13. bölüm · Bir Bakış
Manzara ve O...
Eve gittiğimde evdekilerle yemek yiyip içimdeki tarif edilemez mutluluğun bir kısmını onlarla paylaşarak odama geçtim. Dersin başına geçtiğimde hala gülümsüyordum.Ne yani, Ali kişisi gönlünü bana mı kaptırmıştı? O kadar güzel kız arasından... Aman Allah'ım neler oluyordu?Dünya tersine mi dönmüştü?Yüzüme bakmayan, hatta ben ara sıra bakmaya çalıştığımda o da meraktan - Çünkü ona herkes bakardı Çünkü harika bir yüzü vardı-Kim olsa hangi kız olsa bakardı.Bakıyordu da. Diğer sınıflardan kaç kızın sırasını mektuplarla doldurduğunu bilmeyen yoktu. Öyle ki bir keresinde boş bir dersimizde, yan sınıfın güzeller güzeli Halesi bütün cesaretini toplayıp sınıfımıza gelip Ali'ye bütün sınıfın önünde ilan-ı aşk etmişti.O günü hiç unutamıyorum. Nedendir bilinmez, o gün de bugün gibi benim gözlerime bakmıştı.Tabi ben heralde gözü kaydı diye hiç önemsememiştim.Acaba o günde mi yok yok, fazla düşünüyorum; öyle bir şey olamaz.Neyse, kıza bakmaya tenezzül bile etmemiş ,üstten üstten öksürüp ''Öyle bir şey düşünmüyorum.'' demişti.Kızın yüzü renkten renge girmiş. Belli ki güzelliğine güvenip karşısına çıkma cesareti göstermişti ama karşısındaki normal biri değildi.Tabii bizim sınıfa büyük şamata çıkmıştı. Herkes bir hafta boyunca bu konuyu konuşmuş, daha sonra da her şey gibi unutulup gitmişti.O zamanlar da ben kimseyle konuşmaya cesaret edemiyordum.Zaten yeterince içe kapanık biri olduğum yetmiyormuş gibi bir de sınıftaki bir kız grubunun zorbalığına uğruyordum.Ama ne olduysa birden o zorbalıklar kesilmişti.Sanki sınıfta görünmez, duyulmaz olmuştum.Vardım ama yok gibiydim de.Ve bu durum bence iyiydi.Eskisi gibi kimse bana karışmıyor ve rahatsız etmiyordu.Sıramda tek oturuyordum.Kimse benimle ne oturmak ne de konuşmak istiyordu.Ben de kendimi derslerime ve kitaplara verdim.Daha çok çalışıyor ,daha çok okuyordum.Şimdi o sınıfın ele avuca sığmaz ve en kendini beğenmiş Ali kişisiyle bir ay boyunca vakit geçirecektim.Benden hoşlanma ihtimali bile beni o kadar mutlu etmişti ki bunu nasıl anlatabilirdim, bilmiyordum.Aynada kendime baktım; gözlerime baktım, küçük gözlerim vardı.Burnum küçük değildi ama büyükte değildi, düzgündü.Yüzümde sırıtmıyordu.Dudaklarım etli ve dolgundu.Yüzümde en dikkat çekici şeyin dudaklarım olduğunu herkesten sıkça duyuyordum.Ve bu seneki en olağan dışı şey olmuş, boyum uzamıştı.Bütün kızları resmen geçmiştim.Acaba boyum mu onu etkiledi diye geçirdim aklımdan.Ama sonra ona âşık diğer kızları düşününce hepsi benden katbekat güzeldi. Ben de güzel bir kızdım, aynaya bakınca bunu görebiliyordum.Ama Ali'nin bende neyi bu kadar beğendiğini düşünmeden edemiyordum.Heralde bir ayı doldurunca hoşlanılacak bir şey olmadığını düşünüp yakamı kurtaracaktım ondan .Peki ya sonra ben ne yapacaktım?Zaten hep beğendiğim birinin yanında bir ay zaman geçirdikten sonra âşık olup kendimi kaptırıverirsem benim halim ne olacaktı?Buna izin veremezdim, vermemeliydim.Ne olursa olsun ondan uzak durup arkadaş gibi davranıp bu bir ayı en kolay şekilde atlatmalıydım.Okula gittiğimde İlkay bana deneme sınıvıyla ilgili sorular soruyordu.Gözüm bir an arka sıradaki Ali kişisine gitti. Bana bakmıyordu, arkadaşlarıyla gülüşüp şakalaşıyordu.Ahh,bugün nasıl geçecekti acaba diye düşünüyordum.Rehber öğretmenimizin dersiydi; meslekler hakkında bizimle konuşmak istediğini söyledi.Herkesi tatlı bir heyecan sardı.Ben de heyecanlandım. İlkay'la birbirimize bakıp gülüştük.Sırayla herkes olmak istediği meslekleri sıralıyordu. Sıra bana gelince düşünmeden ''Diş hekimi olacağım.'' dedim.Sınıftan yine her meslek söylendikten sonraki ''oooo'' naraları atıldı.Öğretmenimiz ''Neden bu mesleği tercih etmek istiyorsun Elvan?'' diye sorunca ''Parası iyi.''dedim.Göremiyordum ama Ali kişisinin bana güldüğünü hissedebiliyordum.Sıra Ali'ye gelince durup ''Ben İşveren olacağım.'' dedi.Tam da onun gibi kibirli birinden beklenilebilecek bir cevaptı.Abdullah Hanoğlu'nun biricik oğlu Ali Hanoğlu'na da bu cevap yakışırdı zaten.Öğretmenimiz de bu durumu bildiğinden gülümseyip ''Ne okuyacaksın?'' diye sordu.Ali ''İşletme okuyacağım.''dedi.O zaman gülüp geçmiştik ama Ali'nin söylediği her şeyin on yedi yaşındaki bir çocuğun hayali olmadığını ilerleyen zamanlarda herkes görecekti.Ben de kırık bir gülümsemeyle dinledim onu..Son ders zili çaldığında Okulun kapısında beklediğimi gören İlkay ve Ersin ''Gelmiyor musun?'' diye sorunca İşimin olduğunu söyleyip onlarla vedalaştım.Herkes gitmişti.Etrafa baktım, ortada yoktu beş dakika daha beklerdim ve sonra giderdim; bir daha da buluşma falan olmazdı diye içimden geçirirken aniden Ali kişisi elimi tuttu ve ''Hadi gidelim Elvan.'' dedi.Gözlerim öyle bir açılmıştı ki ''Ne yapıyorsun?'' deyip ellerimi çektim.Tekrar ellerimi avuçlarına kilitleyip ''Bir saat sevgilimsin, unuttun mu?Anlaşmada ellerimi tutacağın yoktu.''dedim.''Atlamışım deyip hadi gidelim.'' dedi. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı şaşırmıştım.Arabasını gösterip ''Arabayla mı gideceğiz?'' dedim.''Evet.'' der gibi başını salladı.''Uzağa gidemeyiz ama benim o kadar vaktim yok.'' dedim. ''Merak etme ,seni Antalya'nın en güzel manzarasını izlemeye götüreceğim.Hiç pişman olmayacaksın.'' dedi.Ben her türlü pişman olacaktım da neyse diye söylenip kapısını açtığı arabaya bindim.Celtilmen bir çocuktu, bunu inkar edemezdim.Sınıftaki hiçbir kıza bağırdığını, sesini dahi yükselttiğini görmemiştim.Beni öyle güzel bir yere götürmüştü ki;Falezleri,Beydağları'nı ve Konyaaltı sahilini görebiliyorduk.''Vaaay'' diye beğendiğimi ifade eden sesler döküldü dudaklarımdan..Bana bakarak gülümsedi.Gittiğimiz yer bir terastı.Garson gelip ''Ne içersiniz?'' diye sorunca bana baktı, ''Aç mısın ?'' dedi. ''Evde yerim'' dedim.Çay olur dedim.''İki çay ve bir tane piramit pasta alalım'' dedi.Garson gidince gözlerimi açıp ''Nereden biliyorsun bunu en çok sevdiğim pastadır'' dedim.Gülüp yaa dedi ben öylesine söylemiştim.Ne tesadüf dedim.Yine de çok mutlu olmuştum.Bu manzara ,karşımda Ali kişisi ve en sevdiğim Piramit pasta daha ne olsun ...Mutluluğum çok mu belli oluyordu.İçimden ''Kendimi rezil etmemeliyim.''diye geçirirken, ''Elvan kendine gel, görmemişler gibi davranma.''diye kendime telkinlerde bulunuyordum.O sırada bana gözlerini kitlemiş Ali kişisi pasta yiyişimin hiçbir anını kaçırmak istemiyormuş gibi izlemeye devam ediyordu.''Sen de yeseydin ya.'' diye tam sorarken aklıma tatlı yemediği geldi.''Bir çatal alırım'' dedi.Tam ben yeni bir çatal almıştım ki ağzını açıp bana doğru uzandı.Çatal isteyelim böyle olmaz dedim.''O çataldan yemezsem hiç yemem.'' dedi.Kalbime indirmeye niyeti vardı.Çatalı pastaya götürüp ağzına uzattım karşımda ''Aaaa'' diye çocuklar gibi sesler çıkarıyordu.Elimde olmadan güldüm.Pastayı yiyip çayını yudumlarken beğendin mi burayı? diye sordu.''Hem de çok!'' diye söyleyiverdim.Gülümseyip tekrar bana bakıp.''Bir şeyleri yerken çok heyecanlanıyorsun biliyor musun?'' dedi.''Efendim'' dedim?Nasıl yani diye de ekledim.Şöyle ki o an kimse önemli olmuyor senin için gerçi sadece yemek yerken değil.Kitap okurken de ..Dersi dinlerken de ..Ders çalışırken de ..Arkadaşlarınla konuşurken de öyle bir heyecanlanıyorsun ki seni izlemeden edemiyorum.Allah'ım oksijenin tavan yaptığı bir tepedeydim ama bu çocuk ne yapıp edip nefesimi kesmeyi başarıyordu.Bunu nasıl yapıyordu bilmiyorum.Kalbimin titrediğini hissettim.Sonra galiba çayım soğumuş dedim.Konuyu dağıtmak için .Öyle bir güldü ki daha önce dişlerini gördüğümü hatırlamıyordum.Garsona işaret edip çayları tazeledi.Demek Doktor olacaksın dedi? Evet olacağım dedim.Sen de anladığım kadarıyla Patron olacaksın.Gülümseyip bambaşka bir konuya geçip, saçlarına dokunabilir miyim dedi?Ben şimdi bu çocuğa ne cevap verceğim? Nasıl demeye kalmadan yanıma geldi.Parfümünün kokusunu içine çektiğimi hatırlıyorum. Ve o yumuşak ellerini saçlarımda gezindirdiğini çok güzeller dedi.Hep düzlerdi.Nasıl oldu bu?Aslında saçlarım kıvırcık diye sessizce yanımda saçlarımla oynayan çocuğa söyledim.Sadece düzleştiriyordum dedim.Böyle çok güzeller dedi.Biraz daha böyle kalırsak ortada saç değil Elvan diye biri kalmayacaktı.Ellerimle saçlarımı düzeltir gibi yapıp kolumdaki saate bakıp dershaneye gitmem gerek malum doktor olmak kolay değil deyip aramıza mesafe koyup kalkalım dedim.Başını arkaya yatırıp zaman bu kadar mı hızlı geçti dedi.Gerçekten iki saati geçmişti.Ellerimden tutup çantamı sırtına alıp gidelim dedi.Ellerimi her tutuşunda o değil de ben aşık oluyordum.Allah'ım bu işin sonu bana yaramayacaktı ama bu durum o kadar tatlıydı ki bir yandan da bir ay değil bir ömür buluşabilirmişim gibi geliyordu.Ali kişisiyle...
