19. bölüm · BARAN’IN ZEMHERİSİ
Bölüm 18: Yeni Bir Umut, Yaklaşan Fırtına
büyük pencerelerinden içeri süzülürken odanın içini sıcak bir aydınlık kaplamıştı.
Sıla gözlerini yavaşça açtı.
Yanında derin bir uykuda olan Baran'a baktı.
Yüzünde farkında olmadan bir tebessüm oluştu.
Sessizce ona yaklaştı ve saçlarını okşadı.
"Baran..."
Adam hafifçe kıpırdandı.
"Uyan... Sabah oldu."
Baran gözlerini araladığında karşısında gülümseyen Sıla'yı gördü.
Hiç düşünmeden belinden çekip kendine yaklaştırdı.
"Daha beş dakika..."
Sıla gülerek omzuna hafifçe vurdu.
"Olmaz. Herkes bizi bekliyor."
Baran alnına küçük bir öpücük kondurdu.
"Peki hanımefendi."
Birlikte hazırlanıp aşağı indiler.
Şahsuvar Konağı'nın büyük yemek masasında bütün aile toplanmıştı.
Havin Ana onları görünce gülümsedi.
"Haydi gelin çocuklar. Kahvaltı hazır."
Sıla herkesle tek tek selamlaştı.
Masaya oturdu.
İlk başlarda her şey normaldi.
Baran, kardeşi Rüya'la şakalaşıyor, evdekiler kahkahalar atıyordu.
Bir süre sonra Baran saatine baktı.
"Benim çıkmam gerekiyor."
Ayağa kalkıp ceketini giydi.
Sıla da onun yanına geldi.
"Kendine dikkat et."
Baran gülümsedi.
"Sen de."
Alnına sevgiyle bir öpücük kondurdu.
"Akşam erkenden döneceğim."
Sıla el sallarken Baran konağın kapısından çıktı.
Aracının sesi bahçeden uzaklaşınca Sıla mutfağa geçti.Rüya
tezgâhta kahvaltı tabaklarını topluyordu.
"Yardım edeyim."
Rüya gülümseyerek ona baktı.
"Olur, birlikte daha çabuk biter."
Sıla tam çay bardaklarını toplamaya başlamıştı ki ocaktaki kahvenin kokusu mutfağa yayıldı.
Bir anda yüzü bembeyaz kesildi.
Midesi şiddetle bulandı.
Elini ağzına kapatarak lavaboya koştu.
Rüya arkasından endişeyle geldi.
"Sıla!"
Sıla birkaç dakika boyunca lavabonun başından ayrılamadı.
Yüzünü yıkayıp doğrulduğunda hâlâ çok halsiz görünüyordu.
"İyiyim..."
Rüya başını iki yana salladı.
"Hayır, iyi değilsin."
"Son günlerde de sürekli yorgunsun."
"Sabahları miden bulanıyor."
"Yemek kokularına dayanamıyorsun."
Sıla şaşkınlıkla ona baktı.
"Belki üşüttüm."
Rüya birkaç saniye düşündü.
Sonra yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
"Sıla..."
"Ya hamileysen?"
Sıla'nın gözleri büyüdü.
"Ne?"
"Gel."
"Nereye?"
"Önce eczaneye."
"Eğer test negatif çıkarsa hastaneye gideriz. Ama içimde bir his var."
Sıla hâlâ şaşkın olsa da Rüya,nın ısrarına karşı koyamadı.
İki genç kadın sessizce Şahsuvar Konağı'ndan ayrıldı.
Hayatlarını sonsuza kadar değiştirecek yolculuk, işte o sabah başlamıştı..
.Sıla ile Rüya doğruca hastaneye gittiler.
Sıla'nın aklında onlarca soru vardı.
"Ya Rüya yanılıyorsan?"
Rüya onun elini tuttu.
"İçimde bir his var. Hadi, öğrenelim."
Doktor önce Sıla'yı muayene etti, ardından kan tahlili istedi.
Yaklaşık bir saat sonra doktor elindeki dosyayla odaya girdi.
Yüzünde sıcak bir tebessüm vardı.
"Tebrik ederim."
Sıla ile Rüya aynı anda ayağa kalktı.
"Sonuçlarınız pozitif. Hamilesiniz."
Sıla duyduklarına inanamadı.
"Gerçekten... anne mi olacağım?"
Doktor gülümseyerek başını salladı.
"Evet. Hamileliğiniz yeni başlamış. Görünüşe göre her şey yolunda. Düzenli kontrollerinizi aksatmayın."
Sıla'nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
Ellerini karnına koydu.
"İçimde gerçekten bir bebek var..."
Rüya de gözyaşlarını tutamadı ve ona sımsıkı sarıldı.
"Baran abi bunu duyunca dünyalar onun olacak."
Sıla gözyaşlarını silerek hafifçe gülümsedi.
"Hayır..."
Rüya şaşkınlıkla baktı.
"Neden?"
"Bugün Baran'ın doğum günü."
"Ona hayatının en güzel sürprizini yapmak istiyorum."
Rüya gülümseyerek başını salladı.
"Bu fikir harika."
İki genç kadın hastaneden çıktıktan sonra küçük bir bebek mağazasına uğradılar.
Sıla, üzerinde 'Dünyanın En İyi Babası' yazan minicik bir bebek tulumu aldı.
Yanına da ilk ultrason randevusunun tarihini ve hamilelik testini koyabileceği zarif bir hediye kutusu seçti.
Kutuyu özenle hazırladı.
Akşam olduğunda Şahsuvar Konağı rengârenk süslenmişti.
Bütün aile Baran'ın doğum günü için salonda toplanmıştı.
Pasta kesildi.
Herkes Baran'a hediyelerini verdi.
En son Sıla elindeki küçük kutuyla ayağa kalktı.
"Bu da benden."
Baran gülümseyerek kutuyu aldı.
"Bu kadar küçük kutuda ne olabilir ki?"
Kutuyu açtı.
İçinden minicik bebek tulumu ve pozitif hamilelik testi çıktı.
Baran birkaç saniye hiçbir şey söyleyemedi.
Kaşlarını çattı.
"Sıla... Bu ne?"
Tam o anda Baran'ın babası gülümseyerek ayağa kalktı.
"Oğlum..."
"Hayırlı olsun."
Baran şaşkınlıkla babasına döndü.
"Neye hayırlı olsun?"
Babası kahkahasını tutamayarak kutuyu işaret etti.
"Oğlum... Baba oluyorsun."
Baran'ın gözleri yavaşça Sıla'ya çevrildi.
Sıla'nın gözleri dolmuştu.
Sessizce gülümsedi.
"Evet Baran..."
"Ben hamileyim."
O an Baran'ın gözleri de doldu.
Hiç düşünmeden Sıla'ya doğru yürüdü.
Onu kollarının arasına alıp sımsıkı sarıldı.
"Bu... hayatımda aldığım en güzel doğum günü hediyesi."
Sıla omzuna başını yasladı.
"Seni çok seviyorum."
Baran, Sıla'nın alnına uzun bir öpücük kondurdu.
"Ben de seni çok seviyorum."
"Ona da..."
diyerek Sıla'nın karnına elini koydu.
Salondaki herkes alkışlıyor, gözyaşları içinde onları izliyordu.
Fakat konağın demir kapısının dışında, karanlığın içinde duran siyah bir araçtan onları izleyen bir çift göz vardı.
Mutluluklarının üzerine çökecek fırtına, sandıklarından çok daha yakındı.
Selam arkadaşlar oy ve yorum lütfen
Baran eşini ve çocuklarını koruyabilecek mi
Yoksa onları ölümemi sürükleyecek
