4. bölüm · BİR KATİL SUSARSA

4.BÖLÜM

IRMAK İLKDOĞAN

𖤍
“Bazı insanlar kaybolmazdı; yalnızca kendilerini arayanların arasına saklanırdı.”

Saat 01.47'ydi.

Arşiv odasının kapısı hâlâ kilitliydi.
Murat kapının önünde duruyordu.
Yasemin hemen arkasındaydı.
Emre ise koridorun diğer tarafını kontrol ediyordu.
Kapının arkasından Selim'in sesi yeniden duyuldu.
— Başkomiserim...
Murat:
— Buradayım.
— Kapıyı açmayın.
Murat kaşlarını çattı.
— Neden?
Selim birkaç saniye sustu.
— Çünkü kapının arkasında yalnız değilim.
Emre Murat'a baktı.
— Ne demek bu?
Murat kapıya yaklaştı.
— Selim, içeride kim var?
Cevap gelmedi.
Murat:
— Selim!
Bu kez ses çok daha uzaktan geldi.
— Bilmiyorum.
Yasemin:
— Az önce burada olduğunu söylüyordu.
Murat:
— Artık bundan emin değilim.
Emre:
— Kapıyı kırayım mı?
Murat başını salladı.
— Hayır.
Kapının kilidini inceledi.
Eski bir kilitti.
Fakat üzerinde yeni çizikler vardı.
Murat parmağını kilidin üzerine götürdü.
— Bu kilit dışarıdan kapatılmamış.
Emre:
— İçeriden mi?
— Evet.
Yasemin:
— Ama Selim içerideyse kapıyı neden kilitlesin?
Murat cevap vermedi.
Çünkü kapının altından küçük bir kâğıt parçası çıkmıştı.
Yasemin eğilip aldı.
Üzerinde tek bir kelime vardı.
“BAŞLANGIÇ.”
Murat kâğıdı aldı.
Ardından kapıya üç kez vurdu.
Tak.
Tak.
Tak.
— Selim.
Sessizlik.
Murat:
— Eğer gerçekten içerideysen üç kez vur.
Birkaç saniye geçti.
Sonra içeriden...
Tak.
Tak.
Tak.
Yasemin'in yüzü gerildi.
— İçeride.
Murat:
— Ya da biri onun sesini taklit ediyor.
Emre:
— Bunu nasıl anlayacağız?
Murat:
— Ona yalnızca Selim'in bileceği bir soru soracağım.
Kapıya yaklaştı.
— Selim.
— Efendim?
— Dokuz yıl önce bana söylediğin ilk cümle neydi?
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra içeriden cevap geldi.
— “Geç kaldınız.”
Murat'ın yüzü değişti.
Yasemin:
— Doğru mu?
Murat başını salladı.
— Hayır.
Emre:
— Ne?
Murat:
— Selim bana o gece hiçbir şey söylemedi.
Kapının arkasındaki ses bir anda sustu.
Murat geri çekildi.
— İçerideki kişi Selim değil.
Tam o anda kapıya sert bir şey vurdu.
GÜM!
Yasemin irkildi.
Emre silahını kaldırdı.
Murat:
— Geri çekilin.
İkinci darbe geldi.
GÜM!
Kapının kilidi yerinden çıktı.
Kapı açıldı.
İçerisi boştu.
Sandalyenin üzerinde ise yalnızca Selim'in telefonu vardı.
Emre:
— Nasıl?
Murat odaya girdi.
— Buradaydı.
Yasemin:
— Ama şimdi yok.
Murat odanın duvarlarını inceledi.
Bir şey arıyordu.
Sonunda durdu.
Aynanın karşısına geçti.
Aynadaki yansımasına baktı.
Sonra aynanın kenarını yokladı.
Tık.
Ayna birkaç santim hareket etti.
Emre:
— Gizli kapı mı?
Murat aynayı yana itti.
Arkasında dar bir geçit ortaya çıktı.
Yasemin:
— Bu bina planında böyle bir yer yok.
Murat:
— Çünkü bu geçit resmi kayıtlarda yok.
Geçidin içinden soğuk hava geliyordu.
Murat fenerini yaktı.
— Giriyoruz.
Emre:
— Başkomiserim, bu iyi bir fikir mi?
Murat:
— Hayır.
Bir adım attı.
— Ama artık başka seçeneğimiz yok.
Üçü geçide girdi.
Duvarların üzerinde eski tarihler vardı.
2008
2009
2010
Ve en sonunda...
2017
Murat durdu.
Duvarın üzerinde bir fotoğraf vardı.
Güney.
Karsu.
Yakup.
Selim.
Ve yüzü görünmeyen adam.
Fotoğrafın altında:
“DÖRT KİŞİ GİRDİ.”
Biraz aşağıda başka bir yazı vardı.
“ÜÇ KİŞİ ÇIKTI.”
Yasemin:
— Bir kişi içeride kaldı.
Murat:
— Evet.
Emre:
— Kim?
Murat fotoğrafı dikkatlice inceledi.
— Bilmiyoruz.
Tam o sırada geçidin sonunda bir kapı göründü.
Kapının üzerinde yine aynı sayı vardı.
17
Murat kapıya yaklaştı.
Bu kez kapı kilitli değildi.
Yavaşça açtı.
İçeride eski bir masa vardı.
Masanın üzerinde dört dosya.
Murat ilk dosyayı açtı.
KARSU.
İkinci:
YAKUP.
Üçüncü:
GÜNEY.
Dördüncü dosyada ise yalnızca tek bir isim vardı.
MURAT DAĞHAN.
Yasemin nefesini tuttu.
— Sizin dosyanız...
Murat dosyayı açtı.
İlk sayfada kendi fotoğrafı vardı.
Altında:
ŞÜPHELİ
yazıyordu.
Murat sayfayı çevirdi.
İkinci sayfada:
TANIK
yazıyordu.
Üçüncü sayfada:
HEDEF
yazıyordu.
Dördüncü sayfa boştu.
Murat:
— Burada bir şey eksik.
Emre:
— Ne?
Murat:
— Son sayfa.
Tam o sırada telefon çaldı.
Murat'ın telefonu değildi.
Masanın üzerindeki eski telefondu.
Yasemin:
— Açacak mısınız?
Murat telefonu kaldırdı.
— Alo?
Karşı taraftan nefes sesi geldi.
Sonra Güney'in sesi duyuldu.
— Dosyanı buldun.
Murat:
— Neredesin?
— Beni aramaya devam etme.
— Neden?
— Çünkü senin peşinde olduğun kişi ben değilim.
Murat:
— O zaman kim?
Güney:
— Selim.
Murat'ın bakışları sertleşti.
— Selim nerede?
Güney:
— Yanında.
Murat etrafına baktı.
— Burada değil.
Güney'in sesi çok sakin geldi.
— Aynaya bak.
Murat yavaşça karşı duvara baktı.
Orada küçük bir ayna vardı.
Murat'ın yüzü görünüyordu.
Yasemin'in yüzü görünüyordu.
Emre'nin yüzü görünüyordu.
Ve üçünün arkasında...
Selim duruyordu.
Murat hızla arkasını döndü.
Kimse yoktu.
Tekrar aynaya baktı.
Selim hâlâ oradaydı.
Güney:
— Artık anladın mı?
Murat:
— Ne?
— Selim'i aramıyorsun.
Kısa bir sessizlik.
— Selim seni buldu.
Telefon kapandı.
Murat birkaç saniye aynaya baktı.
Sonra aynanın üzerine yaklaştı.
Selim'in yansımasının yanında başka bir yazı vardı.
Murat parmağıyla aynanın üzerindeki buğuyu sildi.
Yazı ortaya çıktı.
“DÖRDÜNCÜ KİŞİ HÂLÂ HAYATTA.”
Yasemin:
— Dördüncü kişi...
Emre:
— Güney mi?
Murat başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Kim o zaman?
Murat aynadaki Selim'e baktı.
— Bilmiyorum.
Bir saniye sonra aynadaki Selim'in görüntüsü kayboldu.
Aynanın üzerinde yeni bir cümle belirdi.
“KATİL SUSARSA, TANIK KONUŞUR.”
Murat'ın telefonu yeniden titredi.
Yeni bir mesaj.
Gönderen:
SELİM
Mesajda yalnızca şunlar yazıyordu:
“Başkomiserim, sakın eve gitmeyin.”
Murat'ın yüzü değişti.
Hemen ikinci mesaj geldi.
“Çünkü evinizde dokuz yıldır açılmamış bir oda var.”
Murat telefonu elinde sıkıca tuttu.
Yasemin:
— Başkomiserim?
Murat cevap vermedi.
Gözlerini kapattı.
Dokuz yıl önceki görüntü yeniden zihnine geldi.
Bir ev.
Kapalı bir kapı.
Ve kapının üzerinde...
17
Murat gözlerini açtı.
— Eve gidiyoruz.
Emre:
— Neden?
Murat kapıya doğru yürüdü.
— Çünkü dokuz yıldır aradığımız cevap garın içinde değilmiş.
Koridorun karanlığına baktı.
— Cevap benim evimdeymiş.
Ve ilk kez Murat Dağhan'ın yüzünde korkuya benzeyen bir ifade belirdi.
Çünkü o evde...
17 numaralı oda gerçekten vardı.
𖤍
“Bazı kapılar yıllarca kapalı kalmazdı; bazı gerçekler içeride tutulurdu.”
𖤍
Saat 02.18'di.
Murat'ın aracı karanlık sokaklardan hızla ilerliyordu.
Direksiyonun başında Emre vardı.
Yasemin arka koltukta sessizce oturuyor, elindeki Selim'in telefonuna bakıyordu.
Murat ise camdan dışarı bakıyordu.
Hiç konuşmuyordu.
Dokuz yıl.
Aynı ev.
Aynı kapı.
Ve aynı sayı.
17.
Yasemin sonunda sessizliği bozdu.
— Başkomiserim.
Murat gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi.
— Söyle.
— Siz o odayı neden hiç açmadınız?
Murat birkaç saniye sustu.
— Çünkü anahtarı hiç bende olmadı.
Emre dikiz aynasından baktı.
— Peki kapı neden dokuz yıldır kilitli?
Murat:
— Onu bilmiyorum.
Yasemin:
— Ama ev sizin.
Murat başını salladı.
— Evet.
Arabanın içi yeniden sessizliğe gömüldü.
Birkaç dakika sonra araç durdu.
Murat dışarı çıktı.
Evin karşısında birkaç saniye hareketsiz kaldı.
Her şey aynıydı.
Bahçe.
Merdivenler.
Pencereler.
Ama bir şey farklıydı.
Üst kattaki pencerenin perdesi açıktı.
Murat kaşlarını çattı.
— Ben o perdeyi kapatmıştım.
Emre:
— Emin misiniz?
— Evet.
Üçü eve doğru ilerledi.
Murat anahtarı çıkardı.
Kapıyı açtı.
İçerisi karanlıktı.
Yasemin fenerini açtı.
— Burada biri var mı?
Cevap gelmedi.
Murat içeri girdi.
Salon.
Mutfak.
Koridor.
Her şey yerli yerindeydi.
Ta ki üst kata çıkana kadar.
Merdivenin son basamağında Murat durdu.
Duvarın üzerinde küçük bir çizik vardı.
17.
Emre:
— Bu yeni mi?
Murat parmağını çizginin üzerinde gezdirdi.
— Hayır.
— Eski mi?
Murat:
— Dokuz yıllık.
Yasemin ona baktı.
— Bunu nereden biliyorsunuz?
Murat cevap vermedi.
Koridorun sonunda kapı görünüyordu.
17 numaralı oda.
Murat yavaşça kapıya yaklaştı.
Kapının koluna dokundu.
Kilitli değildi.
Yasemin:
— Az önce mesajda oda dokuz yıldır açılmamış denmişti.
Murat:
— Evet.
Kapıyı açtı.
Gıcırdayan ses bütün koridora yayıldı.
Oda karanlıktı.
İçeride eski bir masa vardı.
Masanın üzerinde sararmış fotoğraflar duruyordu.
Murat içeri girdi.
Bir fotoğrafı eline aldı.
Fotoğrafta dört kişi vardı.
Güney.
Karsu.
Yakup.
Ve...
Murat'ın nefesi kesildi.
Fotoğraftaki dördüncü kişi yüzünü kameraya dönmemişti.
Ama üzerinde Murat'ın dokuz yıl önce kullandığı mont vardı.
Yasemin:
— Bu siz misiniz?
Murat:
— Hayır.
Emre:
— O zaman kim?
Murat fotoğrafı çevirdi.
Arkasında tek bir tarih vardı.
17.11.2017
Altında ise bir cümle:
“EVE DÖNEN TEK KİŞİ OLMADI.”
Murat fotoğrafı masaya bıraktı.
Tam o sırada odanın içinden küçük bir ses geldi.
Tık.
Tık.
Tık.
Üçü birden döndü.
Ses dolabın içinden gelmişti.
Emre silahını kaldırdı.
Murat elini kaldırarak onu durdurdu.
Dolaba yaklaştı.
Kapısını açtı.
İçeride yalnızca eski bir kayıt cihazı vardı.
Cihaz kendiliğinden çalışmaya başladı.
Önce parazit sesi duyuldu.
Sonra bir erkek sesi.
— Murat...
Murat dondu.
Ses devam etti.
— Eğer bunu dinliyorsan 17 numaralı odayı sonunda açtın.
Yasemin fısıldadı.
— Bu ses...
Murat:
— Benim.
Kayıt devam etti.
— Sana bir şey söylemem gerekiyor.
Kısa bir sessizlik oldu.
— O gece garın içinde dört kişi yoktu.
Murat'ın yüzü gerildi.
— Beş kişiydik.
Emre ve Yasemin birbirlerine baktı.
Kayıttaki Murat'ın sesi yeniden duyuldu.
— Ve beşinci kişi hâlâ aramızda.
Kayıt bir anda kesildi.
Oda sessizliğe gömüldü.
Murat kayıt cihazını eline aldı.
Altında küçük bir etiket vardı.
“SON KAYIT.”
Yasemin:
— Başkomiserim...
Murat başını kaldırdı.
— Ne?
Yasemin odanın kapısını gösterdi.
Kapının dışındaki koridorda bir gölge vardı.
Üçü birden ona baktı.
Gölge hareket etti.
Sonra kayboldu.
Emre kapıya koştu.
Koridor boştu.
Ama yerde bir zarf vardı.
Emre zarfı aldı.
Üzerinde yalnızca bir isim yazıyordu.
MURAT DAĞHAN.
Murat zarfı açtı.
İçinden tek bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta bu ev vardı.
Fakat fotoğraf dokuz yıl önce çekilmişti.
Ve üst kattaki 17 numaralı odanın penceresinde...
bir insan duruyordu.
Murat fotoğrafı çevirdi.
Arkasında şu yazıyordu:
“Beni yıllardır arıyorsun.”
Altında ikinci cümle vardı.
“Fakat hiç fark etmedin.”
Murat'ın telefonu titredi.
Ekranda yeni bir mesaj belirdi.
Gönderen:
SELİM
Mesaj:
“Başkomiserim, artık gerçeği söylemenin zamanı geldi.”
Bir saniye sonra ikinci mesaj geldi.
“Çünkü o gece ölen kişi...”
Mesaj devam etmedi.
Murat ekrana bakarken üçüncü mesaj geldi.
“Selim değildi.”
Murat'ın yüzündeki ifade tamamen değişti.
Yasemin:
— Ne yazıyor?
Murat telefonu yavaşça indirdi.
— Dokuz yıl önce bize anlatılan her şey yalanmış.
Tam o anda odanın kapısı arkalarından kapandı.
Tak.
Üçü birden döndü.
Murat kapıya baktı.
Kapının dışından bir ses geldi.
Sakin.
Soğuk.
Ve çok tanıdık.
— Başkomiserim...
Murat'ın gözleri büyüdü.
Ses yeniden konuştu.
— Bu kez kapıyı açmayın.
Murat fısıldadı.
— Selim...
Kapının ardından cevap geldi.
— Hayır.
Kısa bir sessizlik.
— Ben Selim değilim.
Murat bir adım geri çekildi.
Kapının altından küçük bir kâğıt içeri sürüldü.
Murat eğilip aldı.
Üzerinde yalnızca üç kelime vardı.
“KATİL EVE DÖNDÜ.”
𖤍