6. bölüm · Bir Bakış
Aşık mı oldun ona iki günde??
Çadırda bana deli deli bakan gözleri gördükten sonra biraz evvel yanıma gelen uyku perileri bir anda toz oldular. Ben bir yanda şakınlığımla baş etmeye çalışırken bir yandan da hücrelerimin oksijen taşımasına yardım ediyordum. Senin ne işin var burda diyerek sorulması gereken en mantıklı soruyu sorabildiğim için bu kafası karışık aklımı tebriği sonraya bırakmıyor şimdiden tebrik ediyordum.Birden oturur pozisyonu alarak sorar gözlerle hala yanımda uzanmış Ali kişisinin maalesef veremeyeceğini bildiğim mantıklı bir cevap vermesini bekliyordum. O da benim gibi oturur duruma gelince başını sallar gibi yaptı. İçtikleri meyve suyundan olsa gerek kafası da meyve suyu olmuştu paşamızın.. Ben ben diye giriş yapmaya çalışarak durdu. Gözlerimin taa içine bakarak ne yapıyorsun diye saçma bir soru sorarak ben nezdimde tarihe geçti. Çünkü bu durumdayken böyle bir soru sorulamazdı. Ama o sormakla kalmıyor bir insan daha ne kadar fazla saçmalayabilirse o kadar saçmalıyordu. Yemek yedin mi diye ikinci soruyu yöneltti ve ben bu soruya da ne diyeceğimi bilemedim. Tokum sağol mu deseydim yoksa ne saçmalıyorsun bu saatte bu ne kendini bilmezlik mi deseydim.Sonra düşününce neden bir çığlık atmamıştım. Şimdi de bunu sorguluyordum. Tekrar Ali'ye döndüm ve bak Ali pek iyi görünmüyorsun diyerek en insani ve mantıklı halime bürünüp, sessizce çadırımdam ayrıl kimse görmeden yanlış anlaşılma olmasın dedim. Kim yanlış anlayacak Ersin mi ? Aşık mı oldun ona iki günde? diye cevap verince ..Sen kendinde değilsin buna cevap vermek zorunda değilim. Hatta ben senin sorduğun hiçbir soruya cevap vermek zorunda değilim diye de ekleme yapmayı ihmal etmedim. Doğru ya ben kimim Elvan Hanım'ın gözünde diye karşılık verince sarhoş mu olmuş bu ne saçmalıyor? Allah'ım bu saçmalıktan çıkmak istiyorum. Kurtar beni diye söylenirken ..O kadar mı sıkıyorum seni diye enik gözleriyle bakmaya devam etti gözleri mi buğulanmıştı yoksa sarhoş kafayla duygusala mı bağlamıştı bilmiyorum.Zaten neden benim çadırıma girdi onu da anlamış değildim.Son kez saate baktım saa üçe geliyordu. Ve ben artık ne yapacağımı gerçekten bilemiyordum.Son kez bak Ali bunları sabah konuşalım. Gerçekten uykum geldi ve dediklerin saçmalıktan başka bir şey değil. Ne içtiysen iyice kafayı bulmuşsun. Şimdi dışarı çadırına git ve ben de uyuyabileyim. Yarın söz konuşacağız. Söylediklerimi can kulağıyla dinleyip beni yakamdan çekip yanına uzandırdı. Üstüme battaniyeyi örtüp uyu dedi. Kollarıyla koala gibi her yanımı sarmıştı göğsümü göğsüne bastırıp ohhh diye sessizce iniltiye benzer bir ses çıkarıp uyu ben burdayım dedi. Ben şu an bu çadırda mıydım ya da yeryüzünde miydim bilmiyorum ama kalbim güm güm atmaya devam ediyordu. Ve salak salak gülen ağzımın ortasına bir tane çarpmak istiyordum. Ayy bu çocuk nasıl bu kadar güzel kokabilirdi ya da bir insan nasıl bu kadar güzel kokabilirdi diye sorumu değiştirmek istiyorum Hakim bey..Peki ya elleri nasıl bu kadar sert görünüp bu kadar yumuşak sarabilirdi..Şimdi bir de uyu demiyor mu ? Ben bu saatten sonra değil uyumak nefes bile alamazdım. Ama yarın vardı ve uykulu uykulu gezimi mahvetmek istemiyordum.Yanımdaki Ali kişisi milim kıpırdamama izin vermiyor ayrılmak isteyince iki kat kilit vuruyordu bedenime. Bacaklarıyla da üstüme kapaklanmış şşşşşt uslu dur diye kıpırdanmalarıma sessizce karşılıklar veriyordu. Bu mırıltılar homurdanmalar içinde uykuya teslim olmuştum. Uyandığımda yanımda kimseler yoktu. Acaba ne zaman gitmişti? Yoksa hiç gelmemiş miydi?Ben mi fıttırıyordum yavaştan diye deli deli sorular geçerken aklımdan çadırımın başında Elvan diye seslenen Ersin ve İlkay'a Günaydın diyordum.
