40. bölüm · BANA AİT
Bölüm 40: Gece Yarısı İtirafları
Tutkunun zirvesinden sonraki o sessizlikte, Yeliz başını
Tuğra’nın terli göğsüne yaslamıştı. Dışarıda cırcır
böceklerinin sesi duyuluyordu.
"Biliyor musun," dedi Yeliz, Tuğra’nın parmaklarıyla
havada hayali resimler çizerken. "Bazen kendimi bir tablo
gibi hissediyorum. Selim o tabloyu yırtmaya çalıştı, üzerine
karanlık boyalar sürdü. Ama sen... sen o tabloyu yeniden
onardın. Ama her fırça darbesinin altında hala o yırtığın izi
var."
Tuğra, Yeliz’i daha sıkı sarıp saçlarını kokladı. "O izler,
senin ne kadar güçlü olduğunun kanıtı Yeliz. Onlar seni
bozmaz, aksine seni daha derin, daha anlamlı kılıyor. Ben o
yırtıkları da seviyorum. Çünkü onlar olmasaydı, belki de bu
kadar sıkı tutunmazdık birbirimize."
Yeliz gülümsedi. Travmalar hala oradaydı; bazen bir kapı
gıcırtısında, bazen bir gölgede ortaya çıkıyorlardı. Ama
Tuğra’nın kolları, o travmaların aşamadığı tek kaleydi.
"Hadi," dedi Tuğra, sesi yeniden muzip ve arzulu bir tona
bürünerek. "Gece henüz bitmedi. Kadıköy’den Gebze’ye,
Gebze’den İtalya’ya kadar süren bu hikayenin en güzel
sayfası bu gece yazılacak."
Yeliz, Tuğra’nın boynuna sarılırken tüm korkularını bir
kenara bıraktı. O gece, İtalya’nın yıldızları altında, aşk
sadece bir duygu değil; iyileştiren, yakan ve yeniden var
eden muazzam bir güçtü.
