7. bölüm / 7
Baldan Acı Ne Var?5.BÖLÜM-TANIŞMA
Bölümler 7Şu an: 5.BÖLÜM-TANIŞMA
Okulun karşısındaki büfe bizim mekândı. Sahibi İhsan amca, beni ilkokuldan beri tanırdı.
Her sabah kapının önüne iki plastik sandalye atar, "Yine kavga etme oğlum," derdi.
Ben de her sabah "Etmem," derdim. Ama ederim.
Bugün büfeye girdiğimde tost kokusu havayı dolduruyordu.
Mete çoktan oradaydı; masanın üzerine yayılmış, ketçapla adını yazmaya çalışıyordu.
"Aras! Bak, adımı yazdım!" diye bağırdı.
Selin elindeki çayı masaya koydu.
"Mete, ketçapla adını yazmak bir başarı değil."
Mete güldü.
"Sanat bu."
Ben sandalyeye oturdum.
İhsan amca tezgâhtan seslendi:
"Aras, yine kavga etmişsin."
"Bir şey yok," dedim.
Selin kaşlarını kaldırdı.
"Bir şey yoksa neden omzunu tutuyorsun?"
"Kas spazmı." Dedim.
Mete kahkaha attı.
"Kas spazmı mı? Lan senin kasların bile kavga ediyor."
Selin Mete'ye bir tokat attı.
"Sus."
Ben tostumu beklerken Selin bir anda ciddileşti.
"Bugün Lavinia'yla konuştum."
Kalbim bir an durdu. Sanki büfenin içindeki tüm sesler sustu.
"Ne dedi? Siz tanışıyor musunuz ?" dedim.
Selin çayından bir yudum aldı. Sonra bana döndü.
"Lavinia'yı tanıyorum."
Sanki biri içimdeki bir kapıyı açtı.
"Nasıl?" dedim.
"Eski okuldan arkadaşım," dedi Selin. "Bu okula gelince kopmadık. Hatta bugün bizim grupla tanıştıracağım."
Mete hemen ayağa kalktı.
"Grupla mı? Oha! Aras'ın kaderi değişiyor lan!"
Selin Mete'ye bir tokat attı.
"Abartma."
Ben bir şey söylemedim. Söyleyemedim. İçimde bir şey kıpırdadı.
Merak mıydı? Korku mu? Heyecan mı? Bilmiyordum.
Selin bana doğru eğildi.
"Bak Aras... Lavinia sessizdir ama soğuk değildir. Sadece insanlara hemen güvenmez. Ama seni merak ediyor."
Kalbim bir anda hızlandı. "Ne?"
Selin gülümsedi. "Evet. Dün bana bir şey sordu."
Mete hemen atladı. "Ne sordu lan?!"
Selin Mete'ye ters ters baktı. "Seninle ilgili değil."
Sonra bana döndü. "Aras'ın yanında gördüğü kızı sordu."
Elimdeki peçete yırtıldı. Kalbim bir anda sıkıştı. "Ne dedi?" dedim.
Selin gözlerini bana dikti. "'Aras'ın yanında yürüyen kız kimdi?' dedi."
Mete kahkaha attı. "Oha! Kız seni kıskanmış lan!"
Selin Mete'ye bir tokat daha attı. "Abartma."
Ben başımı eğdim. İçimde bir sıcaklık yayıldı. Ama bu sıcaklık huzur değildi.
Bir tür karışıklık, bir tür çekilme hissi. "Ne dedin ona?" diye sordum.
Selin gülümsedi. "Gerçeği."
Mete: "Gerçek ne?"
Selin: "Aras'ın o kızla bir alakası yok."
Mete: "Doğru."
Selin bana döndü. "Lavinia rahatladı."
Kalbim bir anda hızlandı. "Rahatladı mı?"
Selin başını salladı. "Evet. Hatta... merak ettiğini söyledi."
Mete hemen atladı: "Ne merak etmiş?"
Selin: "Aras'ın neden o kızla yürüdüğünü."
Ben başımı kaldırdım. "Ben yürümüyordum. Kız yanıma geldi."
Selin gülümsedi. "Ben de aynısını söyledim."
Mete: "Lan Aras, kız seni kıskanmış işte! Bu kadar net!"
Selin Mete'ye bir tokat daha attı. "Sus dedim."
Ben tostumu aldım, bir ısırık aldım ama tadı yoktu. İçimde bir şey kıpırdıyordu.
Selin bana doğru eğildi.
"Bak Aras... Lavinia seni merak ediyor. Sorduğu her şey bunu gösteriyor."
Ben başımı eğdim. "Ne sordu Ki başka ? " dışarıdan ne kadar umursamaz görünsem de içim içimi yiyordu.
Selin parmaklarını saydı:
"Aras neden hep büfede?"
"Aras neden kimseyle konuşmuyor?"
"Aras neden kavga ediyor?"
"Aras neden o kızla yürüyordu?"
"Aras neden hep defter taşıyor?"
Mete kahkaha attı. "Lan kız seni komple araştırmış!"
Selin elini omzuma koydu. "Bugün tanıştıracağım."
Kalbim bir anda hızlandı. "Ne?"
"Evet." Dedi selin gururla
Mete ayağa kalktı. "Oha! Aras'ın kaderi değişiyor lan!"
Selin Mete'ye bir tokat daha attı. Bunu hep yapardı selinin vurmalarından metenin kolu morarıyordu hatta "Sus artık mete."
Selin elini omzuma koydu.
"Bugün tanıştıracağım. Ama sakın kaçma. Sakın gözlerini kaçırma. Sakın o içine kapanan hâline girme."
Mete de ekledi:
"Lan bir kere normal ol. Bir kere gül. Bir kere konuş. Bir kere insan gibi davran."
Ben derin bir nefes aldım."Tamam," dedim.
Ama içim "tamam" değildi.
Öğle arasında bahçeye çıktık. Selin önde, Mete yanında, ben arkalarında yürüyordum.
Selin bir anda durdu. "Hazır mısın?"
"Hayır," dedim.
Mete güldü. "Harika. O zaman tam zamanıdır."
Selin elini kaldırdı. "Bak, geliyor."
Başımı kaldırdım. Lavinia yürüyordu.
Saçları rüzgârda hafifçe dalgalanıyordu.
Elinde bir kitap vardı. Yüzünde o dingin ifade... ama gözlerinde bir merak.
Selin ona doğru yürüdü. "Lavii!"
Lavinia gülümsedi. "Selin."
Selin hemen konuya girdi. "Gel, seni biriyle tanıştıracağım."
Kalbim bir anda hızlandı. Sanki göğsümün içinde bir kuş çırpınıyordu.
Lavinia bana baktı. Ben ona baktım. Ama bu kez gözlerimi kaçırmadım.
Selin aramıza girdi. "Lavinia, bu Aras."
Lavinia başını hafifçe eğdi. "Merhaba."
Sesini duymak... Sanki bir şey içimde yer değiştirdi.
Ben de başımı eğdim. "Merhaba."
Mete hemen atladı.
"Ben de Mete'yim bu arada. Aras'ın akıl hocası, sırdaşı, psikoloğu, menajeri—"
Selin Mete'nin ağzını kapattı. "Özür dilerim. Bu yaratık bizimle geziyor."
Lavinia güldü. O gülüş... Sanki bir şey içimde kırıldı ama güzel bir şekilde.
Selin devam etti.
"Biz üçümüz hep takılırız. Aras genelde susar, Mete konuşur, ben ikisini dengelerim."
Mete: "Ben konuşmam, ben sanat icra ederim."
Selin: "Sanat mı? Ne sanatı?"
Mete: "Konuşma sanatı."
Selin: "Susma sanatı daha iyi olurdu."
Lavinia yine güldü. Ben yine ona baktım.
Selin bir anda ciddileşti.
"Lavii... Aras şiir yazıyor. Sende okumayı seviyorsun." Muzipçe gülümsedi sonra
Lavinia bana döndü. Gerçekten döndü. Gözleri gözlerime değdi.
"Gerçekten mi?"
Ben başımı eğdim. "Evet."
"Okuyabilir miyim?" dedi.
Kalbim bir anda sıkıştı. "Hayır," dedim.
Ama sesim yumuşaktı. Kırıcı değildi.
Lavinia gülümsedi. "Tamam. Bir gün okursun belki."
Selin hemen araya girdi. "Okur. Ben zorla okutacağım."
Mete: "Ben de yanında olacağım. Gerekirse tehdit ederim."
Selin Mete'ye bir tokat daha attı. "Sus lan."
Lavinia bana baktı. "Memnun oldum Aras."
Ben ona baktım. "Ben de."
O an bir şey oldu. Sanki hava değişti. Sanki bahçe sessizleşti.
Sanki kalabalık uzaklaştı.
Selin gülümsedi.
"Tamam, grupla tanıştın. Artık kaçamazsın. Lavii..." lavinianın omzuna kolunu attı neşeyle
Mete: "Aras, artık biz dört kişiyiz lan!"
Selin Mete'ye döndü. "Dört kişi değil. Üç kişi ve bir Aras."
Mete kahkaha attı. "Doğru."
Lavinia gülümsedi. Ben de gülümsedim.
Belki çok hafif... ama gülümsedim. Ve o an şunu hissettim:
Hayatıma biri girmişti. Sessizce. Yavaşça. Ama kesin bir şekilde.
Okul çıkışı hava serindi.
Güneş batmak üzereydi; turuncu bir ışık okulun duvarlarına vuruyor, koridorlardan çıkan kalabalığın sesini yumuşatıyordu.
Selin, Mete ve ben okulun kapısından çıktık.
Selin elini havaya kaldırdı.
"Bugün büfeye gitmiyoruz. Kafe var, yeni açılmış. Lavinia da geliyor."
Mete hemen atladı.
"Oha! Grup büyüyor lan!"
Selin Mete'ye gözlerini bariz bir şekilde devirdi "sana tahammülüm kalmıyor artık mete"
Mete elleriyle kalp yapıp öpücük attı seline "bende sana aşığım canım.."
Ben bir şey demedim. İçimde bir kıpırtı vardı ama bu kıpırtı huzur değildi.
Bir tür gerginlik, bir tür beklenti.
Kafenin kapısına geldiğimizde içeriden kahve kokusu yayıldı.
Ahşap masalar, sarı ışıklar, hafif bir müzik...
Büfenin gürültüsünden sonra burası fazla sakin gelmişti.
Selin kapıyı açtı. "Geçin."
İçeri girdik. Mete hemen en köşedeki koltuğa atladı.
"Burası bizim."
Selin gözlerini devirdi. "Senin değil, bizim."
Ben oturdum. Tam o sırada kapı açıldı. Lavinia içeri girdi.
Saçları hafif dağılmıştı rüzgardan. elinde bir defter vardı.
Gözleri bir an beni buldu. Kalbim hızlandı. Bu kalbin ritmi bozulmuştu son zamanlarda
Selin ona el salladı. "Lavii! Buradayız."
Lavinia yanımıza geldi, oturdu. Sessizce gülümsedi.
Mete hemen atladı:
"Hoş geldin Lavinia! Bugün Aras'ın davranışlarını analiz edeceğiz."
Selin Mete'ye bir tokat attı. "Sus lan."
Lavinia güldü. Sonra bana baktı.
"Aras... konuşabilir miyiz?" dedi.
Kalbim bir anda sıkıştı. "Konuşalım."
Selin ve Mete hemen ayağa kalktı.
"Biz sipariş vereceğiz," dediler aynı anda.
Selin bana göz kırptı. "Konuşun."
Mete: "Aras, sakın saçmalama."
Selin Mete'ye bir tokat daha attı. "Sus."
İkisi uzaklaştı. Kafede hafif bir müzik çalıyordu. Lavinia defterini masaya koydu.
Bana baktı.
"Bir şey soracağım," dedi.
"Sor."
"Geçen gün... o kızla yürüyordun."
Derin bir nefes aldım. "Yürümüyordum. Kız yanıma geldi."
Lavinia başını eğdi. "Ben... yanlış anlamış olabilirim."
"Yanlış anladın," dedim. Ama sesim sert çıkmadı. Yumuşaktı.
Lavinia kaşlarını kaldırdı.
"Peki... sen bana bir şey soramak ister misin?"
Evet. Soracaktım. İçimde bir süredir duran o soruyu.
"Eski okulundan biri..." dedim. "Sevgilinmiş."
Lavinia'nın nefesi kesildi. Gözleri bir anlığına karardı.
"Evet," dedi. "Vardı."
"Üzdü mü seni?" dedim.
Lavinia bir an sustu. Sonra çok hafif bir sesle: "Evet."
İçimde bir şey kırıldı. Sanki biri kaburgalarımı içten içe çizdi.
"Ben..." dedim. Ama cümle çıkmadı.
Lavinia bana baktı. "Sen neden kavga ediyorsun?"
Konuyu değiştirmek için aklına ilk gelen şeyi sormuştu belli ki. Bir an durdum.
Bu soruyu kimse bana sormamıştı. Kimse merak etmemişti.
"Bilmiyorum," dedim. "İçimde bir şey birikiyor. Taşınca kavga oluyor."
Lavinia başını eğdi. "Defterindeki kelimeyi düşündüm."
"Hangisini?"
"Susuyorum."
Kalbim bir anda sıkıştı. "Okumuşsun." Alaycıydım "gözün takılmıştı hani?" güldüm ama o gülmedi aynı sakinlikle cevap verdi.
"Evet," dedi. "Ve... merak ettim."
"Ne merak ettin?"
"Neden susuyorsun?"
Bir an sustum. Kafedeki müzik bile sustu sanki.
"Çünkü konuşunca kimse anlamıyor," dedim. "Konuşunca bir şeyler daha çok acıtıyor."
Lavinia gözlerini bana dikti. "Ben... anlarım."
O an içimde bir şey yer değiştirdi. Sanki yıllardır kapalı duran bir kapı aralandı.
"Sen..." dedim. "Beni neden merak ediyorsun?"
Lavinia gülümsedi. Ama bu gülüş sessizdi. Kırılgandı.
"Çünkü sen... herkes gibi değilsin."
"Nasıl?"
"Sen gürültünün içinde sessizsin," dedi.
"ama gürültü de sensin."
Bir an durdum. Bu cümle içime işledi.
"Peki sen..." dedim. "Beni kıskandın mı?"
Konuyu değiştirmek için aklına ilk geleni soran şimdi de bendim.
Lavinia başını eğdi. "Evet."
Kalbim bir anda hızlandı. Sanki göğsümün içinde bir kuş çırpınıyordu. Biz nasıl gelmiştik buralara kadar uzaktan uzaktan ben bakıyordum demek ki o da hoşlanmıştı benden
"Sen?" dedi. "Sen beni kıskandın mı?"
"Evet," dedim. Hiç düşünmeden. Hiç saklamadan.
Lavinia gözlerini kaldırdı. Gözlerimiz çarpıştı. O an kafenin içindeki tüm sesler sustu.
Sanki zaman bir anlığına durdu. Zaman onunla duruyordu ama gerçek zaman çok hızlı akıp geçiyordu.
"Aras..." dedi. "Ben seni yanlış anlamak istemem." Ecrinle yürümemden bahsediyordu kesin. Yanlış anladım demişti. Bir daha yakınlaşma o kızla mı demek istiyordu?
"Ben de seni," dedim.
Selin ve Mete tam o sırada masaya döndü. Mete elindeki kahveyi masaya koydu.
"Lan ne oldu? Birbirinize bakıyorsunuz öyle."
Selin gülümsedi. "Bir şey olmuş."
Evet bir şey olmuştu hatta
Bir şey başlamıştı. Sessizce. Yavaşça. Ama kesin bir şekilde.
Bölüm etkileşimi
