9. bölüm · BİR KATİL SUSARSA
9.BÖLÜM
𖤍
“Bazı gerçekler unutulmaz; sadece insanın yüzüne bakacak cesareti olana kadar bekler.”
— Selim abi...
Ses karanlığın içinden yeniden geldi.
Selim bir adım attı.
Murat hemen kolunu uzatıp onu durdurdu.
— Bekle.
Çocuk kapının eşiğinde duruyordu.
Yüzü gölgede kalmıştı.
Selim gözlerini kısarak baktı.
— Sen...
Çocuk başını hafifçe kaldırdı.
— Beni bırakmayacaktın.
Selim'in nefesi kesildi.
— Seni bırakmadım.
Çocuk birkaç saniye sustu.
— O zaman neden yıllarca gelmedin?
Odanın içindeki hava bir anda ağırlaştı.
Yasemin çocuğa baktı.
— Selim, bu çocuk kim?
Selim cevap veremedi.
Çünkü karşısındaki yüzü tanıyordu.
Ama hafızası kabul etmek istemiyordu.
Murat silahını indirmeden çocuğa baktı.
— Adın ne?
Çocuk cevap vermedi.
Murat tekrar sordu.
— Sana soruyorum.
Çocuk gözlerini Selim'den ayırmadan konuştu.
— Bana onun verdiği isimle seslenin.
Selim'in kaşları çatıldı.
— Hangi isim?
Çocuk bir adım attı.
— Deniz.
Selim'in yüzü bembeyaz oldu.
— Deniz...
Çocuk başını salladı.
— Hatırladın.
Tam o anda dışarıdaki araçların kapıları aynı anda kapandı.
Dört kapı.
Dört adam.
Murat pencereye baktı.
— Herkes hazır olsun.
Emre: — Kaçış yolu?
Murat: — Önce çocuğu buradan çıkaracağız.
Deniz başını iki yana salladı.
— Geç kaldınız.
Murat ona döndü.
— Ne demek geç kaldık?
Deniz: — Onlar buraya bizi almaya gelmedi.
Yasemin: — O zaman neden geldiler?
Deniz'in sesi alçaldı.
— Bizi burada tutmaya geldiler.
Murat'ın bakışları sertleşti.
— Kim gönderdi onları?
Deniz cevap vermedi.
Selim çocuğun yanına yaklaştı.
— Deniz.
Çocuk ona baktı.
— Söyle.
— O gece bana ne söyledin?
Deniz'in gözleri doldu.
— “Beni unutma.”
Selim'in yüzü değişti.
Bir görüntü zihninde belirdi.
Aynı oda.
Aynı kapı.
Küçük bir çocuk.
Ve kapının önünde genç Selim.
Çocuğun sesi:
— Geri döneceksin, değil mi?
Genç Selim:
— Söz.
Görüntü kayboldu.
Selim gözlerini açtı.
— Ben söz verdim.
Deniz: — Ama dönmedin.
Selim başını eğdi.
— Dönemedim.
Murat araya girdi.
— Sonra ne oldu?
Deniz bu kez doğrudan Murat'a baktı.
— Beni başka bir yere götürdüler.
Emre: — Nereye?
Deniz: — Aşağıya.
Murat: — Taş ocağının altına mı?
Deniz başını salladı.
— Orada yalnız değildim.
Selim'in yüzü gerildi.
— Diğer çocuk...
Deniz sustu.
Murat: — Hangi çocuk?
Deniz: — Üçüncü.
O anda dışarıdan bir ses duyuldu.
— Selim!
Herkes sustu.
Ses binanın içinden gelmişti.
Murat: — Herkes yerinde kalsın.
Ses yeniden duyuldu.
— Onu bize ver!
Deniz'in yüzü değişti.
Selim hemen çocuğun önüne geçti.
— Seni kimseye vermeyeceğim.
Deniz başını kaldırdı.
— Bu kez sözünü tut.
Murat Emre'ye baktı.
— Arka çıkışı kontrol et.
Emre başını salladı.
Yasemin Deniz'in yanında kaldı.
Murat kapıya yaklaştı.
Dışarıdaki adam tekrar bağırdı.
— Murat!
Murat durdu.
Yüzündeki ifade değişti.
Yasemin: — Seni tanıyor.
Murat cevap vermedi.
Ses devam etti.
— Sen de biliyorsun.
Murat kapıya baktı.
— Neyi?
— Selim'in neden seçildiğini.
Selim arkasından konuştu.
— Murat...
Murat ona dönmedi.
Dışarıdaki ses son kez konuştu.
— Ve ona söylemediğin şeyi.
Selim'in bakışları Murat'a çevrildi.
— Ne söylemedin?
Murat birkaç saniye sessiz kaldı.
— Hiçbir şey.
Selim: — Yalan söyleme.
Murat: — Şimdi sırası değil.
Selim: — Ne zamandır biliyorsun?
Murat cevap vermedi.
Tam o sırada odanın ışıkları söndü.
Karanlık.
Bir saniye.
İki saniye.
Üçüncü saniyede koridordan ayak sesleri geldi.
Yaklaşıyordu.
Yavaş.
Sakin.
Sanki gelen kişi acele etmiyordu.
Emre fısıldadı:
— Birileri içeride.
Murat: — Deniz'i arkanıza alın.
Selim çocuğun elini tuttu.
Deniz bu kez elini çekmedi.
Ayak sesleri kapının önünde durdu.
Kimse nefes almıyordu.
Kapı kolu yavaşça aşağı indi.
Murat silahını kaldırdı.
Kapı açılmadı.
Sonra kapının altından küçük bir kâğıt içeri itildi.
Emre eğilip aldı.
Murat: — Aç.
Emre kâğıdı çevirdi.
Üzerinde tek bir cümle vardı.
“ÜÇÜNCÜ ÇOCUK SİZİ BEKLİYOR.”
Selim kâğıda baktı.
— Bu mümkün değil.
Deniz: — Mümkün.
Murat: — Nerede?
Deniz koridorun karanlık tarafını gösterdi.
— Dördüncü odanın altında.
Murat: — Altında ne var?
Deniz: — Beşinci oda.
Emre: — Binada beşinci oda yok.
Deniz ona baktı.
— Üstte yok.
Murat: — Aşağıda mı?
Deniz başını salladı.
— Evet.
Dışarıdan yeniden bir ses geldi.
Bu kez çok daha yakındı.
— Deniz...
Çocuk irkildi.
Selim: — Bu sesi tanıyor musun?
Deniz'in gözleri kapıya kilitlendi.
— Evet.
Murat: — Kim?
Deniz fısıldadı.
— Beni buraya ilk getiren adam.
Selim: — Adı ne?
Deniz cevap vermedi.
Kapının ardından adam konuştu.
— Selim.
Selim dondu.
— Sana yıllar önce bir söz vermiştim.
Murat: — Ne sözü?
Adam: — Bir gün her şeyi hatırlayacaksın.
Selim kapıya yaklaştı.
— Sen kimsin?
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra kapının diğer tarafından gelen cevap bütün odayı susturdu.
— Bunu gerçekten unuttun mu?
Selim'in yüzü değişti.
Çünkü sesi tanımıştı.
Murat ona baktı.
— Selim?
Selim cevap vermedi.
Adam konuşmaya devam etti.
— O gece yanında kim vardı, hatırla.
Selim gözlerini kapattı.
Bir görüntü.
Bir araba.
Yağmur.
Direksiyonda bir adam.
Yan koltukta Selim.
Arka koltukta iki çocuk.
Ve genç Selim'in sesi:
— Onları buradan çıkar.
Adamın cevabı:
— İkisini birden çıkaramam.
Görüntü kesildi.
Selim gözlerini açtı.
Nefesi hızlanmıştı.
— Hatırladım.
Murat: — Kimi?
Selim yavaşça ona baktı.
— Beni buraya getiren adamı.
Kapının arkasındaki ses sustu.
Selim devam etti.
— Ama o gece yalnız değildi.
Deniz: — Biliyorum.
Murat: — Yanında kim vardı?
Selim'in bakışları odadaki herkesi tek tek dolaştı.
Sonra durdu.
Murat'ın üzerinde.
— Sen.
Odadaki sessizlik bir anda değişti.
Yasemin: — Murat?
Emre: — Komutanım...
Murat'ın yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Selim bir adım geri çekildi.
— Sen de oradaydın.
Murat birkaç saniye sustu.
Sonra başını kaldırdı.
— Evet.
Deniz'in yüzü gerildi.
— Ama ona her şeyi anlatmadın.
Murat: — Çünkü anlatırsam hepiniz ölürdünüz.
Selim: — Ne sakladın?
Murat cevap vermedi.
Dışarıdaki adam kapıya vurdu.
GÜM!
Herkes irkildi.
Murat kapıya baktı.
— Şimdi aşağı ineceğiz.
Selim: — Neden?
Murat: — Çünkü üçüncü çocuk hâlâ orada.
Deniz: — Hayır.
Murat ona baktı.
Deniz'in sesi titriyordu.
— O artık çocuk değil.
Bir an sessizlik oldu.
— Büyüdü.
Selim: — Nerede?
Deniz karanlık koridora baktı.
— Aşağıda.
Sonra çok daha kısık bir sesle ekledi:
— Ve bizi yıllardır bekliyor.
Tam o anda binanın altından metal bir kapının açılma sesi geldi.
GÜM.
Ardından başka bir ses duyuldu.
Bir çocuk sesi değildi.
Bir yetişkinin sesiydi.
Ama söylediği tek kelime Selim'in bütün geçmişini yerinden oynattı.
— Baba...
Selim'in yüzündeki kan çekildi.
Deniz başını eğdi.
Murat gözlerini kapattı.
Ve dışarıdaki adam ilk kez sustu.
Çünkü aşağıdan gelen kişi artık saklanmıyordu.
Üçüncü çocuk uyanmıştı.
𖤍
