2. bölüm · BANA AİT
Bölüm 2: Arzumun Coğrafyası
Bir hafta boyunca telefon, Yeliz’in vücudunun bir parçası
haline gelmişti. Tuğra’nın Gebze’deki iş yoğunluğu arasında
gönderdiği kısa ama yakıcı mesajlar, Yeliz’in Kadıköy
’deki
sıradan hayatını bir bekleyiş provasına dönüştürmüştü.
Tuğra, her mesajında mesafeyi biraz daha daraltıyordu. Artık
sadece kelimelerle değil, hayallerle de tenine dokunuyordu.
"Şu an Kadıköy iskelesinde olsaydım,
" diye başlamıştı Tuğra o
akşamki sesli mesajına.
"Seni o kalabalığın içinde bulur, hiçbir
şey söylemeden ensenden tutar ve kulağına sadece benim
olduğunu fısıldardım. Kokunu içime çekene kadar da
bırakmazdım.
"
Yeliz, Moda sahilindeki kayalıklarda otururken bu sesi
dinlediğinde, rüzgarın soğuğu bile tenindeki ürpertiyi
bastırmaya yetmemişti. Parmak uçları titreyerek cevap yazdı:
"Gel o zaman. Sadece fısıldamakla mı yetineceksin?"
Cevap, bir konum bilgisiyle geldi. Kadıköy
’ün ara
sokaklarından birinde, loş ışıklı, plakların çaldığı eski bir barın
adıydı bu. Altında tek bir cümle vardı:
"Yarın gece. Siyah elbisenle gel. Seni her halinle tanıyacağım
ama o elbise içinde nasıl görüneceğini şimdiden biliyorum.
"
