33. bölüm · BİR KATİL SUSARSA
33.BÖLÜM
𖤍
“Şimdi gerçek gece başladı.”
Cümle karanlığın içinde asılı kaldı.
Selim hiçbir şey göremiyordu.
Ne Murat'ı.
Ne kapıyı.
Ne de ellerini.
Ama bir şeyi duyuyordu.
Nefes.
Kendisine ait olmayan bir nefes.
Yakındı.
Çok yakında.
Selim yutkundu.
“Yasemin?”
Cevap gelmedi.
“Murat?”
Sessizlik.
Selim bir adım attı.
Ayağının altında metal zeminin soğukluğunu hissetti.
Bir adım daha.
Sonra—
TIK.
Bir ışık yandı.
Sadece bir tane.
Odanın tam ortasında.
Selim başını kaldırdı.
Murat karşısındaydı.
Ama tek başına değildi.
Yanında Yasemin duruyordu.
Ve ikisinin arasında...
bir sandalye vardı.
Sandalyede biri oturuyordu.
Başını öne eğmişti.
Saçları yüzünü kapatıyordu.
Selim'in kalbi hızlandı.
“Murat…”
Murat cevap vermedi.
Selim bir adım attı.
Sandalyedeki kişi başını kaldırdı.
Selim'in nefesi kesildi.
Yüz...
kendi yüzüydü.
Ama gözleri Yasemin'in gözleriydi.
Selim geri çekildi.
“Bu ne?”
Murat'ın sesi neredeyse fısıltıydı.
“Bakma.”
Selim:
“Kim bu?”
Murat:
“Bakma dedim.”
Sandalyedeki kişi gülümsedi.
“Geç kaldın.”
Selim dondu.
Ses...
Yasemin'indi.
Ama kelimelerin arasında Selim'in konuşma biçimi vardı.
Selim:
“Sen Yasemin misin?”
Gülümseme kayboldu.
“Hayır.”
“Selim misin?”
“Hayır.”
“Arda?”
Kişi başını eğdi.
“Arda diye birini aramayı bırak.”
Selim:
“Niye?”
“Çünkü Arda burada değil.”
Selim:
“Buradaydı.”
“Hayır.”
“Ben gördüm.”
“Gördüğün her şey burada olmak zorunda değil.”
Selim'in gözleri Murat'a kaydı.
“Bunu sen mi yaptın?”
Murat:
“Hayır.”
“Yasemin mi?”
Yasemin başını iki yana salladı.
“Ben de değil.”
Selim:
“Öyleyse kim?”
Kimse cevap vermedi.
Saat çalıştı.
TIK.
23.47.
Selim saate baktı.
“Yine 23.47.”
Murat:
“Bu kez farklı.”
“Nasıl?”
Murat saate baktı.
“Bu kez geri dönmeyecek.”
Selim'in yüzü gerildi.
“Ne demek bu?”
Murat cevap vermedi.
Sandalyedeki kişi konuştu.
“Çünkü döngü tamamlandı.”
Selim:
“Ne tamamlandı?”
“Sen.”
Selim:
“Ben zaten buradayım.”
“Hayır.”
Kişi ayağa kalktı.
Yüzü ışığın içine tamamen girdi.
Selim bir adım geri çekildi.
Bu kez yüzünde kendi yüzü yoktu.
Yasemin'in yüzü vardı.
Ama gözleri...
Selim'indi.
Kişi:
“Sen hâlâ bir kişinin kendisi olduğunu düşünüyorsun.”
Selim:
“Ben kimim?”
Kişi:
“Bunu gerçekten öğrenmek istiyor musun?”
Selim:
“Evet.”
“Öğrendiğinde geri dönemeyeceksin.”
Selim:
“Zaten geri dönecek bir yerim yok.”
Kişi başını kaldırdı.
“İşte ilk doğru cümlen.”
Bir anda ışıklar yandı.
Oda değişmişti.
Duvarlar yoktu.
Masa yoktu.
Kapı yoktu.
Sadece dört sandalye vardı.
Dördünde de birer kişi oturuyordu.
Selim.
Murat.
Yasemin.
Ve...
boş bir sandalye.
Selim boş sandalyeye baktı.
“Arda?”
Murat:
“Hayır.”
“Öyleyse kim?”
Yasemin cevap verdi.
“Sen.”
Selim:
“Ben zaten buradayım.”
Yasemin:
“Hayır.”
Selim:
“Ne demek bu?”
Yasemin boş sandalyeyi gösterdi.
“Gerçek Selim orada oturuyordu.”
Selim'in yüzü değişti.
“Ne zaman?”
“12 Mayıs.”
Selim:
“Benim hatırladığım gece mi?”
Yasemin:
“Hayır.”
“Öyleyse hangi gece?”
Yasemin:
“Senin hatırlamadığın gece.”
Murat gözlerini kapattı.
Selim ona döndü.
“Bunu biliyorsun.”
Murat:
“Evet.”
“Ne zamandır?”
“İlk döngüden beri.”
Selim:
“İlk döngü kaç?”
Murat cevap vermedi.
Selim:
“Murat.”
Murat:
“Bir.”
Selim:
“Benim hatırladığım ilk döngü 19.”
“Evet.”
“Peki ilk on sekizde ne oldu?”
Murat:
“Hiçbir şey.”
Selim:
“Yalan.”
Murat:
“Biliyorum.”
Selim:
“Ne oldu?”
Murat:
“Sen her seferinde aynı soruyu sordun.”
“Hangisini?”
Murat Selim'e baktı.
“Ben kimim?”
Selim sustu.
Murat:
“Ve her seferinde cevabı biraz daha değiştirdin.”
Selim:
“Ben mi?”
“Evet.”
Selim:
“Nasıl?”
Murat:
“İlkinde Selim'din.”
Bir saniye durdu.
“İkincisinde Arda.”
Bir saniye daha.
“Üçüncüsünde Yasemin.”
Selim'in yüzü gerildi.
“Sonra?”
Murat:
“Sonra kendini hatırlamamaya başladın.”
Selim:
“Kaçıncı döngü?”
Murat:
“On iki.”
“On ikide ne oldum?”
Murat cevap vermedi.
Selim:
“Ne oldum?”
Yasemin:
“Boşluk.”
Selim ona döndü.
“Ne?”
Yasemin:
“On ikinci döngüde artık bir ismin yoktu.”
“Nasıl?”
“Biri sana adını sordu.”
Selim:
“Ne dedim?”
Yasemin:
“Hiçbir şey.”
Selim:
“Sonra?”
Yasemin:
“Bir süre sonra konuşmayı bıraktın.”
Selim:
“Ben?”
Yasemin başını salladı.
“Sen.”
Selim'in gözleri doldu.
“Peki neden şimdi konuşuyorum?”
Yasemin'in sesi çok yavaş çıktı.
“Çünkü artık sen konuşmuyorsun.”
Selim'in yüzü dondu.
O anda odanın arkasından bir ses geldi.
“Ben konuşuyorum.”
Selim döndü.
Kimse yoktu.
Ama ses yine geldi.
“Ben.”
Selim:
“Kim?”
“Senin yerine.”
Selim:
“Arda?”
“Hayır.”
Selim:
“Öyleyse kim?”
Ses:
“Yasemin.”
Yasemin bir anda başını kaldırdı.
“Hayır.”
Murat:
“Duydun mu?”
Yasemin:
“Evet.”
Selim:
“Ses onun sesi.”
Murat:
“Değil.”
Selim:
“Nasıl değil?”
Murat:
“Çünkü Yasemin'in sesi kayıt altında.”
Selim:
“Ne?”
Murat:
“Gerçek Yasemin'in sesi.”
Yasemin:
“Benim sesim değil.”
Selim:
“Sen kendini gerçek sanıyordun.”
Yasemin:
“Ben hiçbir zaman gerçek olduğumu söylemedim.”
Selim:
“Ama Yasemin olduğunu söyledin.”
Yasemin:
“Çünkü bana verilen isim buydu.”
Selim:
“Kim verdi?”
Yasemin sustu.
Selim:
“Kim?”
Yasemin'in gözleri boş sandalyeye kaydı.
“Sen.”
Selim:
“Ben mi?”
“Evet.”
“Ne zaman?”
“İlk gece.”
Selim:
“Hangi gece?”
Yasemin cevap vermedi.
Duvarın bir bölümünde görüntü belirdi.
12 MAYIS.
00.13.
Selim görüntüye yaklaştı.
Bir ev.
Koridor.
Kapı.
Sonra genç bir kadın.
Yasemin.
Ama bu Yasemin ağlamıyordu.
Korkmuyordu.
Sanki birini bekliyordu.
Kapı açıldı.
İçeri bir adam girdi.
Yüzü görünmüyordu.
Yasemin:
“Geldin.”
Adam:
“Geç kaldım.”
Yasemin:
“Beni buldun mu?”
Adam:
“Hayır.”
Yasemin:
“Kimi?”
Adam:
“Selim'i.”
Selim'in kalbi hızlandı.
Görüntüdeki Yasemin:
“Onu bulamazsın.”
Adam:
“Neden?”
“Çünkü o artık burada değil.”
Adam:
“Biliyorum.”
Yasemin:
“Ne yapacağız?”
Adam:
“Hatırasını kullanacağız.”
Selim:
“Dur.”
Görüntü devam etti.
Adam masaya bir dosya bıraktı.
Dosyanın üzerinde tek bir isim vardı.
SELİM DEMİR.
Selim'in nefesi kesildi.
“Bu dosya…”
Murat:
“Evet.”
Selim:
“Sen biliyordun.”
Murat:
“Evet.”
“Dosyada ne vardı?”
Murat:
“Bir isim.”
Selim:
“Başka?”
“Bir tarih.”
“12 Mayıs mı?”
“Hayır.”
Selim ona baktı.
Murat:
“11 Mayıs.”
Selim:
“Bir gün önce.”
Murat başını salladı.
“Her şey 11 Mayıs'ta başladı.”
Selim:
“Ne oldu?”
Murat cevap vermeden görüntüye baktı.
Görüntüdeki adam dosyayı açtı.
İlk sayfa.
Tek cümle:
KAYIP KİŞİ BULUNDU.
Selim:
“Kim bulunmuş?”
Görüntüdeki adamın eli ikinci sayfayı çevirdi.
SELİM DEMİR.
Selim:
“Ben.”
Murat:
“Hayır.”
Selim:
“Dosyada benim adım var.”
Murat:
“Dosyada senin hatıranın adı var.”
Selim:
“Bu nasıl mümkün?”
Murat:
“Çünkü gerçek Selim'i bulamadılar.”
Selim:
“Öyleyse kimi buldular?”
Murat:
“Seni.”
Selim:
“Ben gerçek değil miyim?”
Murat:
“Bunu hâlâ yanlış soruyorsun.”
Selim:
“Doğru soru ne?”
Murat:
“Gerçek olan hangisi?”
Selim:
“Cevap?”
Murat:
“Hiçbiri.”
Selim'in bakışları değişti.
“Peki neden ben buradayım?”
Murat:
“Çünkü sistem seni gerçek kabul ediyor.”
Selim:
“Ya siz?”
Murat:
“Bizi de.”
“Yasemin?”
Murat:
“Onu da.”
“Arda?”
Murat sustu.
Selim:
“Arda'yı da mı?”
Murat:
“Arda sistemin hatası.”
Selim:
“Nasıl?”
Murat:
“Bir hatırayı iki kez kaydetti.”
Selim:
“Benim hatıramı?”
“Evet.”
Selim:
“Ve ikinci kayıt Arda oldu.”
Murat:
“Evet.”
Selim:
“Peki birinci kayıt?”
Murat Selim'e baktı.
“Sen.”
Sessizlik.
Saat:
23.48.
Selim saate baktı.
“23.47 geçti.”
Yasemin:
“Evet.”
Selim:
“Döngü neden bitmedi?”
Yasemin:
“Çünkü artık döngünün içinde değiliz.”
Selim:
“Neredeyiz?”
Yasemin:
“Sonucun içinde.”
Selim:
“Ne sonucu?”
Yasemin:
“Kim kalacak?”
Selim:
“Kim karar verecek?”
Yasemin:
“Sen.”
Selim:
“Ben karar vermeyeceğim.”
Yasemin:
“Karar çoktan verildi.”
Selim:
“Kim verdi?”
Yasemin:
“Sen.”
Selim:
“Ne zaman?”
Yasemin:
“12 Mayıs.”
Selim:
“Ben ne seçtim?”
Yasemin'in gözlerinden yaş süzüldü.
“Beni.”
Selim sustu.
Yasemin:
“Beni hatırlamayı seçtin.”
Selim:
“Sonra?”
“Arda doğdu.”
“Sonra?”
“Gerçek Selim kayboldu.”
“Sonra?”
“Ben öldüm.”
Selim'in nefesi kesildi.
“Ve sonra?”
Yasemin başını kaldırdı.
“Sen doğdun.”
Selim:
“Ben zaten vardım.”
Yasemin:
“Hayır.”
“Ne diyorsun?”
“Sen 12 Mayıs'tan sonra varsın.”
Selim:
“Benim çocukluğum?”
“Hatıra.”
“Ev?”
“Hatıra.”
“Ailem?”
“Hatıra.”
“Benim bütün hayatım?”
Yasemin cevap vermedi.
Selim'in sesi titredi.
“Hatıra mı?”
Yasemin:
“Bir kısmı.”
Selim:
“Hangisi gerçek?”
Yasemin:
“Bunu öğrenmek için 50. döngüyü bekledik.”
Selim:
“Kim bekledi?”
Yasemin:
“Sen.”
Selim:
“Ben?”
“Evet.”
“Ben ne yaptım?”
Yasemin:
“Bizi buraya kilitledin.”
Selim'in yüzü değişti.
“Hayır.”
Murat:
“Evet.”
Selim Murat'a döndü.
“Sen de mi?”
Murat:
“Kapıyı sen kapattın.”
Selim:
“Ne zaman?”
Murat:
“İlk gece.”
Selim:
“Bana neden söylemedin?”
Murat:
“Çünkü kapıyı açarsan…”
Selim:
“Ne olur?”
Murat:
“Gerçek Selim geri gelir.”
Selim:
“Ve ben?”
Murat:
“Sen kaybolursun.”
Selim:
“Yasemin?”
Murat:
“O da.”
Selim:
“Arda?”
Murat:
“O da.”
Selim:
“Sen?”
Murat sustu.
Selim:
“Sen de mi kaybolacaksın?”
Murat:
“Ben zaten kayboldum.”
Selim'in gözleri doldu.
“Ne zamandır?”
Murat:
“31. döngü.”
Selim:
“Yedi kişi demiştin.”
Murat:
“Evet.”
“Kaybolan yedi kişi…”
Murat başını salladı.
“Ben onları hatırlamıyorum.”
Selim:
“Çünkü onları sistem sildi.”
Murat:
“Hayır.”
Selim:
“Öyleyse?”
Murat:
“Çünkü onları sen sildin.”
Selim'in yüzündeki bütün ifade kayboldu.
“Ben?”
Murat:
“Hatırlamıyorsun.”
Selim:
“Nasıl sildim?”
Murat:
“Onları seçmedin.”
“Ne seçtim?”
Murat:
“Kendini.”
Selim geri çekildi.
“Ben ne yaptım?”
Murat:
“Her döngüde bir kişiyi kurtarmaya çalıştın.”
Selim:
“Kimleri?”
Murat:
“Önce Yasemin'i.”
“Sonra?”
“Arda'yı.”
“Sonra?”
“Gerçek Selim'i.”
“Sonra?”
Murat'ın sesi kırıldı.
“Beni.”
Selim:
“Ve?”
Murat:
“Her seferinde bir başkasını kaybettin.”
Selim:
“Peki ellinci döngü?”
Murat:
“Sonuncusu.”
Selim:
“Bu kez kimi kurtaracağım?”
Murat cevap vermedi.
Yasemin:
“Kendini.”
Selim:
“Ben kendimi kurtarmak istemiyorum.”
Yasemin:
“Biliyorum.”
“Ne istiyorum?”
Yasemin'in yüzünde küçük, hüzünlü bir gülümseme belirdi.
“Beni.”
Selim:
“Yasemin…”
Yasemin:
“İşte Arda'nın istediği de bu.”
Selim:
“Arda nerede?”
Yasemin:
“Burada.”
Selim etrafına baktı.
Kimse yoktu.
Sonra arkasından bir ses geldi.
“Ben hiç gitmedim.”
Selim döndü.
Arda kapının önünde duruyordu.
Bu kez yüzü Selim'e benzemiyordu.
Yüzü...
Yasemin'indi.
Selim:
“Sen…”
Arda:
“Şimdi anladın.”
Selim:
“Sen kimsin?”
Arda:
“Senin seçtiğin Yasemin.”
Selim'in yüzü bembeyaz oldu.
“Ne?”
Arda:
“Gerçek Yasemin öldü.”
Yasemin:
“Sus.”
Arda:
“Sen onun ölmesini kabul edemedin.”
Selim:
“Devam etme.”
Arda:
“Onu hatıranda yaşattın.”
Yasemin:
“Selim, dinleme.”
Arda:
“Sonra hatıran ikiye bölündü.”
Selim:
“Yeter.”
Arda:
“Bir tarafı Selim oldu.”
Bir adım attı.
“Bir tarafı Yasemin.”
Bir adım daha.
“Sonra ikisinin arasında kalan boşluk…”
Arda gülümsedi.
“Arda oldu.”
Selim:
“Hayır.”
Arda:
“Evet.”
Selim:
“Sen benim hatıram değilsin.”
Arda:
“Ben senin kararınım.”
Selim sustu.
Arda:
“12 Mayıs'ta bir seçim yaptın.”
Selim:
“Ne seçtim?”
Arda:
“Gerçeği değil.”
Selim:
“Ne?”
Arda:
“Hatırlamayı.”
O anda bütün oda sarsıldı.
Duvarlarda onlarca görüntü belirdi.
Birinci döngü.
İkinci.
Üçüncü.
On ikinci.
On dokuzuncu.
Otuz birinci.
Kırk dokuzuncu.
Ve son olarak—
50.
Görüntülerin hepsinde Selim vardı.
Ama hiçbirinde aynı Selim yoktu.
Birinde ağlıyordu.
Birinde bağırıyordu.
Birinde susuyordu.
Birinde Yasemin'e sarılmaya çalışıyordu.
Birinde Arda'nın peşinden koşuyordu.
Birinde Murat'a silah doğrultuyordu.
Birinde ise…
tek başına kameraya bakıyordu.
Ekrandaki Selim:
“Eğer bunu izliyorsan…”
Gerçek Selim fısıldadı:
“Bu cümleyi biliyorum.”
Ekrandaki Selim:
“...demek ki sonunda buraya geldin.”
Selim:
“Bu kayıt benim.”
Murat:
“Evet.”
Ekrandaki Selim:
“Fakat bir şeyi yanlış hatırlıyorsun.”
Selim ekrana yaklaştı.
“Ne?”
Ekrandaki Selim:
“Yasemin 12 Mayıs'ta ölmedi.”
Selim'in nefesi kesildi.
Yasemin başını eğdi.
Murat gözlerini kapattı.
Selim:
“Ne?”
Kayıttaki Selim devam etti.
“Yasemin'i biz öldü sandık.”
Selim:
“Biz?”
“Çünkü onu görmedik.”
Selim:
“Kim gördü?”
Kayıttaki Selim:
“Ben.”
Selim:
“Nerede?”
Kayıttaki Selim:
“23.47'de.”
Saat:
23.49.
Selim saate baktı.
“23.49…”
Murat:
“Olmaması gereken saat.”
Selim:
“Neden?”
Murat:
“Çünkü 23.49 hiç yaşanmadı.”
Selim:
“Ne?”
Murat:
“Bütün döngüler 23.47'de kırıldı.”
Selim:
“Peki bu saat?”
Murat'ın yüzü değişti.
“Biri sistemi değiştirdi.”
Selim:
“Kim?”
Murat cevap vermedi.
Arda:
“Ben.”
Selim ona döndü.
“Sen sistemi değiştiremezsin.”
Arda:
“Tek başıma değil.”
Selim:
“Kim yardım etti?”
Arda gülümsedi.
“Sen.”
Selim:
“Ben sana yardım etmedim.”
Arda:
“Etmedin.”
Bir saniye durdu.
“Bana izin verdin.”
Selim:
“Nasıl?”
Arda:
“Beni hatırlayarak.”
O anda kapı sertçe açıldı.
GÜM.
Dışarıdan bir ses geldi.
“SELİM!”
Selim irkildi.
Bu ses...
gerçekti.
Sistemin içinden gelmiyordu.
Murat'ın yüzü değişti.
“Bu mümkün değil.”
Selim:
“Kim?”
Murat cevap vermedi.
Kapının ardından tekrar geldi.
“SELİM!”
Selim kapıya koştu.
Murat kolundan tuttu.
“Dur.”
“Bırak.”
“Bu sesi tanıyor musun?”
Selim durdu.
Evet.
Tanıyordu.
Ama nereden?
Kapının ardından üçüncü kez ses geldi.
“Selim Demir.”
Selim'in yüzü bembeyaz oldu.
Murat'ın eli gevşedi.
Yasemin başını kaldırdı.
Arda'nın gülümsemesi kayboldu.
Çünkü o isim…
bu odada yalnızca bir kişinin bildiği isimdi.
Selim:
“Kim var orada?”
Kapının ardından cevap geldi.
“Ben.”
Selim:
“Kim?”
Ses:
“Gerçek Selim.”
Selim'in gözleri büyüdü.
Murat fısıldadı:
“Olmaz.”
Yasemin:
“Geldi.”
Arda:
“Hayır.”
Selim kapıya baktı.
“Gerçek Selim öldü.”
Kapının ardından ses geldi.
“Bunu sana kim söyledi?”
Selim cevap veremedi.
Ses:
“Arda mı?”
Sessizlik.
“Yasemin mi?”
Yine sessizlik.
“Murat mı?”
Murat'ın yüzü gerildi.
Kapının ardından son cümle geldi.
“Yoksa sen mi?”
Selim'in eli kapı koluna gitti.
Murat:
“Selim, açma.”
Selim:
“Bu kez açacağım.”
Murat:
“Ne olduğunu bilmiyorsun.”
Selim:
“Hayır.”
Elini kapı koluna bastırdı.
“İlk kez ne olduğunu biliyorum.”
Murat:
“Ne?”
Selim kapıya baktı.
“Benim bütün hayatım boyunca sorduğum yanlış soruyu.”
Murat:
“Hangisini?”
Selim:
“Ben kimim?”
Kapının arkasındaki ses cevap verdi.
“İşte.”
Bir saniye sessizlik.
“Sonunda doğru soruyu sordun.”
Selim kapıyı açtı.
GICIR.
Kapının ardında uzun bir koridor vardı.
Koridorun sonunda biri duruyordu.
Başını eğmişti.
Selim bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Koridorun ışıkları tek tek yandı.
Bir.
İki.
Üç.
Dört.
Beş.
Altı.
Yedinci ışık yandığında adamın yüzü göründü.
Selim'in yüzü değildi.
Arda'nın yüzü değildi.
Yasemin'in yüzü hiç değildi.
Murat'ın yüzüydü.
Selim dondu.
Murat'ın arkasındaki kişi konuştu.
“Şimdi anladın.”
Selim yavaşça arkasına baktı.
Odada duran Murat'a.
Sonra koridordaki Murat'a.
İki Murat.
Aynı yüz.
Aynı ses.
Ama yalnızca biri konuşuyordu.
Odada kalan Murat fısıldadı:
“Bana inanma.”
Koridordaki Murat gülümsedi.
“Bana da.”
Selim'in nefesi kesildi.
Yasemin geri çekildi.
Arda ilk kez gerçekten korkmuştu.
Koridordaki Murat bir adım attı.
“Çünkü ikimizden biri gerçek değil.”
Odada kalan Murat:
“Hayır.”
Koridordaki Murat:
“Hangimiz olduğunu öğrenmek istiyorsan…”
Saat yeniden çalıştı.
TIK.
23.50.
Murat'ın yüzü bir anda değişti.
“Geç kaldık.”
Selim:
“Neye?”
Koridordaki Murat başını kaldırdı.
“51. döngü başladı.”
Selim:
“50 bitmeden 51 nasıl başladı?”
Murat:
“Çünkü…”
Duvar ekranı açıldı.
Tek satır:
DÖNGÜ 51 — YASEMİN'İN HATIRASI
Selim ekrana baktı.
Yasemin'in yüzü bembeyaz oldu.
Arda geri çekildi.
Murat'ın gözleri doldu.
Selim:
“Bu ne?”
Yasemin fısıldadı:
“Beni hiç hatırlamaman gereken gece.”
Selim:
“Ne olacak?”
Yasemin ona baktı.
“Bu kez…”
Bir an durdu.
“...ölen kişi ben olmayacağım.”
Selim:
“Kim?”
Yasemin gözlerini Selim'in gözlerine dikti.
“Sen.”
Karanlık çöktü.
Ve karanlığın içinden bir çocuk sesi yükseldi:
“Hayır.”
Kısa bir sessizlik.
“Bu kez ikinizden biri ölecek.”
𖤍
