24. bölüm · BİR KATİL SUSARSA

24.BÖLÜM

IRMAK İLKDOĞAN

𖤍

“İnsan bazen kendi yüzünü aynada tanıyamaz. Çünkü karşısındaki kişi, hatırladığı insan olmayabilir.”

23.50
— Gir.
Selim olduğu yerde kaldı.
Kapının ardından gelen ses hâlâ kulaklarındaydı.
Kendi sesi.
Aynı ton.
Aynı vurgu.
Aynı nefes aralıkları.
Sanki kapının arkasında gerçekten kendisi vardı.
Ama Selim kapının önündeydi.
Giray silahını kaldırmıştı.
Namlu doğrudan Oda 03'ün kapısına bakıyordu.
Yasemin, Leyla'nın birkaç adım önünde durmuştu.
Leyla ise telefonunu iki eliyle tutuyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Çünkü konuşurlarsa...
kapının arkasındaki şeyin de cevap vereceğini biliyorlardı.
Bir saniye geçti.
İki saniye.
Üç.
Sonra kapının ardından aynı ses yeniden geldi.
— Selim.
Selim'in boğazı düğümlendi.
Ses bu kez daha yakındı.
Sanki kapının hemen arkasında duruyordu.
— Gir.
Giray başını Selim'e çevirdi.
— Sakın.
Selim gözlerini kapıdan ayırmadı.
— Ne?
— Sana söylüyorum.
Giray'ın sesi alçaktı.
— O kapıyı açma.
Selim:
— İçeride ne olduğunu bilmiyoruz.
— Tam da bu yüzden açma.
Yasemin araya girdi.
— Giray haklı.
Selim ona baktı.
— Neden?
Yasemin cevap vermeden kapıya baktı.
— Çünkü içerideki şey bizim seslerimizi biliyor.
Leyla:
— Sadece seslerimizi değil.
Selim ona döndü.
— Ne demek istiyorsun?
Leyla telefonunu kaldırdı.
Ekranda birkaç dakika önce gelen mesaj duruyordu.
“SELİM'İ SAKIN ODAYA ALMAYIN.”
Altında yeni mesaj vardı.
“ÇÜNKÜ ODA 03'Teki SELİM, SİZİN SELİMİNİZ DEĞİL.”
Selim mesajı tekrar okudu.
Sonra kapıya baktı.
— Belki de biri bizimle oynuyor.
Giray:
— Kim?
Selim cevap vermedi.
Çünkü artık o sorunun cevabını kendisi de bilmiyordu.
Karargâhta güvenebileceği insan sayısı azalmıştı.
Murat kayıptı.
Sistem bozulmuştu.
Kayıtlar değişiyordu.
Kendi telefonundan kendi adına mesajlar geliyordu.
Kendi sesi duvarların içinden konuşuyordu.
Ve şimdi...
kapının arkasında başka bir Selim vardı.
Selim bir adım attı.
Giray hemen kolunu tuttu.
— Ne yapıyorsun?
Selim:
— İçeri gireceğim.
— Hayır.
— Giray.
— Hayır dedim.
Selim'in bakışları sertleşti.
— Eğer içeride biri varsa onu orada bırakamayız.
Giray:
— Eğer içerideki sen ise?
Selim sustu.
Giray devam etti.
— Eğer içerideki kişi gerçekten sensen?
Bir an durdu.
— O zaman burada duran kim?
Sessizlik.
Selim cevap veremedi.
Çünkü Giray'ın sorusu zihninde yankılanmıştı.
Eğer içerideki kişi kendisiyse...
burada duran kimdi?
Kapının ardından hafif bir tıkırtı geldi.
Sonra...
— Giray.
Giray'ın yüzü değişti.
Kendi sesi.
Kapının arkasından bu kez Giray konuşmuştu.
— Silahını indir.
Giray'ın parmakları tetikte sıkılaştı.
— Benim sesimi de kopyalıyor.
Kapının ardından cevap geldi.
— Kopyalamıyorum.
Giray dondu.
— Seni hatırlıyorum.
Giray bir adım geriledi.
— Ne dedin?
— Seni hatırlıyorum.
Giray:
— Nereden?
Kapının ardından kısa bir sessizlik geldi.
Sonra:
— 14 Mayıs.
Giray'ın yüzündeki bütün ifade değişti.
Selim bunu fark etti.
— Giray.
Giray cevap vermedi.
Selim:
— 14 Mayıs'ta ne oldu?
— Hiçbir şey.
Selim:
— Emin misin?
— Evet.
Kapının ardından bir kahkaha geldi.
Çok kısa.
Çok hafif.
Ama yeterince rahatsız ediciydi.
— Yalan.
Giray silahını kapıya doğrulttu.
— Kapa çeneni!
Ses kesildi.
Sonra kapının altından küçük bir kâğıt parçası çıktı.
Yavaşça.
Milim milim.
Yasemin eğilip kâğıdı aldı.
Üzerinde tek bir tarih vardı.
14.05.
Arkasında:
“GİRAY DA HATIRLAMIYOR.”
Giray'ın yüzü bembeyaz oldu.
— Bu imkânsız.
Selim:
— Neyi hatırlamıyorsun?
— Hiçbir şeyi.
Selim:
— O zaman neden korktun?
Giray cevap vermedi.
Çünkü korktuğunu kendisi de biliyordu.
Leyla kâğıdı elinden aldı.
— Mürekkep yeni.
Selim:
— Nereden anladın?
Leyla parmağını yazının üzerinde gezdirmeden yaklaştırdı.
— Henüz kurumamış.
Giray:
— Yani biri bunu kapının arkasından şimdi yazdı.
Selim:
— Evet.
Herkes kapıya baktı.
Selim:
— İçeride biri var.
Giray:
— Ya da bizi içeride biri olduğuna inandırmak isteyen biri.
Selim:
— İkisi de mümkün.
Leyla telefonuna baktı.
— Bir şey daha var.
Selim:
— Ne?
Leyla ekrana dokundu.
— Güvenlik sistemi tekrar devreye girdi.
Giray:
— Hangi sistem?
Leyla:
— Oda 03 güvenlik protokolü.
Selim:
— Daha önce kapalı değil miydi?
— Kapalıydı.
— Şimdi?
Leyla başını kaldırdı.
— Şimdi bizi izliyor.
Selim:
— Nereden?
Leyla ekranı çevirdi.
Kameralardan biri açıldı.
Görüntüde koridor vardı.
Onları gösteriyordu.
Dört kişi.
Selim.
Giray.
Yasemin.
Leyla.
Selim görüntüye baktı.
Sonra kapıya.
— Bir dakika.
Giray:
— Ne oldu?
Selim:
— Kamerada dört kişiyiz.
Yasemin:
— Evet.
Selim:
— Ama kamera bizi karşıdan görüyor.
Leyla:
— Evet.
Selim:
— O zaman görüntüde Oda 03'ün kapısı da görünmeli.
Leyla görüntüyü büyüttü.
Kapı görünüyordu.
Kapının önünde dört kişi vardı.
Fakat...
kapının üzerinde küçük bir gölge daha vardı.
Beşinci bir gölge.
Selim'in gözleri daraldı.
— Yaklaştır.
Leyla görüntüyü büyüttü.
Gölge kapının arkasından görünüyordu.
Sanki içeride biri duruyordu.
Selim:
— İçeride biri var.
Giray:
— Kamerayı farklı açıya al.
Leyla başka kameraya geçti.
İkinci kamera açıldı.
Koridor boştu.
Kapının önünde kimse görünmüyordu.
Selim:
— Ne?
Leyla:
— İkinci kamera bizi göstermiyor.
Üçüncü kameraya geçti.
Yine boş.
Dördüncü kamera.
Boş.
Beşinci kamera.
Dört kişi.
Ve arkalarında...
beşinci bir gölge.
Giray:
— Bu normal değil.
Leyla:
— Hiçbir şey normal değil artık.
Selim ekrana yaklaştı.
Gölgenin hareket ettiğini gördü.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Gölge Selim'e yaklaşıyordu.
Selim ekrana baktı.
Gölge durdu.
Tam arkasında.
Selim yavaşça arkasına baktı.
Kimse yoktu.
Giray:
— Ne gördün?
Selim:
— Bir şey yok.
Ekrana tekrar baktı.
Gölge hâlâ oradaydı.
Bu kez Selim'in omzuna elini koymuştu.
Selim'in nefesi kesildi.
— Leyla.
— Ne?
— Görüntüyü durdur.
Leyla görüntüyü dondurdu.
Selim ekrana işaret etti.
— Burada.
Giray yaklaştı.
Gölgenin eli Selim'in omzundaydı.
Ama gölgenin başı...
Selim'in başının üzerindeydi.
Giray:
— Bu bir insan değil.
Yasemin:
— Ne?
Giray:
— Boyu yanlış.
Selim:
— Kameradaki açı olabilir.
Giray:
— Hayır.
Gölgeyi işaret etti.
— Bacakları yok.
Yasemin'in yüzü gerildi.
Gerçekten de gölgenin alt kısmı...
duvarın içinde kayboluyordu.
Leyla:
— Bu görüntü fiziksel olamaz.
Selim:
— O zaman ne?
Leyla:
— Kayıt.
Selim:
— Sahte mi?
Leyla:
— Bilmiyorum.
Tam o anda...
ekrandaki gölge başını kaldırdı.
Görüntü donmuştu.
Ama gölge hareket etmişti.
Leyla geri çekildi.
— Ben dokunmadım.
Selim:
— Ben de.
Giray:
— Kamerayı kapat.
Leyla tuşa bastı.
Ekran kapanmadı.
Tam tersine...
başka bir görüntü açıldı.
14 MAYIS — 23.46.
Dört kişi koridorda yürüyordu.
Selim.
Murat.
Yasemin.
Ve dördüncü kişi.
Selim görüntüye yaklaştı.
— Yine başladı.
Görüntü ilerledi.
23.47.
Dördüncü kişi Selim'e yaklaştı.
23.48.
Murat kameraya baktı.
23.49.
Görüntü karardı.
23.50.
Ekran yeniden açıldı.
Bu kez koridorda yalnızca üç kişi vardı.
Selim.
Murat.
Yasemin.
Giray:
— Ben yokum.
Selim:
— Hayır.
Giray:
— Ne?
Selim:
— Bu kayıt seni göstermiyor.
Giray:
— Çünkü ben o gece orada değildim.
Selim:
— Emin misin?
Giray:
— Evet.
Selim:
— Nerede olduğunu hatırlıyor musun?
Giray sustu.
Yasemin ona baktı.
Leyla ona baktı.
Selim bekledi.
Giray sonunda:
— Hayır.
Selim:
— İşte sorun bu.
Giray:
— Ne?
Selim:
— Hiçbirimiz 14 Mayıs gecesinin tamamını hatırlamıyoruz.
Kapının ardından bir ses geldi.
— Ben hatırlıyorum.
Herkes dondu.
Bu kez ses...
Murat'ın sesiydi.
Selim hemen kapıya döndü.
— Murat?
— Evet.
Selim:
— Neredesin?
— Oda 03'te.
Selim:
— Kapıyı aç.
Murat:
— Açma.
Selim:
— Ne?
— Kapıyı açma.
Selim:
— İçeride misin?
— Hayır.
Selim'in yüzü gerildi.
— Az önce içeride olduğunu söyledin.
Murat:
— Ben içeride değilim.
— O zaman kim konuşuyor?
Uzun sessizlik.
Sonra Murat'ın sesi:
— Bilmiyorum.
Selim:
— Murat, ne oluyor?
Murat:
— Dinle.
Selim:
— Dinliyorum.
Murat'ın sesi fısıltıya dönüştü.
— Oda 03'te bir kişi yok.
Selim:
— Kaç kişi var?
— Beş.
Giray:
— Beş?
Murat:
— Ama beşincisi insan değil.
Selim:
— Nedir?
Murat:
— Hatıra.
Selim'in yüzü gerildi.
— Hatıra ne demek?
Murat:
— 14 Mayıs'ta silinen şey.
Selim:
— Ne silindi?
Murat:
— Bir kişi.
Selim:
— Dördüncü kişi mi?
Murat:
— Hayır.
Bir saniye sustu.
— Dördüncü kişi değil.
Selim:
— O zaman kim?
Murat cevap vermedi.
Ses kesildi.
Selim:
— Murat?
Sessizlik.
— Murat!
Cevap yoktu.
Giray:
— Ses gitti.
Leyla:
— Hayır.
Selim ona baktı.
Leyla telefonu kaldırdı.
— Hat hâlâ açık.
Selim:
— O zaman neden konuşmuyor?
Leyla ekrana baktı.
— Çünkü karşı tarafta biri nefes alıyor.
Selim:
— Murat mı?
Leyla:
— Bilmiyorum.
Selim telefonu aldı.
— Murat!
Karşıdan nefes sesi geldi.
Bir.
İki.
Üç.
Sonra...
başka bir ses.
— Selim.
Selim dondu.
Bu kez ses çocuk sesiydi.
Deniz.
— Deniz?
— Ağabey.
Selim'in gözleri doldu.
— Neredesin?
— Beni neden arıyorsun?
— Seni bulmaya çalışıyorum.
— Hayır.
— Ne?
— Sen beni aramıyorsun.
Selim:
— Ne demek bu?
Çocuk sesi:
— Sen kendini arıyorsun.
Hat kesildi.
Selim telefonu indirdi.
Giray:
— Yine aynı şey.
Selim:
— Evet.
Yasemin:
— Bu ses gerçekten Deniz olabilir mi?
Selim cevap vermedi.
Leyla:
— Bir çocuğun sesi kullanılıyor.
Selim:
— Nasıl?
— Eski kayıt.
— Ama ses canlı geliyor.
Leyla:
— Sistem canlıymış gibi gösterebilir.
Giray:
— Peki kim yapıyor?
Leyla:
— İçeride biri.
Selim:
— Yine aynı yere dönüyoruz.
Giray:
— Çünkü cevap orada.
Selim kapıya baktı.
— O zaman açıyoruz.
Giray:
— Selim...
— Bu kez durdurma.
Selim kapının önüne geldi.
Elini kapı koluna koydu.
Metal soğuktu.
Çok soğuk.
Sanki uzun zamandır kullanılmıyordu.
Selim yavaşça çevirdi.
Klik.
Kapı açıldı.
Oda karanlıktı.
İçeride masa vardı.
Bir sandalye.
Duvarlarda dosya rafları.
Ve odanın ortasında...
bir masa lambası.
Lamba yanıyordu.
Selim içeri girdi.
Giray arkasından girdi.
Yasemin ve Leyla da onları takip etti.
Kapı arkalarından kapandı.
ÇAT.
Selim hemen döndü.
Kapı kilitlenmişti.
Giray:
— Harika.
Selim:
— Sakin ol.
Giray:
— Sen hâlâ sakin ol diyorsun.
Selim cevap vermedi.
Çünkü odanın duvarında bir şey görmüştü.
Duvara büyük harflerle yazılmıştı:
“SELİM-01”
Altında:
“SELİM-02”
Biraz ileride:
“SELİM-03”
Selim yavaşça yaklaştı.
— Üç tane...
Leyla:
— Üç kayıt.
Selim:
— Hayır.
Duvara dokundu.
— Üç isim.
Giray:
— Aralarında fark var mı?
Selim yazılara baktı.
Birinci ismin altında:
“DURUM: PASİF.”
İkinci:
“DURUM: AKTİF.”
Üçüncü:
“DURUM: UYANIYOR.”
Selim'in yüzü değişti.
— Ben hangisiyim?
Leyla cevap vermedi.
Selim:
— Leyla.
Leyla gözlerini üçüncü satırdan ayırmadı.
— Bilmiyorum.
Selim:
— Sen biliyorsun.
— Hayır.
— Biliyorsun.
Leyla:
— Selim...
— Söyle.
Leyla yutkundu.
— Üçüncü.
Selim:
— Ne?
Leyla:
— Sen üçüncüsün.
Oda sessizleşti.
Giray:
— Bunu nereden çıkardın?
Leyla duvardaki yazıyı gösterdi.
— Çünkü “uyanıyor” yazan kişinin yanında bugünün tarihi var.
Selim baktı.
31.08.
Giray:
— Bugün.
Leyla:
— Evet.
Selim:
— Peki birinci ve ikinci?
Leyla:
— Biri 14 Mayıs.
— Diğeri?
Leyla suskun kaldı.
Selim:
— Leyla.
Leyla sonunda söyledi.
— 13 Mayıs.
Selim'in nefesi kesildi.
— 13 Mayıs'ta ikinci Selim mi aktifti?
Leyla:
— Görünüşe göre.
Selim:
— Ama ben 13 Mayıs'ta buradaydım.
Leyla:
— Bunu nereden biliyorsun?
Selim sustu.
İşte yine aynı sorun.
Hatırlamıyordu.
Bir an...
başının içinde görüntü belirdi.
Bir koridor.
Sarı ışık.
Murat.
Bir kapı.
Ve kendi eli.
Kapının kolundaydı.
Sonra görüntü kayboldu.
Selim alnını tuttu.
Giray:
— Selim?
— Bir şey gördüm.
— Ne?
— Hatırlamıyorum.
Giray:
— Ne gördüğünü hatırlamıyor musun?
— Hayır.
Selim masaya yaklaştı.
Masanın üzerinde üç kaset vardı.
Üzerlerinde:
01
02
03
Selim ilk kaseti aldı.
Kasetçaların içine yerleştirdi.
Çıt.
Oda sessizleşti.
Kaset başladı.
Cızırtı.
Sonra bir ses.
— Test bir.
Selim'in sesi.
— Denek: Selim Demir.
Selim'in yüzü gerildi.
Giray:
— Demir?
Selim kaseti durdurdu.
— Benim soyadım Demir değil.
Leyla:
— Biliyorum.
Selim:
— O zaman bu kim?
Kaset yeniden başladı.
— Denek Selim Demir. Yaş...
Cızırtı.
— Hatırlama seviyesi yüzde kırk üç.
Selim:
— Dur.
Kaseti durdurdu.
— Bu benim sesim.
Giray:
— Ama söylediği isim sen değilsin.
Selim:
— Evet.
Leyla:
— Belki de ilk Selim'in adı oydu.
Selim:
— İlk Selim...
Giray:
— Yani senin başka bir versiyonun?
Selim:
— Bilmiyorum.
Kaseti yeniden çalıştırdı.
Ses devam etti.
— Birinci testin amacı hatırayı ayırmak.
Cızırtı.
— Denek geçmişini hatırladığında ikinci kişilik devreye girecek.
Giray:
— Kişilik.
Selim kaseti durdurdu.
— Burada dur.
Giray:
— Neden?
— Çünkü artık bunun bir kayıt olmadığını düşünüyorum.
Leyla:
— Nedir?
Selim:
— Bir talimat.
Tam o anda...
Odanın arkasından bir sandalye sesi geldi.
Gıcır.
Herkes döndü.
Sandalyede kimse yoktu.
Giray silahını kaldırdı.
— Kim var?
Cevap gelmedi.
Sonra sandalye kendi kendine hareket etti.
Biraz daha geriye çekildi.
Selim:
— Burada biri var.
Giray:
— Görmüyorum.
Selim:
— Ben de.
Sandalye tekrar hareket etti.
Bu kez masaya yaklaştı.
Üzerinde bir şey belirdi.
Küçük bir anahtar.
Oda 03 anahtarı.
Selim yaklaşmadı.
Leyla:
— Bu anahtar az önce yoktu.
Giray:
— Dokunma.
Selim:
— Dokunmayacağım.
Anahtarın yanında bir not vardı.
Selim uzaktan okudu.
“ANAHTAR SENİN DEĞİL.”
Selim:
— Güzel.
Giray:
— Ne?
Selim:
— Çünkü kimin olduğunu artık merak etmeye başladım.
Yasemin duvarın diğer tarafına geçti.
— Burada başka bir şey var.
Duvara vurdu.
Tok.
Tok.
Bir yerde ses değişti.
— Burada boşluk var.
Giray:
— Geri çekil.
Yasemin çekildi.
Giray silahının kabzasıyla duvara vurdu.
Bir kez.
İki kez.
Üçüncüde panel yerinden çıktı.
Arkasında küçük bir bölme vardı.
İçinden eski bir fotoğraf düştü.
Selim eğildi.
Fotoğrafı aldı.
Dört kişi.
Selim.
Murat.
Yasemin.
Ve...
bir kişi daha.
Bu kez yüzü netti.
Selim fotoğrafa baktı.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Giray:
— Kim?
Selim:
— Bilmiyorum.
Yasemin:
— Ama tanıyor gibisin.
Selim:
— Evet.
Leyla fotoğrafı aldı.
Yüzüne baktı.
Birden durdu.
— Hayır.
Selim:
— Ne oldu?
Leyla:
— Bu kişi...
Selim:
— Kim?
Leyla:
— Kayıp personel dosyasındaki kişi.
Giray:
— Adı?
Leyla fotoğrafın arkasına baktı.
Orada isim yoktu.
Sadece:
“13 MAYIS.”
Selim:
— Ölüm tarihi 12 Mayıs'tı.
Leyla:
— Evet.
Selim:
— Ama fotoğraf 13 Mayıs.
Giray:
— O zaman ya fotoğraf sahte...
Selim:
— Ya da ölüm kaydı.
Sessizlik.
Selim fotoğrafı çevirdi.
Arkasında küçük bir yazı daha vardı.
“ÖLÜLER GERİ DÖNMEZ.”
Altında:
“AMA HATIRALAR DÖNER.”
Yasemin:
— Bu ne demek?
Selim cevap vermedi.
Kasetçalar yeniden çalıştı.
Kimse dokunmamıştı.
Cızırtı.
Selim'in sesi:
— Eğer bunu dinliyorsanız...
Selim başını kaldırdı.
— ...ikinci aşama başladı.
Giray:
— İkinci aşama ne?
Kasetteki Selim:
— Beni görürseniz...
Cızırtı.
— ...ona inanmayın.
Selim:
— Kime?
Kasetteki ses:
— Bana.
Kaset durdu.
Selim'in yüzü değişti.
Giray:
— Çok yardımcı oldu.
Selim:
— Bir dakika.
Kaseti geri sardı.
Çıt.
Tekrar oynattı.
— Eğer bunu dinliyorsanız...
Selim dikkatle dinledi.
— ...ikinci aşama başladı.
Cızırtı.
— Beni görürseniz...
Cızırtı.
— ...ona inanmayın.
Selim kaseti durdurdu.
— Burada bir kesinti var.
Leyla:
— Evet.
— Sesin arasında bir kelime silinmiş.
— Nasıl?
— Dinle.
Kaseti tekrar oynattı.
Cızırtının arasında çok hafif bir ses duyuldu.
“...Murat...”
Selim'in gözleri büyüdü.
Giray:
— Murat mı dedi?
Selim:
— Evet.
Kaset tekrar başladı.
Sonra ikinci bir kelime.
“...sakın...”
Üçüncü:
“...güvenme...”
Selim kaseti durdurdu.
— Murat.
Giray:
— Murat neyi söylüyor?
Selim:
— Bilmiyorum.
Leyla:
— Belki de kaydın içine sonradan eklenmiş.
Selim:
— Hayır.
— Nereden biliyorsun?
Selim kasete baktı.
— Çünkü bu ses kaydının tarihini biliyorum.
Leyla:
— Ne zaman?
Selim:
— 13 Mayıs.
Yasemin:
— O zaman Murat bunu 13 Mayıs'ta biliyordu.
Selim:
— Belki.
Giray:
— Ya da Murat'ın sesi de taklit ediliyor.
Bir anda...
kapının dışından üç kez vuruldu.
Tak.
Tak.
Tak.
Herkes sustu.
Sonra...
— Selim.
Murat.
Selim kapıya döndü.
— Murat?
— Açma.
Selim:
— Neredesin?
— Kapının önünde.
Giray hemen kapıya baktı.
— Bu mümkün değil.
Murat'ın sesi:
— Açmayın.
Selim:
— Neden?
— Çünkü dışarıdaki ben değilim.
Selim'in yüzü gerildi.
Giray:
— O zaman kim?
Murat:
— Dördüncü.
Selim:
— Dördüncü kişi mi?
Murat:
— Hayır.
Selim:
— Az önce dördüncü dedin.
Murat:
— Ben dört kişi demedim.
Bir sessizlik.
— Ben dördüncü dedim.
Selim:
— Farkı ne?
Murat:
— Dördüncü bir kişi değildir.
Selim:
— Nedir?
Murat'ın sesi çok alçaldı.
— Bir sıra.
Selim:
— Ne sırası?
— Kimin hatırlayacağını belirleyen sıra.
Giray:
— Bu saçmalık.
Murat:
— Giray.
Giray dondu.
— Sen de oradaydın.
Giray:
— Nerede?
— 14 Mayıs'ta.
Giray:
— Ben yoktum.
Murat:
— Sen öyle hatırlıyorsun.
Giray'ın yüzü değişti.
Murat:
— Hepiniz öyle hatırlıyorsunuz.
Selim:
— Murat, bana gerçeği söyle.
— Söyleyemem.
— Neden?
— Çünkü seni duyuyor.
Selim:
— Kim?
Murat:
— Sen.
Selim'in kaşları çatıldı.
— Ben mi?
Murat:
— İçindeki.
Hat kesildi.
Tam o anda...
Oda 03'ün ışığı söndü.
Karanlık.
Giray:
— Kimse hareket etmesin.
Selim:
— Herkes yerinde kalsın.
Bir ayak sesi.
Adım.
Adım.
Adım.
Odanın içinde.
Selim nefesini tuttu.
Ayak sesi yaklaşıyordu.
Giray:
— Selim.
— Buradayım.
— Sesin nereden geliyor?
Selim:
— Sağdan.
Yasemin:
— Ben soldan duyuyorum.
Leyla:
— Ben arkadan.
Dört kişi aynı anda sustu.
Çünkü aynı sesi farklı yerlerden duyuyorlardı.
Sonra...
Selim'in sesi.
— Beni buldun.
Giray:
— Bu senin sesin.
Selim:
— Biliyorum.
Ses:
— Ama ben sensin.
Selim:
— Çık ortaya.
Ses:
— Zaten karşındayım.
Bir ışık yandı.
Odanın ortasında ikinci Selim duruyordu.
Aynı yüz.
Aynı kıyafet.
Aynı yara izi.
Aynı bakış.
Giray silahını kaldırdı.
— Ellerini kaldır!
İkinci Selim ellerini kaldırdı.
— Sakin ol.
Giray:
— Diz çök!
İkinci Selim diz çöktü.
Selim ona baktı.
— Kimsin?
İkinci Selim başını kaldırdı.
— Sen.
— Ben değilim.
— Bunu söylemen gerekiyordu.
Selim:
— Neden?
— Çünkü test böyle çalışıyor.
Selim:
— Hangi test?
İkinci Selim:
— Dördüncü.
Leyla:
— Test 04.
İkinci Selim Leyla'ya baktı.
— Sen hâlâ okuyabiliyorsun.
Leyla:
— Neyi?
— Kayıtları.
Leyla:
— Evet.
İkinci Selim:
— O zaman birazdan okuyamayacaksın.
Leyla'nın yüzü gerildi.
— Neden?
İkinci Selim cevap vermedi.
Giray:
— Sen kimsin?
İkinci Selim:
— Bunu gerçekten bilmiyor musun?
— Söyle.
— Ben ilk değilim.
Selim:
— İkinci misin?
İkinci Selim:
— Hayır.
Selim:
— Üçüncü?
İkinci Selim gülümsedi.
— Siz hâlâ sayıyorsunuz.
Selim:
— Kaç tane varsın?
İkinci Selim'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Hatırladığın kadar.
Selim:
— Bu cevap değil.
— Gerçek cevap.
Bir anda...
karargâhın tüm sistemleri yeniden çalıştı.
Ekran açıldı.
“SELİM-01: AKTİF.”
Selim ekrana baktı.
— Bu mümkün değil.
İkinci Selim:
— Başladı.
Ekran değişti.
“SELİM-02: AKTİF.”
Giray:
— İki tane.
Sonra:
“SELİM-03: AKTİF.”
Yasemin:
— Üç.
Ekran titredi.
“SELİM-04: BEKLEMEDE.”
Selim:
— Dört.
İkinci Selim başını kaldırdı.
— Hayır.
Ekran yeniden değişti.
“SELİM-05: UYANIYOR.”
Selim'in yüzü bembeyaz oldu.
— Beş.
İkinci Selim:
— Şimdi anladın.
Selim:
— Ne?
— Dördüncü kişi değil.
Bir saniye sustu.
— Beşinci.
Selim:
— Beşinci ne?
İkinci Selim:
— Senin en eski hâlin.
Selim'in zihni bir anda bulanıklaştı.
Duvarlar dönüyor gibiydi.
Bir çocuk sesi.
Bir koridor.
Bir kapı.
Bir erkek.
“Selim, sakın kapıyı açma.”
Sonra başka bir ses.
“Onu içeri al.”
Selim başını tuttu.
Giray:
— Selim!
Selim:
— İyiyim.
Yasemin:
— Değilsin.
Selim:
— İyiyim dedim.
Leyla:
— Göz bebeklerin büyüdü.
Selim ona baktı.
— Ne gördüm?
Leyla:
— Sen söyle.
Selim:
— Çocukluğum.
İkinci Selim:
— Hayır.
Selim ona döndü.
— Ne?
— O senin çocukluğun değildi.
Selim:
— Nereden biliyorsun?
— Çünkü o çocuk...
İkinci Selim sustu.
Selim:
— Ne?
— Deniz değildi.
Selim'in yüzü değişti.
— Deniz'i nereden biliyorsun?
İkinci Selim:
— Çünkü onunla 14 Mayıs'tan önce konuştum.
Selim:
— Deniz'le mi?
— Evet.
— Ne zaman?
— 12 Mayıs.
Selim'in nefesi kesildi.
— Deniz 12 Mayıs'ta...
Cümlesini tamamlayamadı.
İkinci Selim:
— Bazı insanlar öldükten sonra kaybolur.
Selim:
— Deniz...
— Bazıları ise hatıranın içinde kalır.
Selim:
— Kes.
İkinci Selim:
— Sen onu bu yüzden duymaya devam ediyorsun.
Selim bir adım attı.
— Kes dedim!
Giray araya girdi.
— Selim!
İkinci Selim geriye çekildi.
Tam o anda...
duvarın arkasından bir ses duyuldu.
GÜM.
Sonra bir kez daha.
GÜM.
Yasemin:
— O neydi?
Leyla:
— Alt taraftan geliyor.
Giray:
— Oda 03'ün altında başka bir bölüm olabilir.
Selim:
— Bulalım.
İkinci Selim:
— Geç kaldınız.
Selim:
— Ne için?
— Kapı açıldı.
Giray:
— Hangi kapı?
İkinci Selim:
— 14 Mayıs'ın kapısı.
Odanın zemini titredi.
Bir panel açıldı.
Aşağıya doğru merdivenler ortaya çıktı.
Karanlık.
Selim aşağı baktı.
Bir ışık yanıyordu.
Çok uzakta.
Giray:
— Burada böyle bir merdiven yoktu.
Leyla:
— Çünkü planlarda bu kat yok.
Selim:
— Şimdi var.
Giray:
— İçeri inmiyoruz.
Selim:
— İneceğiz.
Giray:
— Ya tuzaksa?
Selim:
— Zaten her şey tuzak.
Selim ilk basamağa ayağını koydu.
İkinci.
Üçüncü.
Giray arkasından geldi.
Yasemin ve Leyla da onları takip etti.
İkinci Selim en arkada kaldı.
Selim ona baktı.
— Sen gelmiyor musun?
İkinci Selim:
— Ben zaten oradaydım.
Selim:
— Nerede?
İkinci Selim:
— 14 Mayıs'ta.
Merdivenlerin sonunda kapı vardı.
Üzerinde:
14.05
yazıyordu.
Selim elini kapıya koydu.
Kapının içinden bir kayıt sesi geldi.
Kendi sesi.
— Açarsan...
Cızırtı.
— ...hatırlayacaksın.
Selim durdu.
Giray:
— Açma.
Selim:
— Açacağım.
Giray:
— Selim.
Selim:
— Bütün bunların cevabı burada.
Giray:
— Ya cevap seni yok ederse?
Selim:
— O zaman en azından nedenini öğrenirim.
Kapı açıldı.
İçeride geniş bir oda vardı.
Duvarlarda onlarca monitör.
Her monitörde farklı bir tarih.
12 MAYIS.
13 MAYIS.
14 MAYIS.
30 AĞUSTOS.
31 AĞUSTOS.
Ve bir monitör...
gelecekteki bir tarihi gösteriyordu.
01 EYLÜL.
Selim:
— Bu nasıl mümkün?
Leyla:
— Sistem tarihleri üretmiyor.
Selim:
— O zaman kim üretiyor?
Ekranlardan biri açıldı.
14 MAYIS — 21.16.
Görüntüde Selim vardı.
Yanında Murat.
Yasemin.
Ve dördüncü kişi.
Selim görüntüyü izledi.
Bu kez dördüncü kişinin yüzü netti.
Selim onu tanıyordu.
Çok iyi tanıyordu.
Ama ismini söyleyemedi.
Giray:
— Kim?
Selim:
— Bilmiyorum.
Ekrandaki dördüncü kişi kameraya döndü.
Sonra doğrudan konuştu.
— Selim.
Selim dondu.
Çünkü görüntüdeki kişi...
kameraya değil...
sanki doğrudan ona bakıyordu.
— Beni hatırlıyorsun.
Selim:
— Hayır.
Görüntüdeki kişi gülümsedi.
— Yalan.
Görüntü durdu.
Ekranın altında yeni bir yazı belirdi.
“14 MAYIS KAYDI GERÇEK ZAMANLI.”
Leyla:
— Bu kayıt değil.
Selim:
— Ne?
— Canlı.
Giray:
— Ama 14 Mayıs geçti.
Leyla:
— Sistem için geçmedi.
Bir başka monitör açıldı.
14 MAYIS — 23.47.
Murat ekranda görünüyordu.
Kameraya bakıyordu.
— Selim...
Selim ekrana yaklaştı.
Murat konuştu.
— Eğer bunu izliyorsan, dışarıdaki Selim'e güvenme.
Selim'in yüzü değişti.
Giray:
— Dışarıdaki Selim?
Murat:
— Çünkü o...
Görüntü kesildi.
Ekran karardı.
Sonra yeni bir görüntü.
Oda 03.
Selim kapının önünde.
Ama bu görüntü...
şimdiki zamandı.
Selim kendisini ekranda gördü.
Yanında Giray.
Yasemin.
Leyla.
Ve arkasında...
ikinci Selim.
Selim geriye döndü.
İkinci Selim oradaydı.
Fakat ekrandaki görüntüde...
ikinci Selim yoktu.
Onun yerine başka biri vardı.
Selim'in yüzü gerildi.
— Bu ne?
Leyla:
— Sistem seni farklı gösteriyor.
Giray:
— Hayır.
Giray ekrana yaklaştı.
— Dikkatli bak.
Ekrandaki Selim'in yüzüne baktı.
Sonra gerçek Selim'e.
— Aynı değil.
Selim:
— Ne aynı değil?
Giray:
— Gözlerin.
Selim aynadaki görüntüye baktı.
Ekrandaki Selim'in gözleri farklıydı.
Bakışı daha soğuktu.
Daha donuktu.
Selim:
— O ben değilim.
İkinci Selim:
— Artık değil.
Selim ona döndü.
— Sen kimsin?
İkinci Selim:
— Sana bunu söylemek için geldim.
Selim:
— Söyle.
İkinci Selim yaklaşmaya başladı.
Giray silahını kaldırdı.
— Bir adım daha atma.
İkinci Selim durdu.
— Selim.
— Ne?
— 14 Mayıs gecesi...
Selim bekledi.
— ...sen ölmedin.
Selim:
— Bunu zaten biliyorum.
İkinci Selim:
— Hayır.
Bir adım daha attı.
— Sen 14 Mayıs'ta hiç yaşamadın.
Selim'in yüzü dondu.
Giray:
— Ne demek bu?
İkinci Selim:
— 14 Mayıs'taki Selim...
Durdu.
— ...sen değildin.
Selim:
— Kimdi?
İkinci Selim'in bakışları ekrana kaydı.
Ekranda beş kişi vardı.
Selim.
Murat.
Yasemin.
Giray.
Ve...
tanımadıkları biri.
İkinci Selim:
— Beşinci.
Selim:
— Bu kişi kim?
İkinci Selim:
— Bilmiyorum.
Selim:
— Sen her şeyi biliyordun.
— Hayır.
— Yalan söylüyorsun.
— Hayır.
İkinci Selim'in yüzü ilk kez korkuyla değişti.
— Çünkü beşinci kişi...
Bir anda bütün monitörler kapandı.
Oda karanlığa gömüldü.
Sadece bir ekran açık kaldı.
Ekranda:
31 AĞUSTOS — 23.51.
Sonra yeni bir yazı belirdi.
“BEŞİNCİ KİŞİ ODAYA GİRDİ.”
Giray:
— Kim girdi?
Kapının dışından ayak sesi geldi.
Adım.
Adım.
Adım.
Yaklaşıyordu.
Selim silahını kaldırdı.
Yasemin duvara yaslandı.
Leyla nefesini tuttu.
İkinci Selim geriye çekildi.
Ayak sesleri kapının önünde durdu.
Kapı açılmadı.
Sonra...
kapının altından bir gölge süzüldü.
Gölge içeri girdi.
Bir çift ayakkabı.
Sonra bacaklar.
Sonra beden.
Kişi kapının önünde durdu.
Yüzü karanlıktaydı.
Selim:
— Kimsin?
Kişi cevap vermedi.
Giray:
— Ellerini kaldır!
Kişi yavaşça ellerini kaldırdı.
Sağ elinde...
küçük bir anahtar vardı.
Oda 03'ün anahtarı.
Selim:
— O anahtar...
Kişi başını kaldırdı.
Yüzü hâlâ görünmüyordu.
Sonra ışık yandı.
Selim'in nefesi kesildi.
Çünkü karşısındaki kişi...
Murat'tı.
Giray:
— Murat?
Yasemin:
— Bu mümkün değil.
Murat onlara baktı.
— Ben size söylemiştim.
Selim:
— Neyi?
Murat:
— Beni bulmayın.
Selim:
— Seni bulduk.
Murat:
— Hayır.
Murat elindeki anahtarı kaldırdı.
— Siz beni bulmadınız.
Selim:
— O zaman?
Murat:
— Ben sizi buldum.
Bir anda kapılar kilitlendi.
ÇAT!
Murat arkasına baktı.
Sonra Selim'e.
— Artık çok geç.
Selim:
— Ne için?
Murat cevap vermedi.
Odadaki bütün monitörler aynı anda açıldı.
Her ekranda aynı tarih vardı.
14 MAYIS.
23.47.
Sonra bütün görüntülerde...
Selim belirdi.
Bir ekranda Selim.
İkinci ekranda Selim.
Üçüncü ekranda Selim.
Dördüncü ekranda Selim.
Onuncu ekranda Selim.
Yirminci ekranda Selim.
Yüzlerce görüntü.
Yüzlerce Selim.
Murat:
— Hangisinin gerçek olduğunu soracaksın.
Selim:
— Evet.
Murat başını salladı.
— Yanlış.
Selim:
— Neden?
Murat:
— Çünkü asıl soru...
Murat ekrandaki yüzlerce Selim'e baktı.
— ...hangisinin ilk olduğunu bulmak.
Bir monitörde görüntü değişti.
12 MAYIS.
Bir çocuk göründü.
Selim.
Daha küçüktü.
Bir adamın yanında duruyordu.
Adamın yüzü görünmüyordu.
Çocuk Selim kameraya baktı.
Sonra adamın elini tuttu.
Murat:
— İşte başlangıç.
Selim ekrana yaklaştı.
— Bu benim.
Murat:
— Evet.
Selim:
— Yanındaki kim?
Murat:
— Onu sen söyle.
Selim ekrana baktı.
Adam yavaşça başını kameraya çevirdi.
Yüzü görünmeden görüntü kesildi.
Ekranda tek cümle belirdi:
“İLK HATIRA BAŞARISIZ.”
Selim:
— Hayır.
Murat:
— Ne oldu?
Selim başını tuttu.
Bir görüntü daha geldi.
13 MAYIS.
Selim.
14 MAYIS.
Selim.
15 MAYIS.
Selim.
16 MAYIS.
Selim.
Her gün aynı kişi.
Ama her görüntüde küçük bir fark vardı.
Bakışı.
Duruşu.
El hareketleri.
Sanki her gün başka biriymiş gibi.
Selim:
— Bunlar ben değilim.
Murat:
— Hangisi?
Selim cevap veremedi.
Murat:
— İşte problem bu.
Bir monitörde yazı belirdi.
“SELİM-01: HAFIZA SİLİNDİ.”
İkinci:
“SELİM-02: HAFIZA KOPYALANDI.”
Üçüncü:
“SELİM-03: HAFIZA BÖLÜNDÜ.”
Dördüncü:
“SELİM-04: HAFIZA BEKLEMEDE.”
Beşinci:
“SELİM-05: HAFIZA GERİ DÖNÜYOR.”
Selim:
— Beşinci...
Murat:
— Evet.
Selim:
— O kim?
Murat:
— Sen.
Selim:
— Hangisi?
Murat:
— Hepsi.
Selim'in gözleri büyüdü.
Murat:
— Çünkü dördüncü kişi hiçbir zaman bir insan olmadı.
Selim:
— Neydi?
Murat:
— Bir hatıra.
Selim:
— Beşinci?
Murat:
— Hatırlayan.
Oda sessizleşti.
Sonra...
Selim'in telefonu çaldı.
Ekranda:
SELİM.
Selim telefonu açmadı.
Telefon tekrar çaldı.
Murat:
— Aç.
Selim:
— Hayır.
Murat:
— Açmazsan ne olduğunu öğrenemezsin.
Selim:
— Ya karşıdaki sen değilsen?
Murat:
— Zaten ben değilim.
Selim telefonu açtı.
Karşıdan kendi sesi geldi.
— Selim.
Selim:
— Kimsin?
— Bunu gerçekten hâlâ bilmiyor musun?
— Söyle.
— Ben senin ilk hatıranım.
Selim:
— İlk hatıram ne?
Karşıdaki ses:
— 12 Mayıs.
Selim:
— Ne oldu?
— Sen öldün.
Selim'in nefesi kesildi.
— Sonra?
— Seni yeniden hatırlattılar.
Selim:
— Kime?
Karşıdaki ses:
— Kendine.
Hat kesildi.
Selim telefonu indirdi.
Giray:
— Ne dedi?
Selim cevap vermedi.
Murat:
— Şimdi hatırladı.
Selim:
— Neyi?
Murat:
— 12 Mayıs'ı.
Selim'in gözleri kapandı.
Bir görüntü geldi.
Karanlık bir oda.
Bir sandalye.
Bir masa.
Karşısında bir adam.
Adam:
“Beni hatırlıyor musun?”
Selim:
“Hayır.”
Adam:
“Hatırlayacaksın.”
Sonra bir ışık.
Bir kapı.
Bir çocuk sesi.
“Ağabey...”
Selim gözlerini açtı.
— Deniz.
Murat:
— Hayır.
Selim:
— Deniz'di.
Murat:
— Hayır.
Selim:
— Onun sesini duydum.
Murat:
— Çünkü o sesi sen kaydettin.
Selim:
— Ne zaman?
Murat:
— 12 Mayıs.
Selim'in yüzü değişti.
— Deniz...
Murat:
— Deniz diye bir kayıt vardı.
Selim:
— Ne demek bu?
Murat:
— Kişi yoktu.
Selim:
— Murat.
— Kayıt vardı.
Selim:
— Kes.
Murat:
— Sen o kaydı daha sonra kendi hafızana yerleştirdin.
Selim:
— Neden?
Murat:
— Çünkü gerçek bir şeyi hatırlamak istemedin.
Selim:
— Neydi o?
Murat cevap vermedi.
Murat'ın gözleri Selim'in arkasına kaydı.
Selim:
— Ne oldu?
Murat:
— Arkana bakma.
Selim:
— Neden?
— Çünkü o geldi.
Selim yavaşça arkasını çevirdi.
İkinci Selim yoktu.
Giray:
— Nerede?
Yasemin:
— Az önce buradaydı.
Leyla:
— Şimdi yok.
Selim:
— Nereye gitti?
Murat:
— Geri döndü.
Selim:
— Nereye?
Murat:
— İçine.
Selim'in nefesi kesildi.
Bir anda başının içinde bir ses yankılandı.
Kendi sesi.
“Beni hatırla.”
Selim gözlerini kapattı.
Başka bir ses:
“Beni unut.”
Sonra:
“Hangisini dinleyeceksin?”
Selim başını tuttu.
Giray:
— Selim!
Selim:
— Çıkın.
Giray:
— Ne?
— Hepiniz çıkın.
Yasemin:
— Seni burada bırakmayız.
— ÇIKIN!
Sesi odada yankılandı.
Murat bile geri çekildi.
Leyla:
— Selim...
Selim:
— Çıkın dedim.
Tam o anda...
ekranlarda yeni bir görüntü belirdi.
31 AĞUSTOS.
23.52.
Oda 03.
Görüntüde dört kişi vardı.
Giray.
Yasemin.
Leyla.
Murat.
Selim yoktu.
Giray ekrana baktı.
— Bu ne?
Leyla:
— Kamera bizi gösteriyor.
Selim:
— Ama ben buradayım.
Leyla:
— Görüntüde yoksun.
Selim:
— Bu mümkün değil.
Murat:
— Mümkün.
Selim:
— Neden?
Murat:
— Çünkü sistem seni artık kişi olarak görmüyor.
Selim:
— Ne olarak görüyor?
Murat ekrana baktı.
— Hatıra.
Bir anda bütün ışıklar söndü.
Karanlık.
Bir nefes sesi.
Sonra çocuk sesi:
— Ağabey...
Selim:
— Deniz?
— Bu sefer doğru soruyu sor.
Selim:
— Kimsin?
Çocuk:
— Ben senin unuttuğun şeyim.
Selim:
— Neysin?
Çocuk:
— 14 Mayıs'ta kaybolan kişi değilim.
Selim:
— O zaman?
— 14 Mayıs'ta kaybolan kişi...
Bir sessizlik.
— ...sensin.
Selim'in gözleri karanlıkta açıldı.
Çocuk sesi son kez konuştu.
— Ve şimdi...
Bir adım sesi.
— ...seni geri almaya geldiler.
Kapı açıldı.
Koridorda onlarca ayak sesi duyuldu.
Bir.
İki.
Üç.
Dört.
Sonra daha fazlası.
Giray:
— Kaç kişi var?
Murat:
— Bilmiyorum.
Yasemin:
— Kapıyı kapatın!
Leyla:
— Kapanmıyor!
Selim silahını kaldırdı.
Koridorun karanlığında ilk siluet belirdi.
Sonra ikinci.
Üçüncü.
Dördüncü.
Beşinci.
Hepsi aynı yüzü taşıyordu.
Selim'in yüzünü.
Giray:
— Bunlar ne?
Murat:
— Eski kayıtlar.
Selim:
— Kaç tane?
Murat:
— Yeterince.
İlk Selim öne çıktı.
İkinci Selim onun yanına geldi.
Üçüncü Selim karanlıkta durdu.
Sonra dördüncü.
Sonra beşinci.
Selim geriye doğru bir adım attı.
— Hanginiz benim?
Hiçbiri cevap vermedi.
Sonra hepsi aynı anda konuştu.
— Hiçbirimiz.
Silah sesi koridorda yankılandı.
Giray ateş etmişti.
Mermi duvara saplandı.
Siluetler bir anda dağıldı.
Yasemin:
— Koşun!
Selim:
— Nereye?
Giray:
— Dışarı!
Herkes koridora çıktı.
Murat arkalarından geldi.
Selim son kez Oda 03'e baktı.
İçerideki monitörlerden biri hâlâ açıktı.
Ekranda tek bir görüntü vardı.
13 MAYIS — 21.16.
Selim.
Fotoğrafı çekiyordu.
Yanında dördüncü kişi.
Selim görüntüye yaklaşamadan ekran karardı.
Sonra beyaz yazı belirdi:
“YARIN FOTOĞRAFTA SADECE ÜÇ KİŞİ KALACAK.”
Altına:
“AMA BUGÜN DÖRT KİŞİDEN FAZLASI VAR.”
Selim koridora çıktı.
Kapı arkasından kapandı.
ÇAT.
Giray:
— Hızlı!
Koşmaya başladılar.
Koridorun ışıkları birer birer sönüyordu.
Önlerinde çıkış kapısı görünüyordu.
Ama kapıya ulaşmalarına birkaç metre kala...
bütün kapılar aynı anda kapandı.
ÇAT!
ÇAT!
ÇAT!
Selim durdu.
— Sıkıştık.
Murat:
— Hayır.
Selim:
— Ne?
Murat arkasına baktı.
— Daha başlamadı.
Koridorun sonunda bir ekran açıldı.
Saat:
23.53.
Sonra:
23.54.
23.55.
Selim:
— Saat ilerliyor.
Leyla:
— Ama gerçek saat...
Telefonuna baktı.
— 23.50.
Giray:
— Dört dakika önden gidiyor.
Murat:
— Hayır.
Selim:
— Ne?
Murat:
— Karargâhın saati önden gitmiyor.
Murat ekrana baktı.
— Biz gerideyiz.
Selim:
— Neye göre?
Murat:
— 14 Mayıs'a.
Bir anda koridor değişti.
Duvarların rengi.
Lambaların biçimi.
Kapıların yerleri.
Her şey...
eski hâline döndü.
Selim nefesini tuttu.
— Burası...
Murat:
— Evet.
Selim:
— 14 Mayıs.
Murat başını salladı.
— Sonunda geri geldik.
Koridorun sonunda dört kişi yürüyordu.
Selim.
Murat.
Yasemin.
Ve dördüncü kişi.
Selim onlara baktı.
Giray:
— Bunlar...
Selim:
— Biziz.
Dördüncü kişi yavaşça başını çevirdi.
Yüzü görünmeye başladı.
Selim'in nefesi kesildi.
Çünkü o yüz...
Selim'in yüzü değildi.
Murat'ın yüzü değildi.
Yasemin'in yüzü değildi.
Giray'ın yüzü de değildi.
Leyla'nın yüzü de değildi.
Hiçbirinin yüzü değildi.
Ama Selim onu tanıyordu.
Murat:
— Hatırladın mı?
Selim cevap veremedi.
Murat:
— İşte bu yüzden seni buraya getirdiler.
Dördüncü kişi kameraya baktı.
Sonra Selim'e.
Ve dudaklarını hareket ettirdi.
— Geç kaldın.
Selim'in gözleri büyüdü.
Çünkü o sesi tanıyordu.
Bu kez şüphe yoktu.
O ses...
kendi sesi değildi.
Murat'ın da değildi.
Deniz'in de değildi.
Yasemin'in de değildi.
Giray'ın da değildi.
Leyla'nın da değildi.
Ama Selim o sesi...
14 Mayıs'tan çok daha önce duymuştu.
Bir çocukken.
Bir odada.
Bir kapının arkasında.
Ve yıllardır hatırlamıyordu.
Dördüncü kişi tekrar konuştu.
— Şimdi hatırladın.
Selim fısıldadı:
— Sen...
Dördüncü kişi bir adım attı.
— Evet.
Selim:
— Sen ölmedin.
Dördüncü kişi:
— Ben hiç yaşamadım.
Selim'in yüzü değişti.
Murat başını eğdi.
Giray:
— Ne demek bu?
Dördüncü kişi Selim'e baktı.
— Bunu ona sorun.
Selim:
— Bana mı?
— Evet.
— Ne yaptım?
Dördüncü kişi gülümsedi.
— 14 Mayıs'ta beni sen yarattın.
Selim'in nefesi kesildi.
Koridorun bütün ışıkları bir anda yandı.
Ve bütün saatler aynı anda 23.47'yi gösterdi.
Tik.
Tak.
Tik.
Tak.
Dördüncü kişi:
— Şimdi sıra sende.
Selim:
— Ne sırası?
Dördüncü kişi:
— Hatırlama sırası.
Bir anda karargâhın bütün ekranlarında tek bir cümle belirdi:
“TEST 04 TAMAMLANDI.”
Altında:
“TEST 05 BAŞLIYOR.”
Selim'in gözleri ekranda kaldı.
Son satır yavaşça ortaya çıktı.
“BU KEZ DENEK SELİM DEĞİL.”
Bir saniye.
İki saniye.
Son kelime belirdi:
“DENEK SİZSİNİZ.”
Selim, Giray'a baktı.
Yasemin'e baktı.
Leyla'ya baktı.
Murat'a baktı.
Sonra...
koridorun sonunda duran beşinci siluete baktı.
Siluet başını kaldırdı.
Ve ilk kez...
kendi adını söyledi.
— Selim.
Selim'in eli silahında sıkılaştı.
— Kimsin?
Siluet cevap verdi.
— Bunu yarın hatırlayacaksın.
Saat 23.47'de kaldı.
Ve karargâhın bütün kapıları aynı anda kilitlendi.
ÇAT.
ÇAT.
ÇAT.
ÇAT.
Sonra karanlıktan tek bir cümle yükseldi:
— Çünkü 14 Mayıs daha bitmedi.
𖤍