18. bölüm · BARAN’IN ZEMHERİSİ
Bölüm 17: Kanla Yazılan Geçmiş
Baran o gece eve döndüğünde uyuyamadı.
Sıla'nın fotoğrafları gözünün önünden gitmiyordu.
Ama onu asıl boğan şey yaklaşan tehlike değil, geçmişti.
Yıllardır kaçtığı geçmiş...
Yedi yaşındaki küçük bir çocuğun içinde hâlâ yaşayan korku...
Yıllar önce...
Baran yedi yaşındaydı.
Yağmur camlara vuruyordu.
Evde yükselen sesler ise yağmurdan daha ürkütücüydü.
Annesi Esma Hanım ile babası yine tartışıyordu.
Baran odasının kapısından onları izliyordu.
Annesinin yüzünde korku vardı.
Babasının gözlerinde ise öfke...
Bir anda Esma Hanım'ın çığlığı evin içinde yankılandı.
Küçük Baran korkuyla geri çekildi.
Kalbi deli gibi atıyordu.
Ne olduğunu anlayamıyordu.
Babasının öfkeli sesi koridoru doldururken küçük çocuk korkudan kaçmaya başladı.
Evin arkasındaki eski depoya saklandı.
Kulaklarını kapattı.
Ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu.
Dakikalar geçti...
Belki saatler...
Sessizlik çöktüğünde korkarak geri döndü.
Evin kapısından içeri girdiğinde her şey değişmişti.
Annesi yerde hareketsiz yatıyordu.
Baran'ın dünyası o an durdu.
Titreyen adımlarla yanına yaklaştı.
"Anne..."
Cevap gelmedi.
"Anne..."
Sessizlik...
Küçük çocuk dizlerinin üzerine çöktü.
Gözyaşları yüzünden süzülüyordu.
Tam o sırada arkasından ağır ayak sesleri duyuldu.
Babası...
Baran korkuyla başını kaldırdı.
Adam eğilip oğluna baktı.
"Hiçbir şey görmedin."
Baran ağlıyordu.
"Anne neden kalkmıyor?"
Babası yüzünü sertleştirdi.
"Sana söyledim."
Bir adım daha yaklaştı.
"Kimseye tek kelime etmeyeceksin."
Baran korkudan nefes alamıyordu.
"Yoksa seni de kaybederim."
O gece küçük bir çocuk annesini kaybetti.
Ve aynı gece korkuyu öğrendi.
Baran gözlerini açtı.
Değirmenin önünde durmuştu.
Elleri titriyordu.
Yıllardır gömdüğü anılar yeniden canlanmıştı.
Ama artık kaçamazdı.
Çünkü geçmiş geri dönmüştü.
Ve bu kez sadece onu değil...
Sıla'yı da tehdit ediyordu.
