2. bölüm / 9
Atılamayan Son Mesaj2. Bölüm
Bölümler 9Şu an: 2. Bölüm
2. Bölüm
Sabah gözlerimi açtığımda şehrin yavaş yavaş aydınlandğını gördüm. Güneş tepede uyanın diyordu sanki. Gerçi ben masa başında uyuduğum için pek uyanamamıştım hatta Ali Rıza bey gibi felçli kalmıştım.
Bu hâl ile nasıl sözlü yapılırsa artık. Sabah kalkınca ilk olarak duşa girdim. Duştan sonra saçlarımı kuruttum. Göz altlarım koyu olduğu için kapatıcı geçtim. Suratıma aynadan tekrar baktığımda ölü bir insandan farksızdım. Bu yüzden elime geçen toz pembe allığımı fırça yardımıyla güzelce sürdüm.
Ardından dolabın kapağını açtım. Mavi kot pantolon aldım. Üstümü giyindikten sonra telefonum nerede diye etrafa bakındım sonra masada test kitaplarının arasında durduğunu gördüm. Elime aldığımda okul grubuna girip ders programına baktım ve ona göre çantamı düzenledim. Çantamı hazırladıktan sonra koluma geçirip odadan çıktım. Tabi bu sırada telefonu sessize almayı unutmadım.
Kapıdan çıkarken son bir kez daha güneşe baktım ve odamdan çıktım.
🏚
Sınıfa girdiğimde sadece bir kişi olduğunu gördüm ve o kişi de Oğuzdu. Dün oturduğu yere oturmuş, Test çözüyordu.
Beni görmemesini diliyordum. Çünkü nasıl ne şekilde cevap vereceğimi bilmiyordum. Muhtemelen Satranç öğretilmeye çalışılan tavuk gibi bakardım Ve bu benim fazla utanç vericiydi.
Fakat o gördü.
“Selam” dedi başını hafifçe kaldırdı.
“Günaydın” dedim. Sesim biraz kısık çıktı.
Kısa süreliğine rahatsız edici sessizlik oldu.
“Eee adın ne” dedi Oğuz sohbet etmek ister gibi. Ve ben hiç istemiyordum!
“Sare”
“Güzelmiş. Ama daha önce adını hiç duymadım. Anlamı ne” Oğuzun bu
denli rahat bir şekilde konuşuyor olması şaşırtmıştı. Ama anladığım kadarıyla satranç öğretilmeye çalışan tavuk gibi bakmıyorum. Bu iyiydi işte.
“Temiz, saf, duru anlamına gelir.”
“Anlamını taşıyorsun o zaman.”
Bir anlığına gözlerimiz kesişti. Gözlerindeki parıltı gören beynim beni sakinleşmemi söylüyordu.
Sare ilk defa mı biri ile konuşuyorsun? Ne bu telaş.
Bak o nasıl konuşuyor. Aval aval bakmayı kes ve karşındakine odaklan!
Doğru ya
Odaklan! Ben nasıl düşünemedim bunu.
Bazen beynimizin o kadar da zeki olduğunu düşünmüyordum.
Yapabilsem yapardım değil mi?!
“Daha tanımadığın insan hakkında böyle konuşma derim.” Diye cevap verdim.
Güldü “Yoksa bunları dediğime pişman mı olurum.” bunları söyledikten sonra gözlerini kaçırır gibi oldu ama sonra tekrar bana baktı.
Bende aynı şekilde gülerek karşılık verdim “Bilemem yani artık zaman ilerledikçe görürsün.”
“Göreceğiz.” Dedi. Bir kez daha gözlerime tebessümle baktı. Sonra o tekrar test kitabına geri döndü. Ben de yeni aldığım kitabıma başladım.
Özge sınıfa Melike ile beraber girmişti. Melikenin bir elinde kahvesi bir elinde 2-3 test kitabı vardı. Bir rivayete göre kahveyi bulan kişi Melike'nin soyundan geliyor. Yoksa bu kadar kahve içmenin başka bir nedeni olamaz.
“Canlar günaydın.” Özgenin sınavlarla pek ilgisi olduğu söylenemezdi. Biz o kadar çalışıp toplarladıktan sonra ona tane tane anlatırdık. Onca kaynak araştırıp ezberledikten sonra...
“Kızlar mamafih ne demekti.” Dedi Melike tüm test kitaplarını önüme yığdı. Sözlü olmadan bize rahat gelmeyecekti. Bir elini başını koydu ovalamaya başladı. Başı ağrıdığı kesindi.
Derin bir nefes verdim. “Ancak, lakin gibi bağlaç anlamında kullanılır.”
Melike soruyu sormuştu ama cevabı dinlemişe benzemiyordu. Kendisi eliyle kitaptan bakıyordu.
“Ay bir şey diyeceğim. Saçım nasıl olmuş? Düzleştirdim bu sefer.” Özge herşeyden bir haber saçıyla uğraşıyordu. Özgenin dalgalı saçları vardı. Saçları için yapmayacağı şeyler yoktu. Ömrünün yarısını saçlarını şekillendirmekle geçirdiği haberleri ise evet dostlar o haberler doğru.
Çoğu zamanda geç kalmasının sebebi de buydu zaten. Saçını şekillendiriyordu.
Bunları derken telefonun ekranında kendisine bakıyordu.
Melike ise elindeki eski Türkçe sözlüğü ile kelimelere bakıyordu. O yüzden Özgeyi pek de dinliyor gibi gözükmüyordu.
“Olmuş olmuş.” Diye geçiştirdi.
Elinde ki kitaptan okuduğu sayfayı gösterdi.
“Bak bir mukabele kelimesinin anlamı yazıyor.” Diye iyice gözüme gözüme sokuyordu kitabı.
Elimle kitabı uzaklaştırırken bir elimle düz olan saçımı kulağımın arkasına attım.
“Tamam Melike gördüm. Biliyorum ayrıca bunları.” Gözü sayfa da dolaşırken birden bana döndü.
“Madem biliyordun neden anlatmadın acaba.”
Özge de sohbetimize katıldı.
“Evet Sare niye anlatmadın.”
“Sen saçınla ilgilenmekten zaman ayırabilirmiydin acaba.”
“Anlatmaya niyetin olsaydın tabiki ayırırdım.” Dedi. Ama hâlâ elinde ki telefonla uğraşıyordu.
Melike ise ayağa kalktı. “ Kızlar ben hoca gelmeden gideyim sınıfa orads çalışayım. Sonra bana yapmaz geç kaldım falan diye hiç gerek yok. Görüşürüz başarılar size.”
Melike maalesef bizim sınıfta değildi. Çaprazımızda ki 11/B şubesindeydi. Aslında bizi sınıfa gelmesi için müdürle ailesi konuşmuştu. Ama müdür,
“ Zaten Sare ile Özge aynı sınıfta birde Melike o sınıfa gelirse artık kimse tutamaz bunları. Bu halleriyle bile zor tutuyoruz.” Demişti.
Şey bir keresinde Ayt denemesindeyken Melike kapıdan bize kopya vermeye çalışmıştı da. Ondan sonra bu konuşma gerçekleşmişti.
Melike gittikten sonra bende defteri kapatmıştım. Zaten sözelciydim. Bu dersler uzmanlık alanım diyebilirdim dün akşam çalıştığım kadarı bana yeterdi.
“ Sare…” Özge masum masum bakıyordu.
“ Efendim?” Aslında ne istediğini biliyordum ama anlamamış gibi yapıyordum.
“ Beni son kez çalıştırır mısın?”
Aslında Özge de sözelciydi. Ama kendisi aşırı unutkandı. Melike ise sayısalcı olduğu için yeteri kadar çalıştıramıyordu. O yüzden bu görev bana düşüyordu.
Özgeye cevap vermek için ağzımı açmıştım ki bir ses beni durdurdu.
“İsterseniz ben yardımcı olurum.” Bu kişi her kimse sesi oldukça yumuşaktı aynı zamanda sakinleştirici.Gözlerimi o kişiye çevirdiğimde gölgenin sahibi beni şaşırtmıştı.
Oğuzdu.
Yeni gelen öğrenci...
Bölüm etkileşimi
