4.BÖLÜM-SUSUYORUM

Vaveyla Yazarı: M.Sefa Kara

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 4.BÖLÜM-SUSUYORUM

Lavinia sınıfa girdiğinde herkesin bir şeyler konuştuğunu fark etti. Ama bir köşede, tek başına oturan biri vardı.

Aras.

Sırasına yaslanmış, çantasını açmıştı. Normalde derse hazırlık yapmazdı; defter bile açmazdı. Ama bugün farklıydı.

Lavinia bunu görünce istemeden yavaşladı. Aras'ın hareketlerinde bir tuhaflık vardı. Sanki yine bir şey saklıyor, bir şeyden kaçıyor gibiydi.

Aras çantasından kenarları kıvrılmış, kapağı solmuş... dün gördüğü defteri çıkardı.

Lavinia bunu görünce içinden bir merak kıpırdadı. Ne yazacak acaba?

Aras defteri açtı. Sayfalar doluydu. Ama ders notlarıyla değil. Lavinia bunu uzaktan bile anlayabiliyordu: Sayfalar düzensizdi, satırlar farklı yönlere gidiyordu, bazı kelimeler karalanmıştı.

Aras bir sayfada durdu. Kalemi eline aldı. Bir şey yazmaya başladı.

Lavinia istemeden biraz daha yaklaştı. Adımları hafifti; Aras'ın duymayacağı kadar.

Aras'ın yüzündeki ifade değişti. Az önceki umursamazlık yoktu. Yerine... bir kırılganlık geldi. Sanki yazdığı şey onu bile incitiyordu.

Lavinia defterdeki satırların tamamını göremedi. Ama bir kelimeyi gördü.

"Susuyorum."

Kelime yarım bir cümlede duruyordu. Aras onu yazmış, sonra karalamıştı. Ama karaladığı yerden hâlâ okunuyordu.

Lavinia'nın kalbi hafifçe hızlandı. İstemsizce çok yaklaşmıştı; içindeki merak duygusuyla şu an Aras'ın tam arkasında duruyordu.

Defterde karalanmış satırların arasında sadece şu cümleler kalmıştı:

"Sadece susuyorum.

Hayatıma, geçmişime,

İçimdeki her duyguya Susuyorum."

Aras'ın sakladığı şey buydu. Dışarıda kavga eden, umursamaz görünen o çocuk... İçeride susuyordu. Ve bu suskunluk bir öfke değil, bir acıydı.

Aras bir anda arkasını döndü ve Lavinia'yı gördü.

Bakışları dondu. Sanki yakalanmıştı. Sanki içindeki en gizli tarafı açığa çıkmıştı.

Lavinia kaçmadı. Bakışını kaçırmadı. Sadece ona baktı.

Aras'ın gözlerinde bir şey vardı: Korku değil... Öfke değil... Bir teslimiyet.

Sanki Lavinia'ya şunu söylüyordu:

"Kalbimi gördün."

Lavinia o an şunu hissetti:

Aras'ın kalbini görmüştü.

Aras'ın kaşları sorarcasına kalktı, bedenini arkaya doğru döndürdü.

"İzinsiz okudun," dedi.

Lavinia telaşlandı. Zaten heyecanlanmıştı; şimdi Aras sakin bir ses tonuyla bu soruyu sorunca kalbi hızla çarpmaya başladı. Kızmamıştı ama kızabilirdi. Haklıydı sonuçta, izinsiz okumuştu.

"Gözüm çarptı, okudum."

Aras alaycı bir kahkaha attı. Lavinia onu ilk defa böyle gülerken görüyordu.

"Ne gülüyorsun?" dedi Lavinia.

Aras gülümseyerek cevap verdi:

"Merak ettin, okudun."

Aras bunu emin bir şekilde söylememişti; bir soru gibiydi bu cümle. Gözleri, Lavinia'nın 'merak ettim' demesi için yalvarıyordu sanki.

Lavinia hiçbir şey demeden uzaklaştı. Yerine geçip oturdu. Sınıf dolmuştu, zil çalmıştı. Kaskatı kesilmişti sanki. Ne söyleyeceğini bilememişti. Biliyordu aslında ama korkmuştu; resmen kaçmıştı Aras'tan.

Derse odaklanamıyordu. Düşünmekten öğretmenin anlattıklarını dinleyemiyordu. Aras'ın gözlerini üzerinde hissediyordu. Bir yanı dönüp bakmak istiyordu ama bakmaya cesaret edemiyordu. Farkındaydı çünkü Aras'ı soru işaretleriyle bırakmıştı. O da şimdi dikmiş gözlerini Lavinia'ya bakıyordu.

Öğretmenin ona seslenmesiyle kendine geldi.

"Lavinia, dersi dinlemiyor musun?"

İşte şimdi sadece Aras değil, herkes Lavinia'ya bakıyordu.

"Dinliyorum öğretmenim," dedi Lavinia tereddütle.

Öğretmen tabii ki inanmamıştı; Lavinia pür dikkat dinlerdi çünkü.

"Dikkatini ver lütfen," dedi öğretmen ve ders anlatmaya geri döndü.

O gün okuldan çıktığında hava hafif kararmaya başlamıştı. Lavinia adımlarını yavaş attığını fark etti. Normalde eve hızlı yürürdü ama bugün... bugün zihni ağırdı.

Tek bir kelime yüzünden.

"Susuyorum."

Aras'ın defterinde gördüğü o yarım cümle, Lavinia'nın zihninde tam bir cümleye dönüşüyordu. Sanki Aras'ın içinden çıkan bir fısıltıydı bu kelime. Sanki kavga eden, umursamaz görünen o çocuğun içindeki en gerçek şey buydu.

Lavinia eve vardığında kitabını açtı ama okuyamadı. Kelime gözlerinin önünde duruyordu. Aras'ın defteri... Aras'ın yüzündeki o kırılgan ifade... Kalemi tutuşu... Sayfayı kapatırkenki aceleci hareketi...

Hepsi bir bütün hâline geliyordu.

"Susuyorum..." Neden susuyordu? Kimden? Neye karşı? Kime karşı?

Lavinia bu soruları düşünürken içinden bir sıcaklık geçti. Bu sıcaklık merak değildi artık. Merakın bir adım ötesiydi.

Aras'ın sessizliği bir duvar değil, bir yaraydı. Ve Lavinia o yarayı görmüştü.

O gece Lavinia uyumadan önce pencereden dışarı baktı. Gökyüzü karanlıktı ama içindeki düşünceler daha karanlıktı.

Aras'ın defterindeki kelimeyi tekrar düşündü.

"Susuyorum."

Bu kelime Lavinia'nın zihninde bir yankı gibi dolaşıyordu. Sanki Aras'ın içinden gelen bir ses, Lavinia'nın içinden geçiyordu.

Ve Lavinia o an şunu fark etti:

Aras'ın sessizliği onu rahatsız etmiyordu. Onu çekiyordu.

Çünkü bazı insanlar konuşarak değil, susarak anlatır kendini. Aras da öyleydi.

Lavinia yatağa uzandığında kelime hâlâ zihnindeydi. Sanki Aras'ın defterinden çıkıp Lavinia'nın kalbine yerleşmişti.

O gece Lavinia şunu hissetti:

Aras'ın defterindeki kelime bir sır değildi. Bir çağrıydı. Ve Lavinia o çağrıyı duymuştu.

O gün okulun koridoru her zamankinden daha parlaktı. Güneş camlardan içeri vuruyor, duvarlara sarı bir ışık düşüyordu. Ama Lavinia'nın içi karanlıktı.

Aras'ı arıyordu. Dün yaşanan o defter sahnesi... Aras'ın kırılganlığı... Bakışındaki o sessiz teslimiyet... Hepsi Lavinia'nın zihninde hâlâ duruyordu.

Sınıfa girdi. Aras yoktu.

Bir an kalbi hızlandı. "Gelmemiş mi?"

Ders başladı. Aras hâlâ yoktu.

Ders bitti. Koridora çıktı.

Ve o an gördü.

Aras... Merdivenlerin yanında duruyordu. Ama yalnız değildi.

Yanında başka bir kız vardı. Saçları dalgalı, yüzünde geniş bir gülümseme... Aras bir şey söyledi, kız kahkaha attı. Aras da gülümsedi.

Lavinia'nın adımları durdu. Sanki biri kalbine bir iğne batırmıştı.

Kız, Aras'ın koluna hafifçe dokundu. Aras geri çekilmedi. Bu, Lavinia'nın içini daha çok acıttı.

"Kim o?" "Ne konuşuyorlar?" "Neden gülüyor?" "Neden onunla?"

Sorular zihnine birer birer düştü. Her biri küçük bir taş gibi... Ama bu kez o taşlar bir yol değil, bir duvar örüyordu.

Aras başını kaldırdı. Lavinia'yı gördü.

Bir an durdu. Gülüşü söndü. Gözleri Lavinia'ya değdi.

O bakış... Dün defterdeki kırılgan bakışla aynı değildi. Daha sertti. Daha uzak. Daha kapalı.

Sanki Lavinia'ya şunu söylüyordu:

"Beni merak etme."

Lavinia bakışını kaçırmadı. Ama kalbi kaçtı. Kalbi geri çekildi. Kalbi incindi.

Aras kızla yürümeye devam etti. Kız bir şey söyledi, Aras başını eğdi. Lavinia o an şunu fark etti:

Aras artık sadece bir soru işareti değildi. Bir acıydı.

Ve o acı, Lavinia'nın kalbine sessizce yerleşti.

O gün Lavinia eve dönerken adımları her zamankinden daha yavaştı. Gökyüzü açıktı ama içi karanlıktı.

Aras'ın defterindeki kelimeyi düşündü:

"Susuyorum."

Ve kendi kendine fısıldadı:

"Ben de susuyorum."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.