31. bölüm · BANA AİT
Bölüm 31: Büyük Hesaplaşma (Demir ve Kan)
Tuğra, Selim’in geçmişte kullandığı bir paravan şirketin izini
sürerek eski fabrikanın konumuna ulaştı. Tek başına gitti.
Yanında ne polis ne de koruma vardı; bu işi kendi elleriyle
bitirmek zorundaydı.
Gecenin kör karanlığında fabrikaya girdiğinde, sadece
damlayan su sesleri ve Selim’in mırıldandığı bir şarkı
duyuluyordu.
"Selim!" diye kükredi Tuğra. Sesi boş hangarlarda yankılandı.
"Çık dışarı korkak! Senin derdin benimle!"
Selim, elinde bir silahla Yeliz’i önüne siper ederek karanlığın
içinden çıktı. Yeliz’in yüzü solgun, gözleri korku doluydu.
"Bir adım daha atarsan Tuğra, en sevdiğin eserin parçalanışını
izlersin," dedi Selim, silahı Yeliz’in şakağına dayayarak. "Her
şeyi elimden aldın. Şimdi ben de senin ruhunu alacağım."
Tuğra durdu. Ellerini yavaşça havaya kaldırdı. O an, o kibirli
ve yenilmez Tuğra gitmiş, yerine sevdiği kadın için ölmeye
hazır bir adam gelmişti. "Tamam Selim. Ne istiyorsan yap.
Şirketi al, paramı al, hayatımı al... Ama onu bırak. O hiçbir
şeyin parçası değil."
Selim güldü.
"Geç kaldın kuzen. O artık her
şeyin tam merkezi.
"
Tam o sırada Yeliz, Selim’in bir anlık
boşluğundan yararlanarak dirseğini onun
boşluğuna geçirdi. Selim sendeleyince Tuğra
bir kaplan gibi ileri atıldı. O paslı fabrikada,
demirlerin ve makinelerin arasında vahşi bir
kavga başladı. Silah bir kenara fırladı; artık
sadece yumruklar, öfke ve hayatta kalma
güdüsü vardı.
Tuğra, Selim’i yere serip boğazına
sarıldığında, içindeki tüm o birikmiş intikam
ateşiyle bağırdı. Ama Yeliz’in sesi onu
durdurdu: "Tuğra! Yapma! Katil olma, onun
gibi olma!"
Tuğra duraksadı. Selim’in baygın, kanlar
içindeki yüzüne baktı ve onu polise teslim
etmek üzere bıraktı. Selim artık bitmişti.
Saplantısı onu kendi karanlığına gömmüştü.
