17. bölüm · Beyaz zambak

Bölüm 17

Ela Ciner

Bölüm 17 – Beyaz Tülün Ardında
Ala, annesinin yattığı hastane odasına vardığında zaman durdu sanki.
Her şey çok beyazdı.
Duvarlar, çarşaflar, serumlar… ve en çok da annesinin elleri.
Gözlerini kapattığında hep güçlü gördüğü o eller, şimdi ince bir tül gibi görünüyordu.
Ala, yatağın ucuna yaklaştı.
“Anne…”
Kadın gözlerini açtı. Zayıf ama içten bir tebessümle baktı kızına.
“Geldin…”
Ala başını salladı, gülümseyemedi.
“Geleceğimi biliyordun.”
Annesi, başucundaki sandalyeyi işaret etti.
“Otur. Biraz konuşalım. Belki... son defa gibi.”
Ala irkildi.
“Anne, lütfen...”
Kadın, başını iki yana salladı.
“Ben ölmekten korkmuyorum, kızım. Ama içimde ukde kalmasından korkuyorum.”
Sessizlik bastı odayı.
Sonra annesi yavaşça konuşmaya başladı:
“Ben babanı sevmiştim. Çok ama çok sevmiştim.
Ama kendimi onun gölgesinde kaybettim.
Kendim olamadım.
Senin kendi yolunu çizmeni hep bu yüzden istedim.
Hep güçlü olmanı bu yüzden söyledim.
Ama asla... aşık olma demedim, değil mi?”
Ala’nın gözlerinden yaşlar sessizce süzüldü.
“Demediğini anlıyorum artık.”
Kadın uzandı. Avucuna bir zarif kolye bıraktı. İçinde minik bir zambak figürü olan ince bir gümüş kolye.
“Bu benim ilk aşkımdan kalma.
Ama sen bu kolyeyi yalnızca korkmadığın gün tak.
Aşkı seçtiğin gün.”
Ala, annesinin yanından ayrıldığında hava kararmıştı.
Hastane çıkışında Alaz onu bekliyordu.
Elinde iki kahveyle.
Ala gözlerine baktı.
Ve ilk kez, tereddütsüz sarıldı.
Uzun.
Derin.
Sessiz.
Alaz fısıldadı:
“Yanındayım. Ne olursa olsun.”
Ala sadece bir kelime söyledi:
“Biliyorum.”