44. bölüm · Beyaz zambak

Bölüm 44

Ela Ciner

Aylar su gibi akıp gitti. Ala’nın karnı iyice büyümüş, evin içinde minik kıyafetler, bebek oyuncakları ve rengarenk battaniyeler çoğalmıştı.
Alaz, her akşam Ala uyuduktan sonra odanın bir köşesinde sessizce beşikle ilgilenir, vidalarını sıkılaştırır, içine yumuşacık yastıklar koyardı.
Ve bir gece, Ala ani bir sancıyla uyandı.
“Alaz…” dedi nefesi kesik kesik, “Sanırım… zamanı geldi.”
Alaz bir an ne yapacağını bilemedi, sonra hızla toparlanıp çantayı kaptı, Ala’nın elini tutarak dışarı çıktı.
Araba farlarının aydınlattığı yolda, Ala’nın nefesi sıklaşıyor, Alaz ise sakin olmaya çalışıyordu.
“Derin nefes al… ben buradayım… her şey yolunda…” diye fısıldıyordu.
Hastaneye vardıklarında doktorlar hemen Ala’yı doğumhaneye aldı. Alaz dışarıda beklerken dakikalar saatlere dönüştü.
Avuçları terliyor, kalbi sanki göğsünden fırlayacak gibi atıyordu.
Sonunda kapı açıldı. Bir hemşire kucağında minik, pembe yüzlü bir bebekle göründü.
Gülümsedi ve,
“Tebrikler baba… oğlunuz oldu,” dedi.
Alaz’ın gözleri doldu. “oğlunuz…” diye mırıldandı, gülerek ve gözyaşları içinde. Ala ise yatağında yorgun ama mutlu bir şekilde bebeği kollarına almıştı.
Bebek minik parmağıyla Alaz’ın işaret parmağını kavradığında, Alaz o an anladı ki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
“oğlum…” dedi, “Hoş geldin dünyamıza.”