2.BÖLÜM-LAVİNİA

Vaveyla Yazarı: M.Sefa Kara

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 2.BÖLÜM-LAVİNİA

Kütüphanede sayfaları çevirirken bir an durdu. Neden durduğunu bilmiyordu. Sanki bir şey, bir ses, bir bakış... Onu hafifçe omzundan çekmişti.

Başını kaldırdı.

Kapının yanında biri duruyordu. Sessiz, dikkatli, kendi içine kapanmış bir duruş. Kalabalığın içinde kaybolmayan ama kalabalığa karışmayan bir hâl.

Aras.

Onu daha önce görmüştü elbette. Sınıfta, koridorda, kalabalığın içinde... Ama o an, ilk kez gerçekten gördü.

Bakışları bir anlığına karşılaştı. Aras hemen gözlerini kaçırdı. Sanki bakmak istemiyor değil, bakmaya cesaret edemiyor gibiydi.

Lavinia kitabını kapatmadı. Ama sayfayı da çevirmedi. Aras'ın varlığı, sayfanın üzerindeki kelimeleri bir anda sessizleştirmişti.

"Dün konuştuğum çocuk," diye düşündü. Kitabı düşürdüğünde ona uzatan, sorular soran, sesi yumuşak olan çocuk.

Bir an, Aras'ın duruşunda bir şey fark etti. Sanki kütüphaneye kitap için değil, bir şey için gelmişti. Belki de bir kişi için.

Lavinia bunu düşününce hafifçe gülümsedi. Gülüşü dışarıdan belli olmadı ama içinden bir sıcaklık geçti.

Aras masalara doğru yürüdü. Adımları sessizdi. Sanki kütüphanenin sessizliğini rahatsız etmek istemiyordu.

Lavinia onu izledi. Gizli bir merakla. Kendine bile itiraf etmediği bir merakla.

Aras bir masaya oturdu. Kitap açtı. Ama Lavinia, onun okuduğundan çok düşündüğünü fark etti.

Bir an, Aras başını kaldırdı. Bu kez Lavinia bakıyordu. Göz göze geldiler.

Bu bakış, dün kütüphanede yaşanan kısa konuşmadan daha uzun sürdü. Daha sessiz. Daha gerçek.

Lavinia bakışını kaçırmadı. Aras kaçırdı.

Ve o an, Lavinia'nın içinden bir cümle geçti:

"Bu çocuk beni görüyor."

Bu cümle, Lavinia'nın Aras'ı ilk kez fark ettiği andı. Ve fark etmek, bazen sevmekten önce gelir.

Lavinia o gün kütüphaneden çıkarken koridorda hafif bir rüzgâr esti. Saçlarını yüzünden çekti, kitabını çantasına koydu ve yürümeye başladı. Adımları her zamanki gibi sakindi. Ama zihni... o kadar sakin değildi.

Dün kütüphanede konuştuğu, az önce bakıştığı çocuk aklındaydı: Aras.

Onun sessizliği, bakışları, kelimeleri... Hepsi Lavinia'nın zihninde bir iz bırakmıştı. Küçük ama silinmeyen bir iz.

"Niye böyle bakıyordu?" diye düşündü. Soru basitti ama cevabı değildi.

Aras'ın bakışında bir şey vardı. Sanki bir merak, bir çekinme, bir tanıma isteği... Ama Lavinia'nın alışık olduğu türden bir ilgi değildi bu. Daha sessiz, daha derin, daha dikkatli.

Koridorda ilerlerken sınıfın kapısında Aras'ı gördü. Bir arkadaşına bir şey anlatıyordu ama sesi duyulmuyordu. Ellerini hafif hareket ettiriyor, sonra duruyordu. Konuşurken bile sessizdi.

Lavinia bir an durdu. Aras'ın konuşma tarzını izledi. Sanki kelimeleri seçerek konuşuyordu. Sanki her cümle, içinden geçip dışarı çıkmadan önce bir süzgeçten geçiyordu.

"Bu çocuk neden böyle?" diye düşündü. Merak, Lavinia'nın içinden hafif bir kıpırtı gibi geçti.

Aras başını kaldırdı. Bu kez Lavinia bakıyordu. Göz göze geldiler.

Aras'ın yüzünde bir şaşkınlık belirdi. Sanki Lavinia'nın ona baktığına inanamıyordu. Gözlerini kaçırdı. Ama kaçırırken bile Lavinia'nın bakışını hissetti.

Lavinia yürümeye devam etti. Ama aklı yürümüyor, duruyordu.

"Ne okuyor acaba?" "Niye hep kütüphanede?" "Niye bu kadar sessiz?" "Niye bana böyle baktı?"

Sorular birer birer zihnine düştü. Her biri küçük bir taş gibi... Ama o taşlar birikince bir yol olur.

Lavinia o gün şunu fark etti:

Aras sadece bir sınıf arkadaşı değildi. Bir soru işaretiydi. Ve soru işaretleri, merakın başladığı yerdir.

Lavinia o gün okulun bahçesinde tek başına oturuyordu. Kitabını açmıştı ama okumuyordu. Sayfalar gözlerinin önünde duruyor, kelimeler anlamını kaybediyordu. Zihni başka bir yerdeydi.

Aras'ta.

Dün kütüphanede yaşanan kısa konuşma, bugün koridorda yakaladıkları bakış... Hepsi Lavinia'nın içini hafif bir merakla doldurmuştu. Bu merak, sessiz ama inatçı bir şeydi.

Bir süre sonra sınıfa döndü. Sırasına oturdu. Çantasını açtı. Ama gözleri kapıdaydı.

Aras içeri girdiğinde Lavinia istemsizce ona baktı. Aras fark etti ama belli etmedi. Her zamanki gibi sessizdi. Her zamanki gibi kendi içine dönüktü.

Ders başlamadan önce sınıfta hafif bir uğultu vardı. Lavinia, ön sırada oturan iki kızın konuşmalarını duydu.

"Aras yine kütüphanedeymiş."

"Her gün gidiyor zaten."

"Tuhaf bir çocuk, derslerle hiç işi yok ama kütüphaneden çıkmıyor."

Lavinia'nın kalbi hafifçe hızlandı. Aras'ın kütüphaneye neden gittiğini merak etmişti. Şimdi bir parça daha eklenmişti: Derslerle arası yoktu; ders çalışmaya değil, kitap okumaya geliyordu. Kitap okuyan biri neden ders çalışmazdı ki?

Kızlar devam etti:

"Sürekli bir şeyler yazıyor."

"Ne yazıyor, acayip merak ediyorum gerçekten."

Şimdi Lavinia da merak etti. Ne yazıyordu? Kızların konuşmalarına göre derslerle alakalı değildi.

Ders arasında Lavinia, Aras'ın masasına doğru yürüdü. Konuşmak için değil. Sadece bakmak için. Sadece anlamak için.

Aras defterine bir şeyler yazıyordu. Yazarken yüzü hafifçe ciddileşiyor, kaşları birbirine yaklaşıyordu. Sanki kelimelerle değil, düşüncelerle savaşıyordu.

Lavinia bir an durdu. Aras'ın yazdığı satırların arasına baktı. Ama yazıyı okumadı. Sadece el yazısına baktı.

Düzgün. Temiz. Dikkatli.

"Bu çocuk neden böyle?" diye düşündü. Sessiz ama derin. Uzak ama yakın. Görünmez ama fark edilir.

Tam geri dönecekken Aras başını kaldırdı. Lavinia'yı gördü. Bu kez gözlerini kaçırmadı.

Lavinia'nın içinden bir sıcaklık geçti. Sanki Aras'ın bakışı bir soru soruyordu:

"Sen de beni merak ediyor musun?"

Lavinia cevap vermedi. Ama bakışını kaçırmadı.

Sonra yavaşça uzaklaştı. Ama aklı uzaklaşmadı.

O gün Lavinia şunu fark etti:

Aras hakkında ne kadar az şey biliyordu. Ve bilmediği her şey, onu biraz daha merak ettiriyordu.

Lavinia son ders arasında okulun bahçesinde yürürken bir grup çocuğun yüksek sesle konuştuğunu duydu. Normalde böyle kalabalıklara bakmazdı ama bir isim dikkatini çekti.

"Aras yine kavga etmiş."

Lavinia istemsizce durdu. Aras'ın sessizliğinin altında bir sertlik olduğunu hissetmişti ama bunu duymak... Onu şaşırttı.

Çocuklar devam etti:

"Hoca yine kızmış, derse girmemiş."

"Ulan Aras ya... hem suçlusun hem de derse girmiyorsun."

"Attıracak kendini okuldan sonunda."

"Ama var ya, şiir yazıyormuş. Dün okudu bir tane, herkes sustu."

"Hadi oradan! Hiç haberim yok. Bana da okusun bir tane, inanmam."

Şiir. Kavga eden bir çocuğun şiir yazması... Bu çelişki Lavinia'nın içini bir anda merakla doldurdu.

Bahçede ilerlerken Aras'ı gördü. Bir ağacın altında tek başına oturuyordu. Elinde bir kitap vardı ama kitabı okumuyor, parmakları sayfanın kenarında ritmik bir şekilde dolaşıyordu. Sanki düşünceleri kitapla değil, kendi içindeki bir şeyle meşguldü.

Lavinia uzaktan izledi. Aras'ın yüzünde hafif bir yorgunluk vardı. Ama o yorgunluğun altında bir şey daha vardı: Söylemek istemediği bir cümle, sakladığı bir duygu.

Bir çocuk yanına geldi. Aras başını kaldırdı ama konuşmadı. Çocuk bir şey sordu, Aras omzunu silkti. Sonra çocuk gitti.

Lavinia bunu görünce hafifçe gülümsedi. Herkesle arası iyi ama kimseyle tam konuşmayan bir çocuk... Bu, Lavinia'nın daha önce tanımadığı bir karakterdi.

Bir süre sonra Aras ayağa kalktı. Kitabı kapattı. Kitabın kapağını gördü: Bir şiir kitabıydı. Lavinia bunu görünce içinden bir sıcaklık geçti.

"Şiir yazıyor..." diye düşündü. "Ve kavga ediyor..." "Ve derslere girmiyor..." "Ve kimseyle konuşmuyor..."

Bu kadar çelişki bir insanda nasıl duruyordu? Bu soru Lavinia'nın zihninde bir kıvılcım gibi çaktı.

Aras yürürken Lavinia istemeden onun yoluna doğru ilerledi. Aras fark etti. Bir an durdu. Bakışları Lavinia'nın gözlerine değdi.

Bu bakış, dün kütüphanede gördüğü bakıştan farklıydı. Daha sert. Daha savunmasız. Daha gerçek.

Lavinia o an şunu hissetti:

Bu çocuk sadece sessiz değil. Bu çocuk bir şey saklıyor. Ve ben bunu bilmek istiyorum.

Aras bakışını kaçırdı. Ama Lavinia'nın içindeki merak kaçmadı.

O gün Lavinia şunu anladı:

Aras'ın sessizliği bir duvar değil, bir hikâyeydi. Ve o hikâyeyi okumak istiyordu.

Lavinia, Aras'ın arkasından sınıfa doğru ilerledi. Koridor her zamanki gibi kalabalıktı. Lavinia sessizce yürürken bir anda bir kapı aralandı ve içeriden yüksek bir ses duyuldu.

"Aras! Yine kavga mı ettin?"

Bu ses öğretmenindi. Lavinia istemeden durdu. Kapı aralığından içeri baktı.

Aras, duvara yaslanmış duruyordu. Omuzları hafif düşüktü. Yüzünde umursamaz bir ifade vardı ama gözlerinde bir yorgunluk... Sanki kavga etmek istemiyor ama içindeki bir şey onu buna zorluyordu.

Öğretmen bağırmaya devam etti. Aras cevap vermedi. Her zamanki gibi.

Lavinia tam yürümeye devam edecekken öğretmen sınıftan çıktı. Kapı açık kaldı.

Aras içeride yalnızdı.

Lavinia bir an tereddüt etti. Sonra sessizce kapıya doğru yaklaştı. Adımları hafifti; Aras'ın duymayacağı kadar.

İçeri baktığında Aras'ın masasına eğildiğini gördü. Çantasını açtı. Bir defter çıkardı.

Defterin kapağı yıpranmıştı. Kenarları kıvrılmış, sayfaları hafifçe dağılmıştı. Sanki yıllardır yanında taşıdığı bir şeydi.

Aras defteri açtı. Lavinia sayfaları göremiyordu ama Aras'ın yüzündeki ifade değişti. Az önceki umursamazlık yoktu. Yerine... bir yumuşaklık geldi. Bir kırılganlık.

Aras sayfayı parmağıyla yokladı. Sanki bir hatıraya dokunuyordu.

Sonra kalemi eline aldı. Bir şey yazmaya başladı.

Lavinia nefesini tuttu. Aras'ın yazdığı şey ders notu değildi. Ödev değildi. Kavga notu hiç değildi.

Aras'ın yüzündeki ifade... Kalemi tutuşu... Sayfaya eğilişi...

Lavinia o an anladı:

Aras bir şey yazıyordu. Ve bu, kimseye göstermediği bir şeydi.

Aras bir an durdu. Kalemi havada asılı kaldı. Sanki yazdığı cümle onu bile incitmişti.

Lavinia'nın kalbi hafifçe hızlandı. Aras'ın sakladığı şey buydu. Dışarıda kavga eden, umursamaz görünen o çocuk... İçeride bir şey yazıyordu. Bir duygu. Bir cümle. Bir sır.

Aras defteri kapattı. Hızlıca çantasına koydu. Sanki biri görürse kırılacak bir şeymiş gibi.

Tam o anda Aras başını kaldırdı. Kapı aralığındaki Lavinia'yı gördü.

Bakışları bir anlığına dondu. Sanki yakalanmıştı. Sanki içindeki en gizli tarafı açığa çıkmıştı.

Lavinia kaçmadı. Bakışını kaçırmadı. Sadece ona baktı.

Aras'ın gözlerinde bir şey vardı: Korku değil... Öfke değil... Bir teslimiyet.

Sanki Lavinia'ya şunu söylüyordu:

"Bunu kimse bilmezdi."

Lavinia o an şunu hissetti:

Aras'ın sırrı bir cümle değildi. Bir kalpti. Ve o kalp, kimseye açılmıyordu. Ama o gün... gözlerinden kalbini görmüştü. O kalp Lavinia'ya açıldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.