5. Bölüm.

Vaveyla Yazarı: Elif Açıkgöz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 5. Bölüm.

5. Bölüm

Erkenden uyuduğum için akşam dokuz da tekrar kalkmıştım. Haliyle de akşam yemeğini kaçırmıştım. Uykunun verdiği uyuşukluk ile tuvalete girdim. Yüzümü yıkadıktan sonra göz altlarıma bulaşan maskarayı gördüm.

Tabi ya, dedim. Maskara vardı benim gözümde.

Bu aydınlanma ile makyajımı çıkardım. Sonra dağılan saçlarımı düzeltip at kuyruğu yaptım.

Yatakhaneye tekrar döndüğümde Özge ve Melike nerede diye bakındım. İlk kalktığımda uykulu halimle dikkat etmemiştim. Etrafa bakına bakına yatağıma doğru ilerlerken Sude seslendi. “ Sen uyurken telefonundan art arda bildirim geldi. Uyanırsın zannettim ama uyanmadın. Bende uyandırmak istemedim. Bak istersen.”

“ Allah Allah nereden geldi acaba?” Dedim. Merak etmiştim.

Yastığın altından aldığım telefona baktığımda gelen bildirim seslerinin Oğuz'a ait olduğunu gördüm.

Oğuz_Ata.34
Paylaştığın bir gönderiyi beğendi.

Oğuz_Ata.34
Paylaştığın bir gönderiyi beğendi.

Oğuz_Ata.34
Paylaştığın bir videoyu beğendi.

Bu böyle devam ediyordu. Hesabımda paylaştığım ne varsa beğenmişti.

Bildirimleri kaldırdığımda bu kez de mesaj bildirimlerini gördüm.

Oğuz_Ata.34
+4 mesaj

Sırayla açtım hepsini.

Oğuz_Ata.34
Bir sorun mu var?

Oğuz_Ata.34
Çıkışta hemen gittin.

Oğuz_Ata.34
Yorgun görünüyordun ayrıca.

Oğuz_Ata.34
Özge yurda geçtiğini söyledi.

Oğuz_Ata.34
İyi misin?

Oğuz_Ata.34
Deneme yormuş olmalı. Uyanınca arar mısın rica etsem merak ettim.

Oğuz_Ata.34
İyi uykular:)

Anlamış, dedim içimden. Uyuduğumu anlamış.
İçimde bir kıpırtı oldu istemsizce. Gülüşüme engel olamadım.

“ Ee kimden gelmiş?” Dedi Sude merakla.
“ Öyle.” Oğuzdan geldiğini söylemek istemedim o an nedense.
Sude de ısrar etmedi zaten. “ Tamam sen bilirsin.”

Telefona tekrar döndüğümde mesajlara tek tek cevap verdim.

Sare_karaduman.43
Hayır gayet iyiyim.

Sare_karaduman.43
Evet deneme yordu biraz başım ağrıyordu zaten.

Sare_karaduman.43
Teşekkür ederim sorduğun için.

Sare_karaduman.43
Evet uyumuştum sahiden hdjdkdmd.

Sare_karaduman.43
Geç baktım kusura bakmaa.

Tam telefonu cebine koyacaktım ki bildirim sesi geldi yine.

Oğuz_Ata.34
İyi bari bir an birşey oldu zannettim.

Oğuz_Ata.34
Geçmiş olsun. Ama şimdi iyisin değil mi?

Oğuz_Ata.34
Rica ederim ne demek.

Oğuz_Ata.34
Sorun değill tam tersi uyurken ben seni rahatsız ettim.

En son attığı mesajı alıntıladım.

Sare_karaduman.43
Saçmalamaa

Bir an durdum. Çok mu komik duruyordu?

Kararsız kalsam da gönderdim.

Az önce gönderildi.
Az önce görüldü.
Yazıyor…
Yazıyor…

Merakla yazacağı şeyi bekledim. Birkaç dakika içinde geldi mesaj.

Oğuz_Ata.34
Pekii

Oğuz_Ata.34
N’apıyorsun nasılsın?

Sare_karaduman.43
İyiyim. Yeni uyandım. Birazdan yemekhaneye ineceğim.

Sare_karaduman.43
Sen?

Oğuz_Ata.34
Afiyet olsun. Hava soğuk biraz, üstüne ceket al istersen.

Diğer mesajı alıntılayıp cevapladı.

Oğuz_Ata.34
İyiyim bende. Müzik dinliyorum.

Dinlediği müziği merak etmiştim.

Sare_karaduman.43
Ne dinliyorsun?

Oğuz_Ata.34
MaNga Yad eller.

Ardından bir mesaj daha geldi.

Oğuz_Ata.34
Tavsiye ederim kesinlikle.

Dediği şarkıyı elbette biliyordum. MaNga çok sevdiğim gruplardan biriydi hatta.

Sare_karaduman.43
Biliyorum o şarkıyı. Bende severim.

Oğuz_Ata.34
Birgün birlikte dinleriz o zaman.

Mesajını okuyunca heyecanlandığımı hissettim. Nedense hayali çok güzel geliyordu.

Sare_karaduman.43
Umarım bir gün.

Oğuz_Ata.34
Umarım.

Oğuz_Ata.34
Neyse yemek yememişsin zaten sen yemeğini ye öyle yaz.

Oğuz_Ata.34
Aç durma daha fazla başın ağrıyormuş zaten.

Sare_karaduman.43
Tamam görüşürüz.

Oğuz_Ata.34
Görüşürüz.

Oğuz_Ata.34
Dikkat et kendine.

Sare_karaduman.43
Sendee

Ardından mesajlarına kalp bıraktım. Ve telefonu cebime atıp yemekhane için aşağı indim.

Yüzümde ki aptal bir tebessümle…

🏚
Yemekhaneye indiğimde tezgahın arka tarafına geçtim. Mutfak kısmına girince gözlerim Ayşe ablayı aradı. Ayşe abla yemekhaneden sorumluydu. Kendisi ve iki yardımcısı buradaki yemekleri yapardı. Yemek saatlerinde tabldotlara koyarlar ve ön tezgaha götürürlerdi. “Öğrenciler ise sırayla kendi tabaklarını oradan alırlardı. Ben zamanında inmediğim için arka taraftan alacaktım.

Mutfakta tezgahta bana ayrılan tabağı elime aldım ve masaya oturdum. Sessiz sessiz yemeğimi yerken Ayşe abla nerede acaba diye düşündüm. Müdürün yanında olabilirdi belki. Yemeğimin yarısında Özge aradı. Açtım hemen.
“ Alooo Aşkım sen nerelerdesin ya.”
“ Yemekhnedeyim yemek yiyorum.”
“ Afiyet olsun. Biz de voleybol falan oynadık da yukarı çıkıyoruz şimdi yatakhaneye.”
“ Tamam bende yemeğimi yerim çıkarım.”
“ Tamam aşkım.”

Telefonu kapatacağım sırada Melike'nin sesini duydum.
“ Yemekhaneye gelelim mi bizde balım.”
“ Yok ya gerek yok. Gelirim bende birazdan.”
“ Tamamdır o zaman.”
“ Görüşürüz.” Dedim ve telefonu kapattım.

Birkaç dakika sonra bende yatakhaneye çıkmıştım. Odaya girer girmez Melike üstüme atladı. “ Oğuz tüm paylaştığın şeyleri beğenmiş Sare!”
“ Ya ben diyorum size bu çocuk aşık aşık!” Diye Melike'yi destekledi Özge.
“ Gördüm. Konuştuk hatta biraz ben uyurken mesaj da atmış.”
İkiside minik bir çığlık attı. “ Sen ciddi misin!”

Yatağa geçip oturdum. Onlarda yanıma oturdu.
“ Uyurken yazmış duymamışım. Uyanınca yazdım. Sohbet ettik sonra yemekhaneye inerken kapattık. Yemek yedikten sonra tekrar yazarsın, dedi.”
“ Ohaa Sare git yaz hemen ne duruyorsun daha!” Özgenin tepkileri ile daha çok güldüm.
“ Sare gerçekten neyi bekliyorsun yazmak için bekletme çocuğu.” Melike de Özge kadar heyecanlıydı.

Özge bir anda Melikeye döndü. “ Melike sen yine birini mi engelledin?”
Melike masum masum Özgeye baktı. “ Evet…”
Kaşlarını çattı Özge kızmak için ama pek de başarılı olamadı. Melike'nin yalnız olmasina kızıyor ve birileri ile tanıştırmaya konuşturmaya çalışıyordu. Ama Melike ya bir buluşmadan sonra yada hiç buluşmadan engelliyordu.

Yani sonuç olarak her türlü engel yiyorsunuz siz.

“ Ne yazdı? Bu seferki bahanen ne?”
“ Günaydın yazmıştı.” diye cevapladı. Bunu söylerken Özgeden korksa bile dik duruyor ve haklı olduğunu belli ediyordu.Özgeyle beraber ikimizde “ Eee” dedik.
Kollarını iki yanına açtı isyan edercesine. “ Ee’ si bu. Çok basitti. Ayrıca hoşlanmadım. Sevmedim. Daha ne olsun sevmeyince?”

Burada haklıydı. Sevmeyince yazmamak için karşı tarafın birşey yapmasına gerek yoktu. Ama bu durum engellemeyi ne kadar haklı çıkarırdı işte onu bilmiyordum.

Özge de durdu bir süre. Melike ise devam etti.
“ Sevmiyorum. Birinin beni tanımadan sadece görünüşüme bakarak yazmasını, aşık olmadan öylesine eğlence amaçlı yazmasını hiç birini sevmiyorum ve istemiyorum. Hiç biri samimi gelmiyor. Hiç biri aşık değil, sadece eğlence arıyorlar o kadar.”

Özge dediklerini düşündü bir süre. “ Haklısın. Evet, belki çoğu öyle. Ama güzelim sende kalbine mühür mü koydun anlamıyorum ki. Birilerinin seni sevmesini istemiyorsun okey. Ama sen birini sevmiyor musun sahiden?”

Melike düşündü bir süre. Aklına ne geldiyse ifadesini düz tutmaya çalıştı. Sonrasında Özgeye sadece “Yok.” Dedi.

Özgenin sorusunu beğenmiştim. Ona yazanları sevmiyordu pekala, ama o birini seviyor muydu?

Burada hepimizin aklına Furkan geliyor. Biliyorum, fark etmedim zannetmeyin.
Ama eğer Melike tarafından ölümcül bakış yemek istemiyorsanız siz söylemeyin.

Şey, ben mi?
Ben söyleyeceğim artık dayanamıyorum.

“ Acaba ben diyorum ki, sana yazmayan birine mi aşıksın. Onun yazmasını mı bekliyorsun?”

Usul usul bunları derken bir yandan da kenara kayıyordum. Çünkü evet, bir darbe gelebilirdi her an.

Özge gülmemek için zor dururken ben Melike'yi izliyordum. Melikede kimden bahsettiğimi anlamıştı hemen.

Nasıl da biliyor.

“ Sare! Saçmalama. Hayır, tabiki. Sevmiyorum Furkanı falan. Kimsede beni sevmesin. İstemiyorum!”

Özge gözlerini şüpheyle kısıp Melikeye yaklaştı. Dudaklarında sinsi bir gülüş vardı.
“ Yalnız biz Furkan demedik ki? Senin aklına neden hemen Furkan geldi de savunmaya geçtin?”

Melike ise sesini yükseltti.
“ Aaaa yeter ama ikinizde üstüme geliyorsunuz. Aklımdan-” dediği şeyi fark edince düzeltti. “ Yani aklınızdan başka isim mi geçiyor sanki sizin.”

Özge parmağını şıklattı. “ İşte tam olarak bundan bahsediyorum. Farkında olmadan kalbin onu sahiplenmiş.”

“ Benim kalbim birini sahiplenemez. Ayrıca bu kişi sizin gevşek Furkanınız ise asla!”

“ Tamam güzelim siz bir sevgili olun. Olduktan sonra bu laflarını hatırlatacağım.” Dedim.

Asla demişti. Asla dediğin birşeyin olmaması mümkün değil.

“ Bende.” Dedi Özge.

Melike ise ayağa kalktı.
“ Yatıyorum ya ben. İnsanı huzursuz ettiniz iyice.”

Bizde “ İyi geceler.” Dedik. Zaten uykusuz olduğunu biliyorduk. Bugünde bayağı bir yoğun geçmişti. Bu yüzden şuan uyuması onun için sağlıklı birşeydi.

Tabii birde yarın şafak operasyonuna giden mitçiler gibi erkenden okul için kalkacağımız düşünülürse çok sağlıklıydı.

Bizde Özge ile biraz daha durduk. Ve sonra Özge de yattı. Ben ise uyumadan önce Enkaz altındakileri okudum tekrar.

Bir sayfayı çevirdiğimde Oğuzun altını çizdiği bir cümleye denk geldim.

Alıntıyı okuduktan sonra bende bir kalem ile altındaki cümleyi çizdim. Tekrar okuduğunda bir cümleyi benim gibi okusun istedim.

Sonra aklıma birden ona yazacağım geldi.
UNUTMUŞTUM!

Kitabı kapattım ve yanımdaki komodine koydum. Yastığımın altından telefonu aldım.

Parlaklık o an gözüme fazla geldiği için gözlerimi kısıp ışığı yeniden ayarladım. Hesabına girdikten sonra ne yazacağımı bilemedim. Sonra altını çizdiğim cümle geldi. Kitabı yeniden yanıma aldım. O sayfayı açtım.
Cümleyi yakınlaştırıp fotoğrafını çektim. Ve ona attım.

Attıktan sonra heyecanla bekledim. Bir dakika geçmişti ki mesaj geldi.

Oğuz_Ata.34
Kitabı senin gözünden okumak çok daha iyiymiş.

Mesaj karşısında nefeslerim hızlandı.

Sare_karaduman.43
Senin gözünden okumak da öyle.

Onu çizdiği cümlelerde elimi gezdirmek, okumak onu daha iyi tanımamı sağlıyordu sanki. Sanki onu daha iyi tanıyor ve… Ve sanki kalbim daha yakınlaşıyordu ona. Daha sıcak hissediyordu… daha mutlu.

Düşündüklerim ile karnımda bir his yumağı hissettim. Garipti. Bir duygu tufanı kalbimde fırtına gibi esiyordu. Kilitli yerleri kırmak istiyordu adeta.

Ama dediğim gibi kalbinden korkan bir insandım. Uzak dururdum. Benim için kan pompalamaktan başka bir görevi yoktu. Bu yüzden o tufanın kırmak istediği yerler beni korkutuyordu. Engel oluyordum kırılmasına.

Ne kadar engel olabilirsem tâbi…

Ben bunları düşünürken gelen ses düşüncemi böldü.

Oğuz_Ata.34
Teşekkür ederim.

Neden teşekkür ettiğini anlamamıştım.

Sare_karaduman.43
Neden ki

Oğuz_Ata.34
Beni anlamaya çalıştığın için.

Oğuz_Ata.34
Ama söz. Kitabı yeniden okumaya başladığımda bende seni anlamaya çalışacağım.

Oğuz_Ata.34
Gerçi şuanda da deniyorum ama.

Sare_karaduman.43
Bol şanslar sana:)

Oğuz_Ata.34
Seni anlamama yardımcı olacaksa kesinlikle kabul ederim.

Bir an elim klavyenin üstünde durdu. Ne yazmalıydım?

Sonra kararsız ellerim birkaç harfe tıkladı. Ardından mesajı gönderdim.

Sare_karaduman.43
Pekii o zaman kolay gelsinn sana

Oğuz_Ata.34
Teşekkür ederim

Sare_karaduman.43
Ne demekkk

Oğuz_Ata.34
Yarın okul var yatalım artık sabah zor uyanırsın.

Düşüncesi hoşuma gitmişti.

Sare_karaduman.43
Tamam iyi geceler

Oğuz_Ata.34
İyi geceler Sare

Sohbetten çıktıktan sonra biraz daha kitap okumak istedim.

Ve saat 1 olduğunda benim gözlerim o satırlarda kapandı...
🏚️
Sabah o iğrenç alarm sesi ile uyandım. Uykusuz gözlerimle yataktan kalktım. Gözlerim tuvalete kaydığında sıra olduğunu gördüm.

Her pazartesi klasik görüntüydü bu.

Esneye esneye gözlerimi ovdum. Uykusuzluk gerçekten de iğrenç birşeydi. Olduğum yerde yarı uykulu sıramı beklerken birinin yüksek sesine uyandım.

Şey, evet sırada uyuyakalmış olabilirim…

“ Günolarrr aşkolarrr. Bir hafta daha korkunç eğitim sistemine tanıklık edeceğiz. Hepinize kolay gelsin!”

Sesin sahibini anlamıştım hemen.

Özgeydi tabiki.

Adımları benim arkamı buldu. “ Sana özel olarak günaydın Sarem.”

“ Bana gün aydı mı bilmiyorum ama sana da günaydın.”

“ Aşkım şu saçlarımı düzleştirmek için senden yaklaşık bir saat önce kalktım ben. Gün aymayıp ne yapsın?” Dedi.

Kıvırcık saçları da çok güzeldi. Onun enerjisine çok uyuyordu ama o çok sevmiyordu. Nadiren doğal halini kullanırdı.
“ Kıvırcık halin de ayrı güzel biliyorsun değil mi?”
“ Tabiki de. Bu güzellik karşısında ne yazıkki gözlerim kör, dilim mütevazi olamıyor.” Dedi.

Onun bu enerjisine bayılıyordum.

Bu sırada Melike de tuvaletten çıktı. Bizi görünce yanımıza geldi. “Canlarım günaydın.”
“ Günaydın balım!” Dedi Özge.
“ Günaydın Aşkım.” Dedim bende.

“ Ben çantamı alıp çıkıyorum. Siz gelene kadar ders çalışırım. Olur mu?”

Üstünü zaten giyinmişti. Dediğim gibi,
Hepimizden erken kalkardı.

“ Olur olur. Sen dersini çalış. Bizde geliriz zaten.”
“ Aynen canım. Sen çalış dersini.”
“ Tamamdır o zaman görüşürüz.”
“ Görüşürüz.”

Sıra bana gelince tuvalete geçtim elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım. Sonra çıktım. Benden sonra zaten arkamda Özge olduğu için o girdi. Bende bu sırada dolabıma yöneldim. Kahverengi pantolon ile siyah balıkçı yaka kazak aldım. Bugün hava yağmurluydu. O yüzden siyah ceketimi de yanıma aldım. Yatakhanenin içinde 4 tane giyinme kabini vardı. Sırayla hepsini tıkladım ve sonucunun boş olduğunu görünce girdim.

Giyindikten sonra saçlarıma baktım. Zaten düz saçlıydım ama biraz kabarmıştı o yüzden üstünden düzleştirici ile geçsem iyi olurdu.

Düzleştirdikten sonra bir tokayla at kuyruğu yaptım.

Malum saçımızı serbest kullanamıyorduk.

Ben bunları yaparken Özge de giyiniyordu daha. O ise üstüne lacivert kot pantolon ile toz pembe Kazak giymişti. Ve gerçekten güzel olmuştu.

Çantamı koluma takarken Özge de kapıda beni bekliyordu.

Botlarımızı giyip çıktık yatakhaneden.

🏚️
“ Ya mal! Önüne baksana!”

Öncelikle sizleri böyle bir diyalogla karşıladığım için özür dilerim. Ama önemli bir kavgayı size göstermesem olmazdı.

Melike sırasının yanında dururken Öküz ( bakın normalde hakaret etmeyi hiç sevmem biliyorsunuz ama gerçekten öküz) Melikeye çarptı.

“ Sende sınıfın ortasında durmasaydın lan o zaman!”

Özge zaten Melike'nin yanındaydı ama lan kelimesini duyunca kavgaya daha da dahil oldu.
“ Sen hayırdır Kerim lan falan noluyoruz?”
“ Birşey olduğu yok arkadaşınız sınıfın ortasında durmazsa bir sıkıntı da olmaz. Bir ara yön bilgilerini öğretin.”

Kerim'in omzundan ittirdim. “ Senin zeka seviyen düşük olduğu kadar gözlerinde kör galiba. Kız sırasının yanındaydı hemen. Gelip çarpan sensin mal!”

Sınıf ise bizim kavgamızı izliyordu.

Yani bir kavgayı izlemek Türkiye sınırları içersinde gayet normal bir durum.

O sırada içeriye Furkan ve Oğuz girdi. Gözleri doğal olarak bizi buldu. İkisi de kavga ettiğimizi görünce kaşları çatıldı. İkisinin de adımları hızla bizim yanımıza ulaştı. Furkan arkadan çocuğun omzundan çekti.
“ Ne yapıyorsun lan sen!” Diye bağırdı. Kerim ise Furkan'ın bu çıkışını beklemiyor olacak ki ilk başta şaşırdı. Ardından öfkeyle nefesini verdi.
“ Melike hanım yolun ortasında durmuş çarptık diye bize bağırıyor.”
“ Yavaş yürü sende. Gözünün önündekini görmüyor musun sen?” Dedi Oğuz. Sinirli gözüküyordu ama önce olayı çözmek istiyor gibiydi önce.

“ Yok ben onun gözünü morartacağım göremeyecek zaten bir daha.”
Furkan'ın öfkesi çok daha fazlaydı ve kontrol edemiyor gibiydi şuan. Aslında normalde böyle değildi. Kavgayı gürültüyü sevmezdi ama…

Anlaşılan konu Melike olunca çok da aynı durmuyordu.

“ Ya tamam sizde karışmayın biz hallettik.” Melike Furkan'ın olaya dahil olmasından rahatsız olmuştu. Başına bela alsın istemiyordu.

“ Ayrıca karşımızda ki bir erkek olunca onunla başa çıkmak için bir başka erkeğe ihtiyacımız yok. Biz kızlar olarak da hepinizle başa çıkabiliriz.” Dedi Özge.

“ Ayrıca bize yardım edeceğinize şu arkadaşınızın zihniyetini değiştirirseniz hiç bir sıkıntı kalmayacak.” Dedim.

Özgenin aşırı feminist olduğunu söylemiş miydim?

Elbette hepimiz feministtik. Kadın haklarını savunmamak imkansız gibi birşeydi. Hele birde onun sağladı haklar sayesinde bu şekildeysek.

Ama Özgenin ki bambaşka birşeydi. Kesinlikle hepimizden fazlaydı. Ve ben bundan rahatsız olmuyordum.

Oğuz ve Furkan ise Özgenin bu dediği şeyden rahatsız olmuş gibi yüzlerini buruşturdular.
“ Hayır tabiki. Bir erkeğe ihtiyacınız var demedim. Yardımcı olmak için geldik.” Furkan açıklama yaparken gözleri çoğunlukla Melikeye kayıyordu. Sanki açıklaması bizden çok onaydı.

“ Ve bizlerde sizin gibi Feminizmi destekliyoruz. Öyle erkek olduğumuz için karşıt değiliz.”

Oğuzun bu dedikleri hoşuma gitmişti. Elbette zaten herkes desteklemeliydi fakat ataerkil sistemi çokça içine sindirmiş bir kısım vardı ki birçok kişi bu yüzden karşıt oluyordu.

Bunun yanında rahatlarını bozmak istemeyen erkek topluluğu da dahildi.

Bu yüzden de aslında normali bazı yerlerde insanı şaşırtıyordu.

O sırada Özge konuştu tekrar.
“ Annelerinizin size bakmak için Feminizm hakları sayesinde dışarı çıkabilip çalıştığının farkında olursanız zaten sevmek zorundasınız. Kız kardeşleriniz, ablalarınız da yine feminizm sayesinde okuduğunu da unutmamak lazım tabi ki.”

Furkan güldü. “ Tamam be Özge anladık. Farkındayız bizde bunun ya zaten.”

“ Olmasak şuan bizimle konuşmazdınız zaten bence. Yani sizi çok tanımıyorum ama en azından Sare konuşmazdı bana kalırsa.” Oğuz bana bakarken gözleri sanki bende bir tepki, onay bekliyordu.

Oğuzun bunu demesinin ardından tüm gözler bana döndü. “ Ooo birader bana hiç bahsetmemiştin.” Furkan Oğuzun omzuna vurdu şakasına.

O sırada Kerim de atladı. “ Lan Oğuz! Bana niye demedin. Bilseydim kavga falan etmezdim.” Bana döndü sonra. “ Kusura bakma Sare özür dilerim yani.”

“ Ya yok öyle birşey! Saçmalaşmayın.” Dedim. Stres olmuştum fazlaca.

Furkan da bir eliyle Kerim'i geri ittirdi. “ Sen dur şurada. Sana ben hala sinirliyim.”

“ Sana hayırdır Furkan. Hadi Sareyi Oğuzu anladık.”

“ Oğuz ile Sare diye birşey yok. Saçma sapan konuşup okula dedikodu vermeyin.” Dedi Oğuz.

Dediklerinin ardından kalbimde ince bir sızı hissettim. O kilitli yerlerden kırılmıştı sanki.
“ Aynen öyle. Millet olmayacak şeyler hakkında boş konuşmasın.” Dedim bende karşılık olarak.

Cümlem biterken Oğuz bana sessizce bakıyordu. Ela gözlerinde ilk defa gördüğüm bir durgunluk vardı. Neydi bu bilmiyordum ama jci hoşlanmamıştım o durgunluktan.

Özge ve Melikede Oğuzun dediklerini fark etmişti.
“ Sen saçma salak davranmazsan millet dedikodu çıkarıp senin o havanı sarsmazlar merak etme.” Melike'nin gözleri sinirle bakıyordu.

Oğuz dediklerini anlamamış gibi soru sordu.
“ Okulda ki havam mı? Melike neyim ben sanki okulun bady boy çocuğu mu? Ne havası?”

“ Tamamdır okulun yeni dikkat çeken popüler çocuğu tamamdır.” Özge tamamdır derken son kısmı uzatıyordu.

Furkan arkadaşının üstüne bu kadar gidillmesinden rahatsız olacak ki konuştu.
“ Ya tamam abartmayın kızlar sizde. Sare de aynısını dedi zaten.”

Kerim Omzundaki Furkan'ın elini çekti. “ Ortam gerildi sarmadı beni. Kerim kaçar.”

Onun arkasından bakan Furkan kafasıyla işaret etti. “ Ne gevşek la bu.”

“ Senin gibi.” Dedi Melike. Oğuzu savunduğu için sinirlenmişti.

“ Tamam yeter. Fazla gerildik gereksiz yere. Hadi herkes yerine otursun.” Dedim.

Oğuz benimle göz teması kurmak için bakarken furkan kolundan tutup ona kendi sıralarına doğru çekti “ Hadi birader gidelim artık.” diyerek

“ Bende sınıfıma geçiyorum. İyi dersler.” Melike de gitti böylece. Bende Özgeyle sırama geçtim.

Özge birkaç dakika sessiz durdu. “ Balım bence o da sen rahatsız olursun diye öyle dedi. Yani hemen şey yapma.”

“ Birşey yapmıyorum zaten. Doğru olanını söyledi işte. Gereksiz bir durum vardı. Dile getirdi. Ve herşey netleşti.”

Özge birşey daha diyecekti ama gelen sınıf hocamızla susmak zorunda kaldı.

🏚️
Son iki ders kalmıştı ki yan sınıftan
Buse spor hocası sizi aşağıdaki voleybol sahasına bekliyormuş, dedi. Özge ben ve melike okulun voleybol takımına kayıtlıydı. Belirli zamanlarda antrenmanlar yapıyor ve belirli maçlara çıkıyorduk. Özge Melike ile çoktan aşağıya inmişti. Ben de çantamı topluyordum. Bu sırada yanıma Oğuz gelmişti.
“ Sare, şey… müsaitsen konuşabilir miyiz?”
Sesinde kararsızlık vardı. Ona doğru baktığımda normal enerjik halinden ziyade bir suçluluk vardı sanki. Neyin suçluluğuydu bu?

İlk ders dedikleri aklıma geldi. Ama hayır, bundan neden pişmanlık duysundu ki?

“ Antrenmana yetişmem lazım. Sonra konuşuruz.”

Çantamı koluma takıp önünden geçiyordum ki bileğimden nazik bir şekilde tutup kendisine çekti. “ Lütfen, gözlerinde bana olan kızgınlık geçmediği sürece içim rahat etmeyecek.”

Temasından hızlanan kalbim göğsümden çıkacakmış gibiydi. Eli zarar vermekten korkar gibi nazikçe tutuyordu.
“ Sana kızgın falan değilim. Yanlış anlamışsın.”

Elimi çekmek istersen daha sıkı tuttu.
“ Görüyorum Sare. Yanlış anlamadım seni. Yanlış tanımadım.” Gözleri benimkilere mühürlü gibi başka yere bakmıyordu.

“ Ne için konuşmak istiyorsun ki?” Diye sordum.
“ Bir şeyleri yanlış anlattığım için.”
“ Sen hiçbir şeyi yanlış anlatmadın. Aksine herşeyi çok daha netleştirdin emin ol.”

“ Sare…”

Sus kalbim.
Sus.
Kızma.
Kırılma.
Sus.

Kalbimde bir sarsıntı başlamıştı o konuşmaya başladıktan sonra. İçimde bir kırgınlık hissettim o an. Bu kırgınlık içinde kızdım kendime.

Elimi daha sert çektim bu sefer. O da zorlamadı bıraktı artık.
“ Geç kalıyorum. Gitmem lazım.”

Birşey demek için ağzını açtı ama ben ona çoktan arkamı dönmüştüm…

🏚️
Erhan hoca bizleri ısındırdıktan sonra takım oluşturup yeni bir maç başlattı. Bu sırada teneffüs zili çalmıştım maç yapıldığını duyan herkes sırayla tribünlere oturup bizi izliyordu. Melike tüm dikkatini topa vermişti. Milletin onu izlemesi ona stres yaptırmış ama aynı zamanda da hırslandırmıştı. Özge ise bu maçı kazanmaktan ziyade eğlencesine oynuyordu. Kimin topu atıp kimin smaç bastığı umrunda değildi. Onun için önemli olan eğlenip eğlenmediğiydi.

Ben ise oyuna odaklanmıştım. Yani en azından deniyordum. Birşeyleri düşünmemek için, unutmak için toptan başka birşey düşünmüyordum.

Tribünlerin bir çoğu dolmuştu. Herkes izliyordu bizi. Sahada bizleri destekleyenlerin tezahürat sesleri, alkış sesleri birbirine karışıyordu.

Gözlerim bir anlığına tribünlere değerken onu gördüm. Yanında ki Furkan da Melikeye bakıyordu. Onu görür görmez dengemi sarstım ve vuracağım servisi kaçırdım.

Gözlerimi ondan çekip maça baktım tekrar. Bitene kadar da bakmadım bir daha o tarafa.

Maç bitince takım arkadaşlarımızın hepsi sahaya çökmüştü. Ellerimizde birer soğuk su şişeleri ile soluk soluğa kalmıştık.

Bizi izleyen öğrenciler de yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı. Erhan hoca da yavaş yavaş yanımıza geldi.

Boynunda düdük elini altında da bir voleybol topu vardı.

“ Buse vurduğun smaçlar eskisinden çok daha iyi. Fakat hala tam olarak hızını ayarlayamıyorsun. Biraz daha çalışmamız lazım ona. Tuğçe hareketlerin yavaş. Topa vurmak için ayağına kadar gelmesini bekleme. Topun ayağına kadar gelmesi demek eğer yeterince yere yatamazsan karşı tarafa bir sayı demek.”

Sırayla hepimizle konuşuyordu. Konuşurken yapmamız gerekenleri elindeki top ile gösteriyordu.

Sıra bana geldi. “ Dengeni koruyamıyorsun bazen. Odağını kaybediyorsun. Maç yaparken düşündüğün tek şey top olmalı. Başka birşey değil.”

Kafamı salladım. “ Haklısınız hocam. Bu sefer pek dikkatimi veremedim. Bir daha olmayacak.”

“ Güzel. Senden beklediğim de bu zaten.”

Sonra ellerini birbirine vurdu. “ Hadi bakalım. Geçin sınıflarınıza. Son bir dersiniz kaldı zaten.”

Hepimiz ayağa kalktık. Bu sırada Oğuzun geldiğini gördüm. Erhan hocanın yanına geldi ne dediğini duymuyordum ama her ne dediyse benimle ilgili olduğunu düşünüyordum çünkü cümlesini bitirdikten sonra Erhan hoca bana doğru bakmıştı.

Erhan hoca sakin adımlarla tekrar bize doğru döndü. “ Sare eğer sende istersen Oğuz seninle tek başına maç yapmak istiyormuş.”

Şaşkın bakışlarım Oğuz'a döndü. Oğuz ise bir ders önce bıraktığım pişmanlık ile bakıyordu.

İçimdeki kırgınlık maç düşüncesi ile hırsa dönüştü. “ Tamam hocam. Bana uyar.” Dedim.

Kızgınlığım ona değildi. Kırgındım sadece ona. Ama içimdeki bu öfke tamda bu kırgınlığımaydı.

Neden kırılıyorsun?
Neden üzülüyorsun ki?
Olması gereken de buydu zaten.

Hocam bana uyar dercesine kafasını salladı.
“ O zaman siz ikiniz kalın. Çocuklar siz de sınıflarınıza geçin hadi.”

Herkes tekrardan kapıya yönelmişti ki Buse
“ Hocam biz kalsak da maçı izlesek olur mu?” Dedi.

“ Ay bir gidemedik bugün şuradan.” Diye sitem eden bir kızın sesini işittim.

“ Olmaz. Siz kalırsınız bu sefer tüm okul ister. Gerek yok.”

“ Antrenman yapıyoruz deriz?”

Erhan hoca kızgınlıkla baktı. “ Bana yalan söyleyelim mi diyorsun yani?”

“ Yok yok hocam. Hatta hiç böyle birşey demeyelim. Direkt tüm 11. Sınıflar gelsin. Hem hiç haksızlık olmaz. Zaten son ders.”

Hoca bir süre düşündü. “ Hocam zaten bu sıralar çok deneme olduk. Herkese iyi gelir.”

Birkaç kişi daha Buseyi destekleyince hoca en sonunda tamam, dedi. Öğrenciler de sınıflara haber vermeye gitti.

Erhan hoca da maç başlayana kadar dinlenmek için odasına çıkmıştı. Sahada bir tek Oğuz ile ben kalmıştım. Aramızdaki bu sessizlikten rahatsız olduğum için ayağımın dibindeki su şişesini aldım ve “ Ben bir Özgenin yanına gideyim.” Dedim. Özge ve Melike konuşuruz belki diye sınıfa çıkmıştı.

Oğuzun yanından geçerken önüme geçti.
“ Gitme… bekle bir dinle beni.” sesi kararsızdı. Ne diyeceğini bilemiyor gibi. Onun bu halini de görmeyi istemiyordum hiç. Onun üzüldüğünü görmek hoşuma gitmiyordu asla.

Gözlerimi kapatıp açtım. Derin bir nefes verdikten sonra konuştum. “ Tamam, seni dinliyorum.”

Cevabımı duyunca rahatlamış gibi biraz da olsa gülümsedi. “ Ben ilk ders öyle demek istemedim. Yani…”
“ Dediklerin doğruydu Oğuz. Bazı şeyler net değildi. Ve sen konuşarak herşeyi netleştirdin. Özür dilemesi gerektirecek birşey yok. Sen doğru olanı söyledin.” Haklıydın Oğuz,”

Dediklerimin karşısında gözlerine bir kırgınlık oturdu. Onun dediği şeyleri haklı bulmuş olmam onu şaşırtmıştı.
Üzmüştü de bir o kadar.

Dediğim şeyi bende demek istememiştim. Ama madem araya mesafe koymak gerekiyordu, Pekâlâ, istemesem bile koyardım ben o mesafeyi.
Çünkü ben istemesem bile o istiyordu.

Bunu içimden tekrar etmek canımı yakmıştı.

İkimizde birbirimize bakarken bir kelime edemedik ama gözlerimizi de ayırmadık. Dilimiz ile söyleyemediğimiz şeyleri gözlerimizle anlatmak ister gibi.

Aramızdaki bu suskunluğu dışarıdan gelen öğrenci sesleri doldurdu. Öğrenciler gelince ikimizde birbirimizden uzaklaştık.

Birkaç dakika geçmişti ki tüm 11. Sınıflar buradaydı. Herkes heyecanla bizi bekliyordu. Ben ve Oğuz karşı karşıyaydık.

“Hazır mısın?” Dedim.
“Her zaman.” Diye karşılık verdi.

Ve Oğuz ile ilk maçımızı başlattık. Kurs arkadaşlarımız ile eğitmenimiz bizi izleyici koltuğundan izliyorlardı. Özge arada sırada alkışlıyor tüm arkadaşlarla tezahürat yapıyordu.

İlk servisi ben attım. Ama Oğuz iyi bir refleksle yükselip smaçladı. Top yere sertçe vurdu. Tüm sahada sesi yankılanırken tribünden bir “Oooo.” Sesi yükseldi. Özge ayağa kalktı.
“Hadi be Sare!” Melike ise onun yanında sessizce izliyordu. Dikkatim dağılsın istemiyordu.

Eğitmenimize baktım. Kafasını aşağı doğru salladı. Bu Maçı başlat, Demekti. Gözlerimi açıp kapattım. Sonra önümdeki topa baktım.
“ Daha sert oynayabilirsin bence.” Dedi Oğuz.

Dediklerimin arkasından artık benimle konuşmak istemez diyordum ama az önce hiç öyle şey dememişim gibi gayet samimi ve eğlenceli oynuyordu.

Ben ise nasıl davranacağımı bilmiyordum. Emin değildim.
“ Sen istedin.” Dedim dişlerimin arasından.

Servisi öyle sert attım ki havayı yırtıp hızlıca filenin arkasına geçti. Oğuz son anda yetişti. Kurtarmıştı ama dengesi bozulmuştu.
“ Go girls!” dedi Özge bağırarak.
Hadi kızım, demekti.

Eğitmenimiz gülerek baktığımda yüzünde ki o gurur ifadesini gördüm. “İşte benim öğrencim.” Dedi.

Maç aynı seviyede ilerliyordu. Bir ara mola vermiştik. Sahaya yere direkt çöktüm. Özge yanıma geldi. Benden çok heyecanlıydı.
“Al kuşum kana kana iç.” Su şişemi uzattı.
Alıp bir şişeyi tek yudum da içtim.

Şişeyi kendimden uzaklaştırdığımda nefes nefese kalmıştım. Oğuz ise topu kolunun altına almıştı. Yanında Furkan ve Melike'nin sınıfında Ali vardı.

Ali'den bahsetmiş miydim size?

Ali Melike'nin sınıfındaydı. Furkan ile bayağı samimilerdi. İkiside Basketbol oynuyordu.

Arkadaşları ile bize doğru geldiler.

Furkan bir elini Oğuzun omzuna attı.
“ Basketbolcuya karşı oynamak zorladı galiba.” Dedi.

Durun bir dakika,
Oğuz basketbolcu muydu?

“ Ne? Oğuz basketbol mu oynuyor?” Diye aklımda ki soruyu Melike sordu.
“ Bilmiyor muydunuz siz?” şaşkın şaşkın baktı.
“ Bu okulun takımına kayıtlı değilim ama.” Dedi Oğuz.
“ Olacak ama.” Ali'nin sesiyle Özgenin bakışları ona kaydı. Çok samimi değildik. Furkan'ın arkadaşı diye tanıyorduk o kadar. Ama Özgenin bakışları uzun süre süzdü onu.

Daha yeni mola vermemize rağmen Erhan hoca düdüğünü çaldı. Arkadaşlarım birer destek verdikten sonra yerlerine geçtiler. Oğuzun arkadaşları da öyle.

Oğuz filenin arkasına geçmeden önce bana sessizce özür dilerim, dedi.
“ Buna gerek yok.” Dedim.
“ Sen affedinceye kadar var.”

Cevap vermedim. Gözlerimi Erhan hocaya çevirdim.
“ Yerlerinize geçin. İkinci düdüğümü duyunca başlayın.”

Kafamızı salladık. Oğuz eğilerek filenin altından karşıma geçti.

Ve hocanın ikinci düdüğü ile yeniden başladık.

Maç ilk yarıdan daha hızlıydı. Top hızlıca ilerliyor bir bana bir Oğuza gidiyordu. İkimiz de nefes nefeseydik.

Bir ara smaç vurmak için yaklaştığımda ayağım kayar gibi olmuştu. Son anda toparlamıştım. Oğuz da fark etmişti. Sessizce “iyi misin?”Dedi. Kafamı salladım. Maç herkese eğlence katıyordu. Bize de öyle. Hırslıydık. Hızlıydık.

İkimiz de sonunda eşit olmuştuk.

23-23

Saha daha fazla kalabalık olmuştu. Duyan gelmişti. Herkes alkışlıyor. Sesler birbirine karışıyordu. Erhan hoca düdüğü çaldı. Bizim gibi o da stresliydi.

Oğuz topu eline aldı. Kısa bir adım geri gitti. Ve hızla smaç attı. Top ışık hızıyla bana doğru geldi dizlerimi kırıp tavşan gibi sıçradım. Parmak uçlarımla topa değdim.

Ve karşı sahaya gönderdim!

Ama ayaklarım tekrar yere bastığında ters birşey oldu.

Ayağım kaydı ve bileğim yere doğru eğildi. O an tüm sesler sustu. Sadece ayağımdan yükselen bir acıyı hissettim. Tek bir ses duymuştum.
“Sare!” Oğuzun sesiydi...

Saniyeler içinde tüm herkes başıma toplanmıştı. Yere çöktüğüm gibi dizimi kendime doğru çektim. Acı içinde inlerken kıvranıyordum. Canım çok yanıyordu. Oğuz ise tam karşımda duruyordu. Şok içindeydi. Birşeyler söylüyordu. Ama kulaklarımda ki uğutlu hepsini bastırıyordu. Birtek “ Benim yüzüme oldu.” Dediğini duydum. Özge arkamdan saçlarımı geriye atıyor "Sare, Sare canım bak bana kapatma gözlerini." Diyordu.

“ Sare yapma balım. Bak ambulans gelecek şimdi bekle lütfen dayan biraz.” Aramızdaki en sakin Melike bile asla sakin değildi.

Son kez gözümü açtım "Sayı benim...." Dedim gülümseyerek.

Acı bedenimi kasıp kavuruyordu. Artık dayanamıyordum.

Sonrasında acı içinde gözlerim kapandı...

Zihnimde ise Oğuzun elimi tutuşu kalmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.