13. bölüm · Beyaz zambak
Bölüm 13
Bölüm 13 – Kalbin Aynası
Ertesi gün sınıfta hava biraz farklıydı. Ala, alışılmış sakinliğiyle içeri girdi ama bu kez bakışları Alaz’la çarpıştığında kısa bir anlığına bile olsa gözlerini kaçırdı.
Alaz bunu fark etti. Oysa o akşam, Ala’nın elini tuttuğunda her şey yerli yerine oturmuş gibi hissetmişti. Ama şimdi... sanki Ala bir adım geri çekilmişti.
Dersin sonlarına doğru Ala tahtaya dönerken aniden durdu.
“Sizce bir insan, kendinden bile bir şey saklayabilir mi?”
Sınıf sessizdi. Alaz kalemini yavaşça masaya bıraktı.
“Evet,” dedi, “bazen kalbimiz bile bize oyun oynar.”
Ala başını salladı ama gözleri Alaz’a takılmıştı.
“Ve belki de en büyük sırrı, bakışlarımız taşır.”
Ders bittiğinde herkes sınıftan çıkarken Alaz yerinden kalkmadı. Ala da masasına geçip defterlerini toplamaya başladı. Sessizlik sarkıt gibi odada asılıydı.
Alaz, sonunda dayanamayıp konuştu:
“Dün gece, gerçekti değil mi?”
Ala başını kaldırmadı.
“Gerçekti. Ama korkular da gerçek, Alaz.”
“Benden mi korkuyorsun?”
Ala bu kez gözlerine baktı:
“Hayır. Kendimden... Bu kadar hızlı hissetmekten... Hatalı bir cümle yazmaktan korkuyorum. Senin gibi mühendisler hatayı hesaplayabilir ama biz edebiyatçılar, bazen aynı hatada yıllarca takılı kalırız.”
Alaz ayağa kalktı. Masaya yaklaştı.
“Ben, seninle hata yapmak istemiyorum. Ama eksik kalmaktan da korkmuyorum.”
Cebinden küçük bir şey çıkardı. Bir zambak tohumu.
“Bunu sana getirdim. Toprağa ekersin diye değil… Belki senin içinde zaten büyüyordur diye.”
Ala, o tohumu avuçlarının içine aldı. Gözleri buğulandı.
“Zambaklar... kolay yetişmez. Güneş ister, sabır ister…”
Alaz eğildi, fısıldadı:
“Ben güneş olurum.”
O gün, Ala o tohumu çantasına koydu. Ve ilk defa hiçbir şey demeden sınıftan çıktı.
Ama Alaz fark etti. Ala giderken bir cümle fısıldamıştı kendi kendine. Dudak hareketlerinden okudu:
“Keşke biraz daha cesur olsam...”
