31. bölüm · BİR KATİL SUSARSA

31.BÖLÜM

IRMAK İLKDOĞAN

𖤍
“Bazen insan birini hatırladığını sanır.
Oysa hatırladığı şey, o kişinin bıraktığı boşluktur.
Ve bazı boşluklar, içlerinde bir insanın sesini taşır.”

00.00
Karanlık.
Selim gözlerini açtı.
En azından açtığını düşünüyordu.
Çünkü gözlerini açmakla kapatmak arasında hiçbir fark yoktu.
Hiçbir şey göremiyordu.
Elini yüzünün önüne kaldırdı.
Kendi elini bile seçemedi.
Bir süre kıpırdamadı.
Nefesini dinledi.
Kalbinin sesini.
Kendi nefesinin soğuk havada dağılışını.
Sonra başka bir şey duydu.
TIK.
Selim'in başı hafifçe sağa döndü.
Bekledi.
TIK.
Bu kez ses daha yakındı.
Bir saat.
Duvara asılı eski bir saatin saniye ibresi gibi.
Selim yavaşça ayağa kalktı.
Ayağının altında metal bir zemin vardı.
Bir adım attı.
Ses kesildi.
İkinci adımını attı.
TIK.
Selim durdu.
“Kim var?”
Cevap yoktu.
“Yasemin?”
Sessizlik.
“Murat?”
Yine sessizlik.
Selim boğazını temizledi.
“Arda?”
Bu kez karanlığın içinden bir çocuk sesi geldi.
Çok yakından.
“Çünkü bu kez... yanlış kişiyi hatırladın.”
Selim'in bütün bedeni gerildi.
Çocuk sesi tanıdık değildi.
Ama garip bir biçimde yabancı da değildi.
Selim arkasını döndü.
“Sen kimsin?”
Cevap gelmedi.
“Bana cevap ver.”
Yalnızca saat çalışmaya devam etti.
TIK.
TIK.
TIK.
Selim cebine uzandı.
Telefonunu çıkardı.
Ekran birdenbire yandı.
23.47
Selim kaşlarını çattı.
“Hayır.”
Ekran söndü.
Bir saniye sonra yeniden açıldı.
23.47
“Az önce...”
Cümlesini tamamlayamadı.
Ekranın ortasında yeni bir yazı belirdi.
DÖNGÜ 49
Altında:
BAŞLANGIÇ NOKTASI: 23.47
Selim ekrana dokundu.
Yeni bir satır çıktı.
HATIRLANAN KİŞİ: YASEMİN
Selim'in nefesi yavaşladı.
Bir sonraki satır daha geç geldi.
Sanki sistem o cümleyi yazmakta tereddüt ediyordu.
HATIRLANMAMASI GEREKEN KİŞİ: YASEMİN
Selim uzun süre ekrana baktı.
“Bu mümkün değil.”
Telefon titredi.
Yeni bir cümle belirdi.
İKİ AYRI KAYIT.
Selim:
“İki kayıt...”
Ekran kapandı.
Bu kez telefon tamamen sustu.
Selim güç düğmesine bastı.
Hiçbir şey olmadı.
Tekrar bastı.
Yine hiçbir şey.
Karanlıkta bir kapı sesi duyuldu.
GICIR.
Selim başını kaldırdı.
Karşısında bir kapı vardı.
Kapının üzerinde:
ODA 00
Selim birkaç saniye hareket etmedi.
“Hayır.”
Kapı biraz daha açıldı.
İçeriden beyaz ışık sızdı.
Selim geri çekildi.
“Oraya geri dönmeyeceğim.”
Kapının ardından bir erkek sesi geldi.
“Madem dönmeyecektin...”
Selim'in gözleri büyüdü.
“...neden buraya geldin?”
“Murat?”
“Kapıyı kapatma.”
Selim kapıya yaklaştı.
“Neredesin?”
“İçeride.”
“Gerçekten içeride misin?”
Kısa bir sessizlik.
“Bu kez evet.”
Selim kapının eşiğinde durdu.
“Yasemin nerede?”
Murat cevap vermedi.
Selim:
“Murat.”
“Buradayım.”
“Yasemin nerede?”
Murat'ın sesi değişti.
“Onu gördüğünü sanıyorsun.”
Selim:
“Gördüm.”
“Hangisini?”
Selim sustu.
Murat:
“İşte 49. döngünün başladığı yer burası.”
Kapı tamamen açıldı.
Selim içeri girdi.
ODA 00
Oda önceki hâline benziyordu.
Ama bir şey farklıydı.
Selim bunu daha kapıdan girer girmez hissetti.
Duvarlar aynıydı.
Masa aynıydı.
Kasetçalar aynıydı.
Üç sandalye aynıydı.
Duvar saati aynıydı.
Fakat masanın üzerinde...
dört bardak vardı.
Selim durdu.
Üç bardak boştu.
Dördüncü bardakta kurumuş çay lekesi bulunuyordu.
Selim bardağı eline aldı.
“Bunu daha önce görmemiştim.”
Murat:
“Gördün.”
Selim ona döndü.
“Ne zaman?”
“Her seferinde.”
“Hatırlamıyorum.”
“Çünkü her seferinde dördüncü bardağa bakmadan önce odadan çıkıyorsun.”
Selim bardağı bıraktı.
“Burada dört kişi mi vardı?”
Murat:
“Hayır.”
“Dört bardak var.”
“Bir bardak bir kişiyi kanıtlamaz.”
“Peki neyi kanıtlıyor?”
Murat masaya baktı.
“Birinin burada oturduğunu.”
Selim'in bakışları sertleşti.
“Kim?”
Murat cevap vermedi.
Selim:
“Arda mı?”
Murat başını kaldırdı.
“Hayır.”
“Yasemin?”
“Hayır.”
“Sen?”
“Hayır.”
Selim'in yüzü gerildi.
“Ben miyim?”
Murat sessiz kaldı.
Selim:
“Bana cevap ver.”
Murat:
“Bardağın kime ait olduğunu bilmiyorum.”
Selim:
“Sen burada benden daha önce bulundun.”
“Evet.”
“Kaç kere?”
Murat gözlerini kaçırdı.
“Hatırlayabildiğim kadar.”
Selim:
“Kaç?”
Murat:
“On dokuz.”
Selim şaşırdı.
“On dokuz mu?”
“Sonrasını hatırlayamıyorum.”
“Sen de mi unutuyorsun?”
Murat:
“Benim sorunum unutmak değil.”
“Ne?”
“Her döngüde farklı bir şeyi hatırlamak.”
Selim cevap vermedi.
Murat masadaki fotoğrafı aldı.
“Bunu gör.”
Selim fotoğrafı eline aldı.
Üç kişi vardı.
Selim.
Murat.
Ve üçüncü bir kişi.
Yüzü karanlıktaydı.
Selim fotoğrafı yaklaştırdı.
“Bu kim?”
“Bilmiyorum.”
“Yasemin mi?”
“Hayır.”
“Arda?”
“Hayır.”
“Peki kim?”
Murat:
“Fotoğrafın çekildiği anda onun kim olduğunu biliyordum.”
Selim:
“Şimdi?”
“Şimdi yalnızca yüzünü hatırlıyorum.”
Selim fotoğrafa baktı.
“Yüzü görünmüyor.”
Murat:
“Bende görünüyor.”
Selim başını kaldırdı.
“Ne?”
Murat fotoğrafı geri aldı.
“Ben baktığımda yüzü görüyorum.”
Selim:
“Ne yüzü?”
Murat:
“Senin yüzün.”
Selim'in eli yavaşça aşağı indi.
“Ne dedin?”
Murat:
“Üçüncü kişinin yüzünde sen varsın.”
Selim fotoğrafı yeniden aldı.
Bu kez daha dikkatli baktı.
Yüz karanlıktaydı.
Ama gerçekten de...
omuzların duruşu,
başın açısı,
saçların çizgisi...
kendisine benziyordu.
Selim:
“Bu ben değilim.”
Murat:
“Biliyorum.”
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Çünkü fotoğraf çekildiğinde sen benim yanımdaydın.”
Selim:
“Yani fotoğraftaki kişi...”
Murat:
“Sen değilsin.”
Selim:
“Arda mı?”
Murat:
“Arda da değil.”
Selim'in gözleri fotoğrafa kilitlendi.
“Peki kim?”
Murat:
“Bilmiyorum.”
Tam o anda kasetçalar çalıştı.
ÇIT.
İkisi birden sustu.
Kaset dönmeye başladı.
Cızırtı.
Sonra bir kadın sesi.
Yasemin.
“Eğer bunu duyuyorsan...”
Selim'in yüzü değişti.
“Yasemin.”
Murat:
“Dinle.”
Kasetteki ses devam etti.
“...49. döngü başlamış demektir.”
Kısa bir sessizlik.
“Bu kaydı daha önce de bıraktım.”
Selim Murat'a baktı.
Murat'ın yüzü gerildi.
Yasemin:
“Ve her seferinde aynı şeyi yaptın.”
Selim fısıldadı:
“Ne yaptım?”
Kasetten cevap gelmedi.
Sanki Yasemin bu soruyu duymuş gibi birkaç saniye sustu.
Sonra:
“Bana inandın.”
Selim'in yüzü değişti.
Yasemin:
“Sonra yanlış kişiyi hatırladın.”
Kaset cızırdadı.
“Bu yüzden bu kez sana yardım etmeyeceğim.”
Selim:
“Ne?”
Yasemin'in sesi daha da kısıldı.
“Çünkü ne söylersem söyleyeyim... sonunda beni değil, onun bıraktığı izi hatırlıyorsun.”
Kaset durdu.
Selim:
“Devam et.”
Kaset yeniden çalıştı.
“12 Mayıs gecesi...”
Cızırtı.
“...beni ilk gördüğünde beni tanımadın.”
Selim'in gözleri büyüdü.
“Bu doğru değil.”
Yasemin:
“Biliyorum.”
“Öyleyse neden söylüyorsun?”
Kasetten yalnızca nefes sesi geldi.
Sonra:
“Çünkü o anda karşındaki kişi sendin.”
Selim dondu.
Murat gözlerini kapattı.
Yasemin:
“Ama sen değildin.”
Kaset durdu.
Selim:
“Ne demek bu?”
Murat:
“Artık biliyorsun.”
“Hayır.”
Selim ona döndü.
“Hiçbir şey bilmiyorum.”
Murat:
“Bildiğin şeylerden korkuyorsun.”
Selim:
“Ben korkmuyorum.”
Murat:
“Yalan.”
Selim bir adım yaklaştı.
“Bana her şeyi anlat.”
Murat:
“Anlatırsam 23.47'ye ulaşamayız.”
“Belki ulaşmamamız gerekiyor.”
“Bunu daha önce söyledin.”
“Kaç kere?”
Murat:
“Yedi.”
Selim:
“Ve ne oldu?”
Murat:
“Her seferinde saat 23.47'de seni kaybettik.”
Selim:
“Bedenimi mi?”
Murat:
“Hayır.”
“Öyleyse?”
Murat fotoğrafa baktı.
“Kim olduğunu.”
23.41
Duvar saati bir anda geri hareket etti.
23.47
23.46
23.45
23.44
23.43
23.42
23.41
Saat durdu.
Odanın ışıkları söndü.
Sonra yeniden yandı.
Masa aynı yerdeydi.
Fakat sandalyeler artık boş değildi.
Selim görüntüyü gördüğü anda nefesini tuttu.
Murat.
Yasemin.
Ve...
Selim.
Üçü de masanın etrafında oturuyordu.
Selim ekrana yaklaştı.
“Bu kayıt.”
Murat:
“Evet.”
“Ben bunu hatırlamıyorum.”
“Hatırlamaman gerekiyor.”
“Sen hatırlıyor musun?”
Murat cevap vermedi.
Görüntüde Yasemin konuşuyordu.
Ses çok düşüktü.
Selim duyabilmek için ekrana yaklaştı.
“Bunu yaparsan...”
Yasemin'in görüntüsü titredi.
“...bütün kayıt değişecek.”
Görüntüdeki Selim:
“Başka yolu yok.”
Yasemin:
“Var.”
Selim:
“Ne?”
Yasemin:
“Beni unut.”
Selim ekrana baktı.
“Yine aynı cümle.”
Murat:
“Çünkü o gece gerçekten bunu söyledi.”
Görüntüdeki Selim başını iki yana salladı.
“Bunu yapamam.”
Yasemin:
“Yapmak zorundasın.”
“Hayır.”
“Selim...”
Yasemin'in yüzünde korku belirdi.
“Eğer beni hatırlarsan...”
Görüntü bozuldu.
Ses kayboldu.
Selim:
“Devamı nerede?”
Murat:
“Silinmiş.”
“Kim sildi?”
“Bilmiyorum.”
“Sen miydin?”
“Hayır.”
“Arda?”
Murat:
“Arda henüz yoktu.”
Selim durdu.
“Henüz?”
Murat:
“23.41'de Arda yoktu.”
Selim:
“Peki ne zaman geldi?”
Murat:
“23.45'te.”
Selim:
“Dört dakika sonra.”
“Evet.”
“Ve o dört dakika içinde ne oldu?”
Murat:
“Yasemin seni tanıdı.”
Selim:
“Zaten tanıyordu.”
Murat:
“Hayır.”
Selim:
“Ne demek hayır?”
Murat:
“23.41'de Yasemin seni tanımıyordu.”
Selim'in yüzü değişti.
“Sonra?”
“23.42'de tanımaya başladı.”
“Nasıl?”
“Bir şeyi gördü.”
“Ne?”
Murat cevap vermedi.
Selim:
“Murat.”
Murat:
“Senin saatini.”
Selim bileğine baktı.
Kendi saatine.
23.41.
“Bu mu?”
“Evet.”
“Ne var bunda?”
Murat:
“Senin saatin 23.41'i gösteriyordu.”
“Evet.”
“Yasemin'in hatırladığı Selim'in saati ise 23.47'yi gösteriyordu.”
Selim'in yüzü gerildi.
“İki saat mi vardı?”
“Hayır.”
“Öyleyse?”
“Tek saat.”
Selim:
“İki farklı zaman.”
Murat başını salladı.
“İki farklı Selim.”
Selim:
“Hayır.”
Murat:
“İki farklı kayıt.”
Selim ekrana baktı.
Görüntüde Yasemin, Selim'in bileğine bakıyordu.
Birden ayağa kalktı.
Yüzündeki ifade değişti.
Yasemin:
“Sen...”
Görüntüdeki Selim:
“Ne oldu?”
Yasemin:
“Sen 23.47'de değilsin.”
Selim:
“Ne?”
Yasemin:
“Sen daha gelmedin.”
Görüntü karardı.
Selim'in nefesi kesildi.
“Ben daha gelmedim ne demek?”
Murat:
“Çünkü görüntüdeki sen 23.41'deki ilk kayıttı.”
Selim:
“Peki ben ne zaman geldim?”
Murat:
“23.47.”
Selim:
“Altı dakika sonra.”
Murat:
“Evet.”
Selim:
“Benim hatırladığım gece 23.47'de başladı.”
“Evet.”
“Peki 23.41'deki?”
Murat:
“Senin hatırlamayı bıraktığın gece.”
23.42
Ekran değişti.
Yasemin koridorda tek başına yürüyordu.
Selim görüntüyü takip etti.
Yasemin bir kapının önünde durdu.
Kapının üzerinde:
ODA 00
Kapıyı açmadı.
Sadece dinledi.
İçeriden bir ses geldi.
Bir erkek sesi.
Selim'in sesi.
“Yasemin.”
Yasemin irkildi.
“Selim?”
İçeriden:
“Beni içeri alma.”
Yasemin kapıya yaklaştı.
“Sen içeride misin?”
Ses:
“Hayır.”
“Sesin içeriden geliyor.”
“Çünkü bunu daha önce söyledim.”
Yasemin elini kapıya koydu.
“Sen kimsin?”
Ses:
“Bunu sorma.”
Yasemin:
“Neden?”
Ses:
“Çünkü cevabı biliyorsun.”
Yasemin'in gözleri doldu.
“Ben seni tanımıyorum.”
Ses:
“Tanıyacaksın.”
Yasemin:
“Ne zaman?”
Ses:
“23.47'de.”
Görüntü bir anda kesildi.
Selim:
“Bu kimdi?”
Murat:
“Sen.”
Selim:
“Ben değildim.”
“Ses senindi.”
“Sesimin olması benim olduğumu kanıtlamaz.”
Murat:
“İşte Arda'nın ilk kanıtı da bu.”
Selim ona döndü.
“Arda'nın?”
“Arda'nın sesi ilk kez 23.42'de duyuldu.”
“Fakat sen az önce Arda 23.45'te geldi dedin.”
“Görünür hâli 23.45'te ortaya çıktı.”
Selim sustu.
Murat devam etti:
“Ses olarak daha önce buradaydı.”
Selim:
“Yani Arda...”
Murat:
“Önce ses oldu.”
“Sonra?”
“Hatıra.”
“Sonra insan?”
Murat başını iki yana salladı.
“İşte bunu bilmiyoruz.”
23.43
Oda yeniden değişti.
Bu kez masanın üzerinde küçük bir kayıt cihazı vardı.
Ekranda:
KAYIT 03
Selim cihazı açtı.
Bir erkek sesi:
“Ben Arda.”
Selim'in yüzü gerildi.
Ses devam etti.
“Bunu duyuyorsan beni zaten tanıyorsun.”
Selim cihazı kapattı.
“Hayır.”
Murat:
“Neden kapattın?”
“Çünkü bu benim sesim.”
Murat:
“Evet.”
Selim:
“Arda'nın sesi benim sesim.”
Murat:
“Evet.”
Selim:
“Bunu daha önce neden söylemedin?”
Murat:
“Çünkü seni susturacaklarını düşündüm.”
“Kim?”
Murat:
“Sistemin.”
Selim:
“Sistem insan değil.”
Murat:
“İnsan olmadığını nereden biliyorsun?”
Selim cevap veremedi.
Murat:
“12 Mayıs'ta bütün kayıtlar birileri tarafından oluşturulmadı.”
“Nasıl yani?”
“Bazıları bizim söylediklerimizden sonra oluştu.”
“Bazıları?”
“Bazıları da bizim söylemediğimiz şeyleri kaydetti.”
Selim:
“Arda gibi.”
Murat:
“Evet.”
Selim cihazı yeniden çalıştırdı.
Arda'nın sesi:
“Selim, eğer bunu dinliyorsan...”
Cızırtı.
“...Yasemin'i hatırlamaya çalışma.”
Selim cihazı durdurdu.
“Yine Yasemin.”
Murat:
“Çünkü mesele Yasemin değil.”
“Ne?”
“Yasemin'in seni hangi hâlinle hatırladığı.”
Selim:
“İki Selim.”
Murat:
“Hayır.”
Selim ona baktı.
Murat:
“Bir Selim vardı.”
“Diğeri?”
“Hatırası.”
“Hangisi benim?”
Murat cevap vermedi.
Selim:
“Bunu bilmiyor musun?”
“Hayır.”
“Yalan söylüyorsun.”
“Hayır.”
“Biliyorsun.”
Murat ayağa kalktı.
“Bilmiyorum!”
Sesi odada yankılandı.
İlk kez öfkelenmişti.
“Bilmiyorum, Selim!”
Selim sustu.
Murat nefes nefese kaldı.
“Bunu kırk dokuz kez gördüm.”
Selim:
“Ne gördün?”
Murat:
“Her döngüde sen bana aynı soruyu sordun.”
“Hangisini?”
Murat:
“‘Ben gerçek miyim?’”
Selim:
“Cevabın neydi?”
Murat:
“Her seferinde başka.”
Selim:
“Bu sefer?”
Murat gözlerini ona dikti.
“Bu sefer cevap vermeyeceğim.”
23.44
Duvar saati ilerledi.
23.44
Kasetçalar kendiliğinden çalıştı.
Yasemin'in sesi geldi.
“Selim.”
Selim:
“Buradayım.”
Kasetten gelen ses:
“Bunu duyduğunda Murat yanında olacak.”
Selim Murat'a baktı.
“Olacak.”
Yasemin:
“Ve sana benim öldüğümü söyleyecek.”
Murat'ın yüzü gerildi.
Selim:
“Ne?”
Kaset:
“İnanma.”
Selim:
“Murat bana senin öldüğünü mü söyleyecek?”
Murat:
“Ben hiçbir zaman böyle bir şey söylemedim.”
Kaset devam etti.
“Çünkü ben ölmedim.”
Cızırtı.
“Ben sadece kayıttan çıkarıldım.”
Selim:
“Bu ne demek?”
Yasemin:
“Bir insanın kayıttan çıkarılması, onun hiç yaşamadığı anlamına gelmez.”
Kaset durdu.
Selim Murat'a döndü.
“Yasemin'i sistem neden silmiş?”
Murat:
“Çünkü bir şey hatırladı.”
“Ne?”
Murat:
“Seni.”
“Beni mi?”
“Hayır.”
Selim durdu.
Murat devam etti.
“Senin ilk hâlini.”
Selim:
“İlk Selim'i.”
Murat başını salladı.
“Evet.”
Selim:
“Ve bu yüzden sistem Yasemin'i sildi.”
Murat:
“Büyük ihtimalle.”
“Yasemin bunu biliyor muydu?”
“Evet.”
“Bana neden söylemedi?”
“Çünkü söyleyemezdi.”
“Niye?”
Murat masadaki dördüncü bardağı gösterdi.
“Çünkü o bardak boş değil.”
Selim bardağa baktı.
İçinde hiçbir şey yoktu.
Murat:
“Sen boş görüyorsun.”
Selim:
“İçinde çay lekesi var.”
Murat:
“Hayır.”
Selim tekrar baktı.
Lekeye dikkat etti.
Kurumuş kahverengi iz...
bir harfe benziyordu.
A
Selim:
“Bu bir harf.”
Murat:
“Evet.”
“Arda'nın A'sı mı?”
“Hayır.”
“Ne?”
Murat:
“Alfabedeki ilk harf.”
Selim:
“Bunun anlamı ne?”
Murat:
“İlk.”
Selim'in yüzü gerildi.
“İlk Selim.”
Murat:
“Evet.”
23.45
Koridordan ayak sesleri geldi.
Bu kez gerçekten yakındı.
Tak.
Selim başını kapıya çevirdi.
Tak.
Bir adım daha.
Murat:
“Bakma.”
Selim:
“Kim geliyor?”
“Bilmiyorum.”
“Yalan.”
“Bu kez gerçekten bilmiyorum.”
Ayak sesleri durdu.
Kapının önünde bir gölge belirdi.
Selim geri çekildi.
Gölge kapının altından içeri sızdı.
Bir insanın ayakları görünüyordu.
Sonra kapı açıldı.
Yasemin.
Selim'in yüzü bir anda değişti.
“Yasemin.”
Yasemin içeri girdi.
Kapıyı arkasından kapattı.
Bir süre Selim'e baktı.
Sonra:
“Beni tanıdın.”
Selim:
“Evet.”
Yasemin başını eğdi.
“Henüz.”
Selim:
“Bunu daha önce söyledin.”
“Daha önce de yaşadık.”
Selim ona yaklaştı.
“Sen kimsin?”
Yasemin'in yüzünde acı bir ifade belirdi.
“Bunu soracağını biliyordum.”
“Cevap ver.”
“Ben Yasemin'im.”
“Hangisi?”
Yasemin sustu.
Murat araya girdi.
“Yasemin.”
Yasemin ona döndü.
“Sen hâlâ buradasın.”
Murat:
“Gitmedim.”
Yasemin:
“Gitmen gerekiyordu.”
“Biliyorum.”
Selim ikisine baktı.
“İkiniz ne biliyorsunuz?”
Yasemin:
“23.47'yi.”
Selim:
“Ne olacak?”
Yasemin:
“Sen değişeceksin.”
“Nasıl?”
“Beni gördüğünde beni tanımayacaksın.”
Selim:
“Hayır.”
Yasemin:
“Bu kez farklı.”
Selim:
“Nasıl farklı?”
Yasemin:
“Bu kez hatırladığın kişi değişecek.”
Selim:
“Arda mı?”
Yasemin başını salladı.
“Arda bir insan değil.”
“Bunu söyledin.”
“Bu kez nedenini söyleyeceğim.”
Selim sustu.
Yasemin:
“Arda'nın bir yüzü yok.”
Selim:
“Fotoğraftaki üçüncü kişi.”
“Evet.”
“Peki kimin yüzünü kullanıyor?”
Yasemin cevap vermedi.
Selim:
“Benim mi?”
Yasemin gözlerini kaçırdı.
“Hayır.”
“Öyleyse kimin?”
Yasemin:
“Senin hatırladığın kişinin.”
Selim:
“Bu kim?”
Yasemin:
“İlk Selim.”
Selim'in yüzü gerildi.
“Ben ilk Selim miyim?”
Yasemin:
“Hayır.”
“Arda mı?”
“Hayır.”
“Öyleyse Arda neden benim sesimi kullanıyor?”
Yasemin:
“Çünkü sen onu hatırlarken kendi sesini kullanıyorsun.”
Selim:
“Bu bir cevap değil.”
“Biliyorum.”
Yasemin ona yaklaştı.
“Çünkü gerçek cevabı verdiğimde 23.47'yi bekleyemezsin.”
Selim:
“Ne yapmam gerekiyor?”
Yasemin:
“Beni hatırlama.”
Selim:
“Bunu yapmayacağım.”
Yasemin'in sesi titredi.
“Selim...”
“Hayır.”
“Beni dinle.”
“Dinliyorum.”
“Eğer beni hatırlarsan...”
Yasemin durdu.
“...İlk Selim geri döner.”
Selim:
“Ve ne olur?”
Yasemin:
“Sen kaybolursun.”
Selim:
“Bedenim değil.”
Yasemin:
“Hatıran.”
23.46
Çocuk kapının yanında belirdi.
İlk Selim.
Bu kez yüzü daha netti.
Selim ona baktı.
“Sen beni hatırlıyor musun?”
Çocuk:
“Ben seni hiç unutmadım.”
Selim:
“Çünkü sen benim ilk hâlimsin.”
Çocuk başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Selim:
“Ne?”
Çocuk:
“Ben senin ilk hatıranım.”
Selim:
“Aradaki fark ne?”
Çocuk:
“Sen beni hatırlarsan...”
Bir adım attı.
“...kendini hatırlamış olursun.”
Selim:
“Peki Yasemin?”
Çocuk Yasemin'e baktı.
Yasemin'in gözleri doldu.
Çocuk:
“Yasemin seni hatırlamıyor.”
Selim:
“Beni hatırlıyor.”
“Hayır.”
“Az önce adımı söyledi.”
“Çünkü adını biliyor.”
Selim:
“Bu ne demek?”
Çocuk:
“İsimleri hatırlamak başka.”
Bir an sustu.
“Bir insanı hatırlamak başka.”
Selim Yasemin'e döndü.
“Beni gerçekten hatırlıyor musun?”
Yasemin cevap vermedi.
Selim:
“Yasemin.”
Yasemin gözlerini kapattı.
“12 Mayıs'ta seni ilk gördüğümde...”
Durdu.
“...seni tanımadım.”
Selim'in yüzü düştü.
“Sonra?”
“Sonra sen bana bir şey söyledin.”
“Ne?”
“Adımı.”
“Yasemin.”
“Evet.”
“Sonra beni tanıdın.”
Yasemin:
“Hayır.”
Selim:
“Ne?”
Yasemin:
“Sesini tanıdım.”
Selim:
“Bu aynı şey.”
“Değil.”
Yasemin ona baktı.
“Çünkü sesin sana ait değildi.”
Oda sessizleşti.
Selim:
“Ne demek?”
Yasemin:
“Senin sesini başka birinden duymuştum.”
Selim:
“Kimden?”
Yasemin:
“Arda'dan.”
Selim'in yüzü dondu.
“Arda benden önce miydi?”
Yasemin:
“Arda diye birini senden önce tanıyordum.”
Selim:
“Kimdi?”
Yasemin:
“Bilmiyorum.”
Selim:
“Nasıl bilmiyorsun?”
Yasemin:
“Çünkü yüzünü hiç görmedim.”
Selim:
“Sesini duydun.”
“Evet.”
“Benim sesim.”
“Evet.”
“Ve sonra Arda diye birini hatırladın.”
Yasemin:
“Hayır.”
Selim:
“Ne?”
Yasemin:
“Sonra sen Arda'yı hatırladın.”
Selim'in yüzü değişti.
“Ben mi?”
Yasemin:
“Evet.”
Selim:
“Ben Arda'yı nasıl hatırladım?”
Yasemin:
“Çünkü onu daha önce unutmuştun.”
23.47
Saatin saniye ibresi durdu.
Bir anda...
bütün sesler kesildi.
Yasemin.
Murat.
Çocuk.
Selim.
Kimse konuşmadı.
Odanın ışıkları söndü.
Karanlık.
Bir ses duyuldu.
Selim'in sesi:
“Yasemin'i unut.”
Selim nefesini tuttu.
Başka bir ses:
Yasemin:
“Sakın beni unutma.”
Murat:
“İkinizden biri yalan söylüyor.”
Arda:
“Üçünüzden biri hiç yaşamadı.”
Selim:
“Kim?!”
Cevap yoktu.
“Kim hiç yaşamadı?!”
Yasemin'in sesi:
“Selim...”
Selim:
“Buradayım!”
Yasemin:
“Bana bakma.”
Selim:
“Neden?”
“Çünkü beni gördüğünde yanlış kişiyi hatırlarsın.”
Selim:
“Sen kimsin?”
Sessizlik.
Sonra çocuk:
“Bunu artık sormana gerek yok.”
Selim:
“Öyleyse söyle!”
Çocuk:
“Yasemin değil.”
Selim:
“Ne?”
Çocuk:
“Hatırladığın kişi Yasemin değil.”
Selim:
“Kim?”
Bir ses daha geldi.
Arda.
“Ben.”
Selim:
“Arda?”
Arda:
“Evet.”
Selim:
“Sen Yasemin değilsin.”
“Hayır.”
“Peki Yasemin nerede?”
Cevap gelmedi.
Selim:
“YASEMİN!”
Bir saniye.
İki saniye.
Üç saniye.
Sonra Yasemin'in sesi:
“Buradayım.”
Selim:
“Neredesin?”
“Arkanda.”
Selim arkasını döndü.
Hiçbir şey yoktu.
Yasemin'in sesi bu kez kulağının hemen yanında duyuldu.
“Bakma.”
Selim gözlerini kapattı.
“Bana ne yaptın?”
Yasemin:
“Hiçbir şey.”
“Beni neden unutuyorum?”
“Çünkü beni hatırladığın anda...”
Bir sessizlik.
“...başka birini çağırıyorsun.”
Selim:
“Arda'yı.”
Yasemin:
“Hayır.”
Selim:
“İlk Selim'i.”
Yasemin:
“Hayır.”
Selim'in sesi kısıldı.
“Öyleyse kimi?”
Yasemin cevap vermedi.
Saatin saniye ibresi yeniden hareket etti.
23.48
Işıklar yandı.
Oda boştu.
Yasemin yoktu.
Murat yoktu.
Çocuk yoktu.
Arda yoktu.
Selim tek başınaydı.
Masada dört bardak vardı.
Fotoğraf hâlâ oradaydı.
Selim fotoğrafı aldı.
Üç kişi.
Selim.
Murat.
Ve yüzü görünmeyen üçüncü kişi.
Fotoğrafın arkasını çevirdi.
Yeni bir yazı vardı.
12 MAYIS — İLK KAYIT
Altında:
KAYIP KİŞİ: SELİM
Selim:
“Hayır...”
Yazının altında daha küçük bir satır belirdi.
KAYIP OLAN BEDEN DEĞİL.
Selim'in parmakları fotoğrafın kenarında sıkılaştı.
Bir sonraki satır:
KAYIP OLAN HATIRA.
Selim gözlerini kapattı.
“Ben kimim?”
Duvar ekranı açıldı.
DÖNGÜ 50 HAZIRLANIYOR
KİŞİLER: 3
MURAT — TANIMLI
SELİM — TANIMLI DEĞİL
YASEMİN — TANIMLI DEĞİL
Selim ekrana baktı.
“Yasemin burada.”
Ekran cevap verdi.
KANIT YOK.
Selim:
“Onu gördüm.”
GÖRSEL KAYIT YOK.
“Sesini duydum.”
SES KAYDI EŞLEŞTİRİLEMEDİ.
Selim'in yüzü gerildi.
“Peki Arda?”
Ekranda:
ARDA — TANIMLI
Selim geri çekildi.
“Bu imkânsız.”
Yeni satır:
ARDA'NIN KAYNAĞI: SELİM
Selim:
“Hayır.”
Yeni satır:
ARDA'NIN HATIRASI: YASEMİN
Selim'in nefesi kesildi.
“Yasemin'in hatırladığı kişi...”
Ekran tamamladı:
SELİM DEĞİL.
Bir saniye sonra:
ARDA.
Selim fotoğrafı elinden düşürdü.
“Yasemin beni neden Arda olarak hatırlasın?”
Ekran karardı.
Yeni bir cümle çıktı.
ÇÜNKÜ ARDA'YI SEN HATIRLADIN.
Selim:
“Ne zaman?”
Cevap:
12 MAYIS — 23.46
Selim'in gözleri büyüdü.
“Ben Arda'yı seçmedim.”
Ekran:
SEÇİM YAPILDI.
“Kim yaptı?”
Ekran:
SELİM.
Selim:
“Ben değil.”
Bir saniye.
HANGİ SELİM?
Ekran söndü.
Selim olduğu yerde kaldı.
Sonra arkasından ayak sesi geldi.
Tak.
Selim dönmedi.
Tak.
Yaklaşıyordu.
Bir çocuk sesi:
“Şimdi anladın.”
Selim:
“Sen...”
Çocuk:
“Evet.”
“Bana gerçeği söyle.”
“Henüz değil.”
“Yeter!”
Selim arkasını döndü.
Çocuk yoktu.
Yalnızca küçük saat yerde duruyordu.
Selim eğilip saati aldı.
Ekranında:
23.49
Fakat saatin arkasında küçük bir yazı vardı.
Selim parmağıyla tozu sildi.
Yazıyı okudu.
SELİM DEMİR.
Selim'in yüzü değişti.
“Bu benim soyadım değil.”
Saat titredi.
Yazı silindi.
Yeni bir isim çıktı.
ARDA
Selim saati yere bıraktı.
“Hayır.”
Oda yeniden karardı.
Bu kez duvarın içinden bir ses geldi.
Yasemin.
“Selim.”
Selim:
“Yasemin?”
“Beni dinle.”
“Buradasın.”
“Hayır.”
“Sesini duyuyorum.”
“Sesimi duyuyorsun.”
“Bu aynı şey.”
“Değil.”
Selim sustu.
Yasemin:
“Beni 12 Mayıs'ta gerçekten gördün.”
Selim:
“Evet.”
“Yanında yürüdüm.”
“Evet.”
“Seninle konuştum.”
“Evet.”
“Sonra beni kaybettin.”
Selim:
“Evet.”
Yasemin:
“Hayır.”
Selim'in yüzü gerildi.
“Ne?”
“Sen beni kaybetmedin.”
Bir sessizlik.
“Ben seni kaybettim.”
Selim:
“Ne demek?”
Yasemin:
“Çünkü 12 Mayıs'ta kaybolan kişi bendim.”
Selim:
“Ama sistemde kayıp kişi Selim.”
Yasemin:
“Çünkü sistem kimin kaybolduğunu değil...”
Sesi kesildi.
Selim:
“Ne?”
Yasemin:
“...kimin hatırlanmadığını kaydetti.”
Selim:
“Peki kimi hatırlamadım?”
Yasemin cevap vermedi.
Selim:
“Yasemin!”
Karanlıktan başka bir ses geldi.
Arda.
“Beni.”
Selim:
“Sen misin?”
“Hayır.”
“Öyleyse kimsin?”
“Hatırladığın kişi.”
Selim:
“Ben seni hiç tanımadım.”
Arda:
“Tanıdın.”
“Ne zaman?”
“23.41'de.”
Selim:
“Hayır.”
“Beni gördün.”
“Hayır.”
“Sesimi duydun.”
“Bu senin sesin değildi.”
“Senindi.”
Selim sustu.
Arda:
“İşte bu yüzden beni bulamıyorsun.”
Selim:
“Neden?”
“Çünkü beni aradığın her yerde kendini buluyorsun.”
Selim:
“Sen benim bir parçam mısın?”
Uzun sessizlik.
Arda:
“Bunu 50. döngüde öğreneceksin.”
Saat:
23.50
Ekran açıldı.
DÖNGÜ 50 BAŞLATILDI.
Altında:
GERÇEK KAYIT OYNATILACAK.
Selim ekrana yaklaştı.
Bir satır daha çıktı.
12 MAYIS — 23.41
Sonra:
KAYIT SAHİBİ: ARDA
Selim:
“Arda...”
Ekran:
KAYDIN SAHİBİ KAYITTA GÖRÜNMEYEN KİŞİDİR.
Selim:
“Ne?”
Son satır belirdi.
KAYDI İZLEMEK İÇİN KENDİNİ HATIRLA.
Selim'in nefesi kesildi.
“Ben zaten kendimi hatırlıyorum.”
Ekran cevap verdi.
HAYIR.
SEN SELİM'İ HATIRLIYORSUN.
Selim:
“Aradaki fark ne?”
Ekran karardı.
Sonra tek bir cümle ortaya çıktı.
SELİM'İN KİM OLDUĞUNU HATIRLAMIYORSUN.
Selim geri çekildi.
Arkasında bir sandalye vardı.
Dördüncü sandalye.
Az önce orada değildi.
Sandalyenin üzerinde bir fotoğraf duruyordu.
Selim fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta dört kişi vardı.
Murat.
Yasemin.
Selim.
Ve Arda.
Fakat Arda'nın yüzü...
Selim'in yüzüydü.
Selim'in eli titredi.
Fotoğrafın arkasını çevirdi.
Tek cümle:
“12 MAYIS'TA DÖRT KİŞİ YOKTU.”
Altında:
“ÜÇ KİŞİ VARDI.”
Bir satır daha:
“DÖRDÜNCÜ KİŞİ, BİR İNSAN DEĞİLDİ.”
Selim'in nefesi ağırlaştı.
Son satır yavaşça ortaya çıktı.
“DÖRDÜNCÜ KİŞİ, SELİM'İN HATIRLAMADIĞI KİŞİYDİ.”
Selim fısıldadı:
“Kim?”
Odanın arkasından çocuk sesi geldi.
“Bunu artık biliyorsun.”
Selim yavaşça döndü.
Çocuk oradaydı.
İlk Selim.
Bu kez çocuk gülümsemiyordu.
“Kim?”
Çocuk cevap verdi.
“12 Mayıs'ta Yasemin'in yanındaki kişiyi hatırla.”
Selim:
“Ben vardım.”
Çocuk:
“Hayır.”
“Kim vardı?”
Çocuk:
“Arda.”
Selim:
“Arda kim?”
Çocuk başını kaldırdı.
“Senin hatırladığın Selim.”
Selim'in yüzündeki bütün ifade kayboldu.
Saat:
23.51
Çocuk son kez konuştu.
“Ve şimdi asıl soruyu sorman gerekiyor.”
Selim:
“Neyi?”
Çocuk:
“23.47'de kim kayboldu?”
Selim cevap veremedi.
Çocuk:
“Çünkü bu kez...”
Bir adım geri çekildi.
“...kaybolan kişi Yasemin değildi.”
Karanlık.
Bir saniye.
Sonra duvar ekranı açıldı.
DÖNGÜ 50
KAYIP KİŞİ: SELİM
HATIRLAYAN: ARDA
Ve en altta:
YASEMİN: KAYIT DIŞI
Selim ekrana bakarken son bir cümle belirdi.
GERÇEK KAYIT BAŞLIYOR.
Karanlık yeniden çöktü.
Fakat bu kez...
saat sesi yoktu.
Onun yerine bir kapının arkasından Selim'in sesi geldi.
“Yasemin...”
Bir kadın sesi cevap verdi.
“Buradayım.”
Selim:
“Sen kimsin?”
Kadın:
“Bunu bana ilk kez soruyorsun.”
Selim:
“Hayır.”
Kadın:
“Evet.”
Selim:
“Ben seni tanıyorum.”
Kadın:
“Hayır.”
Bir sessizlik.
Kadın son cümleyi söyledi.
“Sen beni değil...”
Cızırtı.
“...Arda'nın hatırladığı kişiyi tanıyorsun.”
GÜM.
Kapı kapandı.
Ekran söndü.
Saat yeniden çalıştı.
TIK.
23.41
Ve karanlığın içinden bir çocuk sesi yükseldi:
“Gerçek gece şimdi başlıyor.”
𖤍