin.
Selim görüntüde ona yaklaştı.
“Sen kimsin?”
Yasemin:
“Bilmiyorum.”
Selim:
“Adın?”
Kadın birkaç saniye düşündü.
“Yasemin.”
Görüntü kesildi.
Selim'in gözleri büyüdü.
“Ben...”
Murat:
“Evet.”
Selim:
“Ben ona adını verdim.”
Yasemin'in gözlerinden yaş süzüldü.
“Evet.”
Selim:
“Senin adın Yasemin değildi.”
Yasemin başını salladı.
“Değildi.”
“Peki kimdin?”
Yasemin cevap vermedi.
Selim:
“Kimdin?”
Yasemin:
“Bilmiyorum.”
Selim:
“Gerçek adın ne?”
Yasemin:
“Bilmiyorum.”
Selim:
“Bana söyle.”
Yasemin:
“Hatırlamıyorum.”
Selim:
“Hatırlamak istemiyor musun?”
Yasemin:
“Hatırlayamıyorum.”
Murat:
“Çünkü onun gerçek adı sistem tarafından silindi.”
Selim:
“Niye?”
Murat:
“Çünkü Yasemin bir kişi değildi.”
Selim:
“Ne?”
Murat:
“Bir seçenekti.”
Selim'in yüzü dondu.
“Bir seçenek...”
Murat:
“12 Mayıs gecesi sana iki şey sunuldu.”
Selim:
“Neydi?”
“Gerçeği hatırlamak.”
Bir an sustu.
“Ya da Yasemin'i hatırlamak.”
Selim'in bakışları Yasemin'e kaydı.
“Ben...”
Yasemin:
“Beni seçtin.”
Selim:
“Hayır.”
Yasemin:
“Evet.”
Selim:
“Gerçeği neden bırakayım?”
Yasemin'in sesi titredi.
“Çünkü gerçek Selim'i kaybetmek istemedin.”
Selim:
“Ben gerçek Selim'im.”
Yasemin:
“Biliyorum.”
Selim:
“Öyleyse?”
Yasemin:
“İşte en büyük yanılgın buydu.”
Saat çalıştı.
TIK.
23.51.
Selim saate baktı.
“Bir dakika.”
Murat:
“Ne?”
“Döngü 51 başladı.”
Murat:
“Evet.”
“Yasemin'in hatırası deniyor.”
“Evet.”
Selim ekrana baktı.
DÖNGÜ 51 — YASEMİN'İN HATIRASI
Selim:
“Bu isim neden böyle?”
Yasemin:
“Çünkü bu döngüyü ben başlatmadım.”
Selim:
“Kim başlattı?”
Yasemin:
“Sen.”
Selim başını salladı.
“Hayır.”
Murat:
“Evet.”
Selim:
“Ben döngüleri bitirmeye çalışıyorum.”
Murat:
“Hayır.”
Selim:
“Ne yapıyorum?”
Murat:
“Onları başlatıyorsun.”
Sessizlik.
Selim:
“Nasıl?”
Murat:
“Her öldüğünü düşündüğün kişiyi yeniden hatırladığında yeni bir döngü oluşturuyorsun.”
Selim:
“Öyleyse Yasemin...”
Murat:
“51. döngünün nedeni.”
Selim:
“Benim onu hatırlamam mı?”
Murat:
“Evet.”
Selim yavaşça Yasemin'e baktı.
“Beni neden uyardın?”
Yasemin:
“Çünkü bu kez farklı.”
“Nasıl?”
“Bu kez beni hatırladığın için değil...”
Yasemin bir adım yaklaştı.
“...beni gerçek yaptığın için.”
Selim'in yüzü gerildi.
“Ne?”
Yasemin:
“51. döngü başlamadan önce yalnızca bir hatıraydım.”
Selim:
“Şimdi?”
Yasemin:
“Şimdi sistem beni gerçek kabul ediyor.”
Murat:
“Ve bunun bir sonucu var.”
Selim:
“Nedir?”
Murat:
“Gerçek bir kişi sisteme girdiğinde başka birinin çıkması gerekir.”
Selim'in gözleri büyüdü.
“Benim.”
Murat:
“Hayır.”
Selim:
“Kim?”
Murat cevap vermedi.
Selim:
“Kim çıkacak?”
Yasemin:
“Arda.”
Selim'in bakışları koridorun sonuna kaydı.
Arda orada duruyordu.
İlk kez gülümsemiyordu.
“Hayır.”
Selim:
“Arda?”
Arda:
“Bunu yapamaz.”
Murat:
“Yapacak.”
Arda:
“Beni silemez.”
Murat:
“Sen zaten silindin.”
Arda:
“Hayır.”
Selim:
“Arda.”
Arda ona baktı.
Selim:
“Sen kimsin?”
Arda'nın gözleri doldu.
“Bunu sorma.”
Selim:
“Neden?”
“Çünkü cevabı biliyorsun.”
Selim:
“Hayır.”
Arda:
“Biliyorsun.”
Selim:
“Sen Yasemin'in hatırasısın.”
Arda:
“Hayır.”
Selim:
“Benim kararım.”
Arda:
“Hayır.”
Selim:
“Öyleyse nesin?”
Arda birkaç saniye sustu.
Sonra:
“Ben...”
Sesi kırıldı.
“...senin ölmesini engelleyen kişiyim.”
Selim'in yüzü değişti.
Murat'ın gözleri kapandı.
Yasemin bir adım geri çekildi.
Selim:
“Ne?”
Arda:
“12 Mayıs gecesi sen ölmedin.”
Selim:
“Ben zaten ölmedim.”
Arda:
“Hayır.”
“Ne diyorsun?”
“Sen öldün.”
Sessizlik.
Selim'in yüzündeki ifade tamamen kayboldu.
Arda:
“Gerçek Selim Demir 12 Mayıs gecesi öldü.”
Selim:
“Yalan.”
Arda:
“Sonra senin hatıran kaldı.”
Selim:
“Ben...”
Arda:
“Yasemin'i kurtarmak için kendi hayatını hatırana çevirdin.”
Selim:
“Hayır.”
Arda:
“Beni de o yüzden yarattın.”
Selim:
“Hayır!”
Sesi odanın içinde yankılandı.
Duvarlar titreşti.
Ekranlar aynı anda açıldı.
12 MAYIS
00.13
00.14
00.15
00.16
Görüntüler hızla değişmeye başladı.
Selim koşuyordu.
Yasemin'i arıyordu.
Bir kapı.
Bir koridor.
Bir merdiven.
Sonra...
Selim durdu.
Görüntüde karşısında Yasemin vardı.
Gerçek Yasemin.
Bu kez görüntü bulanık değildi.
Yüzü netti.
Gözleri canlıydı.
Selim ona baktı.
“Yasemin.”
Yasemin:
“Beni burada bırak.”
Selim:
“Hayır.”
“Git.”
“Gitmeyeceğim.”
“Selim.”
“Ben seni buldum.”
Yasemin ağlıyordu.
“Beni bulmadın.”
Selim:
“Ne?”
“Sen beni yarattın.”
Görüntü aniden kesildi.
Selim ekrana yaklaşırken fısıldadı:
“Bu kayıt...”
Murat:
“Gerçek.”
Selim:
“Peki neden daha önce görmedim?”
Murat:
“Çünkü onu sen sildin.”
Selim:
“Ben mi?”
Murat:
“Evet.”
Selim:
“Neden?”
Murat:
“Çünkü Yasemin sana son bir şey söyledi.”
Selim:
“Ne?”
Murat:
“Bunu hatırlarsan beni tekrar yaratacağını söyledi.”
Selim sustu.
Yasemin gözlerini kapattı.
Selim ona baktı.
“Bana ne söyledin?”
Yasemin:
“Hatırlama.”
Selim:
“Ne?”
Yasemin:
“Beni.”
Selim:
“Niye?”
“Çünkü beni hatırladığın sürece gerçek Selim geri dönemeyecek.”
Selim'in nefesi kesildi.
“Demek...”
Yasemin:
“Evet.”
“Ben seni her hatırladığımda...”
“Bir döngü daha başladı.”
Selim:
“Peki 50. döngü?”
Yasemin:
“Son şansındı.”
“51?”
Yasemin başını kaldırdı.
“Son şansın değil.”
Selim:
“Ne?”
“Sonucumuz.”
Saat:
23.52.
TIK.
Arda bir anda dizlerinin üzerine çöktü.
Selim ona doğru koştu.
“Arda!”
Arda:
“Gelme.”
“Ne oluyor?”
“Beni siliyor.”
Selim:
“Kim?”
Arda başını kaldırdı.
“Sen.”
Selim:
“Ben hiçbir şey yapmıyorum.”
Arda:
“Yapıyorsun.”
Selim:
“Ne?”
Arda:
“Hatırlıyorsun.”
Selim durdu.
Arda'nın elleri titremeye başladı.
Yüzü yavaş yavaş bulanıklaşıyordu.
Selim:
“Hayır.”
Arda:
“Beni kurtarmak istiyorsan...”
Selim:
“Ne?”
Arda:
“Yasemin'i unut.”
Yasemin başını kaldırdı.
“Arda!”
Arda:
“Onu unut.”
Selim:
“Yapamam.”
Arda:
“Yapmak zorundasın.”
Selim:
“Niye?”
Arda:
“Çünkü o gerçek olursa...”
Bir an durdu.
“...sen gerçek olmayacaksın.”
Selim:
“Bunu nereden biliyorsun?”
Arda'nın gözlerinden yaş süzüldü.
“Çünkü bunu ilk kez sen bana söyledin.”
Selim dondu.
“Ben mi?”
Arda:
“İlk döngüde.”
Selim:
“Ne söyledim?”
Arda:
“Biri gerçek olmak zorunda.”
Selim:
“Sonra?”
Arda:
“Beni seçtin.”
Selim:
“Niye?”
Arda:
“Çünkü ben ölmekten korkmuyordum.”
Selim:
“Peki sen neden yaratıldın?”
Arda'nın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
“Senin yerine korkmak için.”
Selim'in gözleri doldu.
Arda:
“Sen korkamadığın için beni yarattın.”
Selim:
“Hayır.”
Arda:
“Sen ağlayamadığın için ben ağladım.”
Selim:
“Yeter.”
Arda:
“Sen Yasemin'i bırakamadığın için...”
Selim:
“Yeter!”
Arda:
“...ben onu hatırladım.”
Karanlık çöktü.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra bir ses duyuldu.
TIK.
23.53.
Ama saat bu kez odada değildi.
Ses Selim'in içinden gelmişti.
Selim iki elini başına götürdü.
Bir görüntü.
Bir çocuk.
Bir oda.
Bir kadın.
Bir kapı.
Bir isim.
Selim Demir.
Sonra başka bir görüntü.
Aynı çocuk.
Başka bir oda.
Başka bir kadın.
Yasemin.
Sonra üçüncü görüntü.
Boş sandalye.
Dördüncü.
Murat.
Beşinci.
Arda.
Altıncı.
Karanlık.
Ve son görüntü...
Selim.
Tek başına.
Kameraya bakıyordu.
Kayıttaki Selim:
“Eğer bunu izliyorsan, sana bir şeyi söylemem gerekiyor.”
Selim fısıldadı:
“Biliyorum.”
Kayıt devam etti.
“Yasemin'i unutma.”
Selim'in gözleri doldu.
Sonra kayıt değişti.
Aynı Selim:
“Çünkü onu unutursan...”
Görüntüdeki Selim birkaç saniye sustu.
“...gerçek Selim geri dönecek.”
Selim'in yüzü bembeyaz oldu.
Kayıt devam etti.
“Ve o zaman anlayacaksın.”
Selim:
“Neyi?”
Kayıttaki Selim:
“Senin neden yaratıldığını.”
Kayıt kapandı.
Selim uzun süre hareket etmedi.
Sonra yavaşça başını kaldırdı.
Yasemin karşısındaydı.
Ama artık yüzü ağlamıyordu.
Murat yoktu.
Arda yoktu.
Koridor yoktu.
Dört sandalye yoktu.
Oda yoktu.
Selim yalnızdı.
Ve karşısındaki duvarda tek bir yazı vardı.
GERÇEK SELİM DEMİR — DURUM: AKTİF
Selim'in nefesi kesildi.
Yazının altında ikinci satır belirdi.
YASEMİN — DURUM: AKTİF
Üçüncü satır.
ARDA — DURUM: SİLİNDİ
Dördüncü satır.
Selim birkaç saniye yazıya baktı.
Sonra dördüncü satır ortaya çıktı.
SELİM DEMİR — DURUM: BEKLEMEDE
Selim:
“Beklemede...”
Bir ses arkasından fısıldadı.
“Evet.”
Selim yavaşça döndü.
Koridorun sonunda biri duruyordu.
Bu kez yüzünü hemen tanıdı.
Murat değildi.
Arda değildi.
Yasemin değildi.
Kendisi de değildi.
Bir çocuktu.
Yaklaşık sekiz yaşında.
Selim'in çocukluk hali.
Çocuk ona baktı.
“Beni hatırladın mı?”
Selim konuşamadı.
Çocuk bir adım attı.
“Ben sana söylemiştim.”
Selim:
“Neyi?”
Çocuk:
“Gerçek Selim ölmedi.”
Selim'in gözleri büyüdü.
Çocuk gülümsedi.
“Çünkü gerçek Selim...”
Bir adım daha attı.
“...sen değilsin.”
Selim'in yüzündeki bütün renk çekildi.
Çocuk elini uzattı.
“Benim.”
TIK.
23.54.
Ve ilk kez...
sistem konuştu.
“KİMLİK EŞLEŞTİRİLDİ.”
Kısa bir sessizlik.
“SELİM DEMİR GERİ DÖNDÜ.”
Selim'in gözleri karardı.
Son duyduğu şey çocuk sesiydi:
“Hoş geldin.”
Ardından ekranın ortasında tek bir cümle belirdi:
51. DÖNGÜ SONLANDI.
Bir saniye sonra yazı değişti.
52. DÖNGÜ BAŞLATILIYOR.
Ve hemen altında:
KONU: MURAT DAĞHAN
𖤍