22. bölüm · Beyaz zambak
Bölüm 23
Bölüm 23 – Sessiz Fırtına
Ala, o akşam derslerini bitirip eve döndüğünde her zamankinden farklı bir huzursuzluk vardı içinde. Pencereden dışarı baktığında, şehrin üstüne çöken gri bulutlar sanki onun ruh hâlini taklit ediyordu. Telefonu elinde, defalarca açıp kapadı. Alaz’dan haber yoktu.
Oysa ki dün gece konuşurken “yarın mutlaka görüşelim” demişti. Ala, bunun küçük bir unutkanlık olmadığını hissediyordu. İçgüdüleri, Alaz’ın uzaklaşmakta olduğunu fısıldıyordu.
Alaz ise o sırada başka bir şehirde, bir mühendislik toplantısında bulunuyordu. Yolda giderken Ala’ya mesaj atmak istemişti ama içinde, her şeyi açıklayacak gücü bulamıyordu. Çünkü Ala’ya söylemek istemediği bir gerçek vardı: Proje, onu yurt dışına götürebilirdi.
Akşam, Ala’nın kapısı çaldı. Elinde yağmurdan ıslanmış bir zarf tutan küçük bir çocuk duruyordu. Zarfın üzerinde yalnızca şu yazıyordu:
“Gözlerimdeki fırtınayı görürsen, seni neden sustuğumu anlarsın.”
Ala, bu sözlerin Alaz’a ait olduğunu anlamıştı… Ama ne demek istiyordu?
Ala, zarfı titreyen elleriyle açtı. İçinde küçük, ama dikkatle katlanmış bir not vardı. Yazı, Alaz’ın alıştığı sakin ve derin üslubundaydı:
"Sevgili Ala,
Sana söylediklerim kadar, söyleyemediklerim de var. Bu sessizlik, korkudan değil; seni kaybetme ihtimaline karşı bir koruma kalkanı. Yurt dışı işi, beklenmedik bir fırsat ama aynı zamanda büyük bir sınav. Kalbimle aklım arasında savaşırken, seni de bu karmaşaya çekmek istemiyorum.
Bana zaman tanı, suskunluğumu anla. Fırtına dinerken, ben de döneceğim."
Ala, notu bir an için sustu. İçinde kopan fırtına yavaş yavaş dalgalara dönüşüyordu. Kalbinde hem bir umut ışığı, hem de derin bir korku vardı. Alaz’a olan sevgisi, sessizliğin ardındaki gerçekleri öğrenme arzusunu yeniyordu.
Ama bir soru hâlâ havadaydı: Bu sessizlik ne kadar sürecekti?
