20. bölüm · BİR KATİL SUSARSA
20.BÖLÜM
𖤍
“Bazı gerçekler insanın peşinden gelmez.
İnsan, gerçeğin içine geri döner.”
Karanlık.
Selim gözlerini açtığında ilk duyduğu şey nefesiydi.
Kendi nefesi.
Düzensiz.
Kısa.
Sanki odadaki hava giderek azalıyordu.
Elini zemine koydu.
Soğuk beton.
Parmaklarının altında ince bir toz tabakası vardı.
Başını kaldırdı.
Karşısındaki duvarda yalnızca tek bir saat asılıydı.
23.46
Selim doğruldu.
— Giray?
Cevap yoktu.
— Murat?
Sessizlik.
— Yasemin?
Yine cevap yoktu.
Selim ayağa kalktı.
Odanın ortasında üç sandalye vardı.
Birinde kendisi oturuyordu.
İkincisinde Murat.
Üçüncüsünde Yasemin.
Ama bunlar gerçek değildi.
Eski bir kayıttı.
Duvardaki ekranda görüntü oynuyordu.
Selim ekrana yaklaştı.
Murat'ın yüzü gençti.
Yasemin daha gençti.
Selim ise çocuktu.
Üçü aynı odadaydı.
Saat:
23.46
Yasemin'in sesi duyuldu.
— Bunu yaparsak geri dönüşü olmayacak.
Murat:
— Zaten geri dönüşümüz yok.
Küçük Selim:
— Deniz nerede?
Yasemin ona baktı.
— İçeride.
Küçük Selim:
— Onu çıkaracağım.
Murat:
— Hayır.
— Neden?
Murat:
— Çünkü seni çıkaracağız.
Küçük Selim başını salladı.
— Ben çıkmayacağım.
Yasemin:
— Selim...
— Deniz çıkacak.
Murat:
— Deniz seni seçti.
Küçük Selim:
— Biliyorum.
Selim ekrana yaklaştı.
— Ne demek bu?
Görüntü devam etti.
Yasemin küçük Selim'in karşısına geçti.
— Bunu unutman gerekecek.
Küçük Selim:
— Unutmayacağım.
— Mecbursun.
— Hayır.
— Eğer hatırlarsan...
Yasemin sustu.
Küçük Selim:
— Ne olur?
Murat:
— İlk Selim uyanır.
Selim'in nefesi kesildi.
Ekran karardı.
Sonra yazı çıktı.
23.47'YE 41 SANİYE
Selim saate baktı.
23.46.
Duvarın arkasından bir ses geldi.
— Selim.
Selim dondu.
Murat.
— Murat?
— Kapıyı açma.
— Neredesin?
— Karşında.
Selim başını kaldırdı.
Duvarda küçük bir pencere açılmıştı.
Arkasında Murat vardı.
Ama Murat'ın yüzünde korku vardı.
Selim:
— Yasemin nerede?
Murat:
— Yanında.
Selim:
— Görmüyorum.
— Çünkü ona bakmıyorsun.
Selim etrafına baktı.
Yasemin kapının yanında duruyordu.
Selim irkildi.
— Sen ne zamandır buradasın?
Yasemin:
— Baştan beri.
Selim:
— Neden beni uyarmadın?
Yasemin:
— Çünkü uyarman gereken kişi ben değildim.
Selim:
— Kimdi?
Yasemin:
— Sen.
Saat:
23.47
Bir klik sesi geldi.
Tüm ekranlar aynı anda açıldı.
Bir kayıt başladı.
Bu kez görüntü yoktu.
Sadece ses.
Selim'in sesi.
— Deniz, beni dinle.
Deniz:
— Dinliyorum.
Selim:
— Birazdan kapı açılacak.
— Sonra?
— Sen çıkacaksın.
— Ya sen?
— Ben kalacağım.
Deniz'in sesi titredi.
— Hayır.
— Deniz.
— Hayır!
— Beni dinle.
— Beni kandırıyorsun.
— Hayır.
— Bana söz vermiştin.
— Sözümü tutacağım.
Deniz ağlamaya başladı.
— Ağabey...
Selim gözlerini kapattı.
Kayıttaki kendi sesi devam etti.
— Eğer beni hatırlarsan geri dönersin.
Deniz:
— Seni unutmak istemiyorum.
Selim:
— Unutma.
Bir sessizlik.
Sonra:
— Ama hatırladığını kimseye söyleme.
Kayıt kesildi.
Selim gözlerini açtı.
— Bu benim sesim.
Murat:
— Evet.
— O gece.
— Evet.
Selim:
— Neden Deniz'e beni unutmasını söyledim?
Yasemin cevap verdi.
— Çünkü seni öldürmek isteyenler Deniz'i kullanıyordu.
Selim:
— Kim?
Murat:
— Leyla.
Selim:
— Leyla mı?
Yasemin:
— Hayır.
Selim ona baktı.
Yasemin:
— Leyla emirleri uyguluyordu.
— Kimin emri?
Murat:
— Asıl sorunun bu olduğunu sanıyorsun.
Selim:
— Öyle değil mi?
Murat:
— Hayır.
Murat pencereye yaklaştı.
— Asıl soru şu.
— Ne?
— Emir neden sana verildi?
Selim sustu.
Murat:
— Çünkü Proje 09'un deneği sen değildin.
Selim:
— Neydim?
Murat:
— Kararı veren kişiydin.
Yasemin:
— Ve sen kararını verdin.
Selim:
— Deniz'i seçtim.
Yasemin:
— Hayır.
Selim:
— Kendimi seçtim.
Murat:
— Hayır.
Selim'in yüzü değişti.
— O zaman kimi?
Murat:
— Hepimizi.
Sessizlik.
Selim:
— Ne?
Murat:
— O gece kaçmamızı sağlayacak tek yol vardı.
Yasemin:
— Bir kişinin içeride kalması gerekiyordu.
Selim:
— Ben kaldım.
Murat:
— Evet.
Selim:
— Sonra?
Murat:
— Sen kendine başka bir emir verdin.
Selim:
— Ne emri?
Murat:
— Hatırlamamak.
Selim başını tuttu.
Bir görüntü geldi.
Küçük Selim.
Masanın önünde oturuyordu.
Leyla karşısındaydı.
— Son kez soruyorum.
Küçük Selim:
— Hayır.
Leyla:
— Deniz'i nerede sakladın?
— Söylemeyeceğim.
— Kendini neden koruyorsun?
— Onu koruyorum.
Leyla:
— Deniz seni ele verecek.
— Hayır.
— Seni öldürecek.
Küçük Selim:
— O beni öldürmez.
Leyla:
— Ya sen onu öldürürsen?
Küçük Selim sustu.
Leyla:
— İşte korktuğun şey bu.
Görüntü parçalandı.
Selim yere çöktü.
Yasemin hemen yanına geldi.
— Selim.
Selim:
— Deniz'i ben saklamadım.
Murat:
— Hayır.
Selim:
— O kendini sakladı.
Murat:
— Evet.
Selim:
— Çünkü beni korumaya çalıştı.
Yasemin:
— Evet.
Selim başını kaldırdı.
— O gece aslında ne oldu?
Murat sustu.
Selim:
— Murat.
Murat:
— Ben anlatırsam...
— Ne?
— Bir daha hiçbirimiz buradan çıkamayız.
Selim:
— Zaten buradayız.
Murat gözlerini kapattı.
— O gece 23.47'de Leyla seni öldürmeye gelmedi.
Selim:
— Ne?
— Seni uyandırmaya geldi.
Selim:
— Beni zaten uyandırmıştı.
Murat:
— Hayır.
Yasemin:
— İlk uyanan sen değildin.
Selim:
— Kimdi?
Murat:
— İlk Selim.
O anda arka duvarda bir gölge belirdi.
Selim döndü.
İlk Selim oradaydı.
— Sonunda.
Selim:
— Sen.
İlk Selim:
— Beni hatırladın.
Selim:
— Seni neden oluşturdum?
İlk Selim:
— Çünkü korkuyordun.
— Neden?
— Gerçeği öğrenmekten.
Selim:
— Gerçek ne?
İlk Selim:
— Deniz'in öldüğü değil.
Selim:
— Ne?
İlk Selim:
— Deniz'in seni kurtardığı.
Selim sustu.
Yasemin'in gözleri doldu.
Murat başını eğdi.
Selim:
— Deniz ne yaptı?
İlk Selim:
— Kendini Proje 09'a bağladı.
Selim:
— Neden?
— Senin yerine.
Selim:
— Sonra?
— Hafızanı onun üzerine taşıdılar.
Selim:
— Benim hafızam...
İlk Selim:
— Deniz'in içinde kaldı.
Selim'in gözleri büyüdü.
— O yüzden telefon...
İlk Selim:
— O yüzden sesini duyuyorsun.
— O yüzden onu görüyorum.
— Evet.
— O yüzden beni çağırıyor.
— Evet.
Selim:
— Deniz yaşıyor mu?
İlk Selim sustu.
Selim:
— Cevap ver.
İlk Selim:
— Beden olarak değil.
Selim'in gözleri doldu.
— Ama...
— Ama hafızası hâlâ canlı.
Yasemin:
— Ve seni çağırmasının sebebi bu.
Selim:
— Nereye?
Murat:
— Son odaya.
Selim:
— Oda 10 mu?
Murat:
— Hayır.
Selim:
— O zaman?
Murat:
— Oda 01.
Selim:
— İlk oda.
Murat:
— Evet.
Saat:
23.52
Selim ayağa kalktı.
— Gidiyoruz.
Giray kapıda belirdi.
— Hayır.
Selim silahını kaldırdı.
— Giray.
Giray:
— Dinle beni.
Selim:
— Neden bana yalan söyledin?
Giray:
— Çünkü Deniz bana söz verdirdi.
Selim:
— Ne sözü?
Giray:
— Seni ilk odaya götürmeyecektim.
Selim:
— Neden?
Giray:
— Çünkü orada seni öldürmek isteyen kişi yok.
Selim:
— Kim var?
Giray:
— Seni geri getiren kişi.
Selim:
— Kim?
Giray:
— Deniz.
Selim dondu.
— Deniz mi?
Giray:
— Onun hafızası.
Selim:
— Beni neden geri çağırıyor?
Giray:
— Çünkü hafızasının son parçası sende.
Yasemin:
— Hayır.
Giray ona baktı.
— Ne?
Yasemin:
— Son parça Selim'de değil.
Selim:
— Nerede?
Yasemin:
— Murat'ta.
Selim yavaşça Murat'a döndü.
Murat başını eğdi.
— Evet.
Selim:
— Ne saklıyorsun?
Murat cebinden küçük bir kayıt cihazı çıkardı.
— Bunu.
Selim:
— Ne bu?
Murat:
— 23.47'nin son otuz saniyesi.
Selim:
— Neden şimdi?
Murat:
— Çünkü artık dinlemenin zamanı geldi.
Cihazı çalıştırdı.
Cızırtı.
Nefes.
Kapı sesi.
Deniz:
— Ağabey.
Selim'in sesi:
— Buradayım.
Deniz:
— Git.
— Hayır.
— Git!
— Seni bırakmayacağım.
— Bırakmak zorundasın.
— Neden?
Deniz:
— Çünkü seni değil...
Deniz sustu.
Arka planda başka bir ses duyuldu.
Bir adam.
— Başlayın.
Selim:
— Kim o?
Kayıttaki Deniz:
— Ağabey...
Selim'in sesi:
— Deniz?
Deniz:
— Arkana bakma.
Kayıt kesildi.
Selim:
— Bu kadar mı?
Murat:
— Hayır.
Selim:
— Devamı nerede?
Murat:
— Sildim.
Selim:
— Neden?
Murat:
— Çünkü son cümleyi duyarsan...
— Ne?
Murat ona baktı.
— Beni öldürmek isteyeceksin.
Sessizlik.
Selim:
— Söyle.
Murat:
— Deniz'in son söylediği şey...
Murat nefes aldı.
— “Ağabey, Murat'a güvenme.”
Selim yavaşça Murat'a baktı.
Murat kıpırdamadı.
Yasemin:
— Selim...
Selim:
— Hayır.
Yasemin sustu.
Selim:
— Şimdi hiçbiriniz konuşmayacak.
Murat:
— Selim.
— Sus.
Giray:
— Dinle beni.
— Sen de sus.
Selim kapıya yürüdü.
Murat:
— Nereye gidiyorsun?
Selim:
— İlk odaya.
Yasemin:
— Oraya girersen...
Selim:
— Biliyorum.
— Ne biliyorsun?
Selim kapının koluna uzandı.
— Gerçeğin artık benden kaçamayacağını.
Kapı açıldı.
İçerisi çocukluk odasıydı.
Duvarlarda çizimler vardı.
Bir yatak.
Bir masa.
Ve yerde küçük bir oyuncak araba.
Selim içeri girdi.
Oyuncak arabayı gördü.
Bir anda hatırladı.
Deniz'le çocukken oynadığı araba.
Deniz:
— Ağabey, sıra sende.
Selim:
— Hayır, sen sür.
Deniz:
— Sen daha iyi sürüyorsun.
Selim gülümsedi.
— Bir gün seni uzaklara götüreceğim.
Deniz:
— Nereye?
— Çok uzaklara.
— Söz mü?
— Söz.
Görüntü kayboldu.
Selim'in gözlerinden yaş aktı.
Sonra masanın üzerinde bir kâğıt gördü.
Çocuk yazısıyla yazılmıştı.
“AĞABEY, SÖZÜNÜ TUT.”
Selim kâğıdı eline aldı.
Arkasında başka bir cümle vardı.
“BENİ DEĞİL, GERÇEĞİ KURTAR.”
Selim gözlerini kapattı.
Arkasından Yasemin'in sesi geldi.
— Selim.
Selim dönmedi.
— Ne?
— Artık biliyorsun.
— Neyi?
— 14 Mayıs'ta Deniz ölmedi.
Selim:
— Ne oldu?
Yasemin:
— Deniz seni kurtarmak için kendi hafızasını sana bağladı.
Selim:
— O zaman neden öldü?
Yasemin:
— Çünkü Proje 09 tamamlandığında...
Bir an sustu.
— ...Deniz'in bedeni dayanamadı.
Selim başını eğdi.
Murat:
— Ama hafızası kaldı.
Selim:
— Benim içimde.
Yasemin:
— Evet.
Selim:
— O yüzden Deniz'i her yerde görüyorum.
Yasemin:
— Evet.
Selim:
— Ve İlk Selim?
Giray:
— Senin kendini korumak için oluşturduğun son parça.
Selim:
— Katil değil.
Murat:
— Hayır.
Selim:
— Peki katil kim?
Uzun sessizlik.
Sonra Leyla'nın sesi duyuldu.
— Ben değilim.
Selim arkasını döndü.
Leyla kapıda duruyordu.
— O zaman kim?
Leyla:
— Projeyi başlatan kişi.
Selim:
— Adı?
Leyla:
— Bunu Murat biliyor.
Selim Murat'a baktı.
Murat gözlerini kapattı.
— Adı Emre.
Selim'in yüzü değişti.
— Emre kim?
Murat:
— Deniz'in babası.
Selim dondu.
Yasemin:
— Ve senin de.
Selim'in nefesi kesildi.
— Babam...
Murat:
— Evet.
— Babam bunu yaptı?
Murat:
— Hayır.
Bir saniye sustu.
— Babandan sonra projeyi devralan kişi yaptı.
Selim:
— Kim?
Murat:
— Babana en yakın kişi.
Selim:
— Kim?
Murat:
— Amcan.
Sessizlik.
Selim:
— Benim amcam yok.
Murat:
— Sen öyle hatırlıyorsun.
Selim:
— Hayır.
Murat:
— Çünkü onu da sildin.
Selim:
— Kim?
Murat cevap vermedi.
Duvarın arkasından çocuk sesi geldi.
— Ağabey...
Selim döndü.
Deniz.
— Deniz?
Ses:
— Bu kez son kapıyı aç.
Selim:
— Hangi kapı?
Çocuk sesi:
— Arkandaki.
Selim yavaşça döndü.
Duvarın üzerinde yeni bir kapı belirmişti.
Üzerinde hiçbir numara yoktu.
Sadece tek bir kelime:
EMRE
Selim'in eli kapı koluna gitti.
Giray:
— Selim, dur.
Selim:
— Hayır.
Yasemin:
— İçeride ne olduğunu bilmiyoruz.
Selim:
— Ben biliyorum.
Murat:
— Ne biliyorsun?
Selim kapıya baktı.
— Babamın neden hiç dönmediğini.
Kapıyı açtı.
Karanlık.
Sonra bir ışık yandı.
Odanın ortasında bir masa.
Masanın üzerinde eski bir fotoğraf.
Selim fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta Emre vardı.
Yanında küçük Selim.
Deniz.
Murat.
Yasemin.
Giray.
Ve arkalarında...
Yüzü karanlıkta kalan bir adam.
Selim fotoğrafı çevirdi.
Arkasında tek bir cümle vardı.
“23.47'DE KİMİN ÖLDÜĞÜNÜ DEĞİL, KİMİN HAYATTA KALDIĞINI HATIRLA.”
Selim'in telefonu çaldı.
Ekranda:
DENİZ
Selim açtı.
— Deniz?
Bu kez cevap veren ses yetişkin değildi.
Çocuk da değildi.
Sesi çok sakindi.
— Ağabey.
— Buradayım.
— Artık beni arama.
Selim:
— Neden?
— Çünkü ben seni buldum.
Selim:
— Nerede?
Deniz:
— İçinde değil.
Selim sustu.
Deniz:
— Dışarıdayım.
Selim'in gözleri büyüdü.
— Ne?
— Kapıyı aç.
Selim önündeki kapıya baktı.
Deniz:
— Bu kez gerçekten benim.
Telefon kapandı.
Selim yavaşça kapıya yaklaştı.
Giray:
— Selim...
Selim:
— Sus.
Kapı koluna uzandı.
Çevirdi.
Kapı açıldı.
Karşısında biri duruyordu.
Selim'in nefesi kesildi.
Deniz.
Yetişkin hâli.
Gerçek.
Canlı.
Selim konuşamadı.
Deniz ona baktı.
— Ağabey.
Selim'in gözleri doldu.
— Deniz...
Deniz başını salladı.
— Geç kaldın.
Selim:
— Seni öldü sanıyordum.
Deniz:
— Beni değil.
Bir adım attı.
— Seni öldürdüler.
Selim:
— Kim?
Deniz:
— Bunu birlikte hatırlayacağız.
Arkasında Murat ve Yasemin belirdi.
Giray silahını indirdi.
Leyla kapının yanında durdu.
Ve duvardaki saat:
00.01
Deniz Selim'e baktı.
— Şimdi sıra son gerçekte.
Selim:
— Neymiş?
Deniz'in yüzündeki ifade değişti.
— 14 Mayıs'ta seni öldüren kişi...
Bir saniye sustu.
— ...sen değildin.
Selim nefesini tuttu.
Deniz:
— Ben de değildim.
Murat:
— Yasemin de değildi.
Yasemin:
— Giray da değildi.
Leyla:
— Ben de değildim.
Selim:
— O zaman kim?
Deniz arkasını döndü.
Koridorun karanlığında bir siluet vardı.
Bir adam.
Yavaşça ışığa çıktı.
Selim'in yüzü bembeyaz oldu.
Adam:
— Nihayet hatırladın.
Selim:
— Sen...
Adam gülümsedi.
— Babanın sana hiç anlatmadığı kişi.
Selim'in sesi titredi.
— Amcam.
Adam başını salladı.
— Hayır.
Bir adım attı.
— Babanın kendisi.
Selim dondu.
Deniz'in gözleri doldu.
Murat başını eğdi.
Yasemin nefesini tuttu.
Giray kıpırdamadı.
Ve adam son cümlesini söyledi:
— Çünkü 14 Mayıs'ta ölen kişi Selim değildi.
Karanlık çöktü.
— Emre Demir öldü.
Bir saniye sessizlik.
Sonra duvarda tek bir yazı belirdi:
23.47'NİN GERÇEĞİ DAHA YENİ BAŞLIYOR.
𖤍
