17. bölüm / 20
BARISTAPART 17
Bölümler 20Şu an: PART 17
- 1 PART 1409 kelime
- 2 PART 2920 kelime
- 3 PART 3788 kelime
- 4 PART 4567 kelime
- 5 PART 51.260 kelime
- 6 PART 61.261 kelime
- 7 PART 7573 kelime
- 8 PART 8822 kelime
- 9 PART 9868 kelime
- 10 PART 10769 kelime
- 11 PART 11846 kelime
- 12 PART 12610 kelime
- 13 PART 13542 kelime
- 14 PART 141.203 kelime
- 15 PART 151.285 kelime
- 16 PART 16722 kelime
- 17 PART 17807 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 PART 181.618 kelime
- 19 PART 191.223 kelime
- 20 PART 201.862 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selamlarr ve iyi gecelwrrr 01.19✨♥
Keyifli okımalarr
----
Hyunjin'den
Felix depoya doğru giderken birkaç saniye arkasından baktım.Yüzündeki o küçük gülümseme hâlâ gözümün önündeydi. Bir de az önce söylediği cümle…
"Bence siz biraz kıskandınız."
Saçmalık.
Kesinlikle saçmalık.
Yok canım daha neler.
Ne demeye çalıştı o çilli?
Çilleri... Bak gözümün önünde canlandı yine. Çilleri bir şaheser, yüzünde sanki bir galaksi var... Onların üzerlerine tek tek öpücük kondurmak istiyorum. O kadar güzeller ki, bir insana ancak bu kadar yakışabiliriz.
En azından kendime bunu söylemeye çalışıyordum.Bir süre depoda oyalanıp birkaç kutuyu kontrol ettikten sonra tekrar kafeye döndüm. Kapıyı açtığım anda gözüm istemsizce içeriyi taradı. Felix kasanın arkasındaydı Jisung bir masadan bardakları topluyor, Seungmin kahve makinesinin yanında bir şeylerle uğraşıyordu. Her şey normal görünüyordu. Yani şimdilik.
Ta ki onu görene kadar.Evan.
Bir masanın kenarına oturmuş, elindeki kahveden birkaç yudum alırken etrafına bakıyordu. Bakışları Felix'i bulduğunda yüzünde tanıdık bir gülümseme belirdi.Benimse beynimde tek bir düşünce oluştu o an. "Demek hâlâ burada."
Aslında Evan'ı tanıyorum. Hatta düşündüğümden çok daha uzun zamandır tanıyorum. Üniversitede aynı bölümde olmasak da aynı kampüste geçirdiğimiz yıllardan kalma eski bir arkadaştı. Bir dönem neredeyse her gün beraber takılmıştık. Sonra mezuniyet, iş hayatı, şehir değiştirmeler, ülke değiştirmeler derken e haliyle görüşmelerimiz seyrekleşmişti.
Evan'ı tanıdığımı Felix bilmiyordu.
Muhtemelen Evan da beni burada gördüğünü bilmiyordu.
Sonunda beni fark ettiğinde gözleri büyüdü. "Hyunjin?"Yanına doğru yürüdüm. "Evan."Ayağa kalktı ve kısa bir sarılmayla selamlaştık. "Sen burada ne yapıyorsun?"
"Burası benim yerim."Evan birkaç saniye etrafa baktı, sonra gülerek başını salladı. "Şaka yapıyorsun."
"Yo niye yapayım? Gayet ciddiyim ben."
"Vay be,yllar sonra karşılaşacağımız yer gerçekten burasıymış demek" Gülümsedim ama gözüm istemsizce Felix'e kaydı.Evan bunu fark etmiş olacak ki kaşını kaldırdı.
"Bir şey mi oldu?"
"Yooo olmadı."
"Hyunjin."
"Hm?"
"Sen hiç değişmemişsin."
"Nasıl yani?Tipsel olarak çok değiştim."
"Bir şey söylemiyorsun ama yüzünden her şey okunuyor her zaman ki gibi. Karakterin yine aynı kalmış dış görünüşün değişse de."
İç çektim, "Gel, dışarı çıkalım." Şaşkınlıkla bana baktı. "Neden?"
"Konuşmamız lazım."
"Bu kadar ciddi mi?"
"Değil."
"Yüzünden ciddi görünüyor."
"Of hafi."
"Tamam, tamam."
Kafenin arka tarafındaki küçük terasa çıktık. İçerideki kalabalığın sesi kapı kapanınca biraz olsun azaldı. Evan ellerini cebine sokup bana baktı. "Eee?"
Bir süre sustum. "Az önce Felix'le konuşuyordun."Yüzünde hafif bir şaşkınlık oluştu. "Felix?"
"Evet Felix.Burada çalışan çocuk."
"E yani ne olmuş ona?"Bir süre yüzüme baktıktan sonra gülmeye başladı."Sen ciddi misin?"
"Ne var?"
"Sen beni bunun için mi dışarı çıkardın?" Evet. Bunun için çıkardım.
"Ne için?"
"Felix hakkında konuşmak için." diyerek bakışlarımı olabildiğince keskin tutarak kaşlarımı çattım. "Sadece merak ettim."
"Tabii."
"Evan."
"Tamam. Sakin ol." Gülümsemesi biraz daha büyüdü. "Felix'e bir şey yapmıyorum.Merak etme yemedim çocuğu. Ama her an yatak teklifi edebilirim."
Ne? Ne diyor bu? Aptal! Pis sapık!
"Hiç vazgeçmeyeceksin değil mi?"
"Şaka yapıyorum ya şaka."
Bir süre sessiz kaldık sonra Evan omuzlarını silkti. "Burada bir arkadaşım olduğunu bilmiyordum."
"Ben de seni burada göreceğimi bilmiyordum hatta Amerika'ya dönersin diye düşünmüştüm."
"Yok ya,Kore daha iyi geldi bana burda kalmaya karar verdim zaten daha yeni geldim sayılır ailemin yanındaydım birkaç sene sonra buraya geldim.Ben de işte kahve içmeye geldim sonra Felix'le biraz sohbet ettik gerçi sohbet bile edemedik hemen sen geldin."
"Anladım.Ne hakkında konuştunuz?Neler konuştunuz?Dokundun mu ona?"
Gözlerini kıstı. "Sen gerçekten sorguya mı çekiyorsun beni?Bu çocuk senin neyin oluyor?Kafayı kırmışsın sen..." Doğru, temiz sıyırdım.
"Hiçte bile, bir şeyim olmuyor. Çalışanlarımın müşterilerle özel olarak iletişimde olması beni rahatsız eder."
"Hyunjiiiin, sen de buna inandın mı gerçekten?"
"Her neyse." Dedim onu geliştirerek. Evan başını iki yana sallayarak güldü. "Harbi hiç değişmemişsin. O kız için de aynısını demiştin. Hatırlar mısın bilmem." Demirlere yaslanıp cebinden sigara ve çakma çıkardı. Dudaklarının arasına yerleştirip yaktı.
Ben de cevap vermedim.Ne demek istediğini anlamıştım karımdan bahsediyordu...
İçimde başka bir şey vardı.
Evan'la yıllardır tanışıyordum. Ona güveniyordum.Felix'in karşısında onu görünce hissettiğim o anlamsız huzursuzluğu kendime açıklayamıyordum. Belki de tam olarak ne olduğunu bilsem de bunu kendimi kandırıyordum her seferinde. Belki de mesele Evan değildi mesele, Felix'in başkasının ilgisini gördüğümde neden rahatsız olduğumdu. Aslında bu cevabı çok iyi biliyordum sadece bunu kendime itiraf etmek çok zor.
Evan bir süre beni izledikten sonra daha ciddi bir ifadeyle konuştu. "Hyunjin… Bir şey soracağım."
"Sor."
"Sen Felix'ten hoşlanıyor musun?"
Kalbim bir anlığına duracak gibi oldu.Bakışlarımı ondan kaçırdım.
Beklediğim o soruyu sormuştu.
"Saçmalama, ne hoşlanması? O benim çalışanım. Benim öyle senin gibi bu tür fantezilerim yok Beyefendi."
Evan'ın yüzünde küçük, bilmiş bir gülümseme belirdi."Ben daha bir şey söylemeden savunmaya geçtin."
"Öyle bir şey yok dedim sana."
"Ona nasıl baktığını gördüm Hyunjin. Kendini kandırmana gerek yok. Hoşlanıyorsan hoşlanıyorsundur, hepsi bu. Korkaklık etme."
"Gerçekten yok bak."
"Tamam, ne diyim."
"Evan."
"Tamam dedim ya?" İçeriden kafenin kapısının açılma sesi geldi. İkimiz de refleks olarak o tarafa baktık.
Gelen Felix'ti ne işi vardı? Mola saati de değildi elinde boş bir tepsiyle içeri giriyor, bir yandan da Jisung'la konuşuyordu.Göz göze geldiğimizde bana küçük bir gülümseme gönderdi ben de karşılık olarak gülümsedim.Evan'ın bakışları Felix'e kaydığında hiçbir şey söylemeden yalnızca başını salladı sanki cevabını çoktan almış gibiydi.
Ehem diğer bölümde görüşmek üzereee.
Bölüm etkileşimi
