11. bölüm · BARISTA
PART 11
Ay selam... Çok tehdit edildim 🥲❤❤❤ sizi seviyorum, baristayı toparlamaya çalışıyorum merak etmeyinnn.
Keyifli okumalarr,
--------
[İKİ YIL ÖNCE]
"Yaptığının yanlış olduğunu biliyorsun değil mi Hwang?" dedi kızıl saçlı genç. Bu Lee Minho, Hyunjin'in en yakın arkadaşı.
"Biliyorum Lee. Çocuk değilim ben. Bunun farkında mısın değil mi?" Minho gayette çok iyi biliyordu, arkadaşının yanlış yaptığını da biliyordu. Her şeyi öğrenmişti, zaten Felix'e olan bakışları normal değildi. Çenesini tutuması için Hyunjin arkadaşına para teklif etmişti, tabiiki de Minho bu parayı alıp çenesini tutacaktı. Yoksa her şeyin sonu gelirdi.
"Al şunu ve sus." dedi ve elindeki siyah, deri olan para dolu çantayı arkadaşının eline tutuşturdu. Minho sırıtarak çantaya göz ucuyla şöyle bir baktı, "Seni severim ama kendimi daha çok.Benimle iyi geçin."
"Tamam şımarma hemen." deyip onun omzuna vurdu.
"O çocuk sana aşık ve bunu bile bile kullandın. Evlisin ve bunu söyledin. Çocuğa üzülüyorum daha on sekiz yaşında..." Minho haklıydı. Hyunjin bile bile evli olduğunu söylemeden Felix'e flörtöz davranıyordu.
Derin bir nefes alarak kollarını göğsünde birleştirdi. "Farkındayım ama bir anlığına ona kapıldım. Ondan hoşlanıyorum bunun nesi yanlış Lee?"
Minho dalga geçtiğini belli eden bir kahkaha attı. "Evlisin de ondan ya hani canım arkadaşım. Bari boşan da öyle hoşlan kimden hoşlanacaksan. Bunun ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyor musun sen? Karının kulağına gitse ne olacak? Bitirir seni."
"Sence bitirir mi?Hmm öyle mi?"
"Bitirir seni, o senden de güçlü biliyorsun değil mi? Ailesi seni ezer." Hyunjin anlık yüzü düştü, elini ensesinde ki saçlarına gitti. Bir süre düşündükten sonra yutkundu. "Haklı olabilirsin ama çok hayal kuruyorsun."
"Bu konu burda bitmedi "o çocuktan" bir an önce vazgeç dostum. Duygularıyla oynuyorsun. Görmüyor musun sana ne kadar çok aşık. Bak hoşlanmaktan bahsetmiyorum aşık sana."
"Of Minho, gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum... İşin içinden çıkamıyorum. Bir yandan karım, bir yandan Felix...Mal gibi kaldım."
"Halledeceğiz merak etme. Gel şöyle gevşetelim seni.Galaxy Bar'a gidelim hadi."
Hyunjin'den
Minho'nun sözleriyle istemsizce güldüm. Her zamanki gibi, en zor anlarımda bile durumu hafifletmenin bir yolunu buluyordu. Belki de onu yıllardır yanımda tutan şey buydu. Bana gerçeği söylemekten çekinmiyordu. Çoğu insan benimle konuşurken iki kez düşünürken, Minho çoğu zaman hiç düşünmeden konuşuyordu.
"Galaxy Bar'a gidelim." diye yeniledi.
Başımı yana yatırıp birkaç saniye yüzüne baktım. İçimdeki düğüm hâlâ çözülmemişti, ancak en azından bir süreliğine uzaklaşmaya ihtiyacım vardı.
"Bar yerine başka bir yere gidelim," dedim. "İçmek istemiyorum."
Minho kaşlarını kaldırdı."Senin zaten pek bir şey istediğin yok. Ne zamandır böyle?"
"Bir süredir."
"Bir süredir değil, epey zamandır."
Ceketimi alıp ayağa oturduğum yerden kalktım. Minho da arkamdan geldi. Ofisten çıktığımızda koridorun loş ışıkları üzerimize vuruyordu. Birkaç dakika sonra dışarıdaydık. Gece serindi. Şehrin ışıkları kaldırımlara yansıyor, araç farları yol boyunca beyaz çizgiler halinde akıp gidiyordu.
Minho ellerini cebine sokarak yanımda yürümeye başladı.Bir süre ikimiz de konuşmadık.
Sonunda dayanamayıp komuşmaya başladı. "Gerçekten ne yapacaksın?" Soruyu duyduğumda adımlarım yavaşladı. "Bilmiyorum."
"Bu cevabı daha kaç kez vereceksin?"
"Ne yapmamı istiyorsun?"
Minho bana dönüp baktı."Önce kendine karşı dürüst olmanı." Kaşlarımı çattım, "Ne alakası var ya zaten dürstüm ben."
"Hayır, değilsin."
Bir süre yüzüme baktı."Felix'ten hoşlandığını söylüyorsun ama bence asıl mesele bu değil."
"O zaman ne?"
"Evliliğinin bittiğini kabul etmekten kaçıyorsun." Sözleri beklemediğim bir yerden vurdu.Cevap veremedim bir süre,çünkü haklıydı.
Yıllardır içinde bulunduğum hayatı bir gecede geride bırakamazdım. Eşimle paylaştığım onca şey, yaşadığımız ev, alışkanlıklarımız, ailelerimiz... Bunların hepsi bir anda anlamsız hale gelmiyordu.Ancak anlamlı olmaları, devam etmeleri gerektiği anlamına da gelmiyordu.
Başımı öne eğdim, "Onu incitmek istemiyorum."
"Zaten inciniyor." Minho'nun sesi bu kez daha sakindi. "Bir evliliği sadece kimse üzülmesin diye sürdürürsen, sonunda herkes daha fazla zarar görür."
Derin bir nefes aldım.
Haklıydı.
Yine.
Ona kızmamın en büyük sebebi de buydu. "Felix konusunda ne yapacağım peki?"
Minho omuz silkti. "Mesafeni koruyacaksın." İçimde bir şey anında itiraz etti. "Bu kadar basit mi?"
"Hayır. O yüzden zor."Yürümeye devam ettik bir köşeyi dönüp gece açık olan küçük bir kafeye girdik. İçerisi neredeyse boştu. Arka taraftaki masalardan birine oturduk. Minho iki kahve söyledi. Ben camın dışındaki trafiği izlemeye başladım.
Felix'in yüzü yeniden aklıma geldi bu kez ondan kaçınmadım sadece düşündüm.Minho'nun söyledikleri doğruysa, yapmam gereken şey açıktı. Önce evliliğimle ilgili bir karar vermeliydim.Sonra hayatıma kimi dahil edip etmeyeceğimi düşünmeliydim.Ancak insanın zihni her zaman bu kadar düzenli çalışmıyordu,özellikle de kalp devreye girdiğinde.
Minho kahvesinden bir yudum aldı. "Bir şey daha var."
"Nedir o?"
"O çocuğun sana gerçekten güvendiğini unutma."Bakışlarımı ona çevirdim. "Ne demek istiyorsun?"
"Sen onun patronusun. Üstelik senden yaşça da küçük. Sana karşı bir şeyler hissediyorsa, söylediğin her şeyi olduğundan çok daha büyük anlamlandırabilir." Bu kez cevap vermedim çünkü dün gece Felix'in yüzündeki şaşkınlığı hatırlamıştım ve ilk kez kendi davranışlarıma onun gözünden bakmaya çalıştım.
O an içimdeki rahatsızlık büyüdü. Belki de Minho'nun tüm gece anlatmaya çalıştığı şey buydu. Mesele yalnızca benim ne hissettiğim değildi.Mesele, bu duygularla ne yaptığım ve bunun bir başkasına neye mal olabileceğiydi.
Telefonumu çıkardım ekranını açıp boş boş baktım.Mesaj yazmak için somut bir nedenim yoktu yine de parmağım istemsizce rehbere gitti.
Felix'in ismini gördüğüm anda durdum telefonu tekrar cebime koydum."Ne yaptın?" diye sordu Minho.
"Hiç, hiçbir şey."
"İyi." başını sallayıp kahvesine döndü."Çünkü bazen hiçbir şey yapmamak, yapabileceğin en doğru şeydir." Camdan dışarı baktım.Gece şehrin üzerine ağır ağır çökerken, ilk kez önümdeki yolu düşünmeye başladım.
Ve bu kez Felix'i değil...Önce kendimi düşünmem gerektiğini anladım
Diğer bölümlerde görüşmek üzereee..
